Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Nietzsche, eğitim istatistikleri ve yüz yıllık koşu


2.03.2020 - Bu Yazı 166 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Neredeyse 20 yıl süren Vietnam Savaşı sırasında, savaş tüm şiddeti ile devam ederken ve taraflar birbirlerine karşı hamle üstüne hamle yaparken savaşın önemli aktörlerinden birisi olan ABD Savunma Bakanı Robert McNamara, o günlerde tüm ordu birimlerine bir talimat verdi. Talimat şuydu: Bir dizi standartlar eşliğinde ülkedeki tüm yerleşim yerlerinin bir nevi güvenlik karnesi çıkartılacak. Buna göre belirli standartlara uygunluk derecelerine göre yerleşim birimleri taranacak, incelenecek ve tasnif edilecekti. Talimatın akabinde tüm ordu birimleri hummalı bir biçimde bilgi toplamaya başladılar. Ortaya çıkan devasa veri havuzunu gözden geçirmek, incelemek bile başlı başına insan ve zaman kaynağına mâl oluyordu. Mesela Saygon çevresinde yer alan bir köy, standartlara göre değerlendiriliyor ve deniliyordu ki: Güvenlik derecesi yüzde 92... Yahut uygulanan aynı prosedürün neticesinde başka bir yer için şöyle bir sonuç elde ediliyordu: Yüzde 38 güvenli… Böyle yüzlerce yerleşim birimi ile ilgili rakamların sıralandığını düşünün: Yüzde 58, yüzde 42, yüzde 63… 

Savaştan yıllar sonra ordu mensuplarıyla yapılan söyleşilerde şirket yöneticiliğinden gelen McNamara’nın bu yönteminin o günlerde savaşı ve savaşın gidişatını anlamak adına aslında hiçbir şey söylemeyen rakamsal ifadeler yığını ortaya çıkardığı söylenecekti. ABD Savunma Bakanı istatistik talebeni çeşitlendirerek sürdürdü. Bunları kamuoyu ile paylaşırken de savaşı kazanmak üzere olduklarını söyledi. Asker sayısını artırdılar, teçhizat ve donanım takviyesinde bulundular, vuruş kapasitelerini yükselttiler. Tüm bunların sonunda ise ellerinde tek bir gerçek vardı: Amerika Vietnam’da kaybediyordu. İstatistikler ünlü bir deyişte ifade edildiği gibi asıl görünmesi gerekeni örten bir işlev görmüştü.

İstatistik, McNamara’yı ve ülkesini Vietnam’da gerçeklik karşısında zaafa düşürmüştü. Kanaatime göre modern insanın sık sık düşmekten kurtulamadığı bir zaaf bu. Yaklaşık yüz yıldır pek çok alanda olduğu gibi eğitim alanında da tüm uğraşımızı istatistikleri yükseltmeye hasretmiş durumdayız. Tek boyutlu başarı, verimlilik tanımı içine hapsolduk. Yegâne ölçü sayılabilirlik üzerine kurulunca anlayış ve kavrayışın yaratacağı büyük farktan mahrum kaldık. Bilhassa eğitim bahsinde bu, biraz daha böyle. Eğitim kurumlarının öğrenci, öğretmen, bina sayıları ile donanım verilerini içeren bir yekûn söz konusu. Eğitim istatistikleri bu yekûnun ifadesinden ibaret. Ne var ki bu yekûn ile beklenti arasındaki mesafe ve mevcuda ilişkin gerçeklik arasında sanıldığı gibi bir bağlantı kurmak yanıltıcı olabilir.

Çoğumuzun eğitimden beklentisi muhtelif. Devlet öngörülebilir yurttaşını, piyasa ihtiyaç duyduğu iş gücünü, kimileri sadık, itaatkâr müntesiplerini yaratmak arzusunda. Öte yandan modern eğitim kurumlarından Ortaçağ’ın o büyük âlimlerini yetiştirme düşünü görenler de var, küresel rekabetin fedailerini çıkarma hevesinde olanlar da var. Tüm bunlarla birlikte bir de eğitim sisteminin son derece somut sonuçları var önümüzde. Esasında berrak bir zihinle bu sonuçları tefekkür etmek bile ufuk açıcı olabilirdi. Zira mesele birisinin ya da birilerinin iş bilmezliğine, ihmaline, yeteneksiz ve yetersiz oluşuna bağlanamayacak kadar yapısaldır. Bu yapısal durumu göz önüne alıp eğitime bambaşka bir yerden bakmadığımız müddetçe maalesef koşu bandından inemeyeceğiz. Sarf ettiğimiz efor, yaktığımız kalori bizi ileri sürükleyecek bir tek gerçek adım bahşetmeyecek bize. 

Bugüne kadar tüm Cumhuriyet hükümetleri eğitimde, kurguyu ve amaçlılığı değişmez; değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir itikad olarak kabul ettiler. Öğretmen, derslik ve okul sayısı arttırılmalı, okulların teknolojik donanımı geliştirilmeliydi onlara göre. İşte yüz yıldır eğitime ilişkin hedefimiz bunlar. 

Geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde başlayan “Okullardan Yarınlara” isimli proje ile ilgili haberleri görünce ısrarımızı koruduğumuzu anladım. Proje ile okulların fiziki kapasitelerini geliştirmek ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu 13 bin okulun inşasını gerçekleştirmek amaçlanıyor. Bağışçıların katkısıyla ihtiyaç duyulan bu 13 bin okulun inşasına başlanacak. Projenin tanıtımının yapıldığı törende konuşan Cumhurbaşkanı, üniversite sayısını 76’dan 207’ye, akademik personel sayısını 70 binden 170 bine, üniversite öğrencisi sayısını ise 1.6 milyondan 8 milyona yükselttiklerini, zorunlu eğitimi 4’er yıldan oluşan üç kademeli şekilde 12 yıla çıkardıklarını ifade etti. İlk ve ortaöğretimde 343 bin olan derslik sayısını 590 bine yükselttiklerini, öğretmen sayısını atadıkları 652 bin yeni öğretmenle 946 bin yaptıklarını dile getiren Erdoğan, FATİH Projesi’yle öğretmen ve öğrencilere 1.5 milyona yakın tablet bilgisayar dağıttıklarını, 432 bin sınıfa etkileşimli tahta yerleştirdiklerini, 46 bin okula da çok fonksiyonlu yazıcı kurduklarını söyledi. Erdoğan bu verileri paylaştıktan sonra Milli Eğitimin okul ihtiyacının devam ettiğini belirterek hayırseverleri ve bağışçıları göreve çağırdı. 

Eğitim toplumun tümünü ilgilendiren bir alan ve ciddiye alınıp sahiplenilmesi de kuşkusuz toplumun her ferdinden sorumluluk talep ediyor. Öte yanda sivil toplum-eğitim arasındaki ilişki devletin ihtiyaç duyduğu noktada ekonomik katkının ötesinde de düşünülmeli. Zira yakın tarihimiz bu açıdan öğretici. İstatistiklere yansıyan rakamlar büyürken eğitim sisteminin beklentilere cevap verme kapasitesi sürekli küçülüyor. Ortada bir yanlış ya da yanlış anlama olduğu kesin. Öğrenci, öğretmen, bina sayısı ve teknolojik girdi artmış. Ne var ki istenilen eğitim kalitesi bir türlü yakalanamamış. 

“Eğitici Olarak Schopenhauer” isimli çalışmasında Almanya’daki eğitim kurumlarını derinlemesine tahlil eden Nietzsche, günümüzün eğitim kurumlarını unutup ikinci ya da üçüncü kuşağın gerekli bulacağı eğitim üzerine düşünmenin önemine işaret eder. Bunun alışılmadık bir düşünce biçimini gerektirdiğini de söyler. Filozofun mevcuda ilişkin hükmü ise nettir: Şimdiki eğitim kurumlarından ya devlet memurları, ya iş adamları, ya kültür alanındaki dar kafalılar, ya da genellikle bunların tümünün karışımı olanlar yetiştirilir, der.

Yüz yılın sonunda; okul ve derslik sayısını arttırdık, öğrenci ve öğretmen sayısını arttırdık, eğitim kurumlarına aralıksız teçhizat ve donanım takviyesinde bulunduk. Tüm bunlara rağmen elimizde tek bir gerçek var: Eğitimde kaybediyoruz!

Devlet tekelinde eğitimin sınırlılıkları ve sivil toplumun eğitim sahasında özgür bir ortamda neler yapabileceği üzerine düşünmeliyiz artık. Devlet tekelinde, zorunlu, kitlesel eğitimin mevcut durumu neredeyse tüm dünyada aynı mantık çerçevesine sıkışmış durumda. Alternatif ve fark yaratıcı olanı bugünkü koşullar içerisinde orada görmek mümkün gözükmüyor. Olasılıklar toplumun içinde bir yerde olabilir. Peki neredeler? Hiç aramadık ki... Bilmiyoruz onun için.
Ne ile karşılaşacağımız konusunda kesin bir şey söylemek zor; ancak nasıl devam edemeyeceğimiz aşikâr değil mi artık?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.03.2020
Nietzsche, eğitim istatistikleri ve yüz yıllık koşu
18.02.2020
Gözümüzün önündeki ünlem: Genç işsizler!
12.01.2020
Bilinmeyen adanın öyküsü
23.12.2019
PISA sıralaması bize ne söylüyor/söylemiyor?
14.12.2019
Toplumlar nasıl ölürler?
29.11.2019
Ontolojinin valisi, öğretmeni, vatandaşı…
27.11.2019
Büşra Nur Çalar, Tayfun Atay ve herkes aynı gemide mi?
15.11.2019
Mahallenin Kemalizm tartışmasına katkı
9.11.2019
Ziya Selçuk Detachment’ı izlemiş midir?
1.11.2019
Eğitimdeki anlam boşluğu ve yanılsamalar
22.10.2019
Barış Pınarı Harekâtı, filtresiz diplomasi ve yansımalar
27.09.2019
Hafize Ana, Beethoven ve yeni zil sesi
26.07.2019
Prekaryalaşan öğretmenler ve özel okul gerçeği
1.06.2019
Kapılar ardında değil, kamusal alanda!
22.05.2019
Yeni ortaöğretim modeli hakkında ilk izlenimler
19.05.2019
Bir savaş terimi olarak eğitim
14.05.2019
Belgeselde izleseniz ağlardınız, ne bu gaddarlığınız?
26.4.2019
Özgür eğitim sohbetleri
11.4.2019
Eğitim hepsine papatya çizdirmek için var zaten!
31.3.2019
Eğitimde sorunu bilmeden çözümü bulmak!
22.3.2019
arrant ile vurdular! biz Egg Boy ile dayanışacağız!
14.3.2019
Eğitimi kavrayışımız yüz yıl öncesinin gerisinde!
7.3.2019
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
21.2.2019
Çünkü herkes kendinden firardadır
18.2.2019
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın STK raporu
26.1.2019
’12 yıl zorunlu eğitim çok fazla’ ya da bir manşetin analizi
23.1.2019
Ziya Selçuk ve Süpermen’in pelerini
31.12.2018
Öztürk, Bauman, Rorty: Özgürlüğü korumak
25.12.2018
Katı olan her şey buharlaşıyor
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive