Ahmet İnsel

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar


18.4.2018 - Bu Yazı 220 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir kişiye verilen ülkeyi yönetme yetkisinin tekrarlanmasına bir sınır koymak gerekir mi? Bu konuda dünyada iki zıt eğilim var. Batı demokrasilerinde cumhurbaşkanları ve başkanlar için var olan üst üste seçilme sınırının, başka seçilmişleri, milletvekillerini, belediye başkanlarını, hatta sendika ve dernek yöneticilerini de kapsaması gereği konuşuluyor. Bu yönde ılımlı adımlar atan veya atmaya hazırlanan ülkeler var. Diğer taraftan bu sınırı ya toptan kaldırmak ya da anayasa değişiklikleriyle neredeyse sınırsız hale getirmek yönünde bir eğilim de yaygınlaşıyor.

Mao’nun ölümünün ardından iktidarın aşırı kişiselleşmesini engellemek isteyen Çin Komünist Partisi (AKP), devlet başkanına iki kez seçilme sınırı getirdi. Çin parlamentosu 2018’de oybirliğiyle Xi Jinping’i ikinci kez devlet başkanı seçerken, bu sınırı kaldıran anayasa değişikliğini de onayladı. “Her şeyin başkanı” Xi Jinping, hem devlet başkanı, hem parti genel sekreteri hem merkezi askeri komite başkanı. Çin anayasasına “Xi Jinping düşüncesi” ve “AKP’nin yönetici rolü” de yeniden girdi.

Rusya’da Putin kâh cumhurbaşkanı, kâh başbakan olarak 1999’dan beri aralıksız iktidarda. Altı yıl için yeniden seçildi. 2024’te yirmi beş yıl boyunca ülkeyi yönetmiş olacak. Belki bundan esinlenen Serj Sarkisyan, üç yıl önce anayasa değişikliği ile Ermenistan’ı başkanlık rejiminden parlamenter rejime geçirdi. 9 Nisan’da biten ikinci cumhurbaşkanlığı döneminin sonunda, yeni anayasayı bahane edip üçüncü kez aday olabilirdi ama olmadı. Çünkü cumhurbaşkanına hiçbir yetki bırakmamıştı. Ve iki gün önce parlamentoda çoğunluğu elinde tutan partisi oybirliğiyle Serj Sarkisyan’ı başbakan adayı olarak gösterme kararı aldı. Parlamentoda çoğunluğu elinde tuttuğu sürece, bütün yetkileri elinde toplayarak ülkeyi yönetmeye devam edecek.

Venezüella’da Hugo Chavez de, seçildiği 1999’dan 2013’te ölümüne kadar anayasa değişikliği yöntemiyle başkan kalmıştı. Aynı yolu Bolivya’da Evo Morales izlemeye çalışıyor. Dördüncü kez aday olmasına izin veren değişiklik 2016’da halkoylamasında reddedilmesine rağmen, partisi 2019’da yeniden Morales’i aday göstermeye karar verdi. Kendisi de, “Halk karar verirse, Evo başkan kalır, bir sorun yok” diyor.

Afrika ülkeleri üzerine yapılan bir çalışma, 55 ülke arasında 12’sinde başkanın yeniden seçilmesinde sınır olmadığını, ayrıca altı ülkede zaten tek parti veya krallık rejiminin hüküm sürdüğünü, sekiz ülkede de görevdeki başkanların anayasadaki sınırı delmeye çalıştığını gösteriyor. Tekrar seçilme konusundaki ihtilaf nedeniyle gerçekleşen darbe teşebbüslerinin, ayaklanmaların sayısı yüksek. 2015’te Batı Afrika devlet başkanları, Gana’nın başkenti Akra’da toplanıp, bütün ülkelerde böyle bir sınır getirilmesi önerisini tartışmış, bunu önce sıcak karşılayıp sonunda reddetmişlerdi.

Ermenistan’da, esas olarak, liderin iktidarda kalmasını sağlamak için yarı başkanlık rejiminden parlamenter rejime geçildiği kanaati güçlü. Türkiye’de de aynı amacı ters yönde bir değişimle elde etmeye çalışıyor mu iktidar partisi? Parlamenter rejimden başkanlık rejimine geçerken, Tayyip Erdoğan’ın da teorik olarak 2029’a kadar iktidarda kalmasını mümkün kılıyor. 2019’da seçilmesi koşuluyla elbette.

Neredeyse bir çeyrek yüzyıl aralıksız iktidarda kalma hırsı, münhasıran incelenmesi gereken bir vakadır. Ama birçok örnek, bunun kişisel bir seçim olmayı aştığını, iktidarda kalmanın lider için de vazgeçilmez bir zorunluluk haline dönüştüğünü gösteriyor. Bu iktidarı kaybetme korkusu ve yarattığı iktidar bağımlılığı elbette iktidarda iken işlenen usulsüzlükler, kanunsuzluklar, yapılan vahim haksızlıklar, yönetilen şiddet politikalarıyla doğru orantılıdır.

Tam bu nedenle, siyasal güç mevkilerine seçilenlerin tekrar seçilmelerine önceden belirlenmiş ve değişmesi mümkün olmayan bir sınır koymak, onların iktidarın baştan çıkarıcılığına karşı kendilerini ve yakın çevrelerini korumaları açısından da yararlı ve gereklidir. Demokrasi sadece seçim değil aynı zamanda iktidarın sınırlanması rejimidir.

.

Facebook Yorumları

reklam
18.4.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar
16.4.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron
14.4.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması
11.4.2018
Satranççıya karşı tavlacı
8.4.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları
4.4.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime
1.4.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?
28.3.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler
25.3.2018
Kürt halkının başına gelenler
24.3.2018
Rusya'da Boykot da Kaybetti
22.3.2018
Putin kazandı boykot kaybetti
19.3.2018
Düşük katılım oranı iktidarları yıpratmaz
13.3.2018
Yerli ve milli haset patlaması
11.3.2018
Muktedirler iktidarı kaybetmekten çok korkunca
7.3.2018
Faili meçhul suç şüphelisi!
25.2.2018
Seçim güvenliğini yitirmek
23.2.2018
“Devlet Benim”den “Ben Devletim”e!
21.2.2018
Hasetten beslenen kin
18.2.2018
Mısır’da El Sisi, Türkiye’de Erdoğan
13.2.2018
Eşitsizlikler dünyası
11.2.2018
‘Türk halkında savaşa karşı bir hissiyat vardır’!
4.2.2018
Seçimli otokrasiler
31.1.2018
İsrail gibi olmak?
28.1.2018
Savaş ve medeniyet kaybı
21.1.2018
Üç seçim türü karmaşası
17.1.2018
Tiranlık üzerine
14.1.2018
AYM kararı ve istibdat idaresi
11.1.2018
“Ah, Sersemler! Bir Bilseler…”
10.1.2018
Anlamak İstenmeyen durum berrak
7.1.2018
Diktatörlük el kitabı
24.12.2017
Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku
20.12.2017
Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa
18.12.2017
İstibdat rejimi manzarası
13.12.2017
Suriye’de kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor
10.12.2017
AB Parlamentosu’nda Türkiye
5.12.2017
‘Tak şak’ davalarında yeni perde açıldı
3.12.2017
İktidar blokunun çimentosu ‘FETÖ’ silahı mı?
28.11.2017
İktidarın şüphelileri
26.11.2017
Çatışmaların Önlenmesi Ödülü Hrant Dink Vakfı’na
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı