Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?


18.9.2017 - Bu Yazı 762 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin Ortadoğu ve Afrika coğrafyası ile hem fiziki hem de gönül bağları bulunmaktadır. Türkiye’nin bu coğrafyalar ile olan tarihi bağları yeni ilişkileri destekleyecek olumlu hatıralar üzerine kurulmuştur. Türkiye bu bölgelerden müstağni kalamaz hatta bu coğrafyalara mecburdur. Ortadoğu ve Afrika Türkiye için bir alternatif değil bir zorunluluktur. Ama gelin görün ki ülkemizin en rafine kuruluşları olan üniversiteler bu coğrafyadan habersiz durumdadır. Yaşanan bunca gelişmelere rağmen üniversitelerdeki kısık ses dikkate değerdir. Elbette üniversiteden beklenen ses sokaktaki ses gibi olmayacak. Üniversite bilimsel çalışmalarıyla, raporlarıyla, geliştirdiği projeleriyle siyasete rehberlik edecek, uygulayıcılara yön gösterecek. “Nasılsa kimse dinlemez” mazeretine sığınmayacak. Yaptığı çalışmalar bugün kullanılmazsa bile yarına katkı sağlayacak.

Ata yurtlarından Batı’ya doğru göç eden Türkler ilk siyasi teşkilatlarını Kuzey Afrika, akabinde Irak-Suriye’de kurdular ve sonrasında Anadolu’ya yerleştiler. Yani Türk Milleti Anadolu’da tutunma gücünü bu coğrafyalardan toplamıştır. Buradan aldıkları ile Anadolu merkezli bir dünya devleti kurabilmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken de asıl destek buralardan gelmişti. Bu coğrafya Türkiye’nin tabii müttefikidir. Siyasette, bilimde ve hemen her alanda uzun zaman ihmal edilen bu coğrafya son yirmi yılda yeniden keşfedilmiştir. Peki bu keşfe rağmen bu coğrafyada kimler yaşamakta, hangi diller konuşulmakta, inançları, sosyal hayatları nasıldır, siyasi yapıları nedir gibi soruların cevabını kaç kişi bilmektedir ülkemizde. Ya da ne kadar doğru bilinmektedir. Kütüphanelerimizde bu konularda ürettiğimiz ne kadar kitap mevcuttur. Bu coğrafya ile ilgili bir bilgi bankamız var mıdır? Bu sorulara cevapların üniversitelerimiz tarafından hazırlanmış olması gerekmez miydi?

Türkiye son yıllarda başta Filistin meselesi olmak üzere Ortadoğu’daki hemen her gelişme ile ilgilenmiştir. Bu ilgi kimi yerde Türkiye’nin umut haline gelmesine imkan vermişken kimi yerde de bölgesel çekişmelerin rekabet aracı haline gelmiştir. 2005’ten itibaren Afrika’ya açılım kararı alan Türkiye, Afrika Birliği ile Stratejik ortaklık belgesi de imzalamıştır. Bu gerçeğe rağmen Türkiye kamuoyu bu coğrafyaları gerçekten tanımamaktadır. Zaten az olan okuma alışkanlığının yanı sıra Türkçe kaynakların azlığı da ayrı bir engeldir. Bu zaafımızda bilimsel araştırma merkezlerimizin hiç mi rolü yoktur?

Üniversitelerin Alan Çalışmalarındaki Yetersizliği

Uzatmadan söyleyelim; ülkemizde bu alanda yapılan bilimsel araştırmalar yetersiz hatta yok mesabesindedir. Üniversitelerimiz birçok sorunla boğuşurken bir zihniyet devrimi yapamadığı için ihtiyaç duyulan alanlarda araştırmalar yapacak kurumları oluşturamamıştır.  Belki birkaç iyi niyetli girişim ile açılmış olan sınırlı sayıdaki Enstitü, Araştırma ve Uygulama Merkezleri ise ya ehil olmayan ellerde veya imkânsızlıktan iş yapmaktan uzaktır. Oysa bu konuları öğrenme arzusu duyan ve araştırma yapmak isteyen binlerce genç bulunmaktadır. Tamamen bireysel gayretlerle bazı üniversite programlarında Ortadoğu ve Afrika ile ilgili çalışmalar olsa da kurumsallaşma imkanı verilmediğinden beklenen sonuçlar alınamamaktadır. Lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde birbirini takip edecek programlar ve doçentlik aşamasında Ortadoğu ve Afrika ile ilgili uzmanlık alanları açılmadığından bireysel gayretler de heba olmaktadır. Bu konularda sadece beşeri bilimlerde anahtar kelimeler koymak yöntemiyle uzman yetiştirmek imkansızdır. Bu alandaki bilimsel düzeyimizin Türkiye’nin Ortadoğu ve Afrika’daki algısının çok gerisinde olduğunu itiraf etmek gerekir. Tabi ki bunun bir de medya ve STK’lar ayağı bulunmaktadır. Aynı yetersizlikler orada da mevcuttur.

Sahada uygulanabilecek bilginin üretileceği yer üniversitelerdir. En prestijli Batı üniversiteleri prestijlerini Şarkiyat araştırmaları ile Ortadoğu ve Afrika konularında ürettikleri bilgi ile elde ettiler. Türkiye’de bu konuların bırakın ana eğitim programlarına alınmasını, anabilim dalı veya yandal bazında bile düşünülmemesi oldukça can sıkıcıdır. Oysa Batı’daki ders programlarında bölgeyi ilgilendiren dil, kültür, siyaset, güvenlik ve istihbarat dersleri en ayrıntılı biçimde ve güncellenerek verilirken, Türkiye’de bu dersleri teklif edenler  yadırganmaktadır.

Bu sorunun çözümünde ülkenin rafine kurumları olan üniversiteler inisiyatif üstlenmelidirler. MEB son yıllarda yurt dışına alan araştırmalarına öğrenci gönderme girişimi ile büyük bir projeye imza atmıştır. Fakat bu inisiyatifin veya projenin üniversiteler tarafından ne kadar algılandığında kuşku vardır. Seçilen adaylar dönüşlerinde yurdun çeşitli üniversitelerinde çalışmak üzere gönderilse de çalıştıkları alanlar ile ilgili olarak üniversitelerin imkan ve kabiliyetleri özellikle de niyetleri uyuşmadığından bu projenin istenen sonucu vermesi oldukça zor görülmektedir. Türkiye’deki büyük kamu üniversiteleri ile imkan ve konumları uygun vakıf üniversiteleri bir araya gelerek alan çalışmalarına sunabilecekleri imkanları tartışmalıdırlar. Özellikle eksiklik duyulan Ortadoğu ve Afrika çalışmalarının gelişmesine nasıl katkı verebileceklerini ortaya koymaları gerekmektedir. Türkiye’nin geleceği için yapılabilecek en önemli yatırım bu olacaktır.

Programların içine bazı alan/bölge derslerinin yerleştirilmesi, her yıl birkaç tezin yaptırılması veya işlevsiz bazı araştırma merkezlerinin kurulması ile üniversitelerin sorumluluktan kurtulmaları mümkün değildir. Bugün ülkemizde hiçbir üniversitenin lisans düzeyinde Ortadoğu ve Afrika programı olmadığı gibi, bu alanların lisans programları içinde de kurumlaşmış bir yeri bulunmamaktadır.Lisansüstü programlar için sınırlı sayıdaki enstitüler de bu ihtiyaca cevap vermekten uzaktır.

Hazır MEB müfredatı tartışılırken üniversiteler de kendilerini yeniden gözden geçirsinler. “Evet, bizim programımız var, bazı bölüm derslerine Ortadoğu ve Afrika’yı ilave ettik” demek sorumluluktan kaçmaktır. Türkiye’nin etrafında yaşanan güncel meselelerin sadece tarih ve ilahiyat ekseninde okunmasının sebebi de bu sorumsuzluktur. Oysa siyasete her alanda veri sağlayan raporlar, araştırmalar, tezler olsaydı bugünümüz daha iyi olurdu. Kuşkusuz henüz fırsat kaçmış değildir. Üniversiteler öğrencilerini reklam panolarında aramak yerine enstitüler, araştırma merkezleri kurmaya; akademisyenler de yükseltilme kriterleri ve teşvikler ile uğraşmak yerine alan araştırmalarına yönelmeye başladıklarında Türkiye gerçek rayına oturacaktır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
1.4.2019
Seçilenler unutmasın! Sorumluluk tarihi bir mirastır
18.3.2019
18 Mart
18.2.2019
Usule mugayir acayip şey: Varşova Ortadoğu Konferansı
4.2.2019
Ürdün Kralı Abdullah yol ayrımında
10.1.2019
ABD, YPG karşılığında ne istiyor?
3.1.2019
2019’da Ortadoğu gündemi
24.12.2018
Sudan’da yeni bir Arap Baharı mı?
17.12.2018
Yeni Vehhabi destanı mı yazılıyor?
10.12.2018
Osmanlı’dan günümüze bilgi ve tecrübenin aktarılması
6.12.2018
Katar’ın OPEC’ten çekilmesi ne ifade ediyor?
3.12.2018
Şükrü Hanioğlu’nun “vedası” üzerine
22.11.2018
Mustafa Kemal’den Afrika dersleri
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive