Yıldız ÖNEN

yildizonen@gmail.com



Bookmark and Share

Çözüm sürecinden cenaze düşmanlığına


22.9.2017 - Bu Yazı 1017 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 En kötü çatışmasızlık süreci bile çatışmaların, patlamaların, gerilimin ve bunlardan beslenen ırkçılığın hâkim olduğu koşullara yeğdir. Diyarbakır’da bir mitingde açılan pankartta, boşuna, “Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz!” yazmamıştı.

Küçümsenen, burun kıvrılan çözüm sürecine nostaljik bir güzelleme yapmak değil amacım. Amacım, Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesine yönelik utanç verici ırkçı saldırının hangi iklimin ürünü olduğunun altını çizmek. Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik saldırının ardından, “Bize neler oldu, nasıl bu hale geldik” diyerek 20. yüzyıl Türkiye’sini cennetten bir köşeymiş de son düzlükte bu cennet yıkıma uğramış gibi yapanları bir kenara bırakırsak, ırkçı saldırıyı arka arkaya kınayanların çokluğu çözüm sürecini yeniden tartışmaya açmamızı zorunlu kılıyor. Aysel Tuğluk da ırkçı saldırı sonrasında yeniden umutlandığını söyledi ve şunu da belirtti: “Çözüm süreci bitmemiş olsaydı bunu yaşamamış olabilirdik.”

Çözüm sürecinin sona ermesi ve sanki mecburiymiş gibi bu sonlanmanın ardından yoğun bir hamaset dilinin siyaset sahnesine hakim olması ve ırkçı girişimlerin hemen hiçbirisinin cezalandırılmaması cenazelere saldırılar için zemin yaratıyor. Hamaset yüklü dil, iç politikada da dış politikada da her gelişmeyi devletin ölüm kalım sorunu olarak görmekten kaynaklanıyor. Putin’in Rusya’sı, Trump’ın ABD’si, Orban’ın Macaristan’ı ve Mondi’nin Hindistan’ında da paranoyaya varan bir milliyetçiliğin en azından devlet katında hakim olduğu söylenebilir ama her gelişmenin devletin bekası açısından ölümcül bir tehlike olduğu fikri, reaksiyoner bir milliyetçilik ve ırkçılık temelinde örgütlenen faşist odaklara hareket serbestisi sağlıyor.

Medyada yer alan şu iki habere benzeyen haberlerin bu döneme denk gelmesi tesadüf değil. Birisi, otobüste bir kadına arkadan saldırıp tekmeleyen adamın mahkemece serbest bırakılması. Diğeri, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’yla aynı uçakta olan bir öğretim üyesinin önünde oturan Tanrıkulu için “Uçakta Sezgin Tanrıkulu’nun arkasında oturuyorum. Onu boğma teli ile öldürsem, işini bitirsem cezaevinde bana bakar mısınız.fav” yazabilmiş olması. Başka örnekler de var, özellikle Suriyelilerle ilgili ve her nedense “tehlikeli gerginlik” manşetleriyle verilen linç girişimleri.

Sorun Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumunun savaş sebebi olarak görülmesi gerektiğinin dile kolay, hemen söylenebilmesiyle el ele giden bir sorun.

Bu sorunu aşmak zorunlu. Politik iklimi her gelişmeyi ölüm kalım sorununa indirgeyen bakış açısının yarattığı keskin, karamsar ve kaygı yüklü halinden sert bir dönüşle çıkartmak çok önemli. Demokrasiye, diyaloğa, çoğulculuğa, özgürlüğe doğru radikal bir dönüş şart. Şart zira cenazelere yönelik saldırılar hayra alamet değil!

Yıldız Önen

yildizonen@gmail.com 

(Sosyalist İşçi)

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.05.2019
Kürtlerin güvenilmezliği kanısı
24.4.2019
31 Mart'tan sonra...
7.4.2019
31 Mart'tan sonra...
15.3.2019
Haydi göçmenlerle dayanışmaya!
10.3.2019
Barışa inanmaktan vazgeçmemeliyiz
26.2.2019
Çözüm sürecinden sonra
21.1.2019
Hrant'ın katilleri
3.11.2018
Barışta ısrar etmek!
20.10.2018
Ekim 1917: Bir savaş bitirme yöntemi olarak devrim
30.9.2018
İşçi sınıfını küçümseyenler...
29.8.2018
Avnery ve barış mücadelesi
10.8.2018
Göçmenlerle dayanışmadan demokrat olunmaz!
1.7.2018
4.205.243 ve 5.865.977
24.6.2018
Kürt sorunu çözüldü mü?
19.5.2018
Çözüm süreci zorunluluktur
9.5.2018
Başkanlıktan sonra demokrasi ve çözüm mü?
20.4.2018
Emperyalist istikrarsızlık
1.4.2018
İşkence, CIA ve İran
9.3.2018
Savaş ve trajedi
16.2.2018
Sahiden herkes ırkçı mı?
20.1.2018
Suriye'de ipler kopmak üzere
22.12.2017
Trump ırkçılığı resmileştirdi
14.12.2017
Emin'e kefiliz
17.11.2017
Trump ve Putin, Suriye konusunda anlaşmış!
6.11.2017
İyi Parti neyi amaçlıyor?
26.10.2017
Zorunluluk mu?
7.10.2017
Referandum sorunu: Başka bir yaklaşım mümkün!
22.9.2017
Çözüm sürecinden cenaze düşmanlığına
8.9.2017
Kuzey Kore’nin bombaları!
5.8.2017
Demirtaş'ın özeleştirisi
19.6.2017
Trump'ın teröristleri
5.6.2017
Suriye'de bir sen eksiktin NATO!
18.5.2017
Barışı savunmak suç olabilir mi?
7.5.2017
Yanlışlıkla kitlesel katliam
21.4.2017
Kürtler barış istiyor
3.4.2017
Newroz'un iki mesajı
26.3.2017
Muhalefet sorunu sürüyor
20.3.2017
Kadınlar barışı haykırırken
14.3.2017
Küresel istikrarsızlık derinleşirken barış ihtimalleri
16.5.2015
İşçiler ve barış mücadelesi
4.5.2015
Erdoğan'a rağmen barışı savunmak
10.4.2015
Devrimci olan barış için mücadele etmektir
14.03.2015
Demirtaş'tan elinizi çekin
07.03.2015
Barış, Erdoğan ve kibir
12.02.2015
Çözüm sürecine iki yaklaşım
25.01.2015
Barış sürecinde önemli ama yetersiz adım
16.01.2015
HDP, parlamento ve seçimler
15.11.2014
“Barışa bak” kime bakıyor?
03.11.2014
Süreçten yana olmak
01.11.2014
Sosyalist İşçi’nin 500. sayısı: Bize yeni bir sol gerek!
09.07.2014
Faşist geldiniz faşist gideceksiniz
21.06.2014
Yetmez ama mutlu olalım
13.06.2014
İnadına barış!
07.05.2014
Sınırı olmayan milli irade
28.04.2014
Soykırımı tanıyın ve özür dileyin
08.04.2014
Ulusalcılığın dip noktası
31.03.2014
Fabrika ayarları baskın çıktı
25.03.2014
“Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız”
17.03.2014
“Yuhalatma” ayıbı
09.03.2014
Darbecilerin serbest kaldığı “darbe”
17.02.2014
CHP'li şaşkınlar!
10.02.2014
AKP eleştirisi ve darbecilik suçlaması
03.02.2014
Pes!
28.01.2014
Egemen sınıf ve partisi
26.01.2014
Yetmez ama Evet’ten “Yetti artık AKP”ye
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive