Yıldız ÖNEN

yildizonen@gmail.com



Bookmark and Share

“Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız”


25.03.2014 - Bu Yazı 1418 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Ben dememiş miydim?" diyenler, en sevdiğim insanlar. Sadece "Ben dememiş miydim?" diyebilmek için politikaya bulaştığını düşündüğüm insanlar var ve sayıları hiç de az değil. Çözüm sürecinde, KCK'nin yaptığı açıklamalarının ardından, "Ben dememiş miydim?" demeye başladılar.

KCK açıklamasını tek yönlü okudular, algıladılar. Çözüm sürecinin bitişi olarak kavradılar.

"Ben dememiş miydim?" diyenler, "AKP ile barış mı olur?" sorusunu çözüm süreci başladığı andan itibaren soranlara çok benziyorlar. Aslında ya çözüm sürecine karşılar ya da bu sürecin dinamiklerini zerre kavramamışlar.

Bu yüzden, Newroz'da Amed'de Abdullah Öcalan'ın açıklamasının en kritik cümlelerinden birisi olan, "Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız" vurgusunun altını bir kez daha çizmek gerekiyor.

Kürtler, kiminle barış yaptıklarını biliyor.

Savaştıkları güçle. Bu gücün komuta merkezinde, AKP, AKP'nin başında da Tayyip Erdoğan oturuyor. Bu güç, aynı zamanda KCK tutuklamalarına onay veren, bu tutuklamaların arkasında olan güç. Bu güç, Roboski katliamında hükümet olan, katliamcılara teşekkür eden güç. Bu güç, evet, Gezi eylemlerinde 8 kişinin ölümünde sorumlu olan siyasi güç, 17 Aralık'la beraber ne kadar derin bir yolsuzluğun içine bulaştığı gün gibi açığa çıkmış olan bir güç.

Her şey bir yana, bu devleti kontrol etmek isteyen, bu devletin kanlı tarihinin bazı yönlerini eleştirip bazı yönlerini coşkuyla sahiplenen bir siyasi güç.

Her şeyden önce burjuva bir güç!

Peki, "dememiş miydim?" diye soranlar, Kürt hareketi, çözüm görüşmelerini kiminle yapacak? Hükümetin yolsuzluğa bulaşma derecesi, Erdoğan'ın Berkin Elvan'ın ailesini bile miting meydanlarında yuhalatması, Kürtlerin masayı devirmesini mi gerektiriyor? Bunu mu demek istiyorsunuz?

Esasında ne dediğinizi biliyoruz!

Başından beri çözüm sürecine karşısınız!

Bugünlerin tam da AKP'nin devrileceği günler olduğunu düşünüyorsunuz. Abdullah Öcalan'ın çözüm sürecinde ısrarının ise bu devrilme çabasına destek olmadığını görüyorsunuz. Bu nedenle de çözüm süreci her zoru gördüğünde, "çözüme evet, barışa evet" diyenlere söyleyecek bir çift sözünüz oluyor.

Bu arkadaşların kibirleri nedeniyle göremediği bir tek şey var: Kürt hareketinin açtığı olanaklarla politika da yapsa bazıları, Kürt hareketinin kendisi değiller, temsilcisi değiller, inşacısı değiller. Kürt hareketine ikame olmuş durumdular. İyidir bu ikame olma becerisi. İnsanın sosyal şoven yanlarını törpüler. Ama o kadar. Karar verici, özellikle nihai kararı veren özne değiller.

Bu yüzden, "direnirken korkmadığı gibi barışırken de korkmayan"lar, net bir şekilde nasıl bir güçle, siyaset alanıyla barış sürecinin içine girdiğini biliyor.

Kararı onlar veriyor.

Siz bu kararı eleştirseniz de desteklemelisiniz. Batıda, barışı savunan, çözüm sürecini destekleyen, çözüm sürecinin Kürt halkı lehine derinleşmesini dayatan yaygın kampanyalar yapmalısınız.

Yoksa, bir Newroz açıklaması kadar kısa olur siyasal öngörülerinizin ömrü.

Sonra "dememiştin" demeyin!

http://marksist.org/yazarlar/yildiz-onen/14359-direnirken-korkmadik-barisirken-de-korkmayacagiz

.

Facebook Yorumları

Kod8
3.11.2018
Barışta ısrar etmek!
20.10.2018
Ekim 1917: Bir savaş bitirme yöntemi olarak devrim
30.9.2018
İşçi sınıfını küçümseyenler...
29.8.2018
Avnery ve barış mücadelesi
10.8.2018
Göçmenlerle dayanışmadan demokrat olunmaz!
1.7.2018
4.205.243 ve 5.865.977
24.6.2018
Kürt sorunu çözüldü mü?
19.5.2018
Çözüm süreci zorunluluktur
9.5.2018
Başkanlıktan sonra demokrasi ve çözüm mü?
20.4.2018
Emperyalist istikrarsızlık
1.4.2018
İşkence, CIA ve İran
9.3.2018
Savaş ve trajedi
16.2.2018
Sahiden herkes ırkçı mı?
20.1.2018
Suriye'de ipler kopmak üzere
22.12.2017
Trump ırkçılığı resmileştirdi
14.12.2017
Emin'e kefiliz
17.11.2017
Trump ve Putin, Suriye konusunda anlaşmış!
6.11.2017
İyi Parti neyi amaçlıyor?
26.10.2017
Zorunluluk mu?
7.10.2017
Referandum sorunu: Başka bir yaklaşım mümkün!
22.9.2017
Çözüm sürecinden cenaze düşmanlığına
8.9.2017
Kuzey Kore’nin bombaları!
5.8.2017
Demirtaş'ın özeleştirisi
19.6.2017
Trump'ın teröristleri
5.6.2017
Suriye'de bir sen eksiktin NATO!
18.5.2017
Barışı savunmak suç olabilir mi?
7.5.2017
Yanlışlıkla kitlesel katliam
21.4.2017
Kürtler barış istiyor
3.4.2017
Newroz'un iki mesajı
26.3.2017
Muhalefet sorunu sürüyor
20.3.2017
Kadınlar barışı haykırırken
14.3.2017
Küresel istikrarsızlık derinleşirken barış ihtimalleri
16.5.2015
İşçiler ve barış mücadelesi
4.5.2015
Erdoğan'a rağmen barışı savunmak
10.4.2015
Devrimci olan barış için mücadele etmektir
14.03.2015
Demirtaş'tan elinizi çekin
07.03.2015
Barış, Erdoğan ve kibir
12.02.2015
Çözüm sürecine iki yaklaşım
25.01.2015
Barış sürecinde önemli ama yetersiz adım
16.01.2015
HDP, parlamento ve seçimler
15.11.2014
“Barışa bak” kime bakıyor?
03.11.2014
Süreçten yana olmak
01.11.2014
Sosyalist İşçi’nin 500. sayısı: Bize yeni bir sol gerek!
09.07.2014
Faşist geldiniz faşist gideceksiniz
21.06.2014
Yetmez ama mutlu olalım
13.06.2014
İnadına barış!
07.05.2014
Sınırı olmayan milli irade
28.04.2014
Soykırımı tanıyın ve özür dileyin
08.04.2014
Ulusalcılığın dip noktası
31.03.2014
Fabrika ayarları baskın çıktı
25.03.2014
“Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız”
17.03.2014
“Yuhalatma” ayıbı
09.03.2014
Darbecilerin serbest kaldığı “darbe”
17.02.2014
CHP'li şaşkınlar!
10.02.2014
AKP eleştirisi ve darbecilik suçlaması
03.02.2014
Pes!
28.01.2014
Egemen sınıf ve partisi
26.01.2014
Yetmez ama Evet’ten “Yetti artık AKP”ye
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8