Taner AKÇAM

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Korkunç yalnızlığın intikamı mı?


18.9.2017 - Bu Yazı 1021 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Korkunç yalnızlığın intikamı” ya da “Bir musibet bin nasihatten iyidir”, atasözü mü?

Aklıma, bir de milliyetçi çevrelerde çokça kullanılan, “titre ve kendine dön” ifadesi geliyor. Bu da duruma uygun bir ifade sayılabilir.

Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine yapılanlara “bizim mahallenin” sosyal medyasında gösterilen “ağzı açık kalma”, “bu kadar da olmaz” tepkilerini görünce aklıma geldi bu deyişler.

Tepkimi, yüzümde acı ile alay karışımı bir gülümsemeyle, fazlaca klasik “vaktiyle papazı dövdürtmeyecektiniz” ifadesiyle de gösterebilirim tabii ki…

Kastımın, Almanların “schadenfruede” dedikleri şey (başkasının acısına sevinme) olmadığını söylememe gerek bile yok. Ama söyleyeceklerimin etik olarak uygun olmadığı eleştirisi yapılabilir ve “şimdi sırası mı bunların”, denebilir.

Anlarım bu eleştiriyi…

Ama lütfen aklıma gelenleri söylememe izin verin.

Söyleyeceklerim, belki karşılaştığımız sorunun boyutu ve derinliği konusunda bizleri düşünmeye itebilir.

Türkiye’nin, burunlarından kıl aldırmayan sevgili Türk “devrimci ve solcuları”; muhalefet etmeyi AKP ve Tayyip Erdoğan’dan nefret etmekle eş tutan sevgili “Batıcı-Laikleri”; Sünni-Müslüman çevrelerin yaptığı baskı ve zulümleri tekrar etmekten yorulmayan sevgili Alevileri; “Kemalist vesayet ve baskı rejimine” karşı din, giyim-kuşam ve ibadet özgürlüğü savaşı verdiğine inanan sevgili açık görüşlü Sünni-Müslümanları; “zulme karşı özgürlük savaşı veriyoruz”, diyerek büyük bir moral üstünlüğe sahip olduklarını düşünen sevgili Kürt “devrimci ve ilericileri”, acaba hiç derinden düşündünüz mü Aysel Tuğluk’un annesini mezardan çıkartanlar bu cesareti nereden aldılar diye?

Aslında ağzımızın açık kalmaması, bu kadar şaşırmamamız gerektiğinin farkında mıyız?

Meramım şu: Acaba 1915 konusunda takındığınız tavırların geldiğimiz yerde ufak bir payı olabileceği hiç aklınıza geliyor mu?

1991’de bu konuyla uğraşmaya başladığımdan itibaren başımdan geçenler, kendi yaşadıklarım bir sinema şeridi gibi gözlerimin önünden geçti de…

1915 ile uğraşanların karşılaştığı ana sorun bir tek, sevgili Hrant’ı da aramızdan alan ve ülkemizde çok yaygın olan “imha edici şiddet” değildi. (Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine saldıranlar bu ‘imha edici şiddete’ mensup kişi ve çevrelerdi.) bunun kadar belki bundan daha da önemli olan “sessizliğin kara deliği” veya “suskunluğun sessiz anlaşması” idi.

Ülkemizde, 1915 konusunda “imha edici şiddet” ile “suskunluğun sessiz anlaşması” arasında büyük bir koalisyon vardır.

Ve galiba, imha edici şiddet en büyük desteğini, güvenini, “suskunluğun sessiz anlaşmasını” yapanlardan almaktadır.

Hrant Dink’i aramızdan alan şiddet, bu sessizlikten cesaret alarak gelişti. Anlaşılır kılmak gerek: 1915 ile uğraşmak bir tek “risk” anlamına gelmiyordu bu ülkede; belki bundan daha da önemlisi “büyük bir yalnızlık” anlamına geliyordu. Hala da çok farklı olduğu söylenemez.

Konuyla uğraşmak isteyenler, riskten önce kendi çevrelerinden gelen “derin suskunlukla” karşılaşmak ve dışlanmak tehlikesini göze almak zorundaydılar.

Benim sorum bu “suskunluğun sessiz anlaşmasını” yapan kişi, çevre ve kurumlara:

Yıllarca 1915 ile uğraşanlara “cüzzamlı” muamelesi çeken ve bu insanlarla karşılaşmamak için ellerinden geleni yapanlar (vaktiyle ‘dostum’ olan bir çok kişinin kulakları çınlamıştır); “solculuk, devrimcilik” işlerinde mangalda kül bırakmayıp, Hristiyanlara yapılan katliamlar karşısında sus pus olan ve hatta inkâr edenler; kendi din-ulus grubunun (Sünni Müslüman, Alevi, Kürt vb.) ezilmesi konusunda siperlere geçip, kendi gruplarının Ermeni, Rum ve Süryanilere yaptıklarını ya yok sayanlar, küçümseyenler veya “onlar sadece bir avuç bizden olmayanlar” ya da “kullanıldık” bahanelerinin arkasına saklanıp, işi bir an önce geçiştirmeye bakanlar…

Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine saldıranlar acaba niye “Ermenileri, Kürtleri Alevileri buraya gömdürmeyiz”, diye bağırdılar dersiniz?

Acaba sizlerin, kendinizi “sıkı anti-emperyalist” ve Kuvayı Milliyeci atalarınızın devamı, bu ülkenin Ermeni ve Rumlarını emperyalizmin “içimizeki” uzantıları olarak gören ideolojik tutumlarınızın; Alevi derneklerinde solculuk yarışına girip, en başta CHP, kitlesel katliamları sadece inkâr etmek değil, organize etmekten de sorumlu olan siyasi çevrelerin peşine düşmenizin; “Kemalist vesayeti” tek öcü olarak görüp, size yapılan dışında ve özellikle de sizin adınıza yapılan hiçbir haksızlık ve adaletsizliği görmemenizin; “biz de Türkiye’nin kurucu unsuruyuz”, diyerek şu içinde yaşadığımız yıllarda bile Süryani mallarını gasp edenleri göğsünüze basmakta hiçbir sorun görmemenizin, “uluslararası Ermeni lobisi” tezleriyle inkârcı zihniyete destek vermenizin hiç mi payı yok bu geldiğimiz yerde?

Bana, Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesinde yaşadığımız, “korkunç yalnızlığın intikamı” gibi geldi, en azından ben öyle hissettim.

Sanki o korkunç yalnızlığa mahkûm ettiğimiz, cinayetlerin en cinayeti, ezilmenin, yok ve imha edilmenin o “en” olanı bizden intikam alıyor gibiydi…

Öyle değil mi?

Unutmayın, Marks boşuna “proletaryanın (işçi sınıfının) zincirlerinden başka kaybedecek şeyi yoktur”, dememişti. Çünkü Marks ezilmeye, hor görülmeye ve yok edilmeye karşı ancak ve ancak “zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri olmayanların” gerçekten mücadele edebileceğini düşünüyordu. Burada, işçilerin böyle bir sınıf-çevre olup olmadıkları tamamıyla bir teferruattan ibarettir.

Ey benim burnundan kıl aldırmayan Türk “devrimci-solcu” kardeşim, AKP ve Tayyip’ten nefret etmeyi “modern-Batıcı-ilerici” olmanın ölçüsü sayan “laik” kardeşim; Alevi olunca ve Alevilere yapılanlara karşı çıkınca solcu-ilerici olduğunu zannedip, CHP peşine takılmayı gelenek haline getirmiş Alevi kardeşim; “din ve ibadet özgürlüğü için Kemalist vesayet rejimine karşı savaş” deyince “adalet ve özgürlük” kavgasını tekeline aldığını zanneden Sünni-Müslüman kardeşim; “ulusal kurtuluş savaşı vermenin” kendisine büyük bir moral üstünlük kazandırdığını düşünüp, herkesten koşulsuz biat ve destek isteyen ve bunu vermeyeni azarlamayı en doğal hakkı sayan Kürt “devrimci-solcu” kardeşim, hepiniz ama hepiniz, kaybedecek şeylerinizin olduğunu görmedikçe bu yaşadıklarımızı yaşamaya devam edeceğiz!

“Bu kadarı da olmaz”, “sözün bittiği yer” ifadelerine gerek yok. Tarihimizde bundan çok daha ağır, çok daha kötü “sözün bittiği yerler” oldu.

Bunu görememeniz, görmek istememeniz asıl sorun!

Bu nedenle, Tarihle Yüzleşmeyi siyasetinizin merkezinize koymadıkça ve bunu sadece ötekinden değil, kendinizden de istemedikçe ve kendinizden başlamadıkça bu gidişi durduramayacağınızı görmek zorundasınız!

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.10.2019
15 soruda Suriye ve Kürt meselesi
23.08.2019
Ermenilerin imha kararı: 1 Aralık 1914
22.06.2019
Bir açıklama ardından bazı sorular
23.05.2019
Büyük koalisyon ve Erdoğan’ın seçimleri erteleme veya iptal etme ihtimali
12.11.2018
Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet'i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet'i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politikaları ve Tarihle Yüzleşme
22.10.2018
Kaşıkçı cinayeti ve devlet-yurttaş arasındaki ‘güven’ ilişkisi
20.9.2018
Orta Doğu kördüğümü için alternatif çözüm: Türkiye İsrail ortaklığı
17.8.2018
“Kuşatma savaşı” ve düşündürdükleri
2.8.2018
Birinci Cumhuriyet esas alınıp İkinci Cumhuriyet'e muhalefet yapılamaz
7.7.2018
'Umdenken': Düşünme tarzımızı değiştirmek
30.6.2018
İkinci cumhuriyete hoş geldiniz
14.1.2018
HDP ve 'Türklük'
5.12.2017
Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
14.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
17.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive