Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Sevincimizi bulmak mümkün mü?


21.11.2018 - Bu Yazı 262 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Mustafa Kutlu okumak uzun bir yola çıkmakla eş anlamlı. Benim yolum 1987 Ramazanı’nda Kocatepe Camii avlusunda açılan kitap fuarıyla başladı. İsmet Özel ile yan yana standlarda kitaplarını imzalıyordu kıymetli yazar, kucağımda birkaç aylık kızım Sümeyye, ne kadar heyecanlandığımı hatırlıyorum. Bu Böyledir kitabı yeni çıkmıştı, onu imzaladılar ve ayrıca Yokuşa Akan Sular, Yoksulluk İçimizde ve Ya Tahammül Ya Sefer’i de edinebilmek büyük mutluluktu. Sonra çıkan Sır ile beraber kısa hikayelerden oluşan ilk beş hikaye kitabı ayrı bir yerde durdu kütüphanemde. Zamanla bu özlü kitaplardaki kahramanların çeşitlenerek dallanıp budaklandıkları nice oylumlu ayrıntıların mercek altına alındığı uzun hikayelere şahit olduk. Her eylül ayında yazar bu kez hangi alelâdeliğin içindeki fevkalâdeliğe ayna tutulacak diye beklemeye başladık. 

Şimdi yazarın son hikaye kitabım dediği Sevincini Bulmak’ı okurken bu uzun ince yoldaki izlere dönüp bakmamak, Hansel ve Gretel’deki gibi yola serpilen ekmek kırıntılarına dikkat kesilmemek mümkün mü? Kutlu Star’da Gülcan Tezcan’a verdiği mülakatta (27.10. 2018) “Bu son hikayemdir, artık düşünce yazılarına ağırlık vereceğim” dese de, yazar bilir ki sağlam bir hikaye gelip kapıya dayanır ve kendini bir kaderle yazdırmak isterse el mahkum kayıt altına alınacaktır. Böyle teselli olalım.

Sevincini Bulmak önceki hikaye kitaplarının içinde rastladığımız birçok sanatın, anlatma biçiminin hülasası gibi. Şehirler, kasabalar, köyler ve insanlarla ilgili bireysel ve toplumsal çözümlemelerin bir sonuca ulaşmasının mümkün olmadığı kerte. Bağlandıklarımızdaki faniliğin iyice hissedildiği, fani olana bağlılığın insanı yarı yolda bırakacağının net biçimde billurlaştığı yol ayrımı. 

Başörtü yasaklarıyla üniversite hayatı sonlanan, kendini yardım faaliyetlerine adayan Elif, Akademide Türkiyat doçenti olan Suna, yakın dostları Asuman. Üç eğitimli kadının da aldatılma nedeniyle çok sevdikleri eşlerini terk etmek durumunda kalmalarındaki aldanma metaforu manidar. Özellikle Elif’in eşi mücahit dindar Serdar, Rus kadınları görüp yoldan çıkması daha birçok zafiyetin simgesi. Fakat duruşunu ve ideallerini hiç bozmadan bu günlere gelen erkekler de var ve onlar zafiyetin kaçınılmaz bir kader olmadığının işareti. Kitap özü itibariyle aşkın olandan uzak düşüp, eksik ve aciz olan insana bağlananın hüsranını nazara veriyor. Bu dünyada baki olanı aramak ve asıl olana yönelmek gibi temel bir istikamet yol boyu insanla ilerliyor.    

Diğer kitaplarda da izlerine rastladığımız mahalle, bu kez tamamen ortadan kalkmıştır. Sarhoşu hafızı, küçük bahçeleri, muhtarı, düğünü cenazesi, doğana beraber sevinen, ölene birlikte ağlayan, bir tas çorba kaynatırsa yarısını komşuya yollayan sakini, dilencisi delisi, terzisi kabadayısı, berberi hamamı ile bu kez kat’i surette çekilip gitmiştir hayatımızdan. 

Kadın kahramanların aldatılma sonucu yaşamlarını yalnız sürdürmeleri kaçınılmaz bir yazgı sanki. Bu kadınlara Suna’nın Amerika’ya ihtisasa diye gidip sonra oralarda yoldan çıkan nişanlısına küsen, bir daha evlenmeyen ablası Sevim’i de katarsak, dünya hayatında bedbaht olmak için yaratılmış fakat güçlü manevi referansları olan okumuş kadın profili var. İçlerinden biri ikinci evliliğini yapabilseydi, bu kör karanlık dünyada bir görünüp bir kaybolan insana dair pencere açılmış olurdu diye düşünmedim desem yalan olur.

Kitaba derinliğini veren anlatım tarzının merkezinde kahramanların soy kütüğündeki hareketlerin ele alınabilmesi var. Bu müktesebat olmadan hikaye ve roman yazılamayacağını “adam camın önüne geldi sigarasını yaktı uzaklara baktı diye başlarsınız da, bu adam kimdir soy sopu nereye dayanır, nerelidir, nasıl bir aileden gelir, babasıyla ilişkisi nasıldır bileceksiniz ki anlattıklarınız bir yere otursun” diye açıklıyor Kutlu.

Kitapta özgürlük, tüketim, geri dönüşümsüz modernlik, eğitim ve akademideki sönmüş bitik ruh hali, insan mimari ve eşya arasındaki fıtrata aykırı ilişki ve daha birçok meseleye incelikle ayna tutulmuş. Belli ki Tahsin Yücel’in Gökdelen romanındaki felakete henüz varmadıysak ta alametler yakın olduğumuzu gösteriyor. Suna’nın doğal hayata, huzura ve köye kaçış planı kimi entelektüellerin hayalinin ve teşebbüslerinin hikayede dışavurumu. Oysa orada da hayat kolay değildir, her tercih insana acı vermektedir bir bakıma. Burada yaşanmaz hissiyle yurt dışına kaçanlar da rekabet, haksızlık ve acımasızlıktan köye sığınmak isteyenlere de kuşkuyla bakar yazar.    

Suna’nın kaçışının sonuçlarını merak ederiz fakat bu esnada tartışma çıkar okur yazar ve baş kahraman Ahmet Hamdi Tanpınar uzmanı Suna arasında. Hidayet ve dinginlikle bitecek son isteyen okur, uydur uydur nereye kadar diye sözü burada kesmek isteyen, akibeti söylemeyen yazar arasında söz alan Suna bana dua edin diyerek bitirir kitabı. Hayat gibi muallakta kalır kitap da.

.

Facebook Yorumları

Kod8
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8