Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Beyin felciyle ‘yaşamak’


20.06.2014 - Bu Yazı 2108 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İlk sözü “Ben bitki değilim” oldu. Tekrar tekrar aynı şeyi söyledi: “Ben bitki değilim… Ben bitki değilim…” Bunu ilk söylediğinde 26 yaşındaydı ve ilk kez biri onunla işaret diliyle iletişim kurmuştu.

Polonyalı Mateusz bebekken beyin felci geçirerek yatalak kaldı. Mateusz’un anne ve babası ona normal bir insan gibi davranmayı tercih etseler de götürdükleri doktorlar için umutsuz bir vakaydı. Mateusz’la iletişim bile kurulamazdı doktorlara göre.

Üç çocuklu ailenin ortanca çocuğu olan Mateusz “sihirbaz” diye tanımladığı babasından yıldızları öğrendi. En çok sevdiği şey cam kenarında durup, yıldızlara bakarak babasından yıldızların hikâyelerini dinlemek oldu. Evin geçimin sağlamak için terzilik yapan annesine provaya gelen kadınların soyunması da Mateusz’un sevdiği şeylerdendi. Özellikle kadın memelerine takıntılıydı. Ona göre Tanrı’nın en büyük buluşu “yıldızlar ve kadın göğüsleriydi”.

Büyüdükçe hayat daha da zorlaşmaya başladı Mateusz için. Çevresiyle iletişim kurabilmek için kendisini bir yerlerden atması, hırıltılı sesler çıkarması gerekiyordu. Bir keresinde çekyatın altına düşen annesinin broşunu almak için kendini tekerlekli sandalyeden atmış, sırt üstü oraya gitmeye çalışmıştı. Annesi ona sarılarak sakinleşmesini sağlasa da broş orada kalmıştı. Kimse bilemedi Mateusz’un ne istediğini; davranışlarıyla bitki olmadığını çaresiz bir şekilde kanıtlamak isterken Polonya’da büyük bir devrim gerçekleşiyor ve sendikacı Lech Walesa komünistleri devirerek iktidara geliyordu. Şehirdeki kutlamaları izlemek isteyen baba, Mateusz’a kapının bozuk kilidini vererek “Beni bekle. Kilit alıp geleceğim” diyerek çıktı. Gece olduğu halde gelmeyen babasını sırtüstü kapıda bekledi. Baba geç saatte eve geldi ama dış kapının anahtarı yoktu. Evin dış cephesine kurulu iskeleye tırmandı babası. Mateusz sırt üstü sürünerek cama geldi. Baba yine o “sihirli” numarasını yaparak ensesinden çıkardığı kapı kilidini Mateusz’a gösterdi. O sırada havai fişekler patladı ve baba yok oldu. Mateusz sanıyordu ki “Yıldızları patlatan adama” kimse bir şey yapamazdı. Ama bu, babasını son görüşüydü.

Mateusz büyürken annesi de yaşlanmıştı. Ve onu bir yerden bir yere taşımakta güçlük çekiyordu. Bu arada kardeşi denizci olmuş, denizlere açılmıştı. Ablasının evlendiği adam ise “özürlü” biriyle yaşamak istemiyordu. Mateusz’u akıl hastanesine götürdüler. Delilerin arasında hiçbir iletişimi olmayan bir deliydi artık. Onu akıl hastanesine götüren annesini affetmedi. Ziyarete geldiğinde kafasını çevirdi. Merkezde tek eğlencesi kendisini besleyen kadınların memelerine bakıp onlara puan vermek olmuştu. Zaman içinde merkezde kalan diğer hastaları sevdi, onlar da Mateusz’u. Merkezde yaşadığı en büyük işkence kendisine yatarak yemek verilmesiydi. Bunu anlatabilmek için dudağını ısırmaya başladı. Isırarak parçaladı dudağını. Bir gün fark ettiler bunu. Mateusz beni anladılar diye sevindi önce. Fakat bedelini ağır ödedi. Kendisine zarar vermesin diye üst dişlerini söktüler…

Bir gün merkeze orta yaşlı bir kadın geldi. Elinde kalın bir dosya. İşaret dilini öğretiyordu hastalara. Hastalarla işaret diliyle anlaşmayı. Mateusz’la ilgilenmedi kadın. O zaten hiç iletişim kuramıyordu. Kendini kadına fark ettirmesi epey bir zaman aldı ve sonunda başardı. İşaret diliyle kurduğu ilk cümle “Ben bitki değilim…”  oldu. Bunu birine söyleyebilmek için tam 26 yıl beklemişti Mateusz…

Polonyalı yönetmen Dawid Ogrodnik’in gerçek bir hikâyeden yola çıkarak çektiği film “Hayat Çok Güzel / Chce Sie Zyc” beni derinden sarstı. Belki de bu sarsıntı yüzünden uzunca filmi yazdım. Sağlıklı bir insan olarak yaşamanın kibri tuzla buz oldu filmi izlerken. Bununda ötesinde, toplum olarak beyin felci geçirdiğimizi düşündüm. Her türlü iletişim yöntemini kullansak da faydası olmuyor. Hep karşımızdakinin bizi anlamasını bekliyoruz. Haklılığımızdan kuşkumuz yok çünkü. “Dokunma bana” diye haykırırken başkalarına dokunmayı kendimize hak görüyoruz. Anlaşılmayı beklerken, karşımızdakini anlamayı çoktan bir tarafa bıraktık. Anlaşılmadıkça öfkemiz büyüyor, nefretimiz çoğalıyor. Şiddet kendimizi ifade edebileceğimiz meşru bir yol haline geldi artık. Giderek bir şiddet sarmalının içinde bocalarken, iletişim kurmak, anlamak karşımızdakini anlamsız bir kavram haline geldi.

Toplum olarak beyin felci geçirmek sanırım böyle bir şey olmalı.

Evet; biz bitki değiliz. Karşımızda ki de. Bunu anlayabilmek için konuşmayı unutup, işaret dilinden başlamak gerekiyor belki de…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.07.2020
Fıtrat ve yemek…
13.04.2020
İtiraf ediyorum:Bidon kafalıyım
2.04.2020
Begonvil…
21.03.2020
Bir doktoru özür dilemeye zorlamak…
29.11.2019
Öğretmen gibi oturmak…
18.11.2019
Kasaba...
12.11.2019
Cinayet süsü!
1.11.2019
Haydarpaşa ve Sirkeci’nin raconu!!!
19.10.2019
Bir anlaşmadan geriye kalanlar...
28.08.2019
Emanet!
29.06.2019
Nankörler!
16.06.2019
Babalar ve uşakları (*)
13.05.2019
Çürüme…
27.04.2019
Seçimler ve rutinlerimiz…
13.3.2019
Beyoğlu’nun en güzel abisi
24.1.2019
Baba’nın ardından…
4.12.2018
Hepimiz Mehmediz!
27.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
23.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
20.6.2015
Sınır…
5.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
11.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
22.03.2015
Kanaviçe
08.03.2015
Ağrı Dağı’nda bir Ebru
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive