Ahmet Sever

T24



Bookmark and Share

Birileri “sopa” yerken, onlar “havuç” yiyor


7.3.2018 - Bu Yazı 590 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Herkes tepesinde sallanan bir “sopa”nın gölgesinde yaşıyor...

Gazeteci haberini yazarken...
Yazar bilgisayarın karşısında ne yazacağını düşünürken...
Televizyon programcısı işleyeceği konuyu ve konukları seçerken...i
Senarist ve yapımcı film veya dizinin içeriği üzerine kafa yorarken...
İşadamı kiminle iş yapacağını, kime ilan ve reklam vereceğini, sponsor olacağını planlarken...
Akademisyen bir konferansta konuşmacıyken...
Sivil toplum örgütü bir olay karşısında tepki verip vermemeyi tartışıken...
İnsanlar kalabalık bir ortama girerken...
Telefonla konuşurken...
Sosyal medyayı kullanırken...

Hep aynı tedirginliği, endişeyi, korkuyu hissediyor...

Başıma bir iş gelir mi?
Bilmem neci diye suçlanır mıyım?
Üstüme bir suç yıkılır mı?
İşimden kovulur muyum?
Dışlanır mıyım?
Dizim yayından kaldırılır mı?
Vergi cezası alır mıyım?
Mahkemeye düşer miyim?
Tutuklanır mıyım?
Mahkum olur muyum?

Bu kabus ikliminde, demokrasi, özgürlük, adalet, hukuk, sanat, bilim nefes alamaz, ölür...

Hal böyle olunca, beyin durmuyor göçüyor, seviye ve derinlik kaçıyor, devlet ehliyetsiz ve liyakatsızlara, bilim, fasulyeye kuran dinletince daha çok ürün verdiğini kanıtlayan (!) öğrenciyi ödüllendirenlere (TÜBİTAK), sanat, sanatın yaratıcı ve itirazcı ruhunu Saray’ın kapısına gömenlere, meydan fedailere, mafyaya, damacanadan, asansörden, yastık, yorgandan tahrik olunabileceğinden söz eden sapkınlara kalıyor...

Türkiye her anlamda, her alanda çoraklaşıyor, çöl oluyor...

Bu akla ziyan gidişe karşı çıkan, sesini yükselten ya da potansiyel tehdit olarak görülenler, kovuluyor, dışlanıyor, sürülüyor, ilan, reklam ve iş alamıyor, kapısında aniden maliyeciyi buluyor, mahkemelerde sürünüyor, tutuklanıyor, mahkum oluyor...

Tabii, çıkarlarını her şeyden önce tutan ve kendilerini tek adamın yanında konumlandıran gazeteci, yazar, akademisyen, sanatçı, işadamı, sivil toplumcu için bu geçerli değil elbette...

Onlar bu korku düzeninin bekçiliğini, avukatlığını, paralı askerliğini ve sözcülüğünü yapıyor...

Ülkenin nereye gittiği, çektirilen acı ve zulüm, yaşatılan adaletsizlikler umurlarında değil...

Tek adama mümkün olduğunca yakınlaşıp, hayran hayran yüzüne bakıp, bu ilişkiyi nasıl paraya çevirebileceklerinin hesabını yapıyor onlar...

Yani birileri “sopa” yerken, onlar “havuç” yiyor...

Peki, bir gün “havuç tarlası” kuruduğunda ne yapacaklar?

Zira hayat herkes için devam ediyor olacak...

.

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
“Dava” için her yol meşru değil artık...
6.6.2018
Saldırın denince saldırmışlardı; şimdi susun dendi, sustular...
20.5.2018
Ahmet Hakan, seni ben bile kurtaramam
16.3.2018
Biri “Türkiye Hristiyan olacak” dese ne yaparsınız?
7.3.2018
Birileri “sopa” yerken, onlar “havuç” yiyor
19.2.2018
Çetin Altan, hâlâ
27.12.2017
Yorumu size bırakıyorum
1.12.2017
“Ahlaki değerler kantarı”nda kaç çekerler acaba?
21.11.2017
Yağmurdan kaçarken, doluya yakalanmak
19.11.2017
Devletin çöken kurumları
17.11.2017
Ahmet Kaya'ya doğum günü hediyesi
11.11.2017
Sayın Erdoğan, inandırıcı ve samimi değilsiniz
6.11.2017
Bu bir itiraf, OHAL’siz yönetemiyorum itirafı
3.11.2017
Erdoğan 36 başdanışmana ne danışıyor acaba?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı