Yıldız ÖNEN

yildizonen@gmail.com



Bookmark and Share

Sınırı olmayan milli irade


07.05.2014 - Bu Yazı 1202 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Erdoğan'ın attığı her adımı savunmanın bir aracına döndü, sürekli olarak milli iradeden bahsetmek.

Yolsuzlukla ilgili mi tartışıyorsunuz, cevap hazır, "milli iradeye müdahale ediyorsunuz".

Taksim'de yapmak istediğiniz miting mi yasaklandı ve siz yasağa karşı mı çıkıyorsunuz, tepki hazır "milli iradeyi zorluyorsunuz".

Çevreyi tahrip eden uygulamalara mı karşısınız, "milli iradenin ekonomik büyümeye yönelik ısrarını anlamıyorsunuz" demektir.

Ergenekoncular salıverilirken de, bakan çocukları serbest bırakılırken de, Gezi'de direnilirken de, HES'lere karşı çıkılırken de aynı savunma-saldırı hattıyla karşı karşıyayız. Milli iradeye saygısızlık yapmakla suçlanıyoruz.

Öncelikle, kimse milli iradeye saygı duymak zorunda değil. Seçim sonuçlarını Erdoğan'a saygı duymak açısından değerlendirmek zorunda da değil. Aktif AKP'liler, seçim sonuçlarından milli iradeye saygı sonucunu çıkartabilir. Başkaları ise Erdoğan'ın bu oyları nasıl aldığını analiz edip, oy tabanının daralması için bu analizden yola çıkarak politika önerebilir.

Bunu yaparken de, milli iradeye dokunulmazlık atfedenlerin örttüğü şeyin ne olduğunu teşhir de edebilir.

Bakın artık yolsuzluk tartışması yapılmıyor. Teker teker takipsizlik veriliyor yolsuzluğa bulaşanlarla ilgili.

Bu arada bir darbe falan gerçekleşmedi.

Polis destan yazmaya devam etti.

Taksim'de gösteri yapmak hâlâ yasak.

Erdoğan, kuşların uçuş güzergahını bile belirleme yönündeki gücü elinde merkezileştirme eğilimini sürdürüyor.

Kutulardan çıkan paralar hakkında konuşmak yasak.

En kararlı Ergenekon sulandırıcısını bile rahatsız eden bir şekilde, Veli Küçük ve arkadaşları serbest bırakıldı.

Milli iradenin şahsında cisimleştiği iddia edilen Erdoğan'ın, Berkin Elvan'ın ailesini yuhalatmasını mı sayalım; köşe yazarlarına, ihalelere, otoyollara, futbol takımlarının kongrelerine dahil olma hırsını mı?

Evet, halkın önemli bir kesiminden oy almış olması verili durum. Bunu inkâr etmek, politika dışına düşmek anlamına gelir. Ama bu tespiti yapmak, AKP'nin en yüksek oyu alan parti olduğunu görmek ve söylemek, AKP politikalarına saygı duymayı ve Erdoğan'dan daha hırslı bir şekilde bu politikaları savunmayı gerektirmez.

AKP'nin sınıfsal temelini, hangi kesimlerden ve neden oy aldığını, devlet ve egemen sınıfla arasındaki ilişkileri anlamak, kavramak zorundayız. Biz bunu, AKP'yi nasıl yenebileceğimizin yol haritasını çıkartmak için yapıyoruz.

AKP'ye dönük her eleştiriyi milli iradeye saygısızlıkla suçlayanlar ise, milli iradenin müdahale sınırını, belirleme hakkını tamamen unutmuş görünüyorlar.

Nedir bu milli iradenin eleştirilme sınırı?

Nerede başlayıp nerede bitiyor?

Milli iradeyi temsil ettiğini söyleyen bir siyasetçi ve partisi, her şeyi yapma yetkisine sahip midir?

Milli irade ve seçim sandığı. Demokrasiyi bu iki kavram üzerine inşa edenler çok yanılıyor. Gerçek insanların, gerçek ilişkilerin ve dolayısıyla gerçek sınıf çıkarlarının maskesi işlevini gören her kutsal, burada milli irade kavramının yaptığı gibi, millet denilen karmaşık toplumsal yapının içinde bir elitin çıkarlarının aracı olmaktan öte anlam taşımaz.

Milli irade adına girilmeyen savaş, yapılmayan katliam, göze alınmayan doğa yıkımı kalmadı. Hepsi bir milli iradenin çağrısının ürünü olmuştur.

Milli irade diyerek övdüğünüz toplumsal kesimlerin arasındaki uzlaşmaz sınıf farklılıkları şimdilik görünmez olabilir. Kutulardan çıkan paraları aklamak için panik hâlde milli irade teranesini savunmaya başlamanızın nedeni bu.

İşçiler ve yoksullar, milli iradenin yerine işçi olmaktan kaynaklı iradenin çok daha adil ve geçekçi olduğunu görüp eyleme geçtiklerinde, Gezi günlerini özlemle anmak zorunda kalacaksınız. Milli iradenin çok milliyetçi bir gaf olduğunu bugünden hatırlatanlardan özür dilemeyeceksiniz. Özür de beklemiyoruz zaten.

http://marksist.org/yazarlar/yildiz-onen/14671-siniri-olmayan-milli-irade

.

Facebook Yorumları

Kod8
3.11.2018
Barışta ısrar etmek!
20.10.2018
Ekim 1917: Bir savaş bitirme yöntemi olarak devrim
30.9.2018
İşçi sınıfını küçümseyenler...
29.8.2018
Avnery ve barış mücadelesi
10.8.2018
Göçmenlerle dayanışmadan demokrat olunmaz!
1.7.2018
4.205.243 ve 5.865.977
24.6.2018
Kürt sorunu çözüldü mü?
19.5.2018
Çözüm süreci zorunluluktur
9.5.2018
Başkanlıktan sonra demokrasi ve çözüm mü?
20.4.2018
Emperyalist istikrarsızlık
1.4.2018
İşkence, CIA ve İran
9.3.2018
Savaş ve trajedi
16.2.2018
Sahiden herkes ırkçı mı?
20.1.2018
Suriye'de ipler kopmak üzere
22.12.2017
Trump ırkçılığı resmileştirdi
14.12.2017
Emin'e kefiliz
17.11.2017
Trump ve Putin, Suriye konusunda anlaşmış!
6.11.2017
İyi Parti neyi amaçlıyor?
26.10.2017
Zorunluluk mu?
7.10.2017
Referandum sorunu: Başka bir yaklaşım mümkün!
22.9.2017
Çözüm sürecinden cenaze düşmanlığına
8.9.2017
Kuzey Kore’nin bombaları!
5.8.2017
Demirtaş'ın özeleştirisi
19.6.2017
Trump'ın teröristleri
5.6.2017
Suriye'de bir sen eksiktin NATO!
18.5.2017
Barışı savunmak suç olabilir mi?
7.5.2017
Yanlışlıkla kitlesel katliam
21.4.2017
Kürtler barış istiyor
3.4.2017
Newroz'un iki mesajı
26.3.2017
Muhalefet sorunu sürüyor
20.3.2017
Kadınlar barışı haykırırken
14.3.2017
Küresel istikrarsızlık derinleşirken barış ihtimalleri
16.5.2015
İşçiler ve barış mücadelesi
4.5.2015
Erdoğan'a rağmen barışı savunmak
10.4.2015
Devrimci olan barış için mücadele etmektir
14.03.2015
Demirtaş'tan elinizi çekin
07.03.2015
Barış, Erdoğan ve kibir
12.02.2015
Çözüm sürecine iki yaklaşım
25.01.2015
Barış sürecinde önemli ama yetersiz adım
16.01.2015
HDP, parlamento ve seçimler
15.11.2014
“Barışa bak” kime bakıyor?
03.11.2014
Süreçten yana olmak
01.11.2014
Sosyalist İşçi’nin 500. sayısı: Bize yeni bir sol gerek!
09.07.2014
Faşist geldiniz faşist gideceksiniz
21.06.2014
Yetmez ama mutlu olalım
13.06.2014
İnadına barış!
07.05.2014
Sınırı olmayan milli irade
28.04.2014
Soykırımı tanıyın ve özür dileyin
08.04.2014
Ulusalcılığın dip noktası
31.03.2014
Fabrika ayarları baskın çıktı
25.03.2014
“Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız”
17.03.2014
“Yuhalatma” ayıbı
09.03.2014
Darbecilerin serbest kaldığı “darbe”
17.02.2014
CHP'li şaşkınlar!
10.02.2014
AKP eleştirisi ve darbecilik suçlaması
03.02.2014
Pes!
28.01.2014
Egemen sınıf ve partisi
26.01.2014
Yetmez ama Evet’ten “Yetti artık AKP”ye
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8