Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

O zaman kopsun kıyamet!


12.9.2018 - Bu Yazı 287 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İkinci el araç alırken bile aracın geçmişine bakıyoruz. Aracın siciliyle ilgili bilgiyi satıcıdan ısrarla talep ediyoruz. Kaç kişi kullanmış, periyodik bakımları zamanında yapılmış mı, hasar durumu nedir?, diye satıcıya soru üzerine soru soruyoruz. Bunda bir gariplik yok hatta daha sonra pişmanlık yaşamamak için alışverişte olması gereken ideal bir tutum.

Ne var ki aynı dikkat, özen ve tecessüsü hayatımıza doğrudan etki eden konulardan çoğu zaman esirgiyoruz. Hayatımıza tesir eden süreçler nasıl yaşanıyorsa öylece alıp hiçbir sorgulamaya tabi tutmaksızın kabulleniyoruz. Bu süreçlerin başında eğitim-öğretim süreci geliyor.

Bugün dünyanın büyük bir kısmında eğitim söz konusu olduğunda dillere pelesenk olmuş çoğu şey küresel bir ezberin tekrarından ibaret.

Ne bu ezberi ne de talimini sorguluyoruz!

***

2023´e Doğru Türkiye Eğitim Sistemi "Bulma Konferansı’nda konuşan Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, dünya üzerindeki gelişmelere dikkat çekerek, "Bizim bir şey yapmanın ötesinde kıyameti koparmamız lazım eğitimde” dedi.

Konuşmada “kıyamet” metaforu yerinde kullanılmış bence. Bilhassa eğitim alanında üstümüzdeki ölü toprağının ağırlığı dikkate alındığında evet, ancak bir “kıyamet” bu şartlarda bize umut ve imkân vadedebilir. 

Ama biliyorsunuz ki iki çeşit kıyamet var.

Büyük ve küçük olmak üzere kıyamet değil kıyametler var.

Bize eğitimde lazım olan büyük bir kıyamet! Yoksa kendi küçük kıyametini âlemi sarsacak büyük kıyamet sanan da var. Bunları da birbirinden tefrik edecek bir idrâk gelişir inşallah.

***

Eğitim örgütlenmesinin merkezî, zorunlu ve kitlesel oluşunun belki de en az eğitim ile ilgisi var.

Neden böyle olduğunun bir tarihi var kuşkusuz. O tarihte hiç de hoş olmayan manzaralar var.

Eğitim için birer ihtiyaç, olmazsa olmazlar listesi olarak önümüze çıkarılan başlıkların çok azının eğitimin ve çocukların gerçekten ihtiyaç duydukları ile ilgisi var.

Kurumsal eğitim ekonomi-politiğin bağrında boy verdi.

Başından itibaren öncelikleri bu doğum yerine hep sadık kaldı.

Biz hâlâ bu yapı için güzel adlandırma yapmanın peşindeyiz. Kurumsal örgütlü eğitimin kendisi için belirlemediği amaçları ona yükleyerek kendinde olmayan anlamları ona vererek kendimizi onun karşısında hafızasız kılıyoruz adeta.

Herkes arzu ettiğini kurumsal eğitimden hasat edilecek bir şey olarak görüyor. Hayallerini mevcut yapı içerisinde gerçeğe dönüştüreceğini umuyor. Konuşurken söze öyle başlıyor.

Bütün bir yapı böylece ne güzel aklanıyor!

***

Walter Benjamin bir denemesinde sanat eserinin değerlendirme safhasında görülen iki tip yaklaşımdan bahseder. Yaklaşımlardan birisi eleştirmene diğeri ise açıklamacıya aittir. Benjamin uzunca bir pasajda “eleştiri” ve “açıklama” arasındaki farkı anlatır. Bunu yaparken “konu içeriği” ve  “hakikat içeriği” gibi iki temel kavramı kullanır.

Benjamin, “Eleştiri bir sanat eserinin hakikat içeriğini arar, açıklama ise konu içeriğini...” der. Odun, kül ve ateş örnekleri üzerinden farkı muntazam biçimde anlatır. Ona göre açıklamacı bir kimyacı gibidir. Odun ve külün mahiyeti ile ilgilidir. Oysaki eleştirmen için ateşin bilmecesi sürüp gider.

Şimdi, Benjamin’in bu görüşünden yola çıkıp bunu eğitime yönelik yaklaşımlara uyarladığımızda; odun ve külden başka gözleri hiçbir şeyi görmeyen ne alevin sıcaklığına ne de onun hakikatine ilişkin tefekkürü olmayan hâkim paradigmanın neferleri tarafından etrafımızın sarılı olduğunu görüyoruz. Bu paradigmanın hücrelerine kadar sirayet ettiği bir insan kaynağı var ve çok kalabalık. Buraya kadar nasıl gelindiyse bundan sonra da öyle devam edilmesi gerektiğine inanıyorlar. Kesin inançlılar ve kararlılar. Onlar eğitimi teknik bir süreç olarak ambalajlayıp kapı muhafızlıklarının mahiyetini gözlerden saklıyorlar.  

Sanki bunlarla beraber değilmiş gibi görünerek albenisi yüksek bir retorik ile  ithal yaklaşımları sürüme sokanların da ne mevcut ile ne de kapı muhafızları ile bir dertleri yok. Onlar eğitim üzerine “Vallahi adam doğru söylüyor!” cümlesini dedirttirmek ve her tekrar eden cümlede skor artışını sağlamanın derdindeler. Yoksa “Vallahi adam doğru söylüyor!” dedirttikten sonra doğruyu yapmak amacında değiller.

Bu paradigma çoktan kopması lazım gelen kıyameti sürekli geciktiriyor.

Bu paradigma ile hesaplaşmadan kıyamet kopmaz!

Bu paradigmanın müritleri ve yancıları ile de kıyamet kopmaz!

Ve nihayetinde bu ülkede bilhassa eğitim sahasında devrimci bir kararlılık göstermeden de kıyamet kopmaz!

Eğer hâlâ arzu ediyorsanız, biz hazırız! O zaman hadi kopsun kıyamet!

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8