Aslı Aydıntaşbaş

Cumhuriyet



Bookmark and Share

İran’la savaş mı geliyor?


9.11.2017 - Bu Yazı 131 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir süredir bu sütundan tarihçilerin tatsız bir benzetmesini hatırlatıyorum. Birçok tarihçi, global güç dağılımını, Birinci Dünya Savaşı öncesi döneme benzetiyor. 

Tabii tıpa tıp değil. O dönem dünyanın süper gücü Britanya; bugün ise ABD. 
Almanya ve Rusya Birinci Dünya Savaşı arifesinde aynı bugün olduğu gibi yükselen devletler; ancak o dönem kavga, kıta Avrupası içinde. 
Dünyanın başka yerlerinde kıta Avrupası’ndaki iktidar mücadelesini dengeleyecek farklı ülkeler yok. 
Bugün ise Çin, Japonya, Hindistan ve Türkiye gibi askeri ve ekonomik olarak güçlü ve Batı’dan bağımsız hareket eden ülkeler var. Olay daha karmaşık. 
Ve bir o kadar da tehlikeli... 
Hafta sonu Suudi Arabistan’daki gelişmeleri okuyunca, ‘Acaba savaşa bir adım daha mı yaklaşıyoruz?’ diye düşünmeden edemedim. 32 yaşındaki genç veliaht prens Muhammed Bin Selman, ancak ‘Game of Thrones’dizisinde görebileceğiniz bir saray darbesiyle ülkedeki tüm rakiplerini tutuklattı. 
Genç prensin ‘ılımlı İslam’ vaadi ve Suudi rejiminin kökleşmiş oligarşik yapısını bir anda ele geçirmesinin halk ve bürokrasi nezdinde nasıl bir yankısı olacağını bilmiyoruz. 
Ama söz konusu ülkenin zaten demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi yok. 
Fakat orada bile iç dengeler var. Riyad, iyi-kötü yarım yüzyıldır bir cins ‘meşveret’ ya da ‘konsensüs’ sistemiyle yönetilen bir monarşi. Genç prensin hamlesi, görülmemiş derecede riskli. 
Suudi Arabistan bir demokrasi olmasa bile içeride güç odakları var. Prens hepsini dağıttı. Bir yandan toplumsal konularda ‘açılım’, diğer yandan siyasette bir ‘otoriterleşme’ getiriyor. 
Kadınlara araba kullanma hakkını veren ve radikal din adamlarını zapturapt altına alan Bin Selman, diğer yandan son bir yıldır tutuklamalar ve gözaltılarla ülkede çok seslilik namına bir şey bırakmadı, birçok önde gelen Suudi gazetecinin tutuklanma korkusuyla ülkeyi terk etmesine neden oldu. (Bir bölümü İstanbul’a yerleşti.) 
Dedim ya; mesele çok boyutlu. 
Ancak asıl tedirginlik, genç prensin içeride yaptığı temizlikle kalmayıp bölgeyi de karıştırma ihtimali. Suudi rejiminin İran ve bölgede yükselen Şii dalgasını frenlemek istediğini biliyoruz. Bu uğurda Yemen’de savaşa girdi. 
Lübnan’da Hizbullah karşıtı hamleler yaparak hükümet krizine neden oldu. 
Şimdiki korku, Suudi Arabistanİran mücadelesinin artık ‘vekâlet savaşı’ dediğimiz kuklalar ya da devlet dışı aktörler üzerinden değil, doğrudan iki dev askeri gücü de içine alan bir bölgesel mezhep savaşına dönüşmesi. 
Olur mu? Olmaz olmaz demeyin, çünkü Washington’da ne yaptığını bilmeyen ve ateşle oynamaktan beis duymayan bir Beyaz Saray var. 
Genç veliaht bin Selman, İran’a karşı tutumunda Trump yönetimi ve hatta bizzat Trump ailesinden yeşil ışık almış durumda. (Trump’ın damadı Jared Kushner, Suudi Arabistan saray darbesi öncesi Riyad’a gidip genç veliaht prensle birkaç gün takılmıştı.) Kim bilir, belki de şimdi de “İran’la savaşagirsem Amerika arkamda olur” hesabı yapıyor. 
Ortadoğu’da ‘vekâlet savaşları’ yerine, büyük ülkeleri içine çeken bir Şii-Sünni mezhep savaşı ihtimali, dün olduğundan daha fazla. 
Böyle bir ortamda Türkiye’nin yapması gereken, Ortadoğu’nun bir ‘tık’ dışında kalmak, iç barışa odaklanmak ve Batı’yla ilişkileri sağlam tutmak. 
Ancak Ankara bunların üçünde de tam tersini yapıyor. 
Kötü bir dönemdeyiz. Ancak henüz Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına vesile olan Arşidük Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da suikast anını yaşamadık. 
Hâlâ bir şeyleri yatıştırmak, aklı selimi devreye sokmak mümkün. 
Ama kim yapacak?

.

Facebook Yorumları

reklam
16.11.2017
MHP’yle ittifak şaşırtmadı
12.11.2017
AK Kemalizm olur mu?
9.11.2017
İran’la savaş mı geliyor?
6.11.2017
Yıldırım, Washington’a gidiyor
30.10.2017
Transatlantik
22.10.2017
Büyük cehalet teorisi
19.10.2017
Aykırı sesler
15.10.2017
Şu devletin bekası meselesi
12.10.2017
ABD ile kriz nasıl biter?
8.10.2017
Kum fırtınası
5.10.2017
İran’la dostluk iyi, nedeni yanlış
1.10.2017
Bakarkörler ülkesi
28.9.2017
Sakin güç nasıl olunur?
21.9.2017
MGK’den ne çıkacak?
14.9.2017
Siz ne deseniz de dünya yuvarlak
11.9.2017
Cumhuriyet davası bitmeli
7.9.2017
Piyasa demokrasiyi iplemiyor
3.9.2017
Yunanistan’a kaçan kaçana
31.8.2017
Washington-Ankara hattında ne oluyor?
28.8.2017
Size ne Irak’taki Kürtlerden!
24.8.2017
2019’da ne yapmalı?
17.8.2017
Her yerde aynı dalga
13.8.2017
Fazla da ciddiye almayın
10.8.2017
Karanlık bir ufuk turu
6.8.2017
Rejim kim ola?
3.8.2017
Bağırıp çağırmak strateji değildir
27.7.2017
Yok böyle bir komedi
23.7.2017
Ahmet Şık uçak da kaçırmış
20.7.2017
Kabine değişikliği
13.7.2017
Darbeyi atlattık ama demokrasi kuramadık
9.7.2017
Kemal Bey’in stratejisi
6.7.2017
Yine mi Almanya!
26.6.2017
Demirel’i neden andım?
22.6.2017
Avrupa’yla karmaşa
18.6.2017
Gandi’nin dönüşü
15.6.2017
Nor-mal-leş-me
11.6.2017
Trump dikiş tutmaz
8.6.2017
Katar krizi Ankara’ya mesaj
4.6.2017
Bir cenazenin ardından...
1.6.2017
Yaktın bizi Trump
28.5.2017
Avrupa’yla takvim ne demek?
25.5.2017
Aman Trump’a kanmayın!
21.5.2017
Yeni dönem
18.5.2017
Beyaz Saray’da ne oldu?
14.5.2017
Trump ne isteyecek?
11.5.2017
Stratejik zekânıza hayranım!
7.5.2017
Geleceğe geri dönenler ülkesi
5.5.2017
O ses Türkiye: 2019
27.4.2017
Trump görüşmesi öncesinde
23.4.2017
Dost acı söyler
21.4.2017
‘Kürtler Evet dedi’ safsatası
13.4.2017
Bilinmeyenlerin referandumu
9.4.2017
Suriye’de ne değişir?
6.4.2017
Ergenekon savcılarından ders alaydınız bari
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.