Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü


30.11.2018 - Bu Yazı 304 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 31 Mart’taki yerel seçimlere dört ay kaldı. İsteyen istediğiyle ittifakını yapsın, seçmenin önüne vaadini ve programını koysun. Yeter ki âdil, demokratik, serbest, saydam, katılımcı, dürüst bir seçim yapalım. Halk iradesinin tecellisi dediğimiz şey nedir ki zaten…

İttifak ayıp değil de…

Başkanlık sisteminin getirdiği, iktidar için yüzde 51 zorunluluğu, partilerin iki blok halinde kümelenmesine yol açtı. Aynı bloklaşmayı, yüzde 51 zorunluluğu olmamasına rağmen yerel seçimler öncesinde de görüyoruz.

İleride, bu iki kümenin dışında üçüncü bir odağın çıkması mümkün olsa bile, başkanlık rejimi devam ettikçe, iki blokun esas ve kaçınılmaz olduğunu öngörebiliriz.

Siyasetteki bu yeni durumun, tarafların birbirini anlamasını ve uzlaşmasını sağlayacak olumlu ve demokratik yönlerinin olduğunu düşünenler elbette çıkacaktır. Böyle bir olasılığa pek itirazım da olmaz doğrusu.

Ne var ki, iktidar partisi ve ortağı, yeni sistemin getirdiği “iki blok” yönelimini seçmenleri kemikleştirmek, düşmanlaştırmak ve bu yolla kutuplaşma ortamını kızıştırmak için kullanıyor; her seçimi buy olla kazanmayı ve iktidarın ömrünü uzatmayı planlıyorlar. “İki blok” yöneliminin bu şekilde araçsallaştırılması Türkiye’nin geleceği için hiç hayırlı olmayacak.

Yüzde 50+1 için her şey mübah mı?

İktidar, muhalefet partilerini ve seçmenlerini akla hayale gelmedik iddia, söylem ve sembollerle kriminalize etmek istiyor. 

Etnik, dini, kültürel, kutsal, bölgesel, kişisel, tarihi, ticari vb aklınıza gelebilecek her mevzu, siyasi malzeme olarak kullanılabiliyor.

Haklı olmak, doğru olmak, değişen şartları dikkate alan yeni bir gelecek vizyonu sunmak, pozitif programlar önermek, sorunlara makul ve mantıklı çözümler teklif etmek gibi politik asgariler, o uğultu içinde kaybolup gidiyor.

Bir an geliyor ki, insanlar kendilerini bir demokrasi şenliği olarak yaşanması gereken seçimin tarafları olarak değil, düşman kuvvetlerin karşılıklı siperlere yatmış muharip birlikleri gibi görmeye başlıyor.

Bu yolu seçenler esas olarak AK Parti ve MHP yönetimleri. Haksızlık etmemek için, muhalefetin de bazen, (aleyhine olmasına karşın) bu havaya kendini kaptırdığını söylemeden geçemeyeceğim. 

Bozulacağına pek de inanmadığımız AK Parti - MHP yapımı Cumhur İttifakı, kendisini bu seçime, MHP yönetiminin gönlünde yatan ölçekte olmasa bile, muhalefetin muhtemel bir ittifakının yaratacağı riskleri kısmen bertaraf etmeye yetecek ölçüde uyarlamış görünüyor.

İktidar bloklaşmayı pek sevdi

Seçim yerel olsa da, blokların belirlediği politik ve ideolojik duruş ve söylemlerin varlığını sürdüreceği anlaşılıyor.

İktidar bloku, ekonomik krize, işsizliğe, enflasyon ve hayat pahalılığına, yaşanan politik açmazlara rağmen, oyların Cumhur İttifakı ekseninde konsolide edilmesini hedefliyor.

Taşra milliyetçiliğini temsil eden ve devleti kutsayan MHP ile AK Parti’nin iktidar koalisyonu, çözümü, Türkiye’nin “beka sorunu” söylemi üzerine oturtulan “yerli ve milli” cephede buldu ve adını da Cumhur İttifakı koydu.

Yurttaşlar arasındaki barış ve diyalog ikliminin berhava edilmesi pahasına olsa da, maalesef bu politikanın alıcıları oldu.

Ortaya çıkan işaretlere bakılırsa, galiba bu fevkalâde verimli yol yerel seçimlerde bir kez daha denenecek. Zaten Türkçülükle siyasal İslâmcılığın bu birlikteliğinden aksini beklemek gerçekçi de olmazdı.

Cumhur İttifakı’nın söylemlerinden bir demet

Bu seçimlerde iktidar ikilisinin politik menüsünde neler olacak?

Aşağıda, söz konusu partilerin resmi temsilcilerinin ve sözcülerinin hakiki konuşmalarından yola çıkarak oluşturulmuş bir muhayyel ifadeler dizisi bulacaksınız… Bu blokun meydanlarda ve medyada dillendireceği ağırlıklı söylemin bu doğrultuda olacağını düşünüyorum. Keşke tersi olsa da, düşmansız bir seçim çalışması izleyebilsek. Her neyse, tahminlerimizi sıralayalım.

* Kandil’in dümen suyundaki Zillet İttifakı.

* Millet İttifakı, FETÖ’cü terörün ve bölücü PKK terörünün işbirlikçisidir. Kandil’in talimatları doğrultusunda davranmaktadır. Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen güçlerin maşasıdır. Hendek ve çukur politikası bunların eseridir. Gezi olaylarında, 17/25 Aralık tertibinde ne olduklarını gördük. Milli bekamızı ve birliğimizi tehdit eden gayri milli duruş ve davranış içindedirler. Terör örgütüyle iltisaklı partiyle gizli işbirliği yapıyorlar. Tarihleri boyunca asla milli ve yerli olmadılar. İnanç, gelenek, görenek ve milli değerlerimize karşıdırlar.  Bunların yaptıkları millet değil, zillet ittifakıdır. Rahmetli Menderes’i de bunlar astı. Türkçe ezanı yasaklayanlar da bunlardı. Türkiye’nin kalkınmasını ve yükselişini çekemeyenlerle beraberdirler. Türkiye’yi erken genel seçime götürme hesabındadırlar.

* Gezi olayları ve finansör Kavala.

* Gezi, meşru iktidarı yıkmak için ayaklanma girişimidir. Ağaç, park, yeşillik bahanedir. Bu eylemleri Osman Kavala isimli solcu işadamı finanse etmiştir. Kendisi, meşru iktidarları Yahudi sermayesinin çıkarına yıkmak için ayaklanmalar çıkaran kızıl milyarder Soros’un Türkiye ayağıdır. Şirketi ve danışmanlarıyla olayı yaygınlaştırmak ve uluslararası boyuta taşımak için çalışmıştır. Milli bekamızı riske sokmuştur. Uluslararası güçlerin piyonudur. Muhalefet bunlarla içiçedir ve amaçları birdir.

* İki yüzlü AB, çifte standartlı AİHM.

* AB bizi oyalamaktadır. Fasılları açmıyor, şartların çoğunu yerine getirdiğimiz halde vizeyi kaldırmıyorlar. Çifte standart uyguluyorlar. Yargımızın bağımsızlığına gölge düşürmelerine izin vermeyeceğiz. AB, terörle mücadelemize karşıdır ve örgüt mensuplarını desteklemektedir.  AİHM, terör örgütüyle iltisaklı HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasını isteyerek bunu gösterdi. Böyle kararları Türkiye gündeme gelince alıyorlar. Tanımıyoruz ve uygulamayacağız. Dönüp kendilerine baksınlar. Terörle mücadelede, ülkemize yönelik ablukayı kırmakta ve bekamızı tehdit eden oluşumları bertaraf etmekte kararlıyız. AB önce kendi içinde cirit atan Türkiye düşmanlarını ve terör örgütü yandaşlarını engellesin.

* Her taşın altından çıkan FETÖ.

* 15 Temmuz darbe girişimi yaşadığımız en büyük ablukadır. Devleti ve ülkeyi işgal etmek istediler. Yüzlerce şehit ve binlerce yaralıyla halkımız bu hain girişimi engelledi. Çoğunu yakalayıp adalete teslim ettik. Bir haylisi de kaçıp bazı devletlere sığındı. Kripto FETÖ’cüler halen büyük tehlike. Mutlaka devletten temizleyeceğiz. Kendilerine sığınan FETÖ’cüleri ne ABD, ne de Avrupalı müttefiklerimiz teslim ediyor. Teslim bir yana, onların Türkiye aleyhine faaliyet göstermelerine göz yumuyorlar. Hepsine klasörler dolusu dosya gönderdik, ama iadeye yanaşmıyorlar. Aleyhimize olan faaliyetleri oralarda tahsis edilen malikânelerinde planlıyorlar. Bunlar uluslararası örgütlerin maşalarıdır. Onların taşeronudur. Şer odaklarıyla işbirliği halindeki piyonlardır. Adalet ve yargımızı tenkit ederek onlar karşısında elimizi,  ayağımızı bağlamak istiyorlar.

* Düşman terör örgütüyle iş tutan müttefikimiz ABD.

* Müttefikimiz ve NATO ortağımız ABD, PKK’nın bir kolu olan PYD ve YPG’lilerle Suriye’de iş tutuyor. DEAŞ’a karşı mücadele gerekçesi bir aldatmaca. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bizim milli bekamız tehdit altında. Bir terör örgütüyle başka bir terör örgütüne karşı savaşılamaz. Dibimizde binlerce kişilik ordu ve üs kurup, birlikte devriyeye çıkıyorlar. Söz verdikleri halde halen Menbiç’i tam olarak boşaltmadılar. Fırat’ın doğusundaki terör yapılanması bizim için ciddi risktir. Sınırımızda  bir terör devleti, ikinci İsrail kurulmasına asla seyirci kalmayacağız.

* Hem Suriye’nin hem de ülkemizin toprak bütünlüğü ve milli birliğinin tehdit edilmesine kayıtsız kalamayız. Bölgeylee tarihi ve kültürel bağlarımız var. Bizi bölgeden dışlamalarına izin vermeyiz. Türkiye’yi istikrarsızlaştırma hamlelerini bertaraf edeceğiz. Terörün sınır geçmesini beklemeyip kaynağında müdahale ediyoruz ve edeceğiz.

                                              *          *          *

Derdimi anlattım herhalde. Dört ay süreyle bu tür konuşmaları sabahtan akşama dinliyor olacağız.

Dayanabilene aşkolsun!

Haklı olarak, yerel seçimlerle bu konuların ne alâkası var, seçmen bunun neresinde, kimler seçime giriyor… diye sorulabilir. Evet, alâkası yok, ama olsun! Bunların seçmenlerin kamplaşmasını kolaylaştırdığı, kimliklerini ve inançlarını gıdıkladığı gerçek değil mi?

Aksi bir gelişme olmazsa 31 Mart 2019’a kadar böyle gidecek. Bakalım, artık öğrendiğimiz bu hesap, seçmen indinde bir kez daha tutacak mı?

.

Facebook Yorumları

Kod8
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8