Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Merkez-çevre hikâyesine ne oldu?


22.05.2020 - Bu Yazı 148 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye uzun bir süre sert vesayet koşullarında ilerledi.

Sosyolojik olarak Şerif Mardin’in ifadesiyle “merkez-çevre” dikotomisinde, geniş halk kitleleri çevreden merkeze doğru seyrüsefer halindeydiler. Bu zaman zaman sert müdahaleler, askeri darbeler ile inkıtaya uğratıldı. Gel-gitler halinde devam eden uzun erimli bir süreçti bu. Geniş halk kitleleri farklı ideolojik hassasiyetlere sahipti belki; ama aynı yere yumruk salladılar uzunca bir süre.

İktisadi düzenin yozlaşmasından, temel hak ve hürriyetlerin kısıtlılığından, hukuk düzeninden, hizmet üretme kapasitesi son derece düşük olan bir yapıdan hepsi etkileniyorlardı.

Türkiye’de geniş halk kitleleri merkeze doğru gerçekleştirdikleri seferlerde süvarilerini genelde sağdan seçti. Solun dün olduğu gibi bugün de 70’li yıllardaki Ecevit istinasını saymaz isek bu iş için uygun olmamasını mümkün kılan yapısal sorunları mevcuttu. Dolayısıyla hat, Menderes’ten itibaren sağın güzergahında şekillendi.

Merkez-çevre arasında yaşanan gel-gitler esnasında garip şeyler de oluyordu, bu garipliği en veciz haliyle İsmet Özel şöyle betimlemişti: “Türkiye’de oyunun oynandığı saha eğimli. Karşı takım eğimli arazide dik olan kısımda mukim. Bizim takım bir yokuşu andıran bu sahada aşağıda. Sahada bir maç yapılıyor. Biz zar zor topu orta sahaya kadar getiriyoruz. Topu getirdikten sonra orta saha çizgisini geçen bizim takım oyuncusu hemen formasını değiştirip rakip takım formasını giyiyor ve topu bizim kaleye doğru yuvarlamaya başlıyor.”

Mehmet Ali Birand’ın yakın tarih konulu belgesellerinin birinde Süleyman Demirel, Türkiye’de Başbakan olan herkesin Menderes’in o idam sehpasındaki fotoğrafı ile yüz yüze geldiğini belirtmişti. 27 Mayıs, Türk siyasetinin ana travması olacaktı. Ve oldu da. Nitekim Demokrat Parti mirasını önce Adalet Partisi, ardından Doğruyol Partisi ile küçülerek de olsa taşıyan Demirel, 28 Şubat darbesi ve sonrasındaki birkaç yılda aleni olarak aldığı pozisyon itibariyle siyasetten rakip takım formasıyla emekli oldu. Benzer bir yazgıyı 70’lerin Karaoğlan’ı olan Ecevit de yaşadı. 1995 Genel Seçimlerinin ardından meclise birinci parti olarak giren Refah Partisi’nin İstanbul Milletvekili ve partinin Genel Başkan Yardımcısı olarak meclis kürsüsünde konuşan Aydın Menderes, Ecevit’e hitaben “Ben Sayın Ecevit’i bu kürsüde 80 öncesinde de dinledim. O zaman “Bu düzen değişmeli” diyen Ecevit, şimdi düzenin taraftarı olmuş” diyecekti. Birkaç yıl sonra 28 Şubat darbesi ile Refah Partisi iktidardan uzaklaştırılacak ve askerin iradesi ile şekillenen koalisyon hükümetlerinin Başbakanı olarak Ecevit sahne alacaktı. 1999 genel seçimleri sonrasında 28 Şubat ikliminde kurulan Anasol-M hükümetine Başbakanlık yaparak siyasetten emekli oldu. Anasol-M ile Türkiye hem ekonomik krize hem de 2002 genel seçimlerine girdi.

AK Parti’nin iktidarı ile Türkiye’de merkez-çevre hikayesi bambaşka bir noktaya taşınacaktı.

Önce itidalli geçen bir dönem. Ak Parti’nin hizmet odaklı bir siyaset ile yürümesi ve arkasındaki desteği günden güne büyütmesi. O sıralar partinin Genel Başkan Yardımcısı olan Yasin Aktay söylemişti sanırım, “AK Parti yeni merkez” diye.

Fakat Türkiye’de merkez, devir-teslime çok uygun bir mahal değil. Daha ziyadesiyle teslime uygun bir yer. Biraz geç olsa da bu anlaşıldı.

Önce Anayasa Mahkemesi marifetiyle partiyi kapatma girişimi sonrasında e-muhtıra. Cumhuriyet Mitingleri, Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan rezalet. Kemalist bir darbe tehlikesi söylentileri. Ama en büyük darbe kuşkusuz tüm bunların sonrasında 15 Temmuz’da geliyor.

15 Temmuz darbe girişimi püskürtülmüş olmakla birlikte etkili olmuştur. Türk siyasetinde travmatik etkileri olmuştur. Yeni ittifakları ve siyasi yönelimleri ortaya çıkartmıştır. Başkanlık sistemine geçilmesi ile birlikte de bu ittifaklar birer koalisyona dönüşmüştür. 15 Temmuz sonrasında, milliyetçi-devletçi-ulusalcı renkler hem merkezin AK Parti kısmında hem de çevreden merkeze gelen kitle üzerinde hegemon konuma gelmiştir. Bir siyasal ideoloji olarak ulusalcılık ve milliyetçilik, Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar geniş kitlelere kendini mal etme imkânı bulmuştur. “Yerli ve milli” söylemi muhafazakâr/dindar ve milliyetçi kamuoyunun bir söylem olarak devletçilik ile nihai alaşımını mümkün kılmıştır.

Peki merkez-çevre hikayesine ne olmuştur?

Cevabını hep birlikte düşünelim.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.06.2020
‘Nefes alamıyorum!’ yahut ‘dünyanın zenci geleceği’
22.05.2020
Merkez-çevre hikâyesine ne oldu?
2.03.2020
Nietzsche, eğitim istatistikleri ve yüz yıllık koşu
18.02.2020
Gözümüzün önündeki ünlem: Genç işsizler!
12.01.2020
Bilinmeyen adanın öyküsü
23.12.2019
PISA sıralaması bize ne söylüyor/söylemiyor?
14.12.2019
Toplumlar nasıl ölürler?
29.11.2019
Ontolojinin valisi, öğretmeni, vatandaşı…
27.11.2019
Büşra Nur Çalar, Tayfun Atay ve herkes aynı gemide mi?
15.11.2019
Mahallenin Kemalizm tartışmasına katkı
9.11.2019
Ziya Selçuk Detachment’ı izlemiş midir?
1.11.2019
Eğitimdeki anlam boşluğu ve yanılsamalar
22.10.2019
Barış Pınarı Harekâtı, filtresiz diplomasi ve yansımalar
27.09.2019
Hafize Ana, Beethoven ve yeni zil sesi
26.07.2019
Prekaryalaşan öğretmenler ve özel okul gerçeği
1.06.2019
Kapılar ardında değil, kamusal alanda!
22.05.2019
Yeni ortaöğretim modeli hakkında ilk izlenimler
19.05.2019
Bir savaş terimi olarak eğitim
14.05.2019
Belgeselde izleseniz ağlardınız, ne bu gaddarlığınız?
26.4.2019
Özgür eğitim sohbetleri
11.4.2019
Eğitim hepsine papatya çizdirmek için var zaten!
31.3.2019
Eğitimde sorunu bilmeden çözümü bulmak!
22.3.2019
arrant ile vurdular! biz Egg Boy ile dayanışacağız!
14.3.2019
Eğitimi kavrayışımız yüz yıl öncesinin gerisinde!
7.3.2019
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
21.2.2019
Çünkü herkes kendinden firardadır
18.2.2019
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın STK raporu
26.1.2019
’12 yıl zorunlu eğitim çok fazla’ ya da bir manşetin analizi
23.1.2019
Ziya Selçuk ve Süpermen’in pelerini
31.12.2018
Öztürk, Bauman, Rorty: Özgürlüğü korumak
25.12.2018
Katı olan her şey buharlaşıyor
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive