Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ümit KARDAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Yargı reformu illüzyonu


22.10.2019 - Bu Yazı 154 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’de yargı organizasyonu yurttaşların hukuk güvenliğini sağlama konusunda iki zaafa sahip. Bu zaaflardan biri hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki anayasal ve yasal düzenlemeler. Diğeri ise savcı ve hâkimlerin geçmişten gelen kültürel ve zihinsel kodları.

 Anayasal ve yasal düzenlemelere göre hâkimlerin ve savcıların özlük işlerine ilişkin atama, terfi, nakil, geçici yetkilendirme, nakil, azil işlemleri ve disiplin soruşturmaları Hâkimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından yürütülmekte.

 HSK’nin hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı konumunda olması adil yargılanma hakkı bakımından önemli. Bu nedenle söz konusu kurulun oluşturulma yöntemi, bu yöntemin yürütmeden ne kadar bağımsız olduğu önem göstermekte. 

 Bugün uygulanan sistemde cumhurbaşkanı iktidar partisinin genel başkanı olarak tek başına yürütme organını temsil etmekte. Kurulda Adalet Bakanı başkan, bakanlık müsteşarı da doğal üye olarak bulunmakta. Cumhurbaşkanı’nın HSK’ye atadığı dört üye ile birlikte Kurula yürütmenin seçtiği üye sayısı altıya çıkmakta. Parlamentonun gönderdiği üç üyeyi çoğunluk olan iktidar partilerinin belirlediği göz önüne alındığında toplam dokuz üye yürütme erkinin tercihine göre belirlenmekte.                            

2014’te yapılan değişiklikle Adalet Bakanı’nın HSK üzerindeki yetkileri artırıldı. Bu değişikliklerinin birçoğu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasına rağmen AYM kararları geçmişe etkili olmadığından uygulamaya devam edilmekte

Siyaset biliminde yeri olmayan partili cumhurbaşkanlığı sisteminde içlerinde adalet bakanının da olduğu bakanlar parlamento dışından seçilmekte. Partili cumhurbaşkanının atadığı bakanların tek kişiye karşı sorumlu olmaları ve iradelerinin tek kişiye bağlı olması tüm bakanları işlevsiz bırakmakta.

Bu durumda HSK’nin fiilen Adalet Bakanından çok partili Cumhurbaşkanına bağlı çalıştığı, bu durumun yürütme organı karşısında bağımsız olması gereken hâkimleri teminatsız ve taraflı hale getirdiği açık. 

Bu düzenlemenin siyasi suç ve delil icat etme geleneğine sahip devlet iktidarının yargıyı kullanıp muhaliflerini yok etmeye zemin oluşturduğu bilinen bir gerçek.

Böylece tarafsız olmayan bir Cumhurbaşkanı için Adalet Bakanı eliyle HSK üzerinden hâkimlere ilişkin disiplin soruşturmaları ve hiçbir objektif kritere dayanmayan, yargı denetimine de tabi olmayan nakil ve görevlendirmelerle korku iklimi yaratıp, yargıya müdahale etme imkânı doğmakta. 

Yargıya azalmış olan güveni yeniden yaratmak, yaşanan adaletsizlikleri giderip yenilerini önlemek için yargıda yapılması gereken temel değişiklik Adalet Bakanı ve müsteşarının Kuruldan çıkarılması, Cumhurbaşkanının atama yetkileri kaldırılması olmalı.

HSK’nin oluşturulma yöntemi değiştirilmedikçe Parlamentoda görüşülen yargı reformu paketinin hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlama imkanı yok. HSK üyelerinin yüksek yargı organlarının yetkili kurulları tarafından seçilmesi hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlamada bir imkân olarak değerlendirilmeli. 

Kuşkusuz yargının zafiyeti sadece anayasal ve yasal değişikliklerle giderilemez. Savcı ve hâkimlerin geçmişten gelen kültürel ve zihinsel kodları da adil yargılanma hakkının gerçekleşmesinde önemli bir engel olarak durmakta.

İnsanlar hâkimin kararlarında ve davranışlarında sübjektif veya siyasi bir eğilim görmek istemezler. Hâkimler bağımsızlık, tarafsızlık ve güvenilirliklerini sadece kararlarıyla değil, toplum içindeki davranışları ve yarattıkları izlenimlerle ya pekiştirirler ya da berhava ederler. 

Modern ve demokratik bir toplumda, yargının iç tutarlılığı ve manevi gücü ile yargı sistemine olan kamusal güven son derece önemli.

Ancak Türkiye’de hâkimlerin insan hak ve özgürlüklerine karşı devleti koruma kültürüne sahip oldukları, siyasi suçlarda kolaylıkla hukukun dışına çıktıkları görülmekte. 

Yargı reformu paketinde öngörülen değişikliklerin adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan hâkim bağımsızlığı ve tarafsızlığını güvenceye almayla bir ilgisi bulunmamakta. 

Ayrıca yargı reformu paketinde sulh ceza hâkimlikleriyle ilgili bir değişiklik bulunmaması adil yargılanma hakkı bakımından bir engel oluşturmakta. Bu hâkimlikler Batı’da özgürlükleri hukuk güvenliği şemsiyesi altında korurlar. Bu nedenle söz konusu görevi yapan hâkimler “özgürlükler hakimi” olarak adlandırılır.

Türkiye’de ise bu hâkimliklerin kişilerin hukuk güvenliğinin yok edilmesine, ifade özgürlüğünün ve eleştiri hakkının boğulmasına hizmet ettiği yaşanan yaygın uygulamalarla açıkça görülmekte. 

Ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku sulh ceza hâkimlikleri aracılığıyla siyasi rakiplerin ve muhalefet unsurlarının ortadan kaldırılmasında araç olarak kullanılmakta. Özellikle ceza muhakemesi hukuku, geçici, meşru amaçla orantılı nitelikte olması gereken yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama, el koyma, iletişimi dinleme ve tespit etme gibi koruma tedbirlerinin uygulanmasında kötüye kullanılmaya en müsait hukuk disiplini.

Uygulanan koruma tedbirleri, kişilik haklarımızı, özgürlüklerimizi doğrudan ilgilendirmekte ve tehdit edebilmekte. “Bu nedenle ceza muhakemesi hukukuna “masumların hukuku” da denilmekte.

Bu hâkimliklerin gerekçe göstermeden tek kararla onlarca kişinin malvarlıklarına el koyma tedbiri uyguladıkları tespit ettiğim bir durum. Keyfi olarak uygulanan bu tedbirlerle kişiler ve aileleri sivil ölüme mahkûm edilmekte. 

Tutuklamanın kanuni gerekçelerinin somut karşılığının aranmadığı bir başka gerçek. Bu bakımdan birçok masum insan evrensel hukuk ilkeleri çiğnenerek ve CMK düzenlemeleri dışına çıkılarak soruşturmanın ve kovuşturmanın sonucu ne olursa olsun uzun süreler mağdur edilebilmekte.

Sulh ceza hâkimlikleriyle ilgili çok önemli bir sakıncalı durum da bu hâkimliklerin kararlarına karşı bir üst mahkemeye itiraz edilememesi olarak görülmekte. Bu hâkimliklerin kararlarına ancak aynı seviyedeki bir sonraki hâkimliğe itiraz edilebilmekte. Böylece bu hâkimlikler kapalı devre olarak çalışmakta. Hukuk güvenliği yok edilmekte.

Bu mahkemelerin ivedilikle kaldırılarak başta tutuklama olmak üzere diğer koruma tedbirlerine karar verme yetkisinin yüklenen suçun ağırlığına göre asliye ya da ağır ceza mahkemelerine verilmesi, kararlara karşı da bir üst yargı merciine itiraz hakkının tanınması gerekmekte.

Yargı reformu olduğu iddia edilen paketin diğer önemli düzenlemesi de tutukluluk sürelerine getirilen süre sınırları gösterilmekte.

Tutuklamada geçen sürelerle ilgili Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesine eklenen 4. fıkra ile soruşturma evresi için azami tutukluluk süreleri şöyle belirleniyor. "Soruşturma evresinde geçirilecek tutukluluk süresi tutuklamaya neden olan suç, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen bir suç ise altı ay, giren bir suç ise bir yıl olacaktır" 

Düzenlemede; Türk Ceza Kanunu'nda Millete ve Devlete Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar, Millî Savunmaya Karşı Suçlar, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından ise bu sürenin en çok bir yıl altı ay olacağı, bu sürenin gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabileceği belirtilmekte.

Bu düzenlemenin uzun tutukluluk durumlarının sonlanması bakımından bir anlam taşımadığı ortada. Yapılan ek düzenlemede sadece savcılık soruşturması kapsamında tutuklamanın süre sınırları belirlenmekte. Oysa esas sorun kovuşturma aşamasındaki uzun tutukluluk süreleriyle ilgili. 

Ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan davalarda dört yıla yaklaşan tutukluluk süreleri yaşanmakta. Makul süreleri aşan yargılamalarda tutukluluk süreleri de infaza dönüşmekte.  

Tutukluluk durumunun devamına ilişkin kararlarda AİHM içtihatlarına aykırı olarak toptan, klişe ve dosyadaki somut duruma uymayan gerekçeler yazılmakta. Bu durumda yargılama sonunda verilmesi muhtemel beraat kararlarının mağduriyet bağlamında bir anlamı kalmamakta. 

Yargıtay mahkûmiyet kararlarının temyizi aşamasında uzun tutukluluk sürelerini gözetmesi gerekirken bu süreci hızlandırmakta isteksiz davranmakta.

Paket söz konusu değişiklik bakımından da ceza muhakemesi hukukunun temel evrensel ilkelerine bir dönüş anlamını taşımadığı gibi mevcut durumun tekrarı olarak anlaşılmakta. 

Yargı reformu çalışmaları sırasında üzerinde en çok durulan ve Türkiye’nin de en fazla eleştirildiği konu ifade ve basın özgürlüğü. Yeni paket, haber ve eleştiri ölçülerini aşmayan ifadelerin suç oluşturmayacağını hükme bağlıyor. 

Oysa mevcut yasal düzenlemelerde de haber ve eleştiri suç oluşturmamakta. Zaten ifade ve basın özgürlüğü Anayasa’nın 28. maddesiyle güvence altında bulunmakta. Böyle olmasına rağmen Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Mümtazer Türköne, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu birçok gazeteci, akademisyen, sivil toplum önderi ve siyasetçi şu anda tutuklu.

Bu insanların tutuklu olmalarının veya mahkum edilmelerinin nedeni Anayasa’daki ve yasalardaki mevcut hükümler olmayıp, hâkimlerin devlet ideolojisini önceleyerek insan hak ve özgürlüklerinin güvencesi olduklarının ayırdında olmamaları.  

Yargı reformu olarak sunulan paket kimseyi ikna edemez. İnsanlar çevreleriyle birlikte yaşadıkları mağduriyeti kendi hakikatleri olarak yaşarlar. Söz konusu paket “yargı reformu” değil bir “yargı reformu illüzyonu” olabilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.11.2019
Faşizmin ayak izleri: Rousseau-Robespierre-Mussolini
30.10.2019
Otokratik Cumhuriyet-çoğulcu demokrasi uyumsuzluğu
22.10.2019
Yargı reformu illüzyonu
20.10.2019
Yargı reformu illüzyonu
7.10.2019
Tek partili otokratik rejimde ikinci parti sorunu
25.08.2019
Anayasacılık: Batı-Osmanlı Anayasa hareketleri
14.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
1.06.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
19.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
17.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
15.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
16.1.2019
Bir mahalli seçim hatırası
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
23.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
9.12.2018
Sessiz sedasız: Zorla kaybedilenler
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
2.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
21.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
2.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
23.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
9.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
14.03.2015
Kürtler (2)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
03.03.2015
İnsan ve hukuk
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive