Ali Saydam

Yeni Şafak



Bookmark and Share

‘Etkileyiciler’i etkileyebilmek


7.12.2017 - Bu Yazı 166 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bizim gazetenin iki yazarı aynı konuda birbiri ardına iki farklı bakış açısı serdettiler. Salı günü Kemal Öztürk kardeşimiz, “Bir davada üç mesele: Bağımsızlık, rüşvet, devlet aklı” başlıklı yazısının ‘Devlet aklı’na ilişkin bölümünde diyordu ki:

“Devletin kurumları ve nitelikli kadrolarıyla Amerika’ya çıkarma yapması ve bunun FETÖ bağlantılı bir siyasi dava olduğunu bangır bangır dünyaya anlatması gerekir. Gelin görün ki devlet yerine, FETÖ çıkarma yaptı oraya.”

Dün de Nedret Ersanel kardeşimiz, “Ankara’da ‘ABD iddianamesi’ hazırlanıyor mu?” başlıklı yazısında, ABD karşısında ne yapılacağının “konuyu sadeleştirmeye bağlı” olduğunu belirtiyor, “bir takım lobi faaiyetleri ve PR çalışmaları” için geç kalındığını ifade ederek, “Adam kendi seçilmiş başkanını kuklaya çevirmiş, kime konuşuyorsunuz?” diyordu.

Bizce iki arkadaşımız da haklı…

Hani iş, kadı olarak herkese hak veren Nasreddin Hoca fıkrasına dönüyor gibi görünse bile altını çizerek belirtmek gerekir ki, özellikle iletişim dünyasında siyah ve beyaz yoktur. Zaten daha çok gri alanlarda algılar yönetilir.

Doğrudur; Kamu Diplomasisi açısından uzun vadeli iş hedefleri doğrultusunda planlama yapmak için vakit geçtir.

Ancak taktik anlamda bazı aksiyonlar alınarak ‘Etkileyiciler’ etkilenebilir ve böylece de karar vericiler üzerinde belli bir oranda algı baskısı oluşturulabilir.

En yapılmaması gereken şey ise sadece muhalefete haddini bildirip, uluslararası platformlarda aksiyon almamaktır.

Konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’yi sahte bir mahkemede yargılatmam” ifadesinde anlamını bulan gerçek ve sadeleştirilmiş özüne taşıyarak, meydanı asimetrik bir iletişimin aksiyonlarına terk etmemeyi seçerek, ülkeler nezdinde de önemli değer zincirleri olan ‘etkileyiciler’in gündemlerine girebilecek taktik ataklarını devreye sokmuş olmamız gerekir.

  • “Bir Markayı Yaratmak… Abdullah Kiğılı”
  • Çok etkilendiğim bir biyografi kitabı... Telaffuzu bile zor bir ismi, bir ülke ve bölge markası haline getirmeyi başarmış; sıfırdan başlayıp zirveye tırnaklarıyla çıkmış bir ustanın, benim İstanbul Erkek Lisesi’nden ağabeyimin olağanüstü hikâyesi bu…
  • Projenin bizatihi kendisi, içinde yer alan röportajların ve ana metinlerin tamamı Nuri Çolakoğlu’nun imzasını taşıyor. Televizyonlar kurmuş, yayınlar yönetmiş bir usta olan Nuri Çolakoğlu ve Faruk Atasoy birlikte hazırlamışlar kitabı… Türkiye’nin iş, medya, spor dünyasından 50 ünlü ve başarılı kişi ile yapılan söyleşilerde Abdullah Kiğılı’nın, bir yerli ve millî marka abidesinin iş dünyasına örnek olacak portresi çizilmiş… 
  • Kitabın kapağından kendisini her zaman görmeğe alışık olduğumuz haliyle, gülen bir fotoğrafı var Abdullah Kiğılı’nın… İnsanlar için hiç de kolay olmayan bir mertebeye ulaşmış olmanın mutluluğu yüzünden okunuyor sanki: Kendisini sevmeyen herhangi birinin bulunması gerçekten olanaksızdır. 40 yılı aşkın bir süredir tanırım kendisini; ben rastlamadım şahsen… Allah herkese böyle bir ömür nasip etsin.
  • Kitabı mutlaka edinin ve okuyun, derim. Sadece Kiğılı’yı tanımak için değil; Türkiye iş âlemi ve Türkiye’de nasıl marka olunabileceğine dair bir fikir edinebilmek için…
  • Abdullah ağabey kitabın girişine şöyle bir ithaf cümlesi yazmış:
  • “Hayat yolumda beraber olduğum tüm dostlarıma ithaf ediyorum. Yüzünüz hep gülsün…”
  • Onun yüzü ülkenin en karanlık günlerinde bile gülüyordu… Nasıl mı? Kitabı okuyun. Hemen anlayacaksınız nasılını…
.

Facebook Yorumları

reklam
12.12.2017
Asap bozucu durumlar…
7.12.2017
‘Etkileyiciler’i etkileyebilmek
2.12.2017
Zarrab, 30 yıl sonra hangi Hollywood filmine konu olacak?
14.11.2017
Karar vermek bir şiddet olayıdır…
9.11.2017
‘Avrasya’ya hâkim olan dünyaya hâkim olur!’
31.10.2017
Kim kimin için ‘büyük tehlike’ acaba?..
26.10.2017
Diriliş’in ruhu, İyi Parti’ye ilham olur mu?
21.10.2017
Suriyelilerin iletişimini kim yapacak?..
17.10.2017
Tanıtım Ajansı algıyı da yönetmeli
14.10.2017
Zorunlu hareketlerden artistik hareketlere…
12.10.2017
Haberler bir araya gelince gerçek ortaya çıkar…
10.10.2017
AK Parti hangi ayarları arıyor?
5.10.2017
Bedelsiz siyasetin kör alıcıları
3.10.2017
Meltem Cumbul Hanım'ın suçu yok…
28.9.2017
Kuzey Kürdistan neresi acaba?..
24.9.2017
CHP bir fırsatı daha kaçırmak üzere
21.9.2017
Başlangıç çok iyi! Peki, sonrası?..
14.9.2017
PR reklam eş değeri ile ölçülmez
12.9.2017
Melanet bulutları üstümüzde dolaşırken…
9.9.2017
Mertlik ve siyaset ne kadar bağdaşır?..
7.9.2017
İttifak olmadan olmaz; ama hangi ittifak?
5.9.2017
‘İlericiler’ ‘gerici’ oldular…
29.8.2017
Keşke…
26.8.2017
Sadece söylenmek, siyasi ikbal getirmez
24.8.2017
Bir cacık olur mu?..
22.8.2017
Almanya ne zaman rahat durmaya başlar…
19.8.2017
Trump’ın ‘satranç tahtası’…
15.8.2017
Şimdi zafer sarhoşluğundan uyanma zamanı…
12.8.2017
‘Devletin temeli millî kültürdür!’…
10.8.2017
Bu ne yaman ikiyüzlülüktür...
8.8.2017
“Ben nerede duruyorum?”..
5.8.2017
Almanya, Almanya…
3.8.2017
ABD’nin Türkiye’de algısı yerlerde…
1.8.2017
İslam Dünyası iletişimin önemini nasıl kavrayacak?…
29.7.2017
Neredesiniz?…
27.7.2017
İş üç nalla bir ata kalmış…
25.7.2017
Şimdi ‘Detant’ zamanı…
22.7.2017
Almanya fırça atacak, biz hizaya gireceğiz…
20.7.2017
Yalancının mumu yatsıyı bile beklemedi…
13.7.2017
Tecrit kırılıyor
11.7.2017
Türkiye yine çok oluyor…
8.7.2017
Bağımsız yargının iletişimi de bağımsız olmalıdır
6.7.2017
Bana arkadaşını söyle...
1.7.2017
Bu ne yaman şizofrenidir…
29.6.2017
‘Bozulma’nın ilacı ‘Organik İletişim’…
24.6.2017
Arter’in rekoru kolay kolay kırılamaz
20.6.2017
‘Adalet erdemlerin itidalidir’…
17.6.2017
Yollar yürümekle aşınmaz…
15.6.2017
Tek çıkış yolu, provokasyona gelmemektir…
13.6.2017
Ertuğrul’dan erdem dersi
10.6.2017
İletişimde başarının sırrı: Beklenti yönetimi…
8.6.2017
’15 Haziran’da darbe olacak’ (!)…
6.6.2017
Geleceğimizin garantisi geçmiştedir
3.6.2017
Trump neden ‘kodlamadan’ konuşuyor!..
1.6.2017
530 bin dolar ne ki? Hedefi büyütmek gerek!..
30.5.2017
Ufuk turu…
25.5.2017
Çin'in puanını düşürseniz ne olur düşürmeseniz ne olur…
23.5.2017
Cumhurbaşkanı ‘başlama vuruşunu’ yaptı…
18.5.2017
“İyi ki Erdoğan var”…
16.5.2017
Türkiye’ye sahte röportaj suçlaması kayaya çarptı…
13.5.2017
İletişimin olmazsa olmazı: Değerlerle didişmemek!..
11.5.2017
‘Hayaller Hollywood, gerçekler Eminönü…’
9.5.2017
‘Parti içi demokrasiyi getiren benim!’..
6.5.2017
Abdullah Gül noktayı koydu
4.5.2017
‘Nerede kalmıştık?...’
2.5.2017
Dilini kaybeden her şeyini kaybeder…
27.4.2017
Macron’la birlikte kim kazanacak?.
25.4.2017
Türkiye’yi tecrit etmek isteyenlere inat
22.4.2017
Alt alta okuyunca fıkra gibi…
20.4.2017
YSK mühür iletişimini yönetmeli …
18.4.2017
İyi bir ‘kaybeden’ olmayı bilmek…
15.4.2017
‘Evet’ çıkarsa ülkeyi terk etmeyi düşünenlere..
13.4.2017
Evet arttıkça, manipülasyon iddiası da artıyor..
11.4.2017
Araştırma şirketlerinin yeni sınavı..
8.4.2017
‘Kontrollü Darbe’ kime hizmet etti?..
6.4.2017
Sigortanın sigortası atmak üzere…
4.4.2017
Bir kriz nasıl yönetilmez…
1.4.2017
Ne dersiniz Binnaz Hocam?
28.3.2017
Türkiye’ye gel ve kendi hikâyeni keşfet!…
25.3.2017
Çok naz âşık usandırırmış…
24.3.2017
Kadıköy’ün rengini kararsızların kararı belirleyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı