Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Habu akan dereler


08.03.2014 - Bu Yazı 2227 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çay zamanıydı. Apiçalılar, çay toplamaktan fırsat bulup kırılan su borusunu onaramadıkları için köy günlerdir susuzdu. Bir sabah camide sela okunmaya başladı. Ahalinin bildiği kadarıyla bir ölen yoktu. Sela bitince herkes minaredeki anonsa dikkat kesildi. Cami imamı hüzünlü bir ses tonuyla konuşmaya başladı: “Değerli Apiçalilar! Malumunuz birkaç gündür sular kesuk. Bori patladı, onarmaya gelen yok. Bugün öğlen ezanina mütaakip cenaze nemazini kilacağuk. Köy halkini bekliyorum.” Bu anonstan sonra boru onarıldı ve sular çeşmelerden yeniden aktı. Bir hocanın hocadan çok daha fazlası olduğunu işte o gün anlamıştım.

Namaz kıl idman olur

Bu olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra geçen yazı Rize’de, köyümde geçirdim. Camimizin şimdiki imamı bizum köydendi ve benle yaşıt sayılırdı. O da eski imam gibi bir hocadan çok daha fazlasıydı. Herkesin yardımına koşar, genç yaşlı demeden herkesi dinler ve yapabileceği ne varsa yapar. Köydeki gençler spor yapsın diye Rize’de halı saha ayarlamış, haftada iki gün gençlerle maç yapıyordu. Bir gün bana “Sen de top oynamaya gel” dedi. Ayıptır söylemesi, çok eskiden toplara iyi tepik attığımız rivayet edilse de yıllardır oynamışlığımız yoktu. Kıramadık bizum hocayi gittik maça. İlk 10 dakikadan sonra teklemeye başladım tabii. Hoca derinlemesine bir pas attı: Kale karşımda, vursam gol olacak. Doksana takayım dedim vurdum. O da ne? Top utanç verici bir şekilde tıngır mıngır gitmesin mi… Beyinle ayaklar ayrı telden çalıyordu. Durumu gören Tuncay Hoca yapıştırdı lafı “Çameye teravih nemazi kılmaya gelsen böyle olmazdın. 20 rekat bütün hamlığını alırdı.’’

Köyler arası yapılan turnuva maçlarında Apiça’nın antrenörü de yine Tuncay Hoca’ydı. Derken bizum köy çıktı maça. Tribünler tıklım tıklım ama takım kötü. Hoca ise kötü giden maça en ufak bir müdahalede bulunmadı. Aksayan bir iki eleman vardı, çıkarmadı. İlk maçta fark yedik tabii. Öfkeli bir halde yanımıza gelen hocaya çattım. “Hoca senin hocalığını beğenirim ama sadece cami hocalığını.” Hocanın bana o bakışını unutamam,“Çok biliyorsan gel sen yap…” demekten çok fazlasıydı bakışları. Yine de bir şey demedi yürüdü gitti.

Bizum Hoca vizyona girdi

Bütün bunları bana düşündüren bugün vizyona giren “Bizum Hoca” filmi oldu. Yılmaz Okumuş’un senaryosunu yazdığı ve Serkan Acar ile birlikte yönettiği filmde bir hocadan çok daha fazlası var. Karadeniz’e özgü zekâ kokan fırlamalıkların dışında, son yıllarda bütün ahaliyi öfkelendiren HES’ler işleniyor filmde. Köyün deresine nereden geldiği belli olmayan ve musallat olan HES’çilere karşı hocanın köylüyü örgütlemesi ve direnmesi anlatılıyor. Köylülerin direnişini kırmak için HES’çilerin köylülere iş rüşveti vermesi de işlenmiş. Ki böyle oldu zaten. Köylüler bölündü. İş rüşvet olarak verilerek dereler çelik borulara konuldu. Para pul hepsi bir yana bir daha asla geri gelmeyecek şekilde ağaçlar kesildi, dereler talan edildi. Filmde “Bizim Hoca” ile birlikte hareket eden köylüler zafer kazansa da gerçekte çok azı bu zaferi kazanıp, HES’leri derelerinden kovabildi.

Çocukluğumda babamın kamyonundan çaldığım şamrelle yaz aylarında Salarha deresinde rafting yapardık arkadaşlarla. Salarha’dan başlayıp denize kadar inerdik şamrelle. Geçen yaz boyunca çamur aktı dere. Mahkemelerin durdurma kararları da fayda etmedi HES’çilere. Şimdi çelik borulara sokulacak yüzyıllardır özgür akan dere. Herkesin olan dere birilerinin cebini dolduracak doldurmasına da, olan o çevrede yaşayan yaşamayan herkese olacak.

Son günlerdeki siyasi tartışmaların, iktidar mücadelelerinin bir yerde manasız olduğunu da hatırlattı bana “Bizum Hoca” filmi. Bu siyasi kavgalar geçip gider fakat yaşadığı yer kalır insana. Dereler, ağaçlar kalır. Asıl sahip çıkmamız gereken de budur. Film demiş diyeceğini. Bize tavsiye etmek, size de izlemek düşer. Bırakalım dereler özgür aksın, dereler tutsak olursa bunun vebali hepumuzundur…

http://serbestiyet.com/habu-akan-dereler/

HES'ler

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.06.2019
Nankörler!
16.06.2019
Babalar ve uşakları (*)
13.05.2019
Çürüme…
27.04.2019
Seçimler ve rutinlerimiz…
13.3.2019
Beyoğlu’nun en güzel abisi
24.1.2019
Baba’nın ardından…
4.12.2018
Hepimiz Mehmediz!
27.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
23.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
20.6.2015
Sınır…
5.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
11.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
22.03.2015
Kanaviçe
08.03.2015
Ağrı Dağı’nda bir Ebru
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive