Tayfun Atay

T24



Bookmark and Share

Dinbazlığı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır


20.06.2019 - Bu Yazı 438 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Başlık şu çarpıcı sözden ilhamla şekillendi:

“İktidarı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır.”

Bu sözü George Orwell’dan alıntılıyorum. (Şu ara Orwell’a feci takmış, daha doğrusu aşkla takılmış haldeyim!)

Pazar günkü seçime doğru yaşananlara baktığımda da bu sürecin bir parçası olacak şekilde AKP’nin 17 yıllık iktidarına projeksiyonda bulunduğumda da Orwell’ın 1944’de kaleme aldığı bir yazısındaki “iktidarı doğrulukla birleştirmenin olanaksızlığı” sözünün dudaklarımı kıpır kıpır etmesine mâni olamıyorum (G. Orwell, Dali’den Karakurbağasına Bazı Düşünceler, Sel Yayıncılık, 2016, s. 89).

Tabii bu sözü bizdeki dinbaz iktidarın “özgül"lüğüyle uyarlı kılmaya çalışınca, içerikte bazı modifikasyonlara gitmek de kaçınılmaz oluyor.

Bizde dini, iktidarına doğrudan araç kılmış bir siyasi irade var.

Elbette iktidarına dini araç kılmış siyasi hareketler/partiler daha önce de oldu bu topraklarda. Ama hiçbirisi AKP kadar “doğrudan” araçsallaştırmamıştır dini… Üstelik dini hep “amaç” edindiğini söyleye gelmiş; ne yapıyorsa “din-i mübin-i İslam”a ve “ümmet-i Muhammed”e hizmet için yaptığını söyleye söyleye iktidar arzusunu ebediyen sürdürme arzusunda ola gelmiş bir irade karşımızdaki…

“İktidar arzusunu ebediyen sürdürme arzusu” da ne demek; arzunun arzusu mu olurmuş demeyin!

“Arzu tatmini arzulamaz; arzu sadece arzuyu arzular” sözünü unutmayın!..

***

İktidarın doğrulukla birleştirilmesi mümkün değil, tamam... Peki hâl böyleyken bir iktidarın dinle özdeşleştirilmesinin, dine referans edilmesinin, din ile muteber kılınmasının sonucu ne olur?

Dinin topluma bir “yanlışlık” olarak takdim edilmesi olur.

Türkiye’de olan tam da budur.

AKP’nin gözleri iktidar ateşiyle yanıp kor olmuş kurmayları en büyük zararı (hayır, kendilerine değil) uğruna iktidar oldukları telkininde bulundukları dine verdiklerini görememekteler.

Geçmişte “alnı secdeye varıyor mu, önemli olan o” diyerek mebzul miktarda cemaatçiyi liyakat aramaksızın hemen her yere yerleştirip onları en hassas noktalara sızdırmadılar mı, sızdırdılar.

Sonra bu alnı secdeye varanlarla kanka olmaktan çıkıp kanlı-bıçaklı olmadılar mı, oldular.

Üstüne üstlük ardından bir de “Rabbimiz de milletimiz de bizi affetsin” dediler mi, dediler.

***

Yıllarca Millî Görüş’ün "ruhuna Fatiha” okumadılar mı, okudular.

Sonra o “alnı secdeye varıyor” diye kanka olduklarıyla kanlı-bıçaklı olunca tekrar Millî Görüş’e ricat etmeye kalkıp “ruhuna Fatiha” okudukları “mevta”yı tekrar hortlatmaya kalkıştılar mı, kalkıştılar.

Peki öte yandan, yıllarca o Millî Görüş mirasına kararlıca sahip çıkmış Saadet Partisi’ni ha bire küçümseyip hatta alaya alıp, en son 31 Mart yerel seçimlerine giden yolda meydanlarda lânetlemediler mi, lânetlediler.

Saadet’i CHP’yle, HDP’yle; yetmedi FETÖ, PKK, DHKP-C ile “ortaklık” içinde göstermeye çalışıp kriminalleştirmeye yeltenmediler mi, yeltendiler.

Şimdi Saadet’in kaleme-kâğıda açılan kapısı Millî Gazete’ye “teşrif edip” geçmişte şöyle oldu böyle oldu da; sizi şöyle kırdık böyle incittik de; şimdi bunlar için özür diliyoruz ama bu bir seçim yatırımı değildir de diye, özrü kabahatinden büyük laflar ediyorlar mı?.. Ediyorlar!..

***

Yıllarca Fethullahçılarla el ele kol kola can-ciğer kuzu sarması iken Saadet neydi; sonra onlarla gırtlak gırtlağa gelince Saadet ne oldu?

Dün 31 Mart seçimlerine giderken Saadet neydi; şimdi 23 Haziran seçimlerine giderken Saadet ne oldu?

Saadet deyince dün nadanlık/nobranlıktı, bugün nedamet; öyle mi oldu?

Dün “beka sorunu” diye diye ortalığı dehşete boğup “Kürdistan”ı haram saymak; bugün “beka sorunu”na “Bir-ki-üç, tıp” deyip “Kürdistan”ı helâl saymak… Öyle mi oldu?

Dün Fethullahçıların arkasında kale gibi durup kozmik oda kapılarının açılmasına, şakır şakır belgelerin kopyalanmasına cevaz vermek; bugün “Belge kopyalamak FETÖ taktiğidir” diye, hiç hicap duymaksızın belediye başkanlığı yarışındaki rakibine kara çalmaya çalışmak… Öyle mi oldu?

Dün "ille de İsmail Küçükkaya’yı isterim" diye tutturup bugün aradığını bulamayınca, istenen sonucu alamayınca o FETÖ taktiklerine bizatihi başvurup, otel kamera kayıtlarını hukuku hiçe sayarak oraya buraya sızdırıp İsmail’i yerin dibine batırmak…

Öyle mi oldu?..

***

Öyle mi oldu böyle mi oldu, ben yazarken yüzüm kızarıyor, midem altüst oluyor, yüreğim sıkışıyor.

Ne için oldu bütün bunlar?..

İktidar için oldu.

Sırf şu 23 Haziran vartasını atlatmak için oldu.

Peki, atlatsanız ne olacak?

Bu kadar omurgasız, iktidar arzusuyla bukalemunlaşmış bir söylem-pratikle tarihte yeriniz/adınız ne olacak?!

Her şey bir yana, şu İstanbul seçimi için tepeden tırnağa tekmil seferberlik halinize bakınca ne olacak?.. Cumhurbaşkanı sahnede; İçişleri Bakanı sahnede; Sayıştay sahnede; Belediye Başkanlığı vekaletiyle şehrin her tarafına astırdığı “İstanbul’a hizmet israf değildir” yazılı, İmamoğlu'na nispetli manidar pankartlarla İstanbul Valisi sahnede…

İstanbul için “tek devlet/tek parti/tek adam”, bakanlıklardan valiliğe açılan yelpazede tam saha pres yüklendikçe yükleniyor. İmamoğlu için de “Valiye küfretti, özür dilesin” deniliyor.

***

Ne güzel!.. Bugün İmamoğlu’na “Milletten özür dile” diyorsunuz.

Ama dün o milletin evladına, “Lan artistlik yapma, ananı da al git” çektiğinizi unutarak bunu diyorsunuz.

İstanbul’da da Ordu’da da memleketin her yerinde de valilerin milletin mi iktidarınızın mı valisi olunduğunun sorgulanması gerektiğini kamufle ederek diyorsunuz.

“İtlik” mi “basitlik” mi; sorgulayın, hesabını görün, ne yaparsanız yapın… 

Ama valilik, AKP’lilik mi?.. Bunu da soracak-sorgulayacak zihinler ve yürekler olduğunu unutmadan ne yaparsınız yapın!..

***

Ve şimdi yine başınız sıkışınca Mısır yetişiyor imdadınıza, öyle mi!..

Dün, Gezi Olayları sırasında Mısır’da patlayan darbeyi fırsata dönüştürüp Mursi ile aynı kaderi paylaşıyormuş illüzyonu yaratarak, ümmetçiliğe sığınarak ayakta kalma çabaları…

Bugünse Mursi’nin vefatını “fırsat bu fırsat” sayıp, “Unutmayın, bu ülkede de Sisi’ler var" diyerek; “Pazar günü Sisi'ye mi oy vereceğiz, Binali Yıldırım’a mı oy vereceğiz” diye sormaktan da geri durmayarak…

Bir ölümü, İstanbul seçimini "kapma" yolunda malzeme yapmak, öyle mi?..

Evet, iktidarın doğrulukla birleşmesi olanaksızdır. Peki ya iktidarın dinbazlıkla birleşmesi nedir?!..

Adını siz koyun!..

Ve bu ülkede Sisi’ler varsa da onları nerede aramalı acaba?

Aynanın dışında mı içinde mi aramalı Sisi’leri?..

***

Temize çekelim yazdıklarımızı:

Dün “beka sorunu” vardı, bugün yok. Çünkü iktidarı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır.

Dün “Kürdistan” yoktu, bugün var. Çünkü iktidarı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır.

Dün “İsmail’i isteriz de isteriz”; bugün “Vay hain, bu ne densizliktir, bu ne ahlaksızlıktır...” Çünkü iktidarı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır.

Dün Saadet tu kaka; bugün, onu kırdık-incittik, çoook özür dileriz!..

Çünkü iktidarı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır.

Dün, kozmik odalara dalışa da şakır şakır belge kopyalamaya da cevaz… Bugün, “Belgeleri kopyalamak FETÖ taktiğidir” lakırdısı…

Çünkü iktidarı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır.

Dün, “Lan artistlik yapma; ananı da al git!”

Bugün, valiye şunu dedin bunu dedin, milletten özür dile!..

Çünkü, iktidarı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır.

Ve dün de bugün de dinle oynaya oynaya iktidar arzusuna arzu katıp dini bu topraklarda yanlışladıkça yanlışlama, yabancılaştırdıkça yabancılaştırma, yerin dibine batırdıkça batırma…

Çünkü…

İktidar dinbazlığıyla samimi dindarlığı birleştirmek olanaksızdır.  

.

Facebook Yorumları

Emlak8
10.12.2019
Ümmetin kurdu kendinden olur
5.12.2019
Toprak, Beton ve Kanal
3.12.2019
İrlandalı’nın Kızı
1.12.2019
Ya Alzheimer ya cinayet: Bir şaheserdir Şahsiyet!
19.11.2019
Büşra’nın 'mevlit-şov'u
17.11.2019
Başlangıçta tiyatro vardı!
14.11.2019
Doğallaştırma
10.11.2019
Fenomenlik, domestiklikten evlâdır!
7.11.2019
‘Ne kaa homofobi, o kaa İslamofobi!’
5.11.2019
AKP Katolikliği, CHP Protestanlığı ve cadılaştırılan HDP
3.11.2019
Hayatta olmayanı kurgudan beklemek ayıptır
31.10.2019
Vahşet Tanrısı, Uygarlık 'Tasma'sı
29.10.2019
Trump'ın suratından Bağdadi akıyor!
27.10.2019
Cumhurbaşkanlığı'na özel antropoloji tedrisatı: Araplık, Kürtlük, çöl, dağ, kültür
24.10.2019
Mevlânâ sizden utanırdı!
22.10.2019
Al Trump’ı vur Şevki’ye şevkle şehvetle!
20.10.2019
Savaşın pornografisi
15.10.2019
'Pınar'ınız ya IŞİD'e can suyu olursa!..
8.10.2019
Tapılacak en kutsal varlık 'Doğa'dır!
3.10.2019
Komediden rezalete, 'Etnospor-Türkiye'
1.10.2019
'Etnospor' komedisi: "Yâ Hak diye diye yunduk Yunan'dık!"
22.09.2019
'Helâl teşhir'de Türkiye'nin gururu: Modanisa
12.09.2019
Bir insanlık yenilgisi: ‘Erkeklik’
25.08.2019
'Yaratılmışların en şerefsizi': İnsan
20.08.2019
Amok koşusu
6.08.2019
Akif’in Akit’i normalleştirmesi
30.07.2019
Sen bahar toprağı gibisin Dersim, seni seviyorum!
26.07.2019
İthal ya da itlaf: Bütün mesele bu!
11.07.2019
Ümmet-i Muhabbet!
2.07.2019
Geç gelen doğruluk, doğruluk değildir
27.06.2019
AKP zarâfetle düşmesini bilecek mi?
25.06.2019
Bitmiş bir iktidarın yakın ölümü
20.06.2019
Dinbazlığı doğrulukla birleştirmek olanaksızdır
17.06.2019
Binali Yıldırım: Elde var hüzün…
10.06.2019
“Yeni Türkiye”de dinî hiyerarşi ve dinbaz sıkışıklık
3.06.2019
Dinbazlığın kırılma noktası: Gezi
27.05.2019
Bir 'dinî-ortodoksi' deklarasyonu: Diyanet raporu
26.05.2019
‘Devletin Tunç-eli’ yine mi inecek Dersim üzerine?
23.05.2019
Yeni Zelanda İslam’ı!
19.05.2019
"Hasta Türk’ün gençleşmesi": 19 Mayıs
9.05.2019
Bir ‘Ümmet-i iktidar’ komedisi
22.4.2019
Cumhuriyet’i cezasıyla sevdik biz!
21.4.2019
İmamoğlu’nun işareti: Dünya dünyevî yaşanır!
18.4.2019
Ya Cumhurbaşkanı ya ‘Biz’!
15.4.2019
‘Erkeklik kabuğu’nu kıran adam: Şener Şen
14.4.2019
Etnografi ‘mızrağı’nın İslamcılık ‘çuvalı’na sığmadığı Sudan
11.4.2019
'AKP Katolisizmi', Cadılar ve Seçimler
8.4.2019
Doktorun iyisi ‘palyaço’ olur!
5.4.2019
Kürdün olduğu kadar kurdun da hakkını gözeten Fatih Başkan
2.4.2019
'Beka sorunu’nun sonucu: Balkondaki yalnızlık
31.3.2019
İslam’da ilk seçim: Halifelik
28.3.2019
Bir ‘kriko’ olarak AKP
25.3.2019
Reis’e İskenderpaşa vız gelir tırıs gider
22.3.2019
Hangi Erdoğan?
4.3.2019
İslamiyet’te evrim
1.3.2019
Evet, Türkistan yoksa Kürdistan da yoktur!
25.2.2019
Komünizm ve din
21.2.2019
Hukukun ‘intikam’ olduğu yer: Cumhuriyet davası
18.2.2019
Siz ‘insan’ olun, kadından imam da olur peygamber de!
14.2.2019
Bir ‘ağıt’ olarak Sevgililer Günü
11.2.2019
Dede’cim seni söylüyorum, Reis’im sen anla!
4.2.2019
Hazzı kazıyın, altından hüzün çıkar: ‘Sex Education’
3.2.2019
Gutenberg asıl şimdi ölürken…
24.1.2019
A’dan Z’ye hep ‘memuriyet’tir işimiz!
21.1.2019
Hız zehri
14.1.2019
Kamu spotlarının ‘Kamu'dan bîhaberliği!
10.1.2019
Katil, adın ‘Şöhret' olsun!
27.12.2018
Bugünün ‘Abuzer'i kim?
24.12.2018
Kim milyonlara rezil olmak ister?
20.12.2018
Murat ve Acun, papağan ve aslan: 7 farkı bulun!
17.12.2018
Kadın vaiz, imanınızı mı gevşetir?!
13.12.2018
‘Usta'ya veda!
10.12.2018
Sırrı Süreyya: 'Ferhad'dır, Kerem'dir ve Keloğlan'dır!'
6.12.2018
Tesettür 'açılımı'
3.12.2018
Yine de ‘ucuz' kurtuldu Acun!
29.11.2018
Geçin ‘helâl turizm'i, ‘helâl porno' kapıda!
26.11.2018
'BİSMİLLAH'
22.11.2018
“Mühendis olmuş, matematik bilmiyor hocam!”
19.11.2018
Çocuk, insanın babasıdır!
15.11.2018
Mısıroğlu meselesi: Galip kim, mağlup kim?
12.11.2018
Türkçe ezan kimin fikriydi?
10.11.2018
Atatürk, cesarettir
5.11.2018
Birbirimizi yaşamak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive