Ümit KARDAŞ

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Sosyal Darwinizm’in faşizmle buluştuğu kavşak


1.04.2020 - Bu Yazı 183 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Korona virüsü, Pankapitalist sistemin uygulayıcısı güçlü ülkelerin siyaset kadrosunun aymazlığını, akıl ve insaniyet dışı anlayışlarını açıkça ortaya koydu. Özellikle İngiltere başbakanı Johnson ve ABD başkanı Trump her ne kadar sonradan politikalarını gözden geçirdilerse de de baştaki söylemleriyle Sosyal Darwinizm’i çağrıştırdılar.

Sosyal Darwinizm teorisi Thomas Robert Malthus’un “Nüfus Üstüne Bir Deneme” isimli çalışması ve Herbert Spencer’ın “en güçlü olanın ayakta kalması” düşüncesi ile 19. yüzyılda ortaya çıkmış, ekonomik alanda laissez-faire anlayışıyla liberalizme; toplumsal ve siyasi alanda ise ırkçı, faşist ve emperyalist düşüncelere dayanak olarak kullanılmıştır.

En güçlü ve sağlıklı olanın hayatta kalması fikri, zayıf, hasta, yoksul, suçlu, engelli, yaşlı bireyleri dışlamayı ve buna yönelik politikaları savunmayı beraberinde getirmiş, bunun sonucu Avrupa ve ABD’de kıyımlar yaşanmıştır.

Sosyal Darwinci görüşte temel düşünce savaşın, tabiatın en temel ilkesi olduğudur. Güçlü olanın hakkını zorla kabul ettirdiği savaş, biyolojik ayıklama olarak kabul edilirken, savaşın topyekûn hale gelmesi ve sınırsızlaşması varoluşsal bir beka meselesi, apokaliptik bir söylem gibi anlatılır. Gerilim, çatışma, savaş bir hakkın ortaya konarak “seleksiyon”a gidilmesinin araçlarıdır.

Güçlü olanın haklı olduğu, güçsüz ve zayıf olanın ise yapay yollarla imha edilmesi Nazi Almanya’sı tarafından en uç noktada uygulanmıştır. Auschwitz'i yaşayan Primo Levi, insanlığın ortak acizliğinden ve bütün yaşananların tekrarlanabileceğinden korkarken bizi uyarır, ölüm efendilerinin hâlâ hayatta olduğuna ve ölüm treninin hemen yanı başımızda kalkmaya hazır beklediğine dikkat çeker.

Osmanlı’da da Sosyal Darwinizm’in etkileri aydınlar arasında görülürken (Ahmet Mithat Efendi, Abdullah Cevdet, Rıza Tevfik, Beşir Fuad, Cenap Şahabettin) 1885’de Alman Colmar von der Goltz Paşa, Osmanlı askerî eğitim sistemini yeniden yapılandırmış ve Sosyal Darwinizm düşüncelerini de Osmanlı ordusuna aktarmıştır.

Serhan Yücel- M. Murat Taşar bu durumun sonuçlarını şöyle değerlendirmekteler: “Von der Goltz’un topyekûn savaşa dair düşünceleri 1908 sonrası II. Meşrutiyet Dönemi’nde İttihatçılar tarafından uygulamaya konmuş, Alman ordu modelinin bir çözüm olacağı inancıyla, Goltz’un fikirleri kolaylıkla benimsenmiştir. Aslında Osmanlı aydını, biyolojik evrim teorisini tamamen içinde bulunulan toplumsal, ekonomik ve siyasal sorunlara çözüm amacıyla incelemekteydi. Yaşanılan tehdit algısı, yüzyıllarca hüküm sürülen topraklardan geri çekilme zarureti, militer toplum kurgusunu beraberinde getirmiştir. (Sosyal Darwinizm: Ortaya Çıkışı, Gelişimi Ve Erken Cumhuriyet’e’ Etkisi)

Erken Cumhuriyet döneminde ulus inşa etme sürecinin aracı milliyetçilik olduğundan Sosyal Darwinizm bu dönemin meşruiyet kaynağı kabul edilmiştir. Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı ile topyekûn bir savaştan çıkılırken beka sorununa süreklilik kazandırılmış ve her zaman topyekûn savaşa hazır olma durumu öngörülerek süreç ulus-devlet inşasıyla birlikte yürümüştür.

Beka meselesi nedeniyle ulus-devlet, ruhça ve bedence sağlam, disiplinli ve kendini her an toplum için feda edecek insanlara ihtiyaç duymaktadır. 1927 yılında yayımlanmaya başlanan Askeri Mecmua’nın her sayısının giriş sayfasında Ziya Gökalp’ın şu dizeleri yer almış: “Sakın hakkım var deme / Hak yok ,vazife vardır / Hak milletin şan onun / Gövde senin can onun / Sen öl ki o yaşasın / Dökülecek kan onun…”

Dönemin Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından hazırlanan ve 1933 yılında uygulamaya konan “Andımız”da da kişinin varlığı Türk varlığına armağan edilerek insanın bedeninin ve ruhunun devlete ait olduğu vurgulanmakta. Türk ve Müslüman olmayanların veya kendini bu duygu içinde hissetmeyenlerin Sosyal Darwinizm’in “ayıklama” düşüncesi gereğince inkâr, imha, tehcir ve tenkile tabi tutulduğu bir gerçek.

Ulus inşa edilirken insan bedeni, militer karakterli spor yoluyla devletin siyasi yapısının bir aracı haline gelmiştir. İnsan bedeninin spor ve jimnastik yoluyla gelişmesinde görev devletindir. Dolayısıyla devletin beden üzerindeki mülkiyeti onu geliştirmekle birlikte ölüme göndermekle pekişmiştir.

Kuşkusuz faşizm ile Sosyal Darwinizm arasındaki ilişki inkâr edilemez. İngiliz siyaset bilimci Andrew Heywood bu buluşmayı şöyle ifade etmekte: “Darwinci düşünce, faşizme iyiliğin güç, kötülüğün zayıflık olduğu politik değerini aşılamıştır. Sempati, merhamet, şefkat gibi insanlığın geleneksel ve dinlerinin değeri aksine, faşizmde sadakat, görev, itaat gibi savaşa dayanan değerlere saygı gösterilmektedir. Savaş zaferle süslendiğinde, güce ve dayanıklılığa tapılır. Aynı şekilde zayıflıkla alay edilir ve zayıf ya da yetersiz olanın ortadan kaldırılması hoş karşılanır. Ortak çıkar için zayıflar feda edilir çünkü bir türün hayatta kalması, o türün mensubu bireylerin her birinin hayatından daha önemlidir. İnsancıl yaklaşım, bunun tam tersine, zayıfı korumayı öğütler. Faşizmde zayıflık ve özürlülük katlanılamaz ve yok edilmelidir.”

Savaşa karar veren ölüm efendilerinin etkilenmediği ancak savaşın sonuçlarından yaşlı, kadın ve çocukların çoğunluğu oluşturduğu milyonlarca sürgün ve mültecinin etkilendiği, acılı süreçte ölümlerin yaşandığı bir gerçek. Güçlü ülkelerin ve bu ülkelere ancak taşeronluk yapabilen ülkelerin insanlık dışı bu sonuçlara “ayıklama” gözüyle bakıp bigane kaldıkları görülüyor.

Türkiye bugün denetlenme imkânı olmayan ve diğer erkleri egemenliği altına almış bir gücün tek kişide toplandığı bir rejimde hangi noktada bulunuyor? Sosyal Darwinizm’in beka ve topyekûn savaş görüşüne uygun olarak hem içeride hem dışarıda ölümü kutsamaya, askerlerini hava desteği olmadan başka bir ülkenin sınırları içinde güvencesiz ve risk altında tutmaya devam ediyor.

Deprem riski altında olan binalarla ilgili bir iyileştirme yapacağına kentsel dönüşüm adı altında rantı cazip bölgelerde yüksek binaların yapılmasını teşvik ediyor. Böylece ölüm riski altında yaşayan insanları önemsemeyerek, sonucu öngörmesine rağmen ayıklanmayı kolaylaştırıcı davranıyor.

İktidar, küresel düzeyde ciddi sonuçlar yaratan bir bulaşıcı hastalığın tedbirlerini almakta gecikmeli ve aciz davranıyor. Anayasanın devlete atfettiği “sosyal” niteliğine aykırı politikalar dayatıyor. Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda salgının hızının kesilmesi için en azından riski fazla bölgelerde çalışan insanların masraflarını karşılayarak sınırlı bir süre evden dışarı çıkmalarını engelleyecek kararları alamıyor.

Çünkü iktidar Merkez Bankası’nda böyle zor günler için ayrılan ihtiyat akçesini hazineye devrederek zorunluluk göstermeyen yerlerde harcamış durumda. İşsizlik Sigortası Fonu’nda toplanan paradan ne kadar kaldığı bilinmiyor ve bu fon kaynak olarak harekete geçirilemiyor.

Bırakın sosyal devletin gereklerini yerine getirmeyi, iktidar yanlış politikalarının sonucunu vatandaştan yardım parası isteyerek ödetmek istiyor.

Büyük çoğunluğu ailelerin yanında ikamet eden 65 yaşından büyük insanları eve tıkıp, ailenin diğer fertlerinin çalışmasına müsaade ederek onların hayatını daha çok riske atıyor. İrrasyonelliğin doruğuna varıyor.

Çalışarak hayatını idame ettiren insanlardan evde kalmalarını isteyen iktidar, bu insanların haklı ve mantıklı itirazını dikkate alacağına, bu insanları gözaltına alıp, topluma gözdağı veriyor. Geleneksel ve dini değerler olan sevgi, merhamet, şefkatle davranacağına faşizmin savaşa dayanan değerleri olan sadakat ve itaati istiyor.

Ceza infaz kurumlarındaki tüm tutuklu ve hükümlülerin yaşama haklarının teminatı olması gereken devlet tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz sürelerinde indirime giderken ayrımcılık yaparak siyasi suçlardan tutuklu ve hükümlü olanları istisna tutuyor.

Türkiye, mevcut iktidar eliyle ve kifayetsiz muhalefetin aymazlığıyla Sosyal Darwinizm’in faşizmle buluştuğu kavşağa yani “ayıklama”ya gidiyor.

 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
22.05.2020
Devlet: Güç ve çıkar çatışmalarının alanı
14.05.2020
Sürgünün trajedisi: Toprağın tadını özlemek
7.05.2020
Devletin emrindeki din: Diyanet İslamı
29.04.2020
Ezidiler: Acı ile özdeş bir tarih
23.04.2020
Hak ve özgürlükleri budama aracı: RTÜK kılıcı
17.04.2020
Bala kapılmış sineğe dönmek...
1.04.2020
Sosyal Darwinizm’in faşizmle buluştuğu kavşak
24.03.2020
Muhalefete uyarı: İnfaz sürelerinde indirim ayrımcılığına son!
21.03.2020
Korona insanlığa fırsat sunuyor
14.03.2020
Kadının eril iktidar zihniyetine karşı mücadelesi
6.03.2020
Evsizlik dünyanın kaderi olmaya devam ediyor
1.03.2020
Acil ihtiyaç: İç barışın sağlanması
23.02.2020
1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi
21.02.2020
1971-1973: Geriye gidişin ara rejimi
25.12.2019
1950-1960: İki partili vesayet rejimi
13.11.2019
Faşizmin ayak izleri: Rousseau-Robespierre-Mussolini
30.10.2019
Otokratik Cumhuriyet-çoğulcu demokrasi uyumsuzluğu
22.10.2019
Yargı reformu illüzyonu
20.10.2019
Yargı reformu illüzyonu
7.10.2019
Tek partili otokratik rejimde ikinci parti sorunu
25.08.2019
Anayasacılık: Batı-Osmanlı Anayasa hareketleri
14.07.2019
Silah alımlarında şeffaflık: Silah mı ekmek mi?
24.06.2019
İngiltere örneği üzerinden: Türkiye'de siyasi birliği temsil krizi
1.06.2019
Dersim'den 'Tunç' eline
19.05.2019
Narsisistin ışığı nereye düşer?
17.05.2019
Hukuksuzluğun yargı etiği boyutu
3.05.2019
Linç fiilleri TCK'da suç olarak düzenlenmeli
24.4.2019
Linç, imha ve tenkil rejimi
15.4.2019
Demokrasi kültürü olmayan ülkede seçim böyle olur
31.3.2019
Çırılçıplak hayatlar ‘citizen ya da denizen”
15.3.2019
Kürtlerle birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmek
3.3.2019
'Çok kalpli asi'
17.2.2019
Hukuksuzluğun Kafkaesk kasveti
3.2.2019
Çöküşe götüren Emevi-İttihatçı zihniyeti
18.1.2019
Abesle iştigal eden kim!
16.1.2019
Bir mahalli seçim hatırası
2.1.2019
Roboski: Vicdanın turnusol kağıdı
23.12.2018
Anneler: Plaza de Mayo'dan Galatasaray Meydanı'na
12.12.2018
Sessiz sedasız: 'Zorla kaybedilenler'
9.12.2018
Sessiz sedasız: Zorla kaybedilenler
24.11.2018
AİHM kararlarının anlamı ve bağlayıcılığı
10.11.2018
Siyasi suç örneği: Cumhurbaşkanına hakaret
28.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
26.10.2018
Kaşıkçı barbarlığı ve yeni bir dünya ihtiyacı
13.10.2018
Devlet geleneği: Suç ve delil icadı
30.9.2018
Affın mantığı
14.9.2018
Eylül ile gelen
2.9.2018
Patent, İslam ve yaratıcılık
30.8.2018
Kaç patent başvurunuz var?
18.8.2018
Hayali para, gerçek kriz
7.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
6.8.2018
Brunson dahil herkes için hukuk güvenliği
26.7.2018
'Mış' gibi yapmanın sınırı
13.7.2018
İnsanı ele geçiren Devlet
3.7.2018
Devletin siyaseti ele geçirmesi
19.6.2018
Son çıkış
5.4.2018
Engellilere KHK engeli
30.3.2018
AİHM'in Altan-Alpay kararlarının hukuki sonuçları
24.3.2018
Guantanamo'yu hatırlamak
16.3.2018
Hakikat-Empati-Uzlaşı
9.3.2018
Ai Weiwei: Sisteme sanatla meydan okuma
2.3.2018
Zina suç olmalı mı?
23.2.2018
CHP, nasıl iktidar alternatifi olabilir?
16.2.2018
Tarihin içinden gelen CHP mirası
9.2.2018
Siyaseti ve bireyi ceza hukuku içinde eriten devlet
2.2.2018
Hassas kalplerin cehennemi
27.1.2018
Tarihin bıraktığı tortu: İmparatorlukta Hristiyanlar ve Araplar
19.1.2018
Kassandra çağrısı
12.1.2018
İktidarın ve polisin meşruiyeti
4.1.2018
Kapıda bekletilen demokrasi
22.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
21.12.2017
Küresel kozmopolit demokrasiye doğru
3.12.2017
