Ahmet İnsel

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku


24.12.2017 - Bu Yazı 505 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sevgili Selahattin Demirtaş, bir ceza hukukçusu olan sizin alanınızda sizle ilgili bir kararda değerlendirme yapmak kolay değil. Üstelik insanları gülümseterek düşündürecek benzetmelerle bunu en yetkin biçimde yapacak kişilerden birisiniz. 4 Kasım 2016’dan beri devam eden tutukluluğunuzun esas, hatta yegâne nedeni, sizin Meclis kürsüsünde, parti grup toplantısında, mitinglerde, radyo ve televizyonlarda yapacağınız değerlendirmelerin içerik ve biçim açısından siyasal iktidarı en fazla yıpratma kapasitesine sahip olacak olması değil mi?

Sizin milletvekili olmanıza rağmen ve milletvekili görevini yerine getirirken yaptığınız konuşmalar nedeniyle tutuklu yargılanmanıza yapılan itirazı Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu reddetti. Bu kararın benzer durumdaki diğer milletvekilleriyle ilgili pilot karar oluşturduğu belirtildi. Bu AYM kararı, bu konuda daha önce aynı mahkemenin verdiği aksi yöndeki kararla da karşılaştırıldığında, Türkiye’de halen düşman ceza hukuku ilkelerinin vatandaş ceza hukuku ile yan yana uygulandığını gösteriyor. Alınan karar, yürürlükteki olağanüstü hal anayasa yargısı tarafından bunun yeniden tescil ve ilan edilmesi anlamına geliyor.

Düşman ceza hukukunun temel özelliği, fiil veya kusur merkezli ceza hukuku yerine, fail merkezli ceza hukukunun yürürlükte olmasıdır. Bugün bir yanda vatandaşlara tanınan temel hak ve özgürlüklerin korunmasına dayanan bir ceza hukuku kısmi de olsa yürürlükte. Diğer yanda, tam anlamıyla yurttaş olarak kabul edilmeyen ama bundan tamamen dışlanmayan kişilere karşı uygulanan düşman ceza hukuku giderek genişleyen bir çevreye uygulanıyor.

Sevgili Selahattin Demirtaş, yıllarca insan hakları alanında avukatlık yapmış biri olarak, sizin benden çok daha iyi bildiğiniz bir konu bu: düşman ceza hukuku. Siz benden daha iyi anlatırdınız bunu ama sözünüz ve hareketiniz tam da bu nedenle kısıtlı. Ceza hukuku ve hukuk felsefesi profesörü, Almanyalı Günther Jakobs bu kavramı ilk kez 1985’te ortaya attı. Sonra üç aşamada geliştirdi. 2001 İkiz Kuleler saldırısı sonrasında, 2003’te bugün az veya çok, birçok devlette uygulanan “terörle mücadele” politikasının bir parçası haline dönüşen yorumunu yaptı. Düşman ceza hukukunun temel özelliklerinden biri, zanlının masumiyet karinesinin üstünlüğü ilkesinden yararlandırılmamasıdır. Bugün tutukluluk halinin devamı kararını otomatik olarak veren sulh ceza hâkimlikleri, bu düşman ceza hukukunun kilit taşı işlevi görüyorlar.

Devlet düzenine karşı düşmanca tavırlar sergilediği veya sergileme ihtimali olduğu gerekçesiyle uygulanan bu ceza hukuku, hem içerik hem usul yönünden istisnanın genelleşmiş halini ifade eder. İktidarın hoşlanmadığı, ona rahatsızlık veren, iktidarda kalmaya devam etmesine engel teşkil etmesi endişesi taşıdığı muhalefetin “düşman” olarak nitelendirilmesiyle iş başlar. Bu “iç düşman”dır ve dış düşmanın sahip olduğu hukuktan da mahrumdur. Bugün bu anlamda iç düşman, üzerine “terör örgütü üyeliği” veya “terör örgütü propagandası” giydirilmiş makbul olmayan vatandaşlardan oluşan geniş bir kitle oluşturuyor Türkiye’de.

Düşman ceza hukuku, hikmeti hükümet ilkesinin mutlaklaşmasını, başta yargı olmak üzere, devletin tüm kurumlarının iktidardaki güce tam ve mutlak biçimde tabi kılınmasını tamamlıyor. Otokrat niteliği giderek ağır basan iktidar sahibine karşı açık muhalefet gösteren herkesin bilkuvve düşman olarak nitelendirildiği bir düzenin ceza hukuku olarak çalışıyor. Kendisi hukuk devleti düşmanı olan iktidar, iç düşman olarak işaret ettiği şüphelilere, yargı kararı bile olmadan suçlu gömleği giydirdiği gibi, onları hukuk düşmanı statüsüne oturtup, yurttaş olarak hak ve statülerini ortadan kaldırıyor.

Sevgili Selahattin Demirtaş, bugüne kadar sizi hem tutuklatıp hem de mahkemeye çıkıp konuşmanızdan bile rahatsız olan, bunu bile düşmanca tavır olarak gören bir istibdat rejimi yürürlükte. Ben, siz ve sizin gibi demokrasi ve şiddetsiz çözüm yollarından hiçbir şekilde sapmayan, sapmayacak Türkiyelilerle eninde sonunda bu düşmanlık siyasetinin beslendiği istibdat yönetimini değiştireceğimize inancımı koruyorum.

Size ve sizin gibi düşman ceza hukukunun rehin aldığı binlerce kişiye sabır diler, gelecek yılın biten yıldan demokratik Türkiye hedefi açısından daha aydınlık olmasını dilerim.

.

Facebook Yorumları

reklam
22.4.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı
18.4.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar
16.4.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron
14.4.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması
11.4.2018
Satranççıya karşı tavlacı
8.4.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları
4.4.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime
1.4.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?
28.3.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler
25.3.2018
Kürt halkının başına gelenler
24.3.2018
Rusya'da Boykot da Kaybetti
22.3.2018
Putin kazandı boykot kaybetti
19.3.2018
Düşük katılım oranı iktidarları yıpratmaz
13.3.2018
Yerli ve milli haset patlaması
11.3.2018
Muktedirler iktidarı kaybetmekten çok korkunca
7.3.2018
Faili meçhul suç şüphelisi!
25.2.2018
Seçim güvenliğini yitirmek
23.2.2018
“Devlet Benim”den “Ben Devletim”e!
21.2.2018
Hasetten beslenen kin
18.2.2018
Mısır’da El Sisi, Türkiye’de Erdoğan
13.2.2018
Eşitsizlikler dünyası
11.2.2018
‘Türk halkında savaşa karşı bir hissiyat vardır’!
4.2.2018
Seçimli otokrasiler
31.1.2018
İsrail gibi olmak?
28.1.2018
Savaş ve medeniyet kaybı
21.1.2018
Üç seçim türü karmaşası
17.1.2018
Tiranlık üzerine
14.1.2018
AYM kararı ve istibdat idaresi
11.1.2018
“Ah, Sersemler! Bir Bilseler…”
10.1.2018
Anlamak İstenmeyen durum berrak
7.1.2018
Diktatörlük el kitabı
24.12.2017
Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku
20.12.2017
Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa
18.12.2017
İstibdat rejimi manzarası
13.12.2017
Suriye’de kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor
10.12.2017
AB Parlamentosu’nda Türkiye
5.12.2017
‘Tak şak’ davalarında yeni perde açıldı
3.12.2017
İktidar blokunun çimentosu ‘FETÖ’ silahı mı?
28.11.2017
İktidarın şüphelileri
26.11.2017
Çatışmaların Önlenmesi Ödülü Hrant Dink Vakfı’na
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı