Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Afette nerede toplanacak şehir halkı


23.8.2017 - Bu Yazı 988 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ahmet Rasim’in devasa kitabı ‘Şehir Mektupları’, sanki gelecekte ‘nerede o eski İstanbul’ diye soracak olan bizler için yazılmış. Şimdiki konumdan bakacak olursak şehir içindeki güneşle parıldayan bomboş ağaçlıklı tepelerden, kırlardan, ıssız alanlardan, hiç insan görmeden dakikalarca yürünen caddelerden söz etmesi karşısında şaşmamak elde değil. Fakat konumuz nostalji değil elbette. Her zamanın ayrı ruhu, güzelliği, tercihleri ve hayalleri var.

Peki nasıl oldu da bir milyon insanın ancak yaşadığı sakin şehirde, nüfus yirmi milyona dayandı da yatırımlara, hizmetlere doymayan bir cazibe merkezi oluştu. Sayısız kitaplar yazılıyor, araştırmaların haddi hesabı yok fakat şehrin verdiği ölümcül sinyaller pek dikkate alınmıyor ne yazık ki. Mesela şiddetli bir sağanakta suyla toprağın kavuşmasını engelleyen akıl almaz betonlaşma yüzünden felaketlerin eşiğinden dönüldü. 17 Ağustos 1999 depreminde bütün Marmara yara aldı ama İstanbul’un metropol nüfusuyla acıları nasıl da katlayacağını gördük hep birlikte. Deprem değil bina öldürür, gerçeğinde mutabık kalınmasına rağmen şehre beton tabutlar yığmayı sürdürüyoruz.

***

Sabiha Gökçen Havaalanından gelirken, özellikle sol tarafta Ataşehir’den başlayıp Göztepe’yi de içine alarak ilerleyen, kelime bulmakta zorluk çektiğimiz yapılaşma karşısında nutkumuzun tutulmaması mümkün değil. Tahsin Yücel’in 2073’de olabilecekleri hayal ederek kurguladığı ‘Gökdelen’ romanı sanki yıldırım hızıyla 2017 itibariyle gerçekleşmiş. Kibir, ele geçirme, rant, yokolan kuşların romanı. Henüz mekik adını verdiği tek kişilik uçaklarda gezen, artık topraktan bütünüyle kopmuş zenginler yaygın değil. Cumhurbaşkanı arada çıkıp isyan ediyor, dikey değil yatay bir yapılaşma önerip bu betonlaşmanın hayra alamet olmadığını vurguluyor ama nasıl oluyor da kimsenin umurunda değil, takan yok gençlerin söyleyişiyle. Bu izinleri veren kurumlar kişiler dışarıdan gelmiyor sır değil elbette.

Depremden, afet merkezlerinden söz eden bir yazıyı bu tarihte yazmam yadırganacaktır, çünkü 18 Ağustos günü gündemimizden çıkmaması gereken bir mesele toplanma alanları. Hiçbir konunun üzerinde kalıcı bir dikkat sağlayamadan geçip gidiyoruz başka vadilere. Madenlerin denetimindeki boşluklar, işini hakkıyla yapmayan iş güvenliği birimleri yüzünden yüzlerce işçimizi Soma’da kaybettik ve şu an denetimlerle koşulların iyileşmesiyle ilgili nasıl bir uygulama var takip edemiyoruz açıkçası. Çünkü işçilerin haklarını ihlal eden öyle çok iş sahası var ki. Ege’de sarsıntılar oldu ve deprem gerçeğiyle yüzleşmemiz güncellenir gibi oldu ama sağlam ve kararlılıkla işleyen planlardan söz edemiyoruz hâlâ.

1999 depreminin ardından İstanbul’da ‘Afet Acil Eylemi Planı’ çerçevesinde belirlenen 493 boş alandan geriye 77 adet toplanma alanı kaldığı iddiaları üzerinde önemle durulması gerekmez mi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Doğal Afet Komisyonu’nun olası İstanbul depremine yönelik hazırladığı raporda, İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürlüğü tarafından belirlenmiş 77 adet toplanma alanının bulunduğu ifade ediliyor. Bu sayısal düşüşün nedeni özel alanların imara açılması, kamu arazilerinin satılması, daha önce afet toplanma yeri olarak bilinen yerlerde şimdi AVM’lerin gökdelenlerin lüks konutların yükselmesi. Kimilerine göre İstanbul’un hali deprem açısından baktığımızda 1999’ dan daha kötü. Kentsel dönüşüm daha sağlıklı ve yönetmeliğe uygun konutlara geçme çabasıyken, artık şehrin bütün boşluklarını dolduran bir rant alanına dönüştü. Müteahhitlerin ve ev sahiplerinin akıl almaz hırsıyla üç beş kat evlerin yerinde onbeş yirmi kat binalar yükseliyor. Maalesef bu meselelerde eleştiri getiren insanlar da çıkarlar söz konusu olunca bunun dışında kalamıyor. Bostancı ve Suadiye başta, daha nice az da olsa bahçesi olan semt tanınmaz hale geldi.

***

Peki bir afet anında insanların toplanacağı, çadırların kurulacağı yerler bile birer birer kaybediliyorsa şehri nasıl bir felaket bekliyor acaba. Antik çağda ölülerin gömüldüğü geniş alanlardan oluşan Nekropolis’e dönüşmesin İstanbul. Toplanma alanlarının evimize yakın olması gerekirken hangimiz kolayca ulaşabileceğimiz, yapıların yüksekliğinin en az iki katı uzaklıkta bir boşluğun varlığından söz edebiliyoruz. Yenikapı gibi dolgu alanlarını hiç saymamak lazım, olası bir depremde denize göçeceklerini hissedebiliyor insan. Yapıların depreme dayanıklı olması kadar önemli bir konu afet alanları.

İstanbul örneklik açısından da merkez. İyilik de kötülük de buradan yayılıyor diğer şehirlerimize. Eski günlere özenmeyi pek sevmem açıkçası. Dikkatimizi kendi ellerimizle kuracağımız şehre, kardeşliğe, dayanışmaya, doğrulara birlikte doğru, eğrilere birlikte eğri diyeceğimiz kentliliğe vermek en güzeli.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive