Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Zekeriya Kurşun

Yeni Şafak



Bookmark and Share

“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi


3.9.2018 - Bu Yazı 226 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 17 Temmuz 1732 tarihinde Osmanlı Sultan’ına günlük olarak sunulan arzuhallerden biri okunur. Günümüz diliyle arzuhalde şunlar yazmaktadır:

“Ben Venedik memleketinden bir kulunuzum. Küfür ve dalalet içinde iken, dalalette olduğumu yakinen fark edip, Yüce Allah’ın rızasını talep etmek maksadıyla, memleketim ve akrabalarım ile ilişkimi kestim. Güneşten daha açık olan İslam’a yönelerek hidayet ile müşerref olup din-i Muhammedi’ye kendi isteğimle ve şevkimle girdim. Artık bütün kötülüklerden yüz çevirerek Allah’a yöneldim...”

Osmanlıca Divani yazı ile yazılı olan bu arzuhali yayınlayan Anton Minkov kitabında bütün hikayeyi anlatmaktadır. İslam’a yeni girmiş olan kişi ömrünü Müslüman olarak geçirmek için Sultan’ın hizmetine girmek istemektedir. Minkov’un Bulgaristan ve Osmanlı Arşivlerinde bulup incelediği Müslüman olduklarını beyan eden yüzlerce arzuhal üzerinde, ayrıca arzuhallere yapılan muameleyi gösteren siyakat veya rik’a hatlarıyla yazılmış diğer notları da nakletmektedir. İşte yazının başlığı olan “kisve bahâsı” da bu notlar arasında yer almaktadır.

KİSVE BAHÂSI

Zihninizde karşılığı olan bu iki kelimeden zorla bir yazı çıkardığımı düşünebilirsiniz. Neticede “kisve”, kıyafet; “bahâ” bedel ise, birleşik kelimenin anlamı da “kıyafet bedeli”dir. “Öyleyse bu gayret niye?” diyebilirsiniz. Unutmayalım, medeniyet inşası, düşünce ve fikir inşası ile mümkündür. Düşünmek ise kelime ve semboller ile olur. Bu durumda bu iki kelimenin de bizi ulaştıracağı bir nokta olmalıdır.

Zihnimizde bir karşılığı olsa da bu iki kelimeyi maalesef artık sadece bir kısım arşivlerimizdeki tarihi belgelerin, arzuhallerin ve yazışmaların içinde görmeniz mümkündür. Her şeyi bilen arama motorlarına girerseniz hüsrana uğrarsınız. Zira bu kelimelerin Halide Aslan gibi akademik çalışmalar yapanların dışında kimsenin semtine uğramadığını göreceksiniz.

Hâlâ ne olduğunu mu merak ediyorsunuz?

Halide Aslan’ın Türk Tarih Kurumu’nda sunduğu bir tebliğde; Osmanlı belgelerinden hareketle detayları ile anlattığı gibi; çeşitli görevlilere zaman zaman verilen kıyafet bedeli olsa da; esasında İslam’a yeni giren (ihtida eden) kadın ve erkeğe hediye edilen kıyafet veya bedellerine “kisve bahası” denilmektedir. Minkov da haklı olarak, Müslüman olmalarını bildiren ve bu bedeli talep eden kişilerin arzuhallerine de bu ismin verildiğini düşünmektedir. Nitekim 2004 yılında Leiden ve Boston’da basılan kitabının ismini, Balkanlar’da İslamlaşma ve Kisve Bahası Arzuhalleri ve Osmanlı’da Sosyal Hayat, 1670-1730 olarak koymuştur. (Conversion to Islam in the Balkans Kisve Bahası Petitions and Ottoman Social Life, 1670-1730).

İslam Tarihinin en son imparatorluğu olan Osmanlı Devleti zamanında en büyük İslamlaşmanın Balkanlar’da olduğu dikkate alındığında, bu süreci takip etmemize yarayan bu iki kelimenin ne denli anlamlı olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

“Kisve bahası” belgeleri bize İslam’ı seçenlerin coğrafyalarından, gerekçelerine, ruh hallerine, devlet tarafından nasıl muamele gördüklerine ve hatta sosyal ve iktisadî hayatın pek çok veçhesine işaret etmektedir. Nitekim Anton Nikolay da Türkçe olarak Kebikeç’te (10/2000) yayımlanan bir makalesinde bu hususları detayları ile tahlil etmektedir.

OSMANLI ARŞİVİ İSMİNİN SIRRI

Benim bu yazıyı sadece arşivlerde bulunan iki kelimeye bina etmemin sebebini de anladınız herhalde. Son günlerde meslektaşlarımız ve duayen hocalarımızla yaptığımız görüşmelerin ana konusu Osmanlı Arşivleri üzerinde yapılan tasarruf idi. Nitekim üç gün önce İktisat Tarihi duayenimiz, büyük hocamız Mehmet Genç ile yaptığım sohbet sırasında, hocamız Osmanlı arşivleri hakkında iki önemli vurguda bulundu.

Birincisi Osmanlı arşivlerinin İslam medeniyetinin son birikimi olduğu;

İkincisi de, Balkanlar ile Türkiye arasındaki müspet/sabit bağın Osmanlı Tarihi, dolayasıyla bugün de Osmanlı Arşivlerinin olduğudur.

Biraz açarsak şu hakikat ile yüzleşiriz: İslam dünyasının en azından beş asırlık hafızası Osmanlı Arşivlerinde saklıdır. Bu hafıza, sadece siyasi tarihi, anlaşmaları savaşları vs. barındırmıyor, aynı zamanda “kisve bahâsı”nda olduğu gibi İslam medeniyetinin ipuçlarını da barındırmaktadır. Müslümanların, ne Orta Doğu’da ne Kuzey Afrika ve Sahra Altında ve ne de diğer Asya ülkelerinde İslam medeniyetini tanımlayan bu denli yoğun tarihi bir materyali bulunmamaktadır. Diğer taraftan, hiçbir Balkan ülkesi Osmanlı asırlarını dikkate almadan tarihini yazmamaktadır. Dahası, Osmanlı tarihi hem tarihin oluşumu sürecinde, hem de bugün, Osmanlı arşivi üzerinden Balkan topluluklarının da tarihidir. Balkanlardaki İslamlaşma ile ilgili Osmanlı Arşivlerinin dışında yeterli materyal olmadığı gibi, diğer din ve mezheplerin resmi tarihleri de yine en iyi Osmanlı arşivlerinden takip edilebilmektedir.

Son yıllarda, Osmanlı arşivlerine dayanarak, gerek Balkanlar’da ve gerekse Orta Doğu’da çözülen, vakıflar, mülkiyet, sınırlar gibi onlarca mesele bulunmaktadır. Onların burada ele alınması mümkün değildir. Belki her biri ayrı bir yazıya konu olmalıdır.

İçindeki materyal Osmanlı asırlarına ait olsa da Osmanlı Arşivi, Türkiye’nin ürettiği bir markadır. 1950 ve 60’larda Bernard Lewis, Stanford J. Şhow, ardından Heat Lowry, Justin MacCarty gibi isimler bu markayı kullanarak dünyaca ünlü tarihçiler olurken; dünyaya da Türkiye’nin pozitif imajını Osmanlı belgeleri üzerinden sunmuşlardır. Nitekim Osmanlı Arşivlerini kullanan Batılı tarihçiler ile kullanmayanlar arasında bu anlamda bariz bir fark vardır. Burada Türkiye’de yetişmiş olan Halil İnalcık, Ömer Lütfi Barkan, Tayyip Gökbilgin, Nejat Göyünç ve daha nicelerinin bu arşivleri kullanarak tarihimizi dünyaya tanıttıklarını ayrıca hatırlatmaya gerek yoktur.

Türkiye’deki bütün resmi arşivleri bir idare altında toplamayı amaçlayan yeni Arşiv kararnamesi (11 Nolu Cumhurbaşkanlığı kararnamesi) herkesi umutlandırmıştır. Ancak bu kararname 1982’den beri kullanılan “Osmanlı Arşivleri” ifadesini dışarıda tutmuştur. Bugün tarihçilerin ortak kanaati ve beklentisi bu ismin “Başkanlık Osmanlı Arşivi” olarak muhafaza edilmesi ve aynı zamanda Devlet Arşivleri altında yeniden kurumsal bir kimliğe kavuşturulmasıdır. Zira medeniyet inşası, ancak kavramların inşa ve muhafazası ile mümkündür.

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.11.2018
Yüzyıl sonra Ortadoğu’da sınırlar ve bayraklar
18.10.2018
Cemal Kaşıkçı olayına tarihten bakmak
15.10.2018
Misyonerlik suç mu?
11.10.2018
Ka’be baskını niye yapıldı?
8.10.2018
Trump, Muhammed bin Selman ve Cemal Kaşıkçı
4.10.2018
Eğitim tarihimizden manzaralar ve bugünkü halimiz
1.10.2018
Diplomasi tarihimizden dersler
28.9.2018
Trump ne diyor?
24.9.2018
Türkiye’nin temsili meselesi: Zorunlu hatırlatmalar
20.9.2018
Kerbela’yı yâd etmek
17.9.2018
Malay Dünyası ve Türkiye
13.9.2018
Makyavelizm ve diplomasinin ince ayarı
10.9.2018
İdlib’de bir pencere
6.9.2018
Yemen’deki çocuk ölümlerinin sorumlusu kimdir?
3.9.2018
“Kisve bahâsı” ya da Osmanlı Arşivleri meselesi
30.8.2018
30 Ağustos İslam jeopolitiğinin başlangıç tarihidir
27.8.2018
26 Ağustos’un sırrı
23.8.2018
Çölde ‘iz’ aramak
20.8.2018
Türkiye Katar ilişkileri on beş milyar dolar ile sınırlı değildir
16.8.2018
Devlet arşivlerinde neler oluyor?
13.8.2018
ABD’nin bilmediği: “Bu da geçer yâhû”
9.8.2018
Dolar musibetinden hayır çıkarmak
2.8.2018
İran nefreti Arap Natosu için yeterli mi?
30.7.2018
Papazın öğrettikleri: Türkiye daha büyük tehdit altında
26.7.2018
Yükselen güç olmak fırsattan değil bilgiden geçer
23.7.2018
Yahudi Ulus Devleti nasıl kuruldu?
16.7.2018
15 Temmuz ibretlik halimizi değiştirdi: Unutmayalım!
12.7.2018
Yeni sistemde politika üretme kurulları
9.7.2018
Yeni hükümet sisteminden beklentiler
5.7.2018
Suriye-Ürdün sınırında Der’a’dan yükselen feryat
28.6.2018
Yeni devir ve ‘kültürel inşa’ mecburiyeti
21.6.2018
Seçim sistemlerimiz ve yüzde elli bir
18.6.2018
Bayram’ı hak ettik mi?
4.6.2018
Yüzyıl önce Hoy’da bir ramazan ortası
31.5.2018
İslam ülkelerinin ortak tarihi: Fetih ve Fatih
28.5.2018
Şantajcı Batı basını ve II. Abdülhamid
24.5.2018
Filistin neresidir, Kudüs ne taraftadır?
21.5.2018
İİT İstanbul toplantısı ve Kudüs’ün geleceği
17.5.2018
Kudüs’ü unutmayın, sadece unutmayın!
10.5.2018
Ortadoğu, Balkanlar ve Aliya İzzetbegoviç
3.5.2018
İran Türkiye’yi merak ediyor
30.4.2018
Hariciyeci mi, hariç mi?
23.4.2018
Arap Ordusu mu Arap Lejyonu mu?
16.4.2018
Suud Veliahdı’nı Türkiye’ye davet ediyorum
9.4.2018
Osmanlı’da Vehhâbîlik
5.4.2018
Suud veliahdı Muhammed bin Selman ne diyor?
26.3.2018
Tarihin en zor on beş yılı
19.3.2018
Çanakkale’yi san’atla anlatmak
12.3.2018
Türk Arap ilişkilerinde Zeytin Dalı
8.3.2018
Körfez’de sahneye yeni filmler konuluyor
5.3.2018
Halifelik kaldırıldı mı?
19.2.2018
ABD Afrin ve Menbiç’te ne yapabilir?
12.2.2018
İnsan mı Sultan mı?
1.2.2018
Saddam, Kaddafi, Esed ve Soçi
8.1.2018
Türkiye dünya gündemini takip edebiliyor mu?
1.1.2018
Türkiye’nin yüzyıl önceki ve yüzyıl sonraki gündemi
25.12.2017
Türkler ve Araplar tarihlerini yeniden okumak zorundadır
11.12.2017
Kudüs’ün statüsünü kim belirleyebilir?
13.11.2017
İslam dünyasında siyaset ve toplumsal cinsiyet meselesi
7.11.2017
Suudi Arabistan’da iç hesaplaşma mı yaşanıyor?
30.10.2017
Türkiye Cumhuriyeti’ni 100. yıla hazırlama kılavuzu
26.10.2017
ABD’nin eski konsolosluk elemanını kurtarma operasyonu
23.10.2017
Türkiye’nin “Kerkük Meselesi” yoktur
19.10.2017
Filistin devleti Gazze'de mi kurulacak?
16.10.2017
Türkiye’nin İdlib’te ne işi var, harekattan neler beklenebilir?
12.10.2017
Türkiye ABD ilişkilerinde medler ve cezirler
9.10.2017
Kral Selman’ın Rusya ziyareti ve değişen bölgesel güvenlik dengeleri
5.10.2017
İbret almazsan ibretlik olursun: İdrisî’nin kısa hikâyesi
2.10.2017
Devletçilik oyunu mu, devletler oyunu mu?
28.9.2017
İhanete prim vermek Türkiye’nin geleceğini rehin almaktır
21.9.2017
Barzani Kürtleri ateşe mi atıyor?
18.9.2017
Üniversiteler dış politikaya ne kadar katkı sunuyor?
14.9.2017
Ortadoğu’da yeni düzeni hangi değer belirleyecek?
11.9.2017
Körfez krizinde eski ve yeni düzen: Diplomasi ve genç liderler
7.9.2017
Hac, siyaset ve meşruiyet
5.9.2017
Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerde alternatif arayışları
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8