Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

O Suriyeli bir çocuk


18.7.2018 - Bu Yazı 607 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Son Vapuru Kaçıranlar yüz sayfalık etkileyici bir kitaptır. Birinci Cihan Harbi’nin sonunda, 1919’da Beyrut limanına gelen son Türk gemisine binemedikleri için anavatana dönemeyen ve Lübnan’da kalan bir ailenin hikayesi. Anılarını kaleme alan Sait Hurşit, babaannesinin rahatsızlığı yüzünden gemiye binemeyen ailesinin kaderini yaşamış, Lübnan’da doğup orada kalmıştır. Bu hatıralar Osmanlının o büyük coğrafyasının parçalanışında dört bir yana savrulanların kendi zaviyelerinden anlattıkları binbir hikayeden birisi. “Mare nostrum” hikayesi bir bakıma. Romalılar Akdeniz’e “bizim deniz” dermiş. Herkesin Akdeniz’i nasıl kendineyse, parçalanma, dağılma sırasında yaşananlar, yaralar, anılar da binbir çeşit, paramparça. 

Ege Akdeniz Marmara başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanı geniş Osmanlı topraklarından türlü çeşit sebeplerle göçüp gelen göçmenlerle dolu. Bu topraklarda şefkat ve iyilik görmeyi herkesin kendine hak görmesi ne kadar kıymetli. Gelenlerle güçlendik genişledik, dar bir ulus tanımına hapsolmak yerine mütekamil bir millet olduk. Fakat iş Suriyeli mültecilere gelince en çok tepkinin son elli senede gelenlerden zuhur etmesi dikkat çekici. Hep anlattılar Girit’te, Makedonya’da, Bosna’da ve nice şehirlerde kasabalarda bir zamanlar yaşadıkları asude hayatları, sonra ata yadigarı topraklarını, kıymetli mülklerini nasıl terk etmek zorunda kaldıklarını. Peki Şam, Halep, Der’a , Hama, Humus, Busra gibi şehirlerde nasıl bir güzelliği, derinliği, tarihi, yaşantıyı geride bıraktıklarını, içlerin nasıl kan ağladığını biliyor muyuz? Arap, Türkmen, Kürt Suriyelilere, yeni gelenlere hoyratça davranmak reva mı?

Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi’nce (UHİM) yayınlanan “AB Ülkelerinde, Mülteci Çocukların Yaşadığı Hak İhlalleri” başlıklı raporda, Avrupa’daki kötü koşullar nedeniyle çocukların suç işleyecek hale geldiği ve bir neslin kaybedilmek üzere olduğunu bildiriliyor. Ülkesini dünya genelinde her yıl yaşanan savaşlar, çatışmalar, baskıcı rejimler ve yoksulluk gibi sebeplerle terk eden insan sayısı 70 milyonu aştı ve bu devasa bir yaralı evren ve dünya demek. İnsanların zorla yerlerinden edilmesine sebep olan ya da seyirci kalan dünyanın, bu gerçeklikten şikayet etme hakkı da olamaz.

Rapora göre 2015 yılında, yanında herhangi bir yakını olmadan AB ülkelerine sığınma başvurusu yapan akabinde de kayıplara karışan çocuk sayısı 96 bin 465’tir. Yine 2015’te Avrupa’ya botlarla ulaşmaya çalışan 1 milyonun üzerinde mültecinin 3 bin 771’i boğularak can vermiş. 2016’da bu rakam 5 bin 96 olurken, 2017 yılında 3 bin 139 olarak kayıtlara geçmiş. 2016 senesinde Avrupa’ya gelen 100 bini aşkın mülteci ve göçmen çocuğun yaklaşık 33 bin 800’ünün yanında herhangi bir yakını yoktu.

Avrupalı yetkili mercilerin vurdumduymazlığı sebebiyle mülteci çocuklar, insan kaçakçılarının, fuhuş çetelerinin ve organ tüccarlarının açık hedefi haline geldi. Zorla çalıştırılan, eğitim olanaklarından yoksun bırakılan, anne-baba sevgisinden mahrum kalan mülteci çocuklar, yaşadıkları sosyo-psikolojik travmalar sebebiyle kendi öz değerlerini yitirmek üzere.

Türkiye’nin mülteci meselesinde Avrupa için örnek teşkil ettiği vurgulanmış. 1.6 milyondan fazla mülteci çocuğun yaşadığı ve 1.3 milyonunun eğitim imkanına eriştiği bir ülkeyiz. Bizde eğitim gören çocuk sayısı oranının Avrupa ülkelerindeki toplam mülteci sayısının iki katına denk olduğunu belirtiliyor. Bu imkanları da kanatları ve kalbi de geniş bir toplum olduğumuzun göstergesi.

İnsani başarı yine de tamamıyla gül bahçesi olduğumuz anlamına gelmiyor. Seçim dönemi kimi siyasilerin mülteciler aleyhine yaptıkları konuşmalar ve onları yıkılmış ülkelerine geri gönderme tehditleri kabul edilemezdi. Özellikle de CHP genel başkan yardımcısı Öztürk Yılmaz’ın ülkenin mülteci çöplüğüne dönüşmesinden söz etmesi nefret suçlarına cesaret verecek nitelikteydi.

Yaşanan haksızlıklara, yüksek kira düşük ücret fırsatçılıklarına, ötekileştirmelere, ayrımcılıklara, kadınların çocukların uğradığı taciz ve istismarlara, münferit ya da yeterince yaygın değil düşüncesiyle asla göz yumulmamalı.

Bursa’dan bir genç anlatıyordu; 10-12 yaşlarında bir grup çocuk 10 yaşlarında Suriyeli bir çocuğa sürekli vuruyor, onu dövüyor o da yabancılığın baskısıyla sessizce katlanıyor. Karşılık vermeden yürümeye çalıştıkça çocuk şiddeti devam ediyor ve yetişkinler de seyrediyor. Olaya müdahale eden genç adama “O Suriyeli ne diye koruyorsun” demeyi kimden öğreniyorlar acaba?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive