Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ahmet İnsel

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm


15.7.2018 - Bu Yazı 151 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Neoliberalizmin egemenliğinin ve ona eşlik eden “muhafazakâr devrim”in (tabir Margaret Thatcher tarafından kullanılmıştır) öncüsü, 1973’te General Pinochet’nin darbe ile demokratik-sosyalist yönetimi devirmesiydi. Neoliberalizmin fikri kaynaklarından Hayek, 1981’de, Şili’de yayımlanan El Mercurio dergisinde, köktenci bir iktisadi liberalizmle diktatörlüğün, yeni kapitalizmle otoritarizmin birbirini tamamlamasını övüyordu: “Şahsen liberal bir diktatörü, liberalizmi eksik bir demokratik hükümete tercih ederim.”

Günümüzde dünyada yükselen otoriter kapitalizm dalgasının arkasında yatan siyaset felsefesini Hayek çok açık dile getirmişti. Şöyle devam ediyordu o söyleşide: “Benim şahsi kanaatim, örneğin Şili’de, diktatoryal bir yönetimden liberal yönetime geçişe şahit olacağız.” Hayek için söz konusu olan liberalizm, “Keynesci devrime son veren bir karşıdevrim” olarak tanımladığı neoliberal ilkelerin hâkim olmasıydı. Bugün neoliberal küreselleşmenin yarattığı güvensizleştirme, düzensizleştirme, kurumsuzlaştırma dalgasına karşı yükselen toplumsal tepkilerin, yeni bir otoriter kapitalizm modeline yönlendirilmesine şahit oluyoruz.

İyi yönetişim adı verilen, siyaseti siyasetsizleştirme modelinin yönlendirdiği, liberal kurum ve politikaların iflası üzerine yükseliyor yeni otoriter kapitalizm. Toplumsal ilişkilerin bütünüyle metalaştırılmasının, yalnız piyasa ekonomisi değil piyasa toplumu kurulması (Birinci AKP hükümeti programında yer alan hedeflerden biri) yönünde adımlar atılmasının yarattığı güvensizlik, sendikasızlaştırma, gelecek endişesi ve sosyal kutuplaşmalardan besleniyor. Neoliberal küreselleşmenin yarattığı tepkileri, çoğunlukla sağ popülist liderler bir karşı tepkiye dönüştürüp, iktidara geliyorlar ya da iktidarı etkileyecek siyasal güç biriktiriyorlar.

Eşitsizlikler yeniden yükseliyor. Düşük eğitimli gençler, birkaç kentte (“küresel kentler”) yoğunlaşan yeni iş olanaklarının dışında kalan taşra halkları, bazı ülkelerde göçmen kökenliler, bazılarında yaşlılar ve fabrikaları ucuz emek ülkelerine taşınmış kalifiye işçiler ekonomik ve sosyal alandan dışlanıyor. Ücretlerin ulusal gelir içindeki payı azalırken hemen her yerde yüksek gelir grupları ve büyük özel şirketlerin üzerindeki vergi yükü azaltılıyor. Bu durumda emekçilerin bu düzene baş eğmesini sağlayacak yeni iktisadi disiplin yöntemlerinin işleyebilmesi için önce yurttaşların siyaseten disiplin altına alınmaları gerekiyor. Ülkelerin özelliklerine göre önemli farklar sergilese de otoriter kapitalizmin asli varlık nedeni bu.

Kapitalist kurumlaşma ile demokrasi arasında genetik bir ilişki yok. 1970’lerin sonunda başlayan, 2. Dünya Savaşı sonrasında oluşan sosyal devlet kurumlarını yıkma amaçlı muhafazakâr karşıdevrim, devletin, kamu kurumlarının içinin boşaltılmasını hedefliyordu. Şimdi devletin bir şirket gibi yönetilmesini ideal yönetim biçimi olarak savunuyor. Bu nedenle siyasal iktidarı dengeleyen ve denetleyen karşı güçleri ve kurumları düşman belliyor. Putin’in “dikey iktidar” olarak övgüyle tanımladığı, Putinizmin alameti farikalarından biri olan, bütün devlet yetkilerinin bir elde toplanması ve kurumların bütün özerkliklerini kaybetmesi, bu otoriter kapitalizmin ideal yönetim modelini oluşturuyor.

Birçok ülkede, ücret artışları yerine banka kredilerine ulaşım kolaylaştırılarak, hem finans kapitalizmine alan açılıyor hem emekçi orta sınıfların otoriter kapitalizme rıza göstermesi sağlanıyor. Bazı iktisatçılar bunu “özelleştirilmiş Keynescilik” olarak tanımlıyor.

Sistemin kaybedenlerinin öfkeleri göçmenlere, azınlıklara, yabancılara ve elitlere yöneltiliyor. Tepkilerin, otoriter kapitalizmin nimetlerinden esas yararlanan çevreye, iktidarın etrafında oluşan klana benzer yapıya karşı yönelmemesine özen gösteriliyor. Medyanın sıkı denetimi, yargının bütünüyle bağımlı olması bu nedenle son derece önemli. Bütün gücü elinde tutanın “kendi kendini denetlediği”, şirket gibi yönetilen bir devletin ahbap-çavuş ekonomisine yol açması kaçınılmaz.

Amerikalı ünlü gangster Al Capone, kapitalizmi “egemen sınıfın düzenlediği meşru haraç rejimi” olarak tanımlamıştı. Günümüzde kültürel muhafazakârlıkla desteklenmiş otoriter kapitalizmler karşısında, mesleğin sırrına vakıf bir kişi olarak, herhalde şapka çıkarırdı.

Not: Tatil hakkımı kullanmak için iki hafta yazılara ara veriyorum.

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.7.2018
Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm
11.7.2018
Erdoğanizm Türkiyesi
8.7.2018
Post-komünist otoriter kapitalizm
4.7.2018
Otoriter kapitalizmin geleceği
1.7.2018
Erdoğanizm ve İki Türkiye
30.6.2018
Kindar nesil böyle yetiştirilir
27.6.2018
Durum budur…
24.6.2018
Yarın ve ötesi
22.6.2018
Bu Badireden Sükûnetle, Demokratik Yollarla Kurtulmak…
20.6.2018
Paçalardan akan ne?
17.6.2018
Kibrin otokrat hali
13.6.2018
Siyasette yalan ve yanlış
6.6.2018
Tayyip Erdoğan pişman mıdır?
3.6.2018
Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...
30.5.2018
Dindaş/ırktaş demokrasisi
27.5.2018
Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim
23.5.2018
Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek
20.5.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi
16.5.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı
13.5.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil
9.5.2018
Diktatörler seçimle gider mi?
6.5.2018
HDP kilit parti olabilir
1.5.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs
25.4.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü
22.4.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı
18.4.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar
16.4.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron
14.4.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması
11.4.2018
Satranççıya karşı tavlacı
8.4.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları
4.4.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime
1.4.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?
28.3.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler
25.3.2018
Kürt halkının başına gelenler
24.3.2018
Rusya'da Boykot da Kaybetti
22.3.2018
Putin kazandı boykot kaybetti
19.3.2018
Düşük katılım oranı iktidarları yıpratmaz
13.3.2018
Yerli ve milli haset patlaması
11.3.2018
Muktedirler iktidarı kaybetmekten çok korkunca
7.3.2018
Faili meçhul suç şüphelisi!
25.2.2018
Seçim güvenliğini yitirmek
23.2.2018
“Devlet Benim”den “Ben Devletim”e!
21.2.2018
Hasetten beslenen kin
18.2.2018
Mısır’da El Sisi, Türkiye’de Erdoğan
13.2.2018
Eşitsizlikler dünyası
11.2.2018
‘Türk halkında savaşa karşı bir hissiyat vardır’!
4.2.2018
Seçimli otokrasiler
31.1.2018
İsrail gibi olmak?
28.1.2018
Savaş ve medeniyet kaybı
21.1.2018
Üç seçim türü karmaşası
17.1.2018
Tiranlık üzerine
14.1.2018
AYM kararı ve istibdat idaresi
11.1.2018
“Ah, Sersemler! Bir Bilseler…”
10.1.2018
Anlamak İstenmeyen durum berrak
7.1.2018
Diktatörlük el kitabı
24.12.2017
Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku
20.12.2017
Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa
18.12.2017
İstibdat rejimi manzarası
13.12.2017
Suriye’de kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor
10.12.2017
AB Parlamentosu’nda Türkiye
5.12.2017
‘Tak şak’ davalarında yeni perde açıldı
3.12.2017
İktidar blokunun çimentosu ‘FETÖ’ silahı mı?
28.11.2017
İktidarın şüphelileri
26.11.2017
Çatışmaların Önlenmesi Ödülü Hrant Dink Vakfı’na
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8