Batılılaşma ne zaman başladı?
8.11.2017
Adil yargılanma hakkı
1.11.2017
Terezin'den Diyarbakır'a
25.10.2017
Sürekli istisna hali
18.10.2017
OHAL’de hak ve hukuk ihlalleri
11.10.2017
Rejim diyanetle laik mi?
4.10.2017
İnsanın empatiye ihtiyacı var
27.9.2017
Modernleşmenin demokrasiyle imtihanı
20.9.2017
Hüzün ve Hazan
13.9.2017
Cumhuriyet Oryantalizmi
6.9.2017
Osmanlı Oryantalizmi
30.8.2017
Faşist Daire
23.8.2017
Kapının dışında bekleyen demokrasi
16.8.2017
Güçle Sınanmak ya da Gücün Eziciliği
9.8.2017
Hayata rağmen sevebilmek
2.8.2017
Sevgi üzerine
26.7.2017
Osmanlı’dan Cumhuriyete tespitler
19.7.2017
Adalet !
12.7.2017
Devleti yeniden tanımlamak
5.7.2017
Adalet, Gözaltı, Tutuklama
21.6.2017
Adalet ve Hakim Teminatı
13.6.2017
Anadille yaşamak
7.6.2017
Türkiye'de resmi dil algısı
31.5.2017
Dünyada resmi dil algısı
24.5.2017
Bölgelere yetki devri
17.5.2017
İnsan ve hukuk işlevi
10.5.2017
Devlet ve demokrasi
2.5.2017
İdam! (3)
26.4.2017
İdam!
19.4.2017
İnsanlığını zayıflatırsam, insanlıktan çıkarım!
12.4.2017
Alaturka modelle ileri demokrasi olmaz
5.4.2017
Ceza yargılamasında mağdur: Devlet
29.3.2017
Süreç Odaklı Anayasacılık-Güney Afrika Örneği
23.3.2017
Kendini unutturan anayasa
15.3.2017
Yargılanan Gazetecilik
9.3.2017
Merkeziyetçi yapıyla alaturka başkanlık
13.6.2015
MHP- HDP uzlaşması
6.6.2015
Seçime düşen gölge!
2.6.2015
İslam’ın Diyanet’le devletleşmesi
23.5.2015
Anayasa inşa süreci: Güney Afrika örneği
19.5.2015
İlkesizlik- hukuksuzluk sarmalı
12.5.2015
Karaca- Baransu ve tutuklama
9.5.2015
Tutuklama koruma tedbirinin uygulanışı
5.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı (2)
2.5.2015
Tabii hâkim ilkesi ve hâkimin tarafsızlığı
28.4.2015
Klikya Ermeni Krallığı ve Zeytun
25.4.2015
Rafael Lemkin ve soykırım
21.4.2015
Yakarış
18.4.2015
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ve seçim
11.4.2015
‘Özürden uzlaşmaya’
7.4.2015
Kürtler (9)
04.04.2015
Kürtler (8)
31.03.2015
Kürtler (7)
28.03.2015
Kürtler (6)
24.03.2015
Kürtler (5)
21.03.2015
Kürtler (4)
17.03.2015
Kürtler (3)
14.03.2015
Kürtler (2)
10.03.2015
Kürtler
07.03.2015
Adalet değeri ne ifade eder
03.03.2015
İnsan ve hukuk
28.02.2015
İfade özgürlüğü
17.02.2015
Osmanlı- Türk sistemi
14.02.2015
İngiliz parlamentarizmi ve Kral
10.02.2015
Parlamenter sistem ve İngiltere
07.02.2015
Başkanlık sistemi zaruri mi
03.02.2015
Türk tipi başkanlık sistemi
31.01.2015
Değişmeyen çıkmazımız
27.01.2015
Hayata rağmen sevebilmek
24.01.2015
Kötülük ‘bir’ olmada mı
20.01.2015
Yirmi Kur’a askerleri
17.01.2015
Hrant’ın ideallerini yaşatmak!
13.01.2015
Ne kadar yol aldık!
10.01.2015
Yoksa dünya cehennem mi!
06.01.2015
Sevmeyi öğrenmek
03.01.2015
Göçebe düşünce ve ihlal
30.12.2014
Ademimerkeziyet
27.12.2014
Güvenlik harcamaları
23.12.2014
Polisin meşruiyeti
20.12.2014
Meşruiyet sorunu ve konsensüs
16.12.2014
Gücün gölgesinde son tango!
13.12.2014
Çingene medeniyeti
09.12.2014
İnsan hiç unutur mu!
06.12.2014
Zorunlu/ bedelli askerlik
02.12.2014
Devrimcinin özeleştirisi
29.11.2014
Modernleşme ve Tanpınar’ı anlamak
25.11.2014
Ezidiler
22.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni (2)
18.11.2014
Siyasal İslam’ın serüveni
15.11.2014
Yara’dan bıçağa
11.11.2014
İslami hareketlerin serüveni
08.11.2014
Kısırdöngünün şaheser örneği
04.11.2014
İslami düşüncenin serüveni
01.11.2014
Cumhuriyet- demokrasi ilişkisi
28.10.2014
Eskiyle yıkanan yeni AKP
25.10.2014
Nasıl bir barış süreci
21.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku (2)
18.10.2014
Ceza muhakemesi hukuku
11.10.2014
Laikmiş gibi yapmak (2)
07.10.2014
Laikmiş gibi yapmak
04.10.2014
Bayram ve çırılçıplak hayatlar
30.09.2014
Bencil hüznümüzdü Eylül
27.09.2014
Cumhuriyet oryantalizmi
23.09.2014
Osmanlı oryantalizmi
20.09.2014
Yaşadığımız gibi düşünmek
16.09.2014
Medenileşebilecek miyiz
13.09.2014
CHP ya da yeni parti (2)
09.09.2014
CHP ya da yeni parti
06.09.2014
Değişemeyen CHP
02.09.2014
Cezaevi öğretmenleri
30.08.2014
Vicdan
26.08.2014
Erdoğan-Davutoğlu kader birliği
23.08.2014
Selimiye’den Yeşilüzümlü’ye
19.08.2014
İktidarın kötüye kullanılması
16.08.2014
Ezidi soykırımı
29.07.2014
Varlığımız, kalbimiz ve zihnimiz
26.07.2014
Şiddetin hukukla bağlantısı
22.07.2014
Gazze ve tahakkümcü barış
19.07.2014
Cumhurbaşkanı adaylarının ufku
12.07.2014
Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu
08.07.2014
Cumhuriyet sonrası Alevilik
05.07.2014
Hakikati aramak ve ifade etmek
28.06.2014
Cumhurbaşkanının tarafsızlığı
24.06.2014
Cumhurbaşkanının yetkileri
17.06.2014
Vicdani ret hakkı ve Türkiye
10.06.2014
Başbakan Alevilerin Ali’sini tanımlayabilir mi
24.05.2014
Soma faciasında cezai sorumluluk
17.05.2014
Soma’nın ruhu yakanızı bırakmaz
10.05.2014
Ergenekon, Balyoz ve KCK
15.04.2014
1915-2015
12.04.2014
Dikkat faşizme kayabilir!
15.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu (2)
11.02.2014
Demokratikleşme sürecinde ordu
08.02.2014
Zihniyet ikliminde bir çıkmaz
04.02.2014
Sahici bir rejim
01.02.2014
Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırın
25.01.2014
Darbe suçu- görev suçu ve izin
21.01.2014
Nasıl huzur bulacağız
18.01.2014
Siyasete çağrı: Yeniden inşa zamanı
14.01.2014
Roboski’nin hesabı bu dünyada sorulmalı
11.01.2014
Yazık oldu
07.01.2014
Balyoz davasına özel düzenleme
04.01.2014
HSYK
31.12.2013
Ne tarafa bakıyorsunuz
28.12.2013
Bekçileri kim bekleyecek
24.12.2013
Yönetmelikle CMK’ya by-pass
21.12.2013
Dekadans
19.12.2013
Eski pis işler
17.12.2013
Denetlenemeyen bürokratik kurumlar rejimi
03.12.2013
İstiklal Marşı Kürtçe okunabilir mi
30.11.2013
İktidarın merkezde şahsileşmesi
09.11.2013
İktidar nereye koşuyor
26.10.2013
Ordu demokratikleşti mi
22.10.2013
Küçükömer’in tezleri üzerinden
19.10.2013
Nasıl bir devlet
15.10.2013
Kurban ritüeli
12.10.2013
İhtiyaçlar tanınmayı beklemez
08.10.2013
Cumhuriyet’in Türklük çıkmazı
01.10.2013
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tezler
28.09.2013
Rejim Diyanet’le laik mi
21.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (3)
17.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi (2)
14.09.2013
Polisin meşruiyeti ve demokratik denetimi
10.09.2013
Kafka’nın kafesi, Elias’ın medeniyeti
07.09.2013
Siyasi birlik için yerelde demokrasi
31.08.2013
Dünyada bir gezegen (2)
27.08.2013
Dünyada bir gezegen Türkiye
24.08.2013
Dünyada bir vesayet kurumu
17.08.2013
De facto başkanlığa doğru
13.08.2013
Sürekli istisna hâli
10.08.2013
Zorla kaybedilenler (2)
06.08.2013
Zorla kaybedilenler
03.08.2013
21 Anayasası’nda demokratik değerler
30.07.2013
Kürtler demokrasi istiyor
27.07.2013
Roboski’ye yargı engeli (2)
23.07.2013
Roboski’ye yargı engeli
18.07.2013
Ubuntu
11.07.2013
Anadiliyle yaşamak
04.07.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (2)
27.06.2013
İstihbaratın denetim ve gözetimi (1)
20.06.2013
Sivil itaatsizlikle tanışan Türkiye
13.06.2013
Değişim siyaseti zorluyor
06.06.2013
Devlet ve demokrasi
30.05.2013
Kalıcı barışa yolculuk
25.05.2013
Kanayan yara: vicdani ret hakkı
16.05.2013
Açık kapıdan girmek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive