Tuncer KÖSEOĞLU

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır


13.11.2014 - Bu Yazı 2371 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Toprağın üstünün altından daha değerli olduğunu öğrenemediler…” James Cameron’un 2009 yılında gösterime giren ve çok ses getiren filmi Avatar’ın felsefesini oluşturuyordu bu söz. Filmde, dünyanın iliğini kemiğini sömüren küresel güçler, gözünü Pandora gezegenindeki çok değerli bir madene dikmiştir. Amerikalı bir şirket, bu cevherin ticaretini yapmak üzere Pandora’daki çalışmalarına başlar. Filme göre, emperyalist insan güçleri, Navileri kandıramayınca; B planını; yani Navileri yok etmeyi devreye sokar ve yüksek teknoloji ürünü silahlarıyla Naviler’in yerleşim alanını yerle bir eder. Naviler, bu istilacı güçlere karşı gezegendeki bütün canlıları yanlarına alarak ölüm kalım savaşına girer ve kazanırlar. İstilacılar yenilerek geri dönerken geriye savaştan ağır tahrip olan gezegenle, o gezegeni eski haline döndürecek Naviler kalır…

Özellikle HES’lerle birlikte ortaya çıkan ve sonrasında maden sahalarına sıçrayan mücadeleyi bu filme benzetiyorum çokça. Önce köylülere rüşvet verdiler, işsiz gençler işe alındı. Hatta işe gelmeyin denildi. Bu rüşveti kabul etmeyen köylülerle, kabul edenler birbirine düşürüldü önce. Sonra, ellerinden alınanın sadece dereler olmadığını, hayatlarının alındığını gördü köylüler. Dozerlerin, iş makinelerinin önüne dikildiler hep birlikte. Hukuk mücadeleleri başladı. Köylüler direndikçe bu kez şiddet devreye girdi. Pandora da olduğu gibi. Davalar kazanıldığında iş işten geçmiş, HES’ler derelerin önüne set olmuştu çoktan. Çocukluğumun geçtiği Rize’de HES’lerin yapıldığı derelerde artık hiçbir şey eskisi gibi değil. HES’ler sadece derelerin önüne set çekmedi, doğal hayatı değiştirdi. Bu uğurda patlatılan dinamitler dağlardaki yer altı sularını başka yerlere kaydırdı. Yüzlerce yıl toprağın içinden, kayalardan çıkan pınarlar akmıyor artık. Karadeniz’de köylüler yaşadıkları yere sahip çıkmayı ve savunmayı HES’lerle öğrendi. Birçok yerde de başarılı olup derelerinin önüne set çekilmesini önlediler. Sadece öğrenmekle kalmadılar, bütün ülkeye öğrettiler.

Dün Karadeniz’de bugün Soma’da yarın başka bir yerde… İnsanın hırsları bitmiyor ki bir türlü. Yırca Köylüleri aylarca haykırdı “Dedelerimizden kalan zeytin ağaçlarını kesecekler” diye. Nöbet tuttular, zeytin ağaçlarının altında. Termik santrali yapacak şirket önce köylüleri ikna etmeye çalıştı. Rüşvetler verildi “Gençleri iş sahibi yapacağız”denilerek. Direniş sürünce işe ihtiyacı olan gençleri “Güvenlikçi” adı altında işe alarak köylülerin karşısına diktiler. O gençler kendi sınıfından olan köylüleri darp etti, ellerine kelepçeler vurdu. Nobranlık yaptı acımadan. Ve o nobranlıktan payını uğruna mücadele edilen zeytin ağaçları aldı. Bir gecede altı bin zeytin ağacı katledildi.

Danıştay’ın “santralin yapımında kamu yararı yoktur” kararı geldiğinde iş işten geçmiş, zeytin ağaçları kök saldığı topraklardan sökülüp atılmıştı çoktan. Ve suçlu bulundu hemen. Güvenlikçiler… Santral yapmak için tuttuğu güvenlikçileri köylülerin karşısına diken Kolin Şirketi, ilk iş olarak işe aldığı adamları attı. “Bakın biz yapmadık, bunlar yaptı” demeye getirecekler herhalde. Kullan at taktiği ile tepkiyi azaltacaklarını sanıyorlar. Bu pis işler için başka bir yerde 100 tane adam bulmak çocuk oyuncağı onlar için.

Siyanür varsa fındık mındık yok

Soma, Yırca Köyü’nde bunlar yaşanırken bir başka yerde fındık bahçelerinde nöbet tutuyor köylüler. Aylardır seslerini duyurmaya çalışıyorlar, “fındık yoksa biz ölürüz”diyerek. Fatsa’nın Yukarı Bahçeler Mahallesi Engiz mevkiinde Altıntepe Şirketi’nin, altın çıkartmak üzere çalışma başlatması üzerine direnişe geçti köylüler. Şirket maden sahası açmak için 100 dönümlük arazide daha şimdiden binlerce ağacı kesti. Buna karşı durmak, toprağını, havasını zehirleyecek insanları kovmak için maden sahasının kapısında nöbet tutuyorlar. Şirket gidene kadar ayrılmayacaklar oradan.

Seslerini duyurmak için geçen Pazar günü İstanbul Galatasaray Meydanı’ndaydılar. Kalabalık değildiler belki ama bu direnişi gösterecek haklılıkları ve yürekleri vardı. “Fatsa-Ünye halkı siyanüre direniyor” yazılı pankartla eylem yapan köylüler attıkları “Fatsa’nın fikri siyanüre direnmek”, “Siyanür varsa fındık mındık yok”, “Köyüme, suyuma, ormanıma dokunma”, “Fatsa’da maden istemiyoruz” sloganlarıyla davalarına destek istediler. Hekimoğlu türküsü söylendi meydanda hep bir ağızdan. Hekimoğlu’nun torunlarının pes etmeye niyeti yok biline.

Bütün bu olup bitenlere baktığımda toprağın altını isteyenlerle üstüne sahip çıkanların mücadelesinde kazanan o hayata sahiplenenler olacak. Bu da yaşama olan umudumu artırıyor çokça. Evet, madenler önemli, onu işlemek ekonomiye kazandırmak da çok önemli. Ama bunu yaparken yaşadığın yere çevreye kör kalmamak daha önemli. Orada yüzlerce yıl yaşayan, toprağı ekip ürün alan insanları yok saymadan, mağdur etmeden yapabilmeli. Aksi halde toprağın altı ne ki, eninde sonunda gideceğimiz yer… Bunun için de iki metre kare yer yeter de artar bile.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.07.2020
Fıtrat ve yemek…
13.04.2020
İtiraf ediyorum:Bidon kafalıyım
2.04.2020
Begonvil…
21.03.2020
Bir doktoru özür dilemeye zorlamak…
29.11.2019
Öğretmen gibi oturmak…
18.11.2019
Kasaba...
12.11.2019
Cinayet süsü!
1.11.2019
Haydarpaşa ve Sirkeci’nin raconu!!!
19.10.2019
Bir anlaşmadan geriye kalanlar...
28.08.2019
Emanet!
29.06.2019
Nankörler!
16.06.2019
Babalar ve uşakları (*)
13.05.2019
Çürüme…
27.04.2019
Seçimler ve rutinlerimiz…
13.3.2019
Beyoğlu’nun en güzel abisi
24.1.2019
Baba’nın ardından…
4.12.2018
Hepimiz Mehmediz!
27.7.2018
Türkiye’nin ‘’Mesut’’ halleri…
12.7.2018
Paramparça...
1.7.2018
Dünya Kupası üzerine bir çeşitleme
6.4.2018
Yaşamına virgül koyup gitti,
14.1.2018
Denizler Altında 20 Bin Fersahtan Milli ve Yerliliğe
6.11.2017
Sahne kötülerin
23.9.2017
‘’Şu mektepler olmasaydı’’…
3.8.2017
Çınar…
27.7.2017
İmparatore!
19.7.2017
Ya evde yoksan…
21.5.2017
Çuval...
13.5.2017
Fıtrat…
5.5.2017
Al Jazeera Türk…
22.4.2017
Demokrasinin menemenle imtihanı
11.3.2017
Bir mahalleye kök salmak…
20.6.2015
Sınır…
5.6.2015
Büyük insanlık!
31.5.2015
Numara 37
23.5.2015
Oyumu sana vermeyeceğim
8.5.2015
İlahi penguen!
1.5.2015
Soykırım!
25.4.2015
Muasır Medeniyetin Vicdanı
18.4.2015
Amen
11.4.2015
Ölü Kahramanlar Derneği
22.03.2015
Kanaviçe
08.03.2015
Ağrı Dağı’nda bir Ebru
17.02.2015
Sallandıracaksın birkaç tanesini !
18.01.2015
Vicdanlı olmak kolay, peki ya adaletli olmak?
12.01.2015
‘Benim adım Tuncer, Müslümanım ve terörist değilim’
19.12.2014
Özgür basın susturulamaz!
03.12.2014
Bir delilik yapmak…
13.11.2014
Toprağın üstünü savunmak, hayatı savunmaktır
22.10.2014
Linç !
04.10.2014
‘Sarıkız’ın öyküsü…
19.09.2014
Futbolumuzun ‘marka’ halleri
08.09.2014
Özgür basın bunu da yazın
27.08.2014
Kadınlar plajı ve horon tepenler
14.08.2014
Aydınlanma ve eşitlik
31.07.2014
Elma ağacı ve ayrık otu
10.07.2014
Vatan, toprak ve taze fasulye
06.07.2014
Apiça’da Remezan
20.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
02.06.2014
Beyin felciyle ‘yaşamak’
18.05.2014
Çürümüş vicdan
03.05.2014
İyi bayramlar
27.04.2014
Andon’un acı suyu
18.04.2014
Makas
09.04.2014
Sivil cumhurbaşkanı adayım
25.03.2014
Çöplük
23.03.2014
“Tivitır”
15.03.2014
Ekmek
08.03.2014
Habu akan dereler
27.02.2014
Kasetli demokrasi
20.02.2014
Yine yakmış yar mektubun ucunu
06.02.2014
Ölün ulan siz!
21.01.2014
Teferruata takılan adalet!
30.12.2013
Madalya ve adalet…*
27.12.2013
Oyuncak demokrasi
20.12.2013
Babamın mandalinaları
22.11.2013
Biz Ahmet Kaya’yı “siyasetsiz” sevdik
15.11.2013
‘Gavat’ kafa, ‘Yorgo’ mermer…
22.06.2013
"Kahrolsun bağzı şeyler"
16.06.2013
Dereler Gezi’ye akar…
09.06.2013
Gezi Parkı’na Kasımpaşa’dan bakınca…
02.06.2013
Gezi Parkı sadece birkaç ağaçtan ibaret değil!
04.05.2013
Hoşçakalın
26.04.2013
Tahtacı
19.04.2013
Atatürk kimdir
22.03.2013
Bayram
08.03.2013
Milli gazetecilik
22.02.2013
Berfo Ana
15.02.2013
Medyanın generalleri
01.02.2013
Apiça’dan sevgiler
11.01.2013
Bindirilmiş kıtalar
04.01.2013
Başka Tanrı’nın çocukları
28.12.2012
Kızılağaç
21.12.2012
Madalya ve adalet
18.12.2012
Misyon
14.12.2012
Adıyaman’dan darbeye
07.12.2012
Karadeniz karadur
30.11.2012
Kasım çağrışımları
23.11.2012
Köprüde illüzyon
16.11.2012
İflas
09.11.2012
Baba dili
02.11.2012
Genç ihtiyarlar rahatsız
26.10.2012
Nazargül
19.10.2012
Görmeyen gözler
12.10.2012
Alfa 25
12.10.2012
Peki, şimdi biz...
12.10.2012
Aborjin
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive