Yıldız ÖNEN

yildizonen@gmail.com



Bookmark and Share

Çözüm süreci zorunluluktur


19.5.2018 - Bu Yazı 998 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçtiğimiz hafta düzenlenen Marksizm 2018 toplantılarında Kürt sorunu konulu tartışmada konuşmacıların vurgularını çok önemsediğim için burada aktarmayı gerekli görüyorum. Bu vurgu, 2013-2015 yılları arasında yaşadığımız çözüm sürecinin önemine ilişkindi.

Çözüm süreci ikili bir tepkiyle karşılaştı. Bu tepkilerden birisi, sağdan yükselen itirazlardı. Özellikle Perinçek hareketi çözüm sürecinde toplumsal ikna açısından düşünülen Akil İnsanlar toplantılarını basarak, toplantılarda tartışma yaratarak çözüm sürecine karşı bir itiraz örgütlemeye çalıştı. Bu hareketin en sağında ise Bahçeli’nin MHP’si yer aldı. Devlet çözüm sürecinin arkasında kısmen durduğu için MHP sokak gösterileriyle çözüm sürecini sekteye uğratmaya çalışmadıysa da itirazını sürekli olarak dile getirdi. Milliyetçi tüm odaklar, sağ güçler ellerinden geleni artlarına koymadılar ve çözüm sürecinin akamete uğraması için çalıştılar.

Çözüm sürecine karşı çıkan ikinci odak ise kendisini solda tanımlayan ya da CHP örneğinde olduğu gibi kamuoyu tarafından sol bilinen çevrelerden geldi. CHP Oslo sürecinden itibaren Kürt sorununun çözümüne yönelik her girişimi sabote etmek için çabaladı. Çözüm sürecini “ihanet” olarak adlandıran koronun “solda”  en önde duran parçası oldu. Ama sadece CHP değil, kategorik AKP karşıtlığını, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin belki de en önemli siyasi açılım sürecini küçümsemek için elverişli bir araca dönüştüren ve özetle “AKP’yle barış mı olur” sorusunu öne çıkartan bir eğilim daha özellikle parlamento dışı solda hakim oldu.

Çözüm süreciyle demokrasi ilişkisi elbette tartışılabilir ve genel demokratik hamlelerle el ele gitmesinin önemine vurgu yapılabilirdi. Ama yaşadığımız, esas olarak çözüm sürecini olumlayan böyle bir eleştirel yaklaşım değil, bir ucunda AKP’nin olduğu çözüm sürecini kategorik olarak reddedenlerin siyasi alanı domine etmesiydi.

Bugün iki buçuk sene öncesine bakınca, tüm bu eğilimlerin, yaşamakta olduğumuz gelişmelerde ne kadar belirleyici bir paya sahip olduğunu görmek mümkün. Ölümlerin durmasının, bir diyalog kapısının aralanmış olmasının önemi milliyetçi hezeyanlar ve AKP analizleri nedeniyle elden kaçırıldı.  Türkiye’nin kadim sorunları arasında en köklüsü olan ve çözüm kapısı aralandığında diğer sorunların çözümü için de işaret fişeği rolünü oynayacak Kürt sorununda 2013-2015 yılları arasında yakalanan çözüm şansı, karşımıza her zaman çıkacak bir fırsat değildi. Çözüm sürecinin bitmesi ve yeniden silahların konuşmaya başlamasıyla içine yuvarlandığımız koşullar Kürt sorununun diyalog yöntemiyle çözülmesinin, böyle bir yeni sürecin başlaması için çabalamanın bir zorunluluk olduğunu gösterdi.

Yıldız Önen

yildizonen@gmail.com 

.

Facebook Yorumları

Kod8
3.11.2018
Barışta ısrar etmek!
20.10.2018
Ekim 1917: Bir savaş bitirme yöntemi olarak devrim
30.9.2018
İşçi sınıfını küçümseyenler...
29.8.2018
Avnery ve barış mücadelesi
10.8.2018
Göçmenlerle dayanışmadan demokrat olunmaz!
1.7.2018
4.205.243 ve 5.865.977
24.6.2018
Kürt sorunu çözüldü mü?
19.5.2018
Çözüm süreci zorunluluktur
9.5.2018
Başkanlıktan sonra demokrasi ve çözüm mü?
20.4.2018
Emperyalist istikrarsızlık
1.4.2018
İşkence, CIA ve İran
9.3.2018
Savaş ve trajedi
16.2.2018
Sahiden herkes ırkçı mı?
20.1.2018
Suriye'de ipler kopmak üzere
22.12.2017
Trump ırkçılığı resmileştirdi
14.12.2017
Emin'e kefiliz
17.11.2017
Trump ve Putin, Suriye konusunda anlaşmış!
6.11.2017
İyi Parti neyi amaçlıyor?
26.10.2017
Zorunluluk mu?
7.10.2017
Referandum sorunu: Başka bir yaklaşım mümkün!
22.9.2017
Çözüm sürecinden cenaze düşmanlığına
8.9.2017
Kuzey Kore’nin bombaları!
5.8.2017
Demirtaş'ın özeleştirisi
19.6.2017
Trump'ın teröristleri
5.6.2017
Suriye'de bir sen eksiktin NATO!
18.5.2017
Barışı savunmak suç olabilir mi?
7.5.2017
Yanlışlıkla kitlesel katliam
21.4.2017
Kürtler barış istiyor
3.4.2017
Newroz'un iki mesajı
26.3.2017
Muhalefet sorunu sürüyor
20.3.2017
Kadınlar barışı haykırırken
14.3.2017
Küresel istikrarsızlık derinleşirken barış ihtimalleri
16.5.2015
İşçiler ve barış mücadelesi
4.5.2015
Erdoğan'a rağmen barışı savunmak
10.4.2015
Devrimci olan barış için mücadele etmektir
14.03.2015
Demirtaş'tan elinizi çekin
07.03.2015
Barış, Erdoğan ve kibir
12.02.2015
Çözüm sürecine iki yaklaşım
25.01.2015
Barış sürecinde önemli ama yetersiz adım
16.01.2015
HDP, parlamento ve seçimler
15.11.2014
“Barışa bak” kime bakıyor?
03.11.2014
Süreçten yana olmak
01.11.2014
Sosyalist İşçi’nin 500. sayısı: Bize yeni bir sol gerek!
09.07.2014
Faşist geldiniz faşist gideceksiniz
21.06.2014
Yetmez ama mutlu olalım
13.06.2014
İnadına barış!
07.05.2014
Sınırı olmayan milli irade
28.04.2014
Soykırımı tanıyın ve özür dileyin
08.04.2014
Ulusalcılığın dip noktası
31.03.2014
Fabrika ayarları baskın çıktı
25.03.2014
“Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız”
17.03.2014
“Yuhalatma” ayıbı
09.03.2014
Darbecilerin serbest kaldığı “darbe”
17.02.2014
CHP'li şaşkınlar!
10.02.2014
AKP eleştirisi ve darbecilik suçlaması
03.02.2014
Pes!
28.01.2014
Egemen sınıf ve partisi
26.01.2014
Yetmez ama Evet’ten “Yetti artık AKP”ye
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8