Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Yıldız RAMAZANOĞLU

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

O kuşu ben gördüm


25.11.2020 - Bu Yazı 185 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Uluslararası Kahramanmaraş Şiir ve Edebiyat Günlerine katılmak için gittiğim Maraş’tan dönerken yollarda şair İnci Okumuş’un hediye ettiği ve yazarlarından biri olduğu “O Kuşu Ben Gördüm” kitabını okudum. Kitabın adı bir cezaevi avlusundaki küçücük gökyüzü parçasından ve geçen bir kuşu ilk kimin gördüğü üzerine mahkumlar arasında yapılan tatlı bir tartışmadan geliyor.

Suç kavramı üzerine düşünmeye başladıktan sonra gidilecek yollar nasıl da çatallanıyor. Her suçun ardından insanların malı canı zarar görmekte, kalpler dağlanmakta, mahkeme süreçlerinde sayısız insan devreye girerek harekete geçmekte. Suçun tanımlanması, savcının iddiası, savunmanın mütalası, suçlunun cezalandırılması için kurumların mekanların oluşturulması, her suçun ardından dünyanın daha tekinsiz ve güvensiz bir hale bürünmesi.

Sütçü İmam Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Nail Yıldırım, Cumhuriyet Savcısı Bülent Delibalta, yazar İnci Okumuş ve öğretim üyesi Veda Yar Yıldırım’ın yaptığı çalışmanın sonuçları ufuk açıcı. Kahramanmaraş E tipi cezaevinde 346 mahkûmla yüz yüze görüşülerek yapılan derinlemesine çalışmaya katılanlar içtenlikle konuşmuş. İnsanda suç geni olmadığına göre suçun oluştuğu sürece katılan başka faktörlere de eğilme zorunluluğu var. Çevresel etkiler, aile yapısı, eğitim süreçleri elbette suç bileşkesinin can yakan bileşenleri. İnsan öldürürken, tecavüz ederken, başkasının malını gasp ederken kötü bir şey yaptığını elbette bilir. Peki suç diğerlerinden öğrenilip taklit edilen bir eylem mi, kapitalist ekonomik şartlar mı insanları sosyal adaletsizliğe, oradan da suça götürmekte. Suçu en iyi “alt kültür teorisi” mi açıklar. Yoksa çözümlemede çevre ve sosyal değişme koşullarını dikkate alan “sosyal ekoloji”yi mi öncelemek lazım. Suçu tetikleyen birey üzerindeki toplumsal kontrolün azalması, toplumsal değerlerin çökmesi mi. Victor Hugo’nun dediği gibi açılan her okul bir hapishaneyi kapatır mı. Bu elbette okulun işleyişi ve öğretmenlerle çocuklar-gençler arasında kurulan bire bir ilişkilerin mahiyetiyle ilgili. Kitapta ölçülebilir demografik verilerle suç arasındaki ilişki çok net biçimde gözler önüne seriliyor. Anne babanın ve gençlerin eğitim düzeyi ve ekonomik koşular yükseldikçe suç oranı büyük oranda düşmektedir. Mesela kan davası yüzünden işlenen cinayetlerde suçluların yüzde 84’ü ilkokul mezunu. Öte yandan Nail Yıldırım’ın üniversitedeki öğrencilerine anlattığı bir hikayede, eşinin kendisini aldattığını öğrenen kocanın karısını öldürmesini, erkek öğrencilerin yarısı makul bulurken kız öğrencilerden bazıları da bu görüşü desteklemiş. Bu duruma şaşıran hocamız, haliyle daha katedilecek çok mesafemiz olduğunu yazıyor.

Kitabın alt başlığının “Cezaevinden Eğitimcilere Mesajlar” olması ise çıkan sonuçlarla son derece uyumlu. Verilere göre suçun oluşumunda eğitimcilerin rolü neredeyse aile kadar önemli. Araştırmanın önerdiği “Yalnızca Suçlu mu Suçlu?” yaklaşımı önem kazanıyor. Türkiye”nin dört bir yanında fedakarca hizmet ve ilham veren binlerce öğretmenimizi tenzih ederek mahkumların karşılaştığı öğretmen profiline bir göz atmak lazım. Bu araştırmaya göre “öğretmen” alt temasını görmezden gelmek mümkün değil çünkü.

Bir mahkumu çocukken öğretmenleri çağırıp, sen çok yaramazsın okula gelme, biz senin diplomanı vereceğiz demişler, bir daha okula gitmemiş. Okulda dayak küfür ve topluluk içinde küçük düşürücü hareketlerden söz edenler öyle çok ki. Annesinin hademelik yaptığı okulda herkesin ve annesinin gözü önünde yediği dayakları unutamayan bir adam. Sürekli adam olmayacağı insan bile olmadığı söylenen çocuklar. 346 mahkumun yüzde 63’ünün öğretmeni hakkında olumsuz görüş bildirmesi. Bu tespitlerin öğretmenlerimizin genelini bağlamadığını, sadece suç işleyenler arasındaki çalışmanın verileri olduğunu unutmayalım. Çok küçük yaşlardan itibaren yatılı okuyan ve aylarca ailesini göremeyenler, hem aile hem de okulda sürekli akran yönetici ve öğretmen şiddetine uğrayanlar. En sıradan insani ihtiyaçların bile sağlanamadığı yoksulluk. Keşke yazmaları teşvik edilse ve onları daha çok dinleyip anlayabilsek.

“Hep arkeolog olmak istedim ama tarihe olan hayranlığım, tarih öğretmenimin beni yumruklamasıyla son buldu.”

“Sınavlarda neden dört yanlış bir doğruyu götürüyor. Oysa dört doğrusu olana bir doğru eklenmeli.”

Neden okulu bitirince bir zanaat sahibi olamıyorum. Saz çalmayı bile cezaevinde öğrendim.”

Öğretmenler çocuklarla daha çok ilgilense. Sürekli yüzünüz tahtaya, sırtınız öğrenciye dönük ne öğretebilirsiniz.”

“Üniversite sınavından bir gün önce eve sarhoş gelen babamın bir bahaneyle yüzüme değil hayatıma attığı tokatları unutmuyorum. O gün insanlığa olan kızgınlığım kat be kat arttı.”

“Bir kız isterken ya da kız verirken nasıl kızın ve damat adayının ailesini çevresini soruşturuyorsanız, bir ceza verirken de bizim çevremizi araştırırsanız daha adil karar verirsiniz.”

“Beni yıllarca cezaevinde yatmış bir babanın uyuşturucu satan oğlu olarak yargılıyorsunuz. Peki pastadan en büyük payı alan uyuşturucu baronları neden kral gibi yaşıyor. Bu baronların çocukları eminim iyi eğitim almışlardır. Doktor öğretmen, belki savcı hakim olmuşlardır ne dersiniz.”

Öğretmenler iyi insan yetiştirmede ön plana çıksa da iş ailede başlayıp bitiyor son tahlilde. İnsanlar çocuk sahibi olmanın sorumluluğunu taşımak istemiyor ve evde birkaç çocuğa emek veremeyenler bütün sorumluluğu okula yükleyip kurtulma peşinde. Kur’an kursları da oradakilerin insafına kısıtlı dağarcığına teslim edilmiş, bir daha dönüp bakılmayan çocuklarla dolup taşmakta. Mahkumların en çok altını çizdikleri kavram sevgisizlik. Ailede ve okulda göremedikleri ilgi alaka ve sevgi. Bir de bir anlık öfkeden söz ediyorlar ki, bu da öfke kontrolünün ancak ailede ve yaşam içinde öğrenilebildiği gerçeğine götürüyor bizi. Okul ve aile; bazen birinin yıktığını öteki onarabilmekte. İnsanı birlikte yükselttiklerinde oluşacak şefkati, irfani sinerjiyi düşünebilsek.

Nail hocaya göre suç bir süreçtir. Mahkumiyet bu sürecin sonucu. Sadece sonucu cezalandırarak bu işin çözülemeyeceği aşikar. Ülkemizde tutuklu ve hükümlülerin sayısı hızla artarken, çok önemli veriler sunan bu çalışma gerçekten etkileyici. Suçluyu aklayan değil ama anlamaya çalışan, suçu ilerlediği süreçlerde durduracak olan yaklaşımlar yolumuzu açacak.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
30.12.2020
Üsküdar’da yılın sonu
23.12.2020
İş hayatındaki terör
16.12.2020
Dünyaya neden
9.12.2020
Hayvanlar
25.11.2020
O kuşu ben gördüm
11.11.2020
Merter’e düştü yolum
4.11.2020
Galataport
28.10.2020
Erkek ve aile
14.10.2020
Karşılaşmalar
30.09.2020
Edward Said’in Filistin’i
16.09.2020
'Tokyo'nun idolleri'
9.09.2020
Ceviz ağacı
2.09.2020
'Yeni Zelandalı kardeşlerim'
26.08.2020
Vatandaş Daniel Blake
12.08.2020
Toz bezi
29.07.2020
Asım
22.07.2020
Nereye sığınmalı?
15.07.2020
Fani dünya...
8.07.2020
Herkes herkesle ilintili
1.07.2020
T işaretliler
24.06.2020
İnsan/human nedir?
17.06.2020
Deli ve Dahi
10.06.2020
Ertelenen eşitlik rüyası
3.06.2020
Evsizlerle dayanışma
27.05.2020
Antonioni: Duyguların Macerası
13.05.2020
Fatma hanım
6.05.2020
Omar ve Biz
29.04.2020
Newyork Newyork
22.04.2020
Tecrit boşluk ve Ramazan
15.04.2020
10 Nisan tecrübesi
8.04.2020
Normale dönmesin dünya
1.04.2020
Bal Ülkesi
25.03.2020
Korona tarihi hızlandırdı
18.03.2020
Kovid- 19 günlüğü
11.03.2020
Avrupa’da kaybolan mülteci çocuklar
4.03.2020
‘Böyle Daha Güzelsin’
26.02.2020
Kendini hiçe sayan karınca
19.02.2020
Kadınların saklı derdi
12.02.2020
Kısa film ve fotoğrafla göç
5.02.2020
Filistin Enstitüsü
29.01.2020
Deprem Bakanlığı
22.01.2020
‘Bahçesiz okullar kapatılsın’
16.01.2020
Ekolojik olan etiktir
8.01.2020
Samatya’da bir çanta
1.01.2020
2019 neymiş meğer
25.12.2019
Geleceği öngörme sanatı
18.12.2019
Kadınlar güzeldir
11.12.2019
‘Zannettiğin kişi değilim’
4.12.2019
Tokat’ta ‘mülteciler ve edebiyat’
27.11.2019
2050’de ne olacak?
20.11.2019
Yaşamak hastalığı
13.11.2019
Keçeciler Caddesi
6.11.2019
Şehir sakinleri ne istiyor?
30.10.2019
Kartepe Mutlu Şehir Zirvesi
16.10.2019
Muazzez hanım
9.10.2019
Çocukların kıyameti
2.10.2019
Deprem ve şehir etiği
26.09.2019
Kısa film büyük imkan
11.09.2019
İrlanda’da din adamları
28.08.2019
Halepli çocuk
21.08.2019
Kütüphaneye sığınmak
14.08.2019
İstanbul boşaldı mı gerçekten
7.08.2019
Marx’ı sakince ele almak
24.07.2019
Anarşist Müslüman kadın
17.07.2019
Bizi vurmazlar!
10.07.2019
‘Paylaşılan Kutsal Mekanlar’
3.07.2019
Uğruna can verilen değerler
29.06.2019
Güney Afrika'nın bitmeyen rüyası
19.06.2019
Muhammed Mursi aynası
12.06.2019
Suriyeliler, Kürtler ve oy hesapları
5.06.2019
Son Peygamber
29.05.2019
Eşref Kolçak anısına
22.05.2019
Melek Kayıtları
15.05.2019
Yeni insanın inancı
8.05.2019
Sûfi sinema mümkün mü?
1.05.2019
Güvercin Hırsızları
24.4.2019
Özgürlük mümkün mü?
17.4.2019
Adalet, ekmekten önce…
10.4.2019
‘Dünyaya neden geldim?’
3.4.2019
Aşk var mı?
27.3.2019
Mülteci meselesinde Gaziantep ışığı
20.3.2019
Beyaz bulutlar ülkesi Zelanda
6.3.2019
‘Çünkü insanız’
20.2.2019
Zeytin ağaçlarının arasında
6.2.2019
‘Çocukluğunu Yaşamamış İnsanlar Konfederasyonu’
30.1.2019
Godard: İnsan neden Faust değil de kral olmak ister?
23.1.2019
Rüzgarla savrulmayan Mert bir yazar
16.1.2019
Vize başvurusu
9.1.2019
Çok tartışılan bir film Roma
2.1.2019
Kadınların iç bahçesinden işaretler
26.12.2018
Dedem Akif’in başı yalnızca secdede eğilmişti
19.12.2018
Edebiyatın işlevi
12.12.2018
Yerel yönetici adaylarına mektuplar…
5.12.2018
Mahalle hakkında
28.11.2018
Geçim derdiniz olmasaydı ne yapmak isterdiniz..
21.11.2018
Sevincimizi bulmak mümkün mü?
14.11.2018
Karamsar K kuşağı
7.11.2018
Kadınların yazarak müdahil olması
31.10.2018
Ruhun sevinci
24.10.2018
Atın kulağına fısıldayan şair
17.10.2018
Sinema ve dizilerde değişen aile
10.10.2018
Parça parça inşa edilen barış
3.10.2018
‘İnsan hep derine gitmek ister kızım, kıyı çöplerle doludur
26.9.2018
Bırakma Beni ‘yandı toprağım çalındı özgürlüğüm’
19.9.2018
Meczuplar deliler ve dahiler
12.9.2018
Genç yazarlar için bir hikaye
5.9.2018
Avrupa'nın iyi insanları
29.8.2018
Çağla uyumsuzluğun derin sularında
22.8.2018
Kurban: Tevessülle teslimiyet arasında
15.8.2018
İnsan olamadıktan sonra yazarlık nafile
8.8.2018
Bizi birleştiren nehirler, köprüler otlu peynirler
1.8.2018
Yaşayan edebiyat
25.7.2018
Iraklı sanatçılar
18.7.2018
O Suriyeli bir çocuk
11.7.2018
Gülzar Haydar İstanbul’da
5.7.2018
‘George Orwell Arkadaşımdı’
27.6.2018
Seçim izlenimleri
20.6.2018
Elektriksiz şehirde film çekmek
13.6.2018
Viyana İstanbul hattında bir ressam Betül Burnaz
6.6.2018
Tarlabaşı, Şehzadebaşı ve Üsküdar’da kalbe değen iftarlar
30.5.2018
İslam’ın kızı İslam’ın erkeği
23.5.2018
Tahayyül ve tefekkür arasında İslamcı dergiler
16.5.2018
Filistin kurtulur mu?
9.5.2018
Naci el Ali, Rachel Benjamin, Noor…
2.5.2018
Kolombiyalı kadınlar: Siriri ve Anka kuşları
25.4.2018
Ahde vefa toplantısı
18.4.2018
Nasıl bir dünyada yazıyoruz
11.4.2018
Dindar nesil meselesi
4.4.2018
Arakan sızısına diriltici ağıt festivali
21.3.2018
Neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?
14.3.2018
Irmak şehri Tokat sakin ve derin
7.3.2018
Vicdan konvoyu sessizlerin sesi
1.3.2018
28 Şubat: Masum değiliz hiçbirimiz
14.2.2018
Depresyona girmiş hayvanlar
7.2.2018
Konuşma zemini
31.1.2018
Evsizler tinerciler kimsesizler ve aşhane
24.1.2018
Vincent’ı ya da tek bir insanı sevmek
10.1.2018
Füreya’nın topraktan gelen sanatı
3.1.2018
Nefretleşmek şiddettir, suçtur
27.12.2017
İşgal Mimarisi: Oyuk Toprak
20.12.2017
Filistinli kadınlar
13.12.2017
Filistin Akademisi
6.12.2017
Kudüs hakkında söz söylemek
29.11.2017
Türkan Şoray
22.11.2017
Aşk mucize mi hormon mu
15.11.2017
Karanlıkta seni görmek o kadar kolay ki
8.11.2017
Eğitim kanat taksın çocuklara
1.11.2017
İstanbul kurtulur mu?
27.10.2017
Beton canavarı
18.10.2017
Mardin’de gündelik hayat
11.10.2017
Kutucuklar içinde özgürlük çağı
4.10.2017
Bienalde İslam dünyasından sanatçılar
27.9.2017
Orouba Berakat ve Hulla’nın cenaze namazı
20.9.2017
Müslüman dünyanın Aida Begiç’i
13.9.2017
İnsan hakları savunucuları
6.9.2017
Arakan: Kendini tanımlamak güç istiyor
30.8.2017
Mecidiyeköy’de fal bakmalı
23.8.2017
Afette nerede toplanacak şehir halkı
16.8.2017
Ele geçirilen çocuklar
9.8.2017
Işık Doğubeyazıt’tan yükseldi
2.8.2017
‘Bir ulus ikinci bir ulusa üçüncü bir ulusun toprağını vaat etti’
26.7.2017
Yeni dünyanın Müslüman kadınları
19.7.2017
Köprüde yeni yurttaşlık bilinci
5.7.2017
Ölüm, bayram ve hakkaniyet
29.6.2017
Ölüm orucu ve etrafındaki hale
21.6.2017
‘Aradığınız ev kadını artık burada oturmuyor’
14.6.2017
Kudüs’ün yaralarına dokunmak
7.6.2017
Kültür Aynası: Mekan Hikayeleri
31.5.2017
Akif Emre: Kıymeti bilindi aslında
25.5.2017
Savaş dansına karşı sağlam hikayemiz
11.5.2017
Sürekli dijital devrim ve mültecilerin temsili
3.5.2017
Müslüman yazarlar buluşması
26.4.2017
Sanat tapınaklarından MoMA
19.4.2017
Siyaset sınırlarına dayandı
13.4.2017
Erzurumlu gençlerle kitap yolculuğu
5.4.2017
Öteki Avrupa: Casa nostra casa vostra
29.3.2017
Hüseyin Su’dan Gülşefdeli Yemeni
22.3.2017
Avrupa sıkıntısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive