Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?


21.9.2017 - Bu Yazı 609 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 26 Eylül sabahı Kuzey Irak’ta yeni bir Kürt devleti, yeni bir Kürt cumhuriyeti doğmayacaktır.  Barzani’nin iddia ettiği gibi Kürtlerin yüz yıllık hayalleri de gerçekleşmeyecektir. Peki ne olacak? Kısaca ve tek kelime ile kaos. Maalesef bundan da yine en çok Kürtler etkileneceklerdir.

Kuzey Irak’ta 25 Eylül’de yapılması kararlaştırılan bağımsızlık referandumunun hiçbir hukuki dayanağının olmaması, herhangi bir planlamanın yapılmamış olması, gerek Kuzey Irak içindeki taraflar ve gerek merkezi hükümet ile konunun müzakere edilmemesi aslında süreci idare eden Barzanı’nin kendi siyasi geleceğini kurtarma operasyonu olduğunu göstermektedir. Irak merkezi hükümeti, Türkiye, İran ve Suriye gibi konu ile doğrudan muhatap ülkeler, uluslararası camia ve hatta kısmen Kürt muhalefetinin karşısında yer aldığı böyle bir girişimin bölgeye ve Kürtlere bir fayda sağlamayacağı apaçıktır. Ankara Anlaşması’nın tartışmaya açılmasından, uluslararası hukuktan bölge ülkelerine doğan haktan, BM yasasının önleyici müdahale maddesi gibi konulardan söz etmeyeceğim. Zira bu girişim bütün bunların dışında bölgede yaşanan Sünni-Şii, Sünni-Sünni, Kürt-Arap, Kürt-Türkmen, Türk-Kürt çatışmalarına bir de Kürt-Kürt çatışmasını ekleyecektir.Nitekim bölgede benzeri bir dönüşüm 2003 yılında ABD’nin Irak’ı haksız bir şekilde işgali ile yaşanmıştı. O tarihte demokrasi getirme iddiasıyla ve bilinçli bir şekilde yaratılan o kaostan bölge hâlâ çıkılamadı.

REFERANDUM SONUCUNDA OLACAKLAR

Bu girişim üç yönden başarısızlığa mahkûmdur:

BİRİNCİSİ, bütün tetiklemelere ve iki yüzlü vaatlere rağmen uluslararası sistem bir Kürt devletine özellikle de Kuzey Irak’ta bağımsız bir devlete imkan vermeyecektir. Filistin sorununu yarım asırdan fazla bir sürede çözemeyen, kırk yıldır Kıbrıs sorununda hiç ilerleme kaydedemeyen ve en sonunda Sudan’ı bölerek bölgeyi yaşanmaz hale getiren uluslararası sistem benzer yeni bir sorunu kaldırmaya müsait değildir. Klasik söylem ile dünya yeni bir devlete hazır değildir.

İKİNCİ husus ise bölgesel dengelerdir. Başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin muvafakat etmeyeceği böyle bir girişimin Barzani’nin kendi hayallerini hayata geçirmesine imkan vermeyeceği açıktır. Bugün bölge ülkeleri arasında söylem farkı olsa da ve hazırlıksız yakalanmış olsalar da kısa sürede böyle bir yapılanma karşısında oluşturacakları siyasi ve askeri ittifak burada bağımsız bir Kürt devletinin oluşmasına imkan vermeyecektir. Zira bu meseleye Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri güvenliklerini tehdit eden bir mesele olarak bakmaktadırlar. Buradan kendi sınırlarına ve hatta içlerine yönelen bir tehdide sessiz kalmayacakları açıktır. Gerçekte nüfuzu Dohuk, Erbil ve etrafı ile sınırlı olan bir yapının hem kendi iç iddialarını ve Kerkük dahil bütün Kuzey Irak’a egemenlik kurma heveslerini hayata geçirmek ve hem de bölge ülkelerine barış güveni verme imkanı yoktur. Bu da bile bile Kürtleri ateşe atmaktır.

ÜÇÜNCÜ sorun bizatihi Kuzey Irak’ın kendisidir. Bölgede Kürt hareketi veya hareketlerinin asırlık belki de daha fazla bir geçmişi olsa da Kuzey Irak’ın statüsü bu geçmişin üzerine bina edilmemiştir. Tam aksine özel şartlarda ortaya çıkmıştır. Kürt halkının devlet talebi üzerine değil, daha çok Saddam döneminde uğradıkları mağduriyet üzerine bina edilmiştir. Bu süreçten maalesef Irak merkezi yönetimi, bölge ülkeleri ve legal ve illegal bütün yapıların tamamı istifade etmeye kalkmıştır. Bu da görülmeyen yeni mağduriyetlerin yanında yeni iddialar ve Kerkük sorunu gibi yeni ve oldukça karmaşık problemleri meydana getirmiştir. Bu referandum da bütün bu sorunlara çözüm değil bilakis yangına körükle gitme etkisi gösterecektir.

“EVET” KERKÜK MESELESİDİR

Barzani yönetiminin sandıktan “evet” çıkaracağında bir kuşku yoktur. Ama bu zikredilen sorunların üstesinden gelemeyeceği de gün gibi ortadadır. Üstesinden gelemeyeceği problem olarak ona Kerkük tek başına yetecektir. Bölge üzerindeki uluslararası ilginin Kürtlerin hatırı için olmadığı ve herkesin Kerkük ve Musul’daki petrolün peşinde olduğu dikkate alınır ve dünyadaki benzeri örneklerine bakılırsa sorunun hiç de kolay olmadığı görülecektir. Meseleye tamamen insani yönden bakılacak olursa bir başka trajedi ile karşılaşırız ki bu da sorunu ebedileştirecek bir boyuttur. Yüzyıldır bölgenin toplumsal genetiği ile uğraşılırken en çok mağdur edilen kesim Kerkük Türkmenleri olmuştur. Kerkük tarih boyunca bir Türk şehri iken, İngilizlerden başlayarak, Irak Krallığı ve Cumhuriyeti altında ve özellikle de Saddam döneminde şehrin demografik yapısı altüst edilmiştir. 2003’ten sonra Amerikalılar durumu daha da berbat hale getirmişlerdir. Bölgede demografik yapının normalleşmesine imkan verilmediği gibi yaptıkları Irak anayasasında Kerkük gibi tartışmalı bölgeler için öngörülen ve bugüne kadar gerçekleştirilmeyen nüfus sayımı ve referandum da sadre şifa olmaktan uzaktır.

Bu canlı sorunun tarafları artık sadece Türkmenler olmaktan çıkmıştır. Başta merkezi Irak hükümetinin çıkarları ve Türkmenler ile mutlak bağı olan Türkiye olmak üzere çok taraflı bir sorun haline gelmiştir. Türkmenlerin bir bölümünün Şii olması İran’ın da taraf olmasını sağlarken, Suriye Türkmenleri de konunun tabii taraflarıdır. Kendi küçük coğrafyasında Süleymaniye aşiretleri ve diğer muhalif siyasal yapılar ile barış sağlayamayan Barzani bu karmaşık konunun üstesinden nasıl gelebilecektir? ABD’nin iki yüzlü siyaseti, İsrail’in kendi güvenliğine katkı sağlar umuduyla verdiği destek bu sorunları çözemeyecek, bilakis derinleştirecektir. Suudi Arabistan başta olmak üzere diğer Körfez ülkelerinde sorunun meydana getireceği domino etkisinden hiç söz etmiyorum bile.

Burada bir kere daha Barzani’ye nereye gittiğini soralım. Yüzyıllık halüsinasyon yerine bin yıllık gerçeği hatırlatalım. Bölgenin geleceği daha fazla küçülmekte değil, daha fazla bütünleşmekte olacaktır. Tabii kimlik hakları ve bölgesel iradeyi herhangi bir şekilde elde tutmak buna mani değilidir. Diğer taraftan da çözüm arayan birer öğüt sadedinde olan ve defalarca hatırlatılan bu sözlerin içinde aynı zamanda Türkiye’nin meşru savunma refleksinin de saklı olduğunu Barzani unutmamalıdır.

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8