Taner AKÇAM

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Siyasetin 'söylenecek sözü' bitmiş 'yeni söz' lazım


28.12.2019 - Bu Yazı 598 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Bu günlerde en çok Ruhi Su’nun türküleştirdiği Mevlana’ya ait şu dizeleri tekrar ediyorum:

“Dünle beraber gitti, canlarım,

Ne kadar söz varsa düne ait.

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Yeni partiler kuruluyor, kurulacak. Konuya ilişkin söylenenleri mümkün olduğu kadar yakından takip etmeye çalıştım. Söylenenler arasında, daha önce söylenmemiş bir “Söz” aradım.

Davutoğlu’nu, Babacan’ı dinledim. Menderes’ten, Demirel’e, Ecevit’ten Özal’a ve 90’ların SHP’sinden AKP’sine, bugüne kadar söylenmişlerin dışında acaba yeni bir “Söz” var mı diye çok bakındım, bulamadım.

Eğer birileri bana “daha önce söylenmemiş Söz şudur”, diye bir şeyi gösterebilirlerse, kendilerine müteşekkir kalırım.

Bana göre, bu memlekette siyasetin söyleyecek “Sözü Bitti.”

Siyaseten, daha önce söylenmemiş hiçbir Söz kalmadı bu nedenle ana problem “Sözsüzlük”.

Kürt meselesinden, özgürlüklere, sosyal adaletten, gelir dağılımı eşitsizliğine kadar, dış politika da dahil söylenecek her şey daha önce söylendi.

Yaşanan, “Sözün tükenmişliği”dir.

Söyleyecek “Yeni Söz” yokluğunda, siyasetçilerin söyleyebilecekleri tek şey var: “Öncekiler yapamadı, ama biz yapacağız”.

Peki ama yeni siyasetçileri, öncekilerden farklı kılan ne var ki?

Yeniler, öncekilerden “daha mı zeki”? Öncekiler sözlerinde durmadılar da yenileri mi duracak? Öncekiler hep kötü, yeniler mi çok iyi?

Geçelim bunları…

Türkiye’nin bugünkü en büyük sorunu, daha öncekiler de dahil, “söylenmiş sözlerin” anlamsızlığı ve tükenmişliğidir. Artık daha önce söylenmişleri tekrar ederek gidecek bir yerimiz kalmadı.

Peki söylenecek Yeni Söz ne?

Yeni Söz, artık üstümüzdeki sahte örtüyü atmaktır.

Yeni Söz, toplum olarak kendimize yalan söylemekte olduğumuzu kabul edip, bundan vazgeçmektir.

Kurduğumuz hayatın, geçmişimizin ve kendimizin inkârı üzerinde yükseldiğini kabul etmektir.

Yeni Söz, kendimize ait kurduğumuz Sırçalı Köşkün, yani bugüne kadar söylediklerimizin problemin kendisi olduğunu fark etmektir.

Yeni Söz, artık bildiğimiz ve ama konuşmadığımız, konuşmaktan korktuğumuz şeyleri konuşmaktır.

Yeni Söz, siyasette çok ciddi bir zemin kayması gerektiğini kabul etmektir.

Tarihimizi ve kendi gerçekliğimizi inkâr esasına göre kurulmuş mevcut siyaset zemini, bugüne kadar söylenenleriyle nasıl hiçbir sorunumuzu çözemediyse, bundan sonra da çözemeyecektir.

Çünkü siyaset zemininin kendisi sorunludur.

Ve bu nedenle, her “yeniyim” diye ortaya çıkan, önceki söylenmişleri tekrar etmekte ve hiçbir şeyi çözememektedir.

Yeni Söz, siyaset yapış tarzımızı belirleyen zeminin değişmesi ve yeniden tanımlanmasının zorunlu hale geldiğini kabul etmektir.

Siyasette zemin değişiminin iç ve dış politikada anlamları var.

İç politikada bunun ne anlama geldiğine sonra değineceğim ama önce daha kolayından, dış politika ile başlayayım:

Komşularımızla iyi ilişkiler kurmak, bölgede huzur güven ve istikrarın oluşmasını mı istiyoruz?

Cevap çok basittir. Bölgemizin “ortak bir ev” olarak düzenlenmesi ve kurgulanması gerekir. Bunun için ise, bölgenin tarihini, bölge insanlarının ortak tarihi olarak, onlarla birlikte anlatmayı becermemiz gerekir.

Komşularla ortak geçmişimiz üzerine konuşmanın ortak dilini yaratmadıkça onlarla hiçbir sorunumuzu çözemeyiz.

Bence, Yunanistan’la dostluk istiyorsak bunun yolu, (yılları ileri geri oynatabilirsiniz) 1913-1924 arasında nelerin yaşandığını, Yunanistan ile ortak anlatacak bir dili bulmaktan geçer.

Siyasetin söylemesi gereken basittir: “Yunanistan ile arada güvensizlik ve kuşku vardır. Bu güvensizlik ve kuşkunun ana nedeni, ortak geçmişi birbirimiz ile konuşamıyor olmamızdır. Geçmiş tarihi birlikte konuşur hale gelemezsek, iki ülke arasındaki ilişkileri düzeltemeyiz. Biz, iki ülkenin tarihleri üzerine ortak konuşma dili yaratarak, güvensizliği ve kuşkuyu ortadan kaldıracak ve geleceği birlikte inşa edeceğiz.”

Diyasporası dahil Ermenilerle, Ermenistan ile Türkiye arasında karşılıklı güven ilişkisi mi yaratmak istiyorsunuz?

Burada da siyasetin önüne koyacağı görev çok basittir: “Tarihte yaşanmışların yarattığı güvensizlik, kuşku ve korkuları aşmadan Ermenistan ile karşılıklı güvene dayalı bir ilişki tesis edemeyiz. Biz Ermenistan ile tarihimizde yaşanmışlar üzerine birlikte konuşmanın imkanını yaratarak geleceği inşa edeceğiz.”

Siyasetin görevi, bunu yapma, imkanlarını yaratma sözünü vermektir.

Benzeri bir yaklaşımı Suriye ve bölge Kürtleri ile de yapmanızı salık veririm.

Onların bizlerle ana probleminin, bizlere yaşadıkları ortak tarihten kaynaklandığını ve bizleri hâlâ o geçmişin penceresinden değerlendirdiklerini göreceksiniz.

Özetle, bölge halkları ile aramızdaki en büyük uçurum, onlarla yaşadığımız ortak tarihtir. Bölge tarihini, bölge insanları ile ortak anlatmayı başaracak bir dili kuramazsanız, bölgede huzur ve güven sağlayamazsınız.

Bugün Ortadoğu’da halklar, uluslar birbirlerine esas olarak yaşanmış tarihin penceresinden bakmakta, birbirlerini geçmişte yaşanmışlar ışığında değerlendirmektedirler.

Ortadoğu’da yaşanmış tarih, geçmiş olmamıştır. Ortadoğu’da geçmiş, hâlâ bugün olarak yaşamaktadır.

Bölge insanının ve devletlerinin, Türkiye’ye güvensizliğin ana nedeni, Türkiye’nin tarihte yaşanmışların üstünü örtmesi ve inkâr etmesidir. Dış siyasetimizin ana zemini yaşanmışların yok sayılması üzerinden kurgulamasıdır. Ve bu yaşanmışların inkârı bölgede ciddi korkular yaratmaktadır.

Dolayısıyla, siyasetin ana zemini “yaşanmışın yok sayılması ve inkârı” ile belirlendikçe, bölgede güven ve istikrar sağlayamazsınız. Siyaset yapış tarzınızı üzerinde yükselttiğiniz temel varsayımlarınız yanlış ve onları değiştirmek zorundasınız.

Yani bugüne kadar, onlarca yıldır ezberleyerek tekrar ettiğiniz şeyin kendisi sorundur ve onu değiştirmedikçe, her gelen eskisini tekrar eder, hiçbir şey değişmez ve hiçbir sorun çözülmez.

Çünkü kurgu yanlış. Siyasetin Zeminini belirleyen neler varsa, onlar yanlış…

Siyasete Yeni Söz mü?: “Yunanistan, Ermenistan ve Suriye ile ilişkileri, tarih üzerine konuşamamanın yarattığı korku ve güvensizlikler ortadan kaldırarak düzelteceğiz. Bölge tarihinin ortak dilini bularak, bölgeyi ‘ortak bir ev’ olarak düzenleyeceğiz” diyebilmektir.

Bilerek dış politika ve komşular örneği ile başladım.

Ama aslında onlar bir zamanlar “komşu” değildiler. Bu ülkenin bir parçası, bu toprakların çocukları idiler.

Oysa, Türkiye’de bugün iç ve dış siyaset bu toprakların insanlarının varlığının ve onların yaşadıklarının inkârı üzerine kurulmuştur.

Tarihi inkâr, yaşanmış gerçekliği inkâr, bugünkü iç ve dış siyasetin ana problemidir.

Bir siyaset düşünün ki, bu ülke nüfusunun yüzde 30-35’inin varlığını yok saymak üzerine inşa edilmiştir.

Bir ülke düşünün ki arşivlerini kapatarak ve oradaki bilgileri kendi insanlarından uzak tutarak tarih yazmıştır ve hâlâ yazıyor.

Bir ülke düşünün ki, arşivindeki bilgiyi, insanından kapalı tutması yetmiyormuş gibi, bunu komşusu ile ilişkide pazarlık konusu yapma saygısızlığını meziyet zannediyor.

Siyasette yeni söz mü? “Genelkurmay arşivindeki tüm bilgileri, hiçbir şeyi saklamadan herkesin hizmetine sunacağım”dır.

“Başbakanlık Arşivinde, ‘kozmik odalarda’ saklı tutulan tüm bilgileri, herkesle paylaşacağım ve herkes tarafından bilinir hale getireceğim”dir.

Yeni Söz, “bu arşivler komşuların da arşivi; bilgiler, onların da bilgileridir” diyebilmektir.

“500 yılı, 1000 yılı bulan yaşanmış ortak tarihin bilgileri, bölge insanlarının tümüne aittir ve yarını, o ortak tarihimiz üstüne kurabiliriz” demektir.

Siyasette yeni söz mü? “Arşivindeki bilgiyi halkından, bölge insanından saklı tutarak siyaset yapılır mı”, sorusunu sormaktır.

“Karanlık odalarda sakladığı bilgileri kendi insanı ve bölge insanları ile paylaşmaktan korkanlar, kendi ve bölge insanının geleceğini de karanlığa boğarlar” demektir.

Siyasette yeni söz mü? “Özel ortamlarda zaten konuştuğumuz şeyleri siyasetin öznesi yapalım”, demektir. “Kendimizi kandırmaktan vazgeçelim, kapalı kapılar arkasında konuştuklarımızı herkesle konuşur hale getirelim” demektir.

“Günlük özel yaşamlar ile resmi siyaset yapma arasında oluşmuş sahte duvarları yıkalım” demektir.

Yeni Söz, siyasetin kendisini kandırmaktan, kendisine ve insanına yalan söylemekten vazgeçmesi çağrısı yapmaktır.

Sizi bilmem ama ben solcusunun, “emperyalizme ve onların yerli işbirlikçilerine karşı anti-emperyalist mücadele” edebiyatından bıktım. Bu zihniyet komşularla güven tesis edemez.

İslamcısının, “ümmet kardeşliği”, “Hıristiyan Batıya karşı dünya Müslümanlarının başkaldırısı”, “din-iman”, deyip siyaset yapmasından bıktım.

Milliyetçisinin, “her taşın altında hain” aramasından bıktım.

Bu kafalar hem içimizde hem de komşularımızda sadece düşman yaratır.

Tüm bunlar, “etrafının düşmanlarla çevrili olduğu” edebiyatının, solcu, İslamcı ve milliyetçi tekrarlarından başka bir şey değil.

Solcusu da İslamcısı da milliyetçisi de bölgede düşman yaratan bir zihniyet dünyası ile siyaset yapıyor.

500-1000 yıllık tarihi beraber yaşadığın insanların, niçin öteki ve niçin düşman olduğunu anlatan bir zihniyetle ne Türkiye’yi ne de bölgeyi yeniden inşa edilebilirsiniz.

İşte bu nedenle siyasette zemin değişikliği şarttır. “Komşu” dediklerimizin, bu toprakların insanı olduklarını hatırlayarak, onlarla ortak tarihimiz, ortak biçimde konuşmaya başlamaktır.

Yeni olacak olan budur.

Peki, siyasetin iç politikaya ilişkin söyleyeceği “Yeni Söz” ne olacaktır?

Bunun için önce “yanlış olan nedir?”, sorusuyla başlamak ve cevabın siyasetin yapılış tarzından kaynaklandığını fark etmektir. Siyasetin zeminini belirleyen temel kurgu yanlıştır. Ve bu Zemin değişmek zorundadır.

Peki Yeni Zemin ne olmalı? Bu da başka bir yazı konusu olsun…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.05.2020
24 Nisan, Hrant Dink ve fabrika ayarları
27.04.2020
Koronalı günlerde 24 Nisan üzerine konuşmak
24.04.2020
23.5 Nisan ve yeni bir kuruluş hikâyesinin zorunluluğu
6.04.2020
Tekalif-i Milliye (Milli Vergi) emirleri ve korona için bağış
28.01.2020
Yeni bir cumhuriyet ve tarihi buluşma
21.01.2020
Hrant, Talat Paşa'nın intikamı için öldürüldü
28.12.2019
Siyasetin 'söylenecek sözü' bitmiş 'yeni söz' lazım
16.12.2019
Amerikan Senatosu’nun soykırım kararı ve olası sonuçları
18.11.2019
Bizim mahallenin hocası Mümtaz Soysal
15.11.2019
Tarihi hakikatleri inkâr ve editoryal politika
11.11.2019
T24 meselesi bize niçin Hrant Dink’i hatırlatıyor?
17.10.2019
15 soruda Suriye ve Kürt meselesi
23.08.2019
Ermenilerin imha kararı: 1 Aralık 1914
22.06.2019
Bir açıklama ardından bazı sorular
23.05.2019
Büyük koalisyon ve Erdoğan’ın seçimleri erteleme veya iptal etme ihtimali
12.11.2018
Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet'i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet'i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politikaları ve Tarihle Yüzleşme
22.10.2018
Kaşıkçı cinayeti ve devlet-yurttaş arasındaki ‘güven’ ilişkisi
20.9.2018
Orta Doğu kördüğümü için alternatif çözüm: Türkiye İsrail ortaklığı
17.8.2018
“Kuşatma savaşı” ve düşündürdükleri
2.8.2018
Birinci Cumhuriyet esas alınıp İkinci Cumhuriyet'e muhalefet yapılamaz
7.7.2018
'Umdenken': Düşünme tarzımızı değiştirmek
30.6.2018
İkinci cumhuriyete hoş geldiniz
14.1.2018
HDP ve 'Türklük'
5.12.2017
Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
14.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
17.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive