Yıldız ÖNEN

yildizonen@gmail.com



Bookmark and Share

Haydi göçmenlerle dayanışmaya!


15.3.2019 - Bu Yazı 604 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Her yıl Birleşmiş Milletler’in Uluslararası Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Günü olan 21 Mart’ta dünyada bir dizi etkinlik düzenleniyor. 21 Mart, 1960’da Güney Afrika’daki Sharpeville’de Apartheid yasalarına karşı düzenlenen barışçıl gösteride polisin ateş açması sonucu ölen 69 kişiyi anmak için seçilmiş bir gün. Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme, 21 Aralık 1965'te kabul edildi ve 4 Ocak 1969'da yürürlüğe girdi.

Ancak bu sözleşme, ırkçılığın ortadan kaldırılmasını sağlayamadı.

Göç, ırkçılık ve sağcılık

En son göç dalgası 2000’lerde Afganistan, Irak, Yemen, Libya, Suriye’deki savaşların sonucunda oluştu. 2015 yılında Avrupa’ya kaçan göçmenlerin Macaristan sınırında engellenmesi ırkçılık karşıtı gösterilere dönüştü. O dönemde iki fotoğraf belleklerimize kazındı. Macaristanlı bir muhabirin bir göçmene çelme takması ve Bodrum’da karaya vuran Alan Kürdi’nin fotoğrafı.

Bu göç dalgası, hiç ilgisi olmamasına rağmen, 2008 ekonomik krizi ile birleştirildi. Bu iki ayrı olayın birlikteymiş hissi veya propagandası, ırkçılığı ve sağcı politikaları güçlendirdi. Dünyada yükselen sağ dalganın kendini meşrulaştırmak için kullandığı en büyük taktik, başta Suriye’deki savaştan kaçanlar olmak üzere, göçmenleri hedef göstererek ırkçılığı körüklemek ve geniş kitlelerin çökmekte olan neoliberalizme karşı öfkesini sisteme değil de göçmenlere yöneltmesini sağlamak oldu.

Dünyanın her yerinde göçmen karşıtı argümanlar aynı: İşlerimizi çalıyorlar, medeniyetten uzaklar, yüksek sesle konuşuyorlar, ülkelerinde savaşmak yerine “ülkemizde” keyif çatıyorlar, istisnasız hepsi cihatçılar, potansiyel bombacılar!

Göçmen düşmanı önyargılar

Türkiye toplumunda da mültecilere dönük önyargılar çok yaygın. Türkiye’deki kutuplaşmayı aşıp, siyasal alanının pek çok kesimini birleştiren neredeyse tek bir olgu var: Mülteci düşmanlığı.

Geçen sene İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nce yapılan ‘Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları’ başlıklı araştırmanın sonuçlarına göre ‘Suriyeliler evlerine gönderilmeli mi?’ sorusuna ‘Evet’ yanıtı veren AKP’lilerin oranı yüzde 83.2, CHP’lilerin yüzde 92.8, HDP’lilerin yüzde 75, MHP’lilerin ise yüzde 88. Yani "bu dünya, bu ülke hepimizin ve birlikte yaşayabiliriz" diyen hiçbir ana akım politik odak yok maalesef.

16 Mart uluslararası ırkçılık ile mücadele günü etkinlikleri

Sağcı ve “solcu” göçmen karşıtları

Avrupa’daki ırkçı hareketlere karşı, mültecilerle dayanışmayı örgütleyen hareketler de oluşmaya başladı. Örneğin İngiltere’de 2018 yılında çeşitli politik, sivil, yardımsever organizasyonların ve sendikaların örgütlediği 30 bin kişi sokağa çıktı. Ekim 2018’de Berlin’de yaklaşık 242 bin kişi sokağa çıktı. Kasım 2018’de Roma’da binlerce insan ‘Siyah hayatlar önemlidir’ ve ‘sınırları açın’ sloganlarıyla sokağa çıktı.

Ancak sağcı hükümetler hâlâ ırkçı politikalarından vazgeçmiyorlar. En son Avusturya'da koalisyon hükümetinin aşırı sağcı kanadından İçişleri Bakanı Herbert Kickl, mültecilere yönelik uygulanması planlanan düzenlemeleri basın toplantısıyla duyurdu. Kickl, 1 Mart itibarıyla iltica başvurusunda bulunmuş ancak henüz mülteci statüsü elde edememiş kişilerin kaldığı yurtlarda belirli saatler arasında sokağa çıkma yasağı uygulanacağını, mültecilerin 22:00 ila 06:00 saatleri arasında söz konusu merkezlerde bulunmak zorunda olduğunu söyledi.

Göçmen veya mülteci karşıtlığının sadece aşırı sağ ile sınırlı kaldığını sanmayalım. Solun dünyadaki en önemli isimlerinden Slavoj Žižek de bir süredir “Mülteciler hoşgeldiniz” pankartı açan Avrupalı solcuları “iki yüzlü sol liberallikle” itham ediyor.

Yalana dayalı propaganda

Türkiye’de Suriyeliler için özellikle siyasetçilerin ve medyanın katkısıyla yalanlarla örülü bir tablo çiziliyor. Irkçı fikirler milyonların kafasında birden şekillenmiyor. Geniş bir kesim tarafından kararlı ve sürekli bir şekilde dillendiriliyor. Örneğin, ana muhalefet partisi CHP, bulduğu her fırsatta Suriyelileri hedefe koyuyor. Meclisin küçük ırkçı partisi İyi Parti’nin temel politikası Suriyeli düşmanlığı. Demokrasi saflarında olduğu zannedilen İsmail Saymaz gibi gazeteciler, Suriyeli nüfus yüzünden demografinin değiştiğini ve devletin buna müdahale etmesini salık veren, açıkça Suriyelileri hedefe koyan fikirleri dolaşımda tutuyor. Aydın Selcen, Gazete Duvar’daki yazısında Suriyeliler yüzünden başımıza gelenlerin yeni bir veçhesine dikkatimizi çekiyor. Selcen, yılbaşında Suriyelilere gösterilen yaygın ayrımcı tepkiye muhalif saflardan gelen tepkiyi -her ne kadar bu tepkiler cılız da olsa- zararlı görmüş olacak ki tüm muhalifleri uyarıyor: “İşiniz Suriyelilere üzülmeye kaldı”.

Medyada ise mülteciler ya mağdur ya da suçlu. Mültecilerin yaşadığı sorunları kimse görmeye çalışmıyor. Hrant Dink Vakfı'ndan Funda Tekin, “Suriyeliler medyada sıklıkla suçla ilişkilendiriliyor. Onun dışında, daha çok sayıyla nitelendirmeler yapılarak homojen bir grup olarak temsil ediliyorlar. Aslında onların birey olarak varlıklarını ve farklılıklarını göz ardı eden, topyekûn aynı gruptan bahsediyormuş gibi söylemler var” diyor.

Yoksulluğun, doların yükselmesinin, patlayan bombaların, kadınların tacize uğramalarının, öldürülmelerinin, bulaşıcı hastalıkların, Türkiye medyasının çok sevdiği tabirle “gerginliğin” sorumlusu hep Suriyeliler. Öyle ya, Suriyeliler, Türkiye’ye gelmeden önce bizler buralarda huzurlu, kutuplaşmamış, imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitle olarak şen şakrak yaşıyorduk.

Hepimiz göçmeniz!

Biz www.gocmeniz.org sitesi etrafında bir araya gelen aktivistler bir süredir Suriyeli göçmenlere yönelik ırkçı saldırılara karşı bir dayanışma hareketini oluşturmaya çalışıyoruz.

Ne yapmak istiyoruz? Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de sıradanlaşan ırkçılığı teşhir etmek ve geriletmek istiyoruz.

Merkezi Brüksel’de bulunan Uluslararası Kriz Grubu (ICG) adlı bağımsız düşünce kuruluşu, yayınladığı bir raporda Türkiye’de yaşayan Suriyelilere dönük tepkilerin 2016’ya kıyasla üç kat arttığını söylüyor. Artan olaylar neticesinde 2017 yılında 24 Suriyeli sığınmacı öldürüldü. Rapor, bu toplumsal tedirginliklerin azaltılması için Türkiye’de devletin daha etkin önlemler alması gerektiğini söylüyor.

Türkiye’de Suriyeli düşmanlığının temellerinden biri, işgücüne katılım, kamu hizmetleri ve yardımlardan sığınmacıların sınırsız yararlandığı fikri. Bu fikirler defalarca yanlışlanmasına rağmen, sürümü en yüksek ırkçı fikirler olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu kulaktan dolma bu ırkçı fikirler, genellikle yerellerdeki gerginliklere zemin hazırlıyor ve kıtalar hâlinde Suriyelilere saldırmanın gerekçesini oluşturuyor. Gerçekte sığınmacıların önemli bir kesimi işsiz, iş sahibi olanlar da kayıt dışı sektörde kölelik koşullarında hayatlarını sürdürüyor. Çok küçük bir kesimin kendi ticari işletmeleri (7 bin) var.

Ana talebimiz tüm göçmenlere mültecilik hakkı tanınması. Türkiye uluslararası sözleşmeye coğrafi çekince koydu, sadece Avrupa’dan gelenleri mülteci olarak kabul edeceğini açıkladı. Suriyelilere ise geçici korunma hakkı verilmiş durumda. Suriyeliler son derece savunmasız durumdalar.

Mülteci hakkının kazanılması için atacağımız her adım ırkçılığı geriletmek için bir rol oynayacak.

Çalışmalarımızı www.gocmeniz.org adresinden takip edebilirsiniz. 16 Mart’ta tüm dünya ile birlikte göçmenlerle dayanışmak için sokağa bekliyoruz.

Yıldız Önen

yildizonen@gmail.com 

(Sosyalist İşçi)

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.05.2019
Kürtlerin güvenilmezliği kanısı
24.4.2019
31 Mart'tan sonra...
7.4.2019
31 Mart'tan sonra...
15.3.2019
Haydi göçmenlerle dayanışmaya!
10.3.2019
Barışa inanmaktan vazgeçmemeliyiz
26.2.2019
Çözüm sürecinden sonra
21.1.2019
Hrant'ın katilleri
3.11.2018
Barışta ısrar etmek!
20.10.2018
Ekim 1917: Bir savaş bitirme yöntemi olarak devrim
30.9.2018
İşçi sınıfını küçümseyenler...
29.8.2018
Avnery ve barış mücadelesi
10.8.2018
Göçmenlerle dayanışmadan demokrat olunmaz!
1.7.2018
4.205.243 ve 5.865.977
24.6.2018
Kürt sorunu çözüldü mü?
19.5.2018
Çözüm süreci zorunluluktur
9.5.2018
Başkanlıktan sonra demokrasi ve çözüm mü?
20.4.2018
Emperyalist istikrarsızlık
1.4.2018
İşkence, CIA ve İran
9.3.2018
Savaş ve trajedi
16.2.2018
Sahiden herkes ırkçı mı?
20.1.2018
Suriye'de ipler kopmak üzere
22.12.2017
Trump ırkçılığı resmileştirdi
14.12.2017
Emin'e kefiliz
17.11.2017
Trump ve Putin, Suriye konusunda anlaşmış!
6.11.2017
İyi Parti neyi amaçlıyor?
26.10.2017
Zorunluluk mu?
7.10.2017
Referandum sorunu: Başka bir yaklaşım mümkün!
22.9.2017
Çözüm sürecinden cenaze düşmanlığına
8.9.2017
Kuzey Kore’nin bombaları!
5.8.2017
Demirtaş'ın özeleştirisi
19.6.2017
Trump'ın teröristleri
5.6.2017
Suriye'de bir sen eksiktin NATO!
18.5.2017
Barışı savunmak suç olabilir mi?
7.5.2017
Yanlışlıkla kitlesel katliam
21.4.2017
Kürtler barış istiyor
3.4.2017
Newroz'un iki mesajı
26.3.2017
Muhalefet sorunu sürüyor
20.3.2017
Kadınlar barışı haykırırken
14.3.2017
Küresel istikrarsızlık derinleşirken barış ihtimalleri
16.5.2015
İşçiler ve barış mücadelesi
4.5.2015
Erdoğan'a rağmen barışı savunmak
10.4.2015
Devrimci olan barış için mücadele etmektir
14.03.2015
Demirtaş'tan elinizi çekin
07.03.2015
Barış, Erdoğan ve kibir
12.02.2015
Çözüm sürecine iki yaklaşım
25.01.2015
Barış sürecinde önemli ama yetersiz adım
16.01.2015
HDP, parlamento ve seçimler
15.11.2014
“Barışa bak” kime bakıyor?
03.11.2014
Süreçten yana olmak
01.11.2014
Sosyalist İşçi’nin 500. sayısı: Bize yeni bir sol gerek!
09.07.2014
Faşist geldiniz faşist gideceksiniz
21.06.2014
Yetmez ama mutlu olalım
13.06.2014
İnadına barış!
07.05.2014
Sınırı olmayan milli irade
28.04.2014
Soykırımı tanıyın ve özür dileyin
08.04.2014
Ulusalcılığın dip noktası
31.03.2014
Fabrika ayarları baskın çıktı
25.03.2014
“Direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız”
17.03.2014
“Yuhalatma” ayıbı
09.03.2014
Darbecilerin serbest kaldığı “darbe”
17.02.2014
CHP'li şaşkınlar!
10.02.2014
AKP eleştirisi ve darbecilik suçlaması
03.02.2014
Pes!
28.01.2014
Egemen sınıf ve partisi
26.01.2014
Yetmez ama Evet’ten “Yetti artık AKP”ye
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8
Emlak8.Net