Taner AKÇAM

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Kürdistan referandumu ve bağımsızlık


21.9.2017 - Bu Yazı 2142 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Eğer büyük bir değişiklik olmazsa Irak Kürdistan’ı 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapacak. Referandum, otomatik bağımsızlık ilanı değil ama o yolda büyük bir adım.

Bu nedenle, Barzani yönetimini kararından vazgeçirmek için kurulmuş oldukça büyük bir koalisyon var.

İran ve Türkiye, Irak Kürtlerinin özgürleşmesini kendi Kürtlerinin de aynı yola girmelerinin bir başlangıcı olarak görüyor ve konuyu ulusal güvenliğe yönelik bir tehdit olarak algılıyorlar.

İran, tüm sınır kapılarını kapatacağını şimdiden ilan etti.

Eğer Irak’ın, İran ve Türkiye’ce de desteklenebilecek askeri müdahale ihtimalini bir kenara bırakırsak, Kürdistan’a yönelik uygulanacak bir ambargo en büyük silah olarak duruyor.

Yazımın sonunda söyleyeceğimi başından söyleyeyim: Türkiye referandum tehditçisi değil, destekçisi olmalıdır. Eğer Kürtler bağımsız bir devlet ilan ederlerse, Türkiye bunu ilk tanıyan ülke olmalıdır.

Yazımın amacı bölge devletlerinin Kürdistan’ın bağımsızlığına yönelik kamuoyu önünde resmi olarak ileri sürdükleri tezlerin esasında sömürgecilik döneminden kalma tezler olduğunu göstermektir. Ve bu tezler, sorun çözmenin çok ötesinde, günümüzdeki birçok sorunun da doğrudan kaynağıdırlar.

İleri sürülen tezlerin uluslararası hukukta da hala bazı izleri vardır. Ama bu sadece sömürgeci zihniyetin bir devamı olarak görülmeli ve öyle de kavranmalıdır.

Yayılmacılık ve sömürgeciliğin bir uluslararası hukuk normu haline getirilmesinin tarihi bundan 130 yıl öncesine, 1884-85 Berlin Konferansına kadar gider.

Aylarca süren konferans sonunda katılımcı devletler, 1885 Şubat’ında Berlin Genel Yasaları (General Act of Berlin) adı verilen bir antlaşma imzalarlar. Bu antlaşmanın özellikle 34’üncü maddesi konumuz açısından çok önemlidir.

Bu madde ile, “egemenlik alanı (sphere of influence)” bir hak olarak uluslararası hukuk ilkesi haline geldi. Buna göre, sömürgeci devletler, belli şartları yerine getirmeleri koşulu ile, istedikleri yerleri kendi “egemenlik alanları” olarak ilan edebileceklerdi.

Antlaşma elbette bir dizi ön koşul ileri sürüyordu ama işin özeti, diğer sömürgeci devletlerin onayının alınmasından ibaretti.

“Egemenlik alanı” doktrini bir başka doktrini de beraberinde getirdi, (Hinterland Doctrine), bunu galiba en uygun ‘Arka Bahçe’ Doktrini olarak çevirebiliriz.

Bu doktrine göre, sömürgeci devletler, kendi egemenlikleri altında bulundurdukları yerlerin ‘Arka Bahçesi’ olarak telakki ettikleri bölgelere güvenlikleri nedeniyle müdahale edebileceklerdi. Yani, ‘Arka Bahçe’ egemenlik alanının bir parçası idi.

Sonuçta, uluslararası hukuk, sömürgeci devletlere “egemenlik alanı” ilan etme ve Arka Bahçeye müdahaleyi bir hak olarak tanımış oldu.

Bu hakkın çok önemli bir başka anlamı daha vardı: Söz konusu bölgelerdeki insanların ne düşündüğü ve ne istediği asla önemli değildi.

 

Osmanlı Devleti imzacılar arasında

1885 Berlin Yasaları muhtemel ki Afrika’nın paylaşılması bağlamında çok bilinir. Belki bilinmeyen Osmanlı Devleti’nin de bu yasaların imzacısı olduğudur.

Osmanlılar, özellikle 1890’lı yıllarda, orta Afrika’da İngiltere ve Fransa ile egemenlik alanı yarışına girdiler. Kendi “egemenlik alanlarını” ve Arka Bahçelerini ilan ettiler.

19’uncu yüzyıl Osmanlı'sını, Emperyalizm tarafından sömürgeleştirilmiş bir ülke olarak gören bizler için çok alışık olmadığımız bir tablodur bu.

Oysa Osmanlı, görece zayıflığına rağmen sömürgeci bir devletti de.

Ve sömürgeciliğine uygun olarak, diplomaside kullandığı dilde de önemli değişiklikler yaptı. Bazı diplomatik yazışmalarında Afrika’daki bazı bölgeler için eskiden kullandığı Vilayet kavramını bıraktı ve yerine “müstemleke” (colony) kelimesini kullanmaya başladı.

Hinterland kavramının Osmanlıca'sını bulmakta zorlandığı için, doğrudan Hinterland kelimesini kullandı; örneğin, Libya için, “Devlet-i Aliye’nin Trablusgarb hinterlandı” dendi.

Bugün İran ve Türkiye, Arka Bahçe (Hinterland) olarak gördükleri Irak Kürdistanı’na müdahale etme hakları olduğunu savunuyorlar.

En önemli neden ise, İran ve Türkiye sınırları içinde yaşayan Kürt nüfusun varlığı...

Buna göre, bağımsız bir Kürt devleti, İran ve Türkiye’nin parçalanması tehlikesini yaratacaktır. Bu ciddi bir güvenlik sorunudur ve bu nedenle Hinterland’a müdahale etmek şarttır.

Bu bakış, klasik sömürgeci zihniyetin devamından başka bir şey değildir ve bölgede yeni sorunlar çıkartacaktır.

Oysa İran ve Türkiye’nin, kendi egemenlik alanları dışında Kürtlerin özgürleşme ihtimaline verecekleri cevap, güvenlik korkusu ve müdahale tehdidi değil, kendi Kürtlerini özgürleştirmek olmalıydı. Ulusal devletin bu özgürleştirmeye verilecek tek cevap olmadığı ise bir ilkokul bilgisidir.

Basit gerçek şudur: Güvenlik nedeniyle Hinterland’a müdahale etmek isteyen, kendi Kürdü'nü de güvenlik tehdidi olarak görür ve ülkeyi onlar için hapishaneye çevirmek zorunda kalır. Bu ise tüm bölgeyi bir halklar hapishanesine çevirmektir ki, sadece ve sadece korkulanı yaratmaktan başka bir sonuç yaratmaz.

Bağımsız bir Kürt devleti Ortadoğu’da mevcut halklar hapishanelerinin dağıtılmasının ve insanların özgürce ve barış içinde bir arada yaşamalarının en büyük teminatıdır ve bir şans olarak telakki edilmelidir. Çünkü Ortadoğu’nun hakların özgür ortak evi olarak inşa edilebilmesi, her halkın özgürce yaşayabileceği alanların yaratılabilmesiyle mümkündür.

Şu anda Türkiye ve İran, özgürlükleri engelleyen ve bu nedenle sorun kaynağı olan kendi ulus devlet anlayışlarını tüm bölgeye dayatmak istemektedirler. Oysa bunun yerine yapmaları gereken, kendi dar ulus devlet anlayışlarını sorgulayan ve tüm Ortadoğu’yu özgürleştirecek çözümler üzerine düşünmeleridir. Sonuçta, Suriye’de yaşananlar hala gözümüzün önündedir. Beşir Esat’ın ulus-devlet anlayışı Türkiye ve İran’dan esastan farklı değildi. Ve Esat kendi ulus-devlet anlayışını sorgulamayı başaramadığı için ülkesi bu hale geldi.

 Özetle, bölgemizde Kürtlere özgürce yaşam alanı tanımayan her çözüm sadece sorun yaratır.

Kürtler Ermeniler Yahudiler ve Filistinliler

Kürtlerin (ve de Filistinlilerin) kaderi biraz Ermenilerin ve Yahudilerin kaderine benzer. Eğer bugün Ermeni milleti başlarına gelen tüm kırım ve imhalara rağmen ayakta kalabiliyorsa, bunda Ermenistan diye bir devlete sahip olmalarının çok önemli bir yeri vardır. Ermeniler için Ermenistan ne ise, Yahudiler için de İsrail aynısıdır. İsrail, Yahudilerin varlıklarını sürdürebilmelerinin önemli garantilerinden birisidir.

Elbette bu iki devletin nitelikleri üzerine eleştirel çok şey söyleyebiliriz. Ermenistan’da demokrasi yokluğu, mafya yapılanmasının varlığı, İsrail’in ırkçı-ayrımcı ve yayılmacı devlet olması birer vakıadır.

Ama ileri sürülebilecek argümanların hiçbirisi bu devletlerin ortadan kaldırılmaları veya yok edilmeleri gerektiğinin argümanı olarak kullanılamaz.

Kürtlerin (ve de Filistinlilerin) ana sorunları Ermeni ve Yahudi insanının sahip olduklarına, kendilerini koruyabilecekleri yaşam alanlarını sağlayacak siyasi bir yapıya sahip olamamalıdır. Ama Kürtler şimdi bu yola girmiştir ve dönüş mümkün değildir.

Bu nedenle, sıradan sömürgeci tezlere sarılıp bir halkın özgürleşme ihtimalini boğmak değil, o alanın açılmasına imkân tanımak gerekir.

İran’ın şu anda tehdit ettiği sınır kapatmayı, Türkiye 1993’ten beri Ermenistan’a uyguluyor. Ermenistan’a boykot uygulayarak Türkiye neyi başardıysa, İran’da Kürdistan kapılarını kapatarak aynı şeyi başarır.

Türkiye 1949’da İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülkedir. 1991’de de Ermenistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerin başında gelir. Bunları yaparak çok doğru yapmıştır.

Türkiye’ye yakışan, klasik sömürgecilik tezlerinin arkasına sarılmak değil, Kürdistan’ı ilk tanıyan ülke olma onuruna sahip olmaktır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
16.07.2020
Türkün uygarlıkla sınavı
4.05.2020
24 Nisan, Hrant Dink ve fabrika ayarları
27.04.2020
Koronalı günlerde 24 Nisan üzerine konuşmak
24.04.2020
23.5 Nisan ve yeni bir kuruluş hikâyesinin zorunluluğu
6.04.2020
Tekalif-i Milliye (Milli Vergi) emirleri ve korona için bağış
28.01.2020
Yeni bir cumhuriyet ve tarihi buluşma
21.01.2020
Hrant, Talat Paşa'nın intikamı için öldürüldü
28.12.2019
Siyasetin 'söylenecek sözü' bitmiş 'yeni söz' lazım
16.12.2019
Amerikan Senatosu’nun soykırım kararı ve olası sonuçları
18.11.2019
Bizim mahallenin hocası Mümtaz Soysal
15.11.2019
Tarihi hakikatleri inkâr ve editoryal politika
11.11.2019
T24 meselesi bize niçin Hrant Dink’i hatırlatıyor?
17.10.2019
15 soruda Suriye ve Kürt meselesi
23.08.2019
Ermenilerin imha kararı: 1 Aralık 1914
22.06.2019
Bir açıklama ardından bazı sorular
23.05.2019
Büyük koalisyon ve Erdoğan’ın seçimleri erteleme veya iptal etme ihtimali
12.11.2018
Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet'i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet'i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politikaları ve Tarihle Yüzleşme
22.10.2018
Kaşıkçı cinayeti ve devlet-yurttaş arasındaki ‘güven’ ilişkisi
20.9.2018
Orta Doğu kördüğümü için alternatif çözüm: Türkiye İsrail ortaklığı
17.8.2018
“Kuşatma savaşı” ve düşündürdükleri
2.8.2018
Birinci Cumhuriyet esas alınıp İkinci Cumhuriyet'e muhalefet yapılamaz
7.7.2018
'Umdenken': Düşünme tarzımızı değiştirmek
30.6.2018
İkinci cumhuriyete hoş geldiniz
14.1.2018
HDP ve 'Türklük'
5.12.2017
Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
14.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
17.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive