Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Hedefteki adalet!


24.07.2019 - Bu Yazı 124 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 IŞİD’in 20 Temmuz 2015  intihar saldırısıyla 33 kişinin hayatını kaybettiği, 100’den fazla kişinin yaralandığı Suruç katliamının üzerinden dört yıl geçti.

Ölenlerin yakınları, arkadaşları, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları, hukuk ihlâllerini ve ağır işleyen adalet mekanizmasını kınamak üzere, hem olay yeri Suruç Amara Kültür Merkezi bahçesinde,  hem de Türkiye’nin başka birçok başka kentinde toplantı ve yürüyüşler yapmak istedi.

Emniyet gösterilere izin vermeyip, birçok yerde sert müdahalelerle engel oldu. Yaralanmalar ve gözaltılar yaşandı. İçlerinde Suruç’ta ölenlerin yakınları, gene Suruç’ta yaralananlar, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcileri var.

Kadıköy rezaleti ve polisin isabet yeteneği

En sert müdahale Kadıköy’de yaşandı.

Plastik mermi, göz yaşartıcı gaz bombası, cop ve tekmelerin havalarda uçuştuğu müdahalelerde,  bu kez de Kadıköy polisi “destan” yazdı. Sokaklarda göz gözü görmez oldu.

Gazdan nefes alamaz hale gelen yurttaşların öksürükleri gök gürültüsüne döndü.

Bahariye Caddesi’nde toplanan göstericilerin birkaç yüz metre yürüme isteği, kaldırımdan olmak şartıyla kabul edilmesine rağmen, bazı polislerin göstericilere müdahalesiyle olaylar başlayıp büyüdü.

Elindeki silâhla gaz fişeği (ve belki ayrıca, plastik mermi?) atabilen bazı polislerin hedef gözeterek ateş ettiğini, bizzat yaralanan milletvekilleri söylüyor.

Göstericilerle emniyet görevlileri arasında uzlaşma sağlayıp sorunun çözümü için çaba gösteren dört milletvekili vücutlarının muhtelif yerlerinden (bazıları üç yerinden) yaralandı.

Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne kaldırılan milletvekilleri, HDP’den Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu ve Gülistan Kılıç Koçyiğit, CHP’den Sezgin Tanrıkulu ve Ali Şeker.

Ölenlerin yakınları ve arkadaşlarından da çok sayıda gözaltına alınan olduğu, bir kısım vatandaşın gazdan ciddi ölçüde etkilendiği, haberlere yansıdı.

Kadıköy Kaymakamlığı ise yaptığı açıklamada eylemi kanunsuz diye niteleyip, envanterleri arasında plastik mermi bulunmadığını ileri sürdü.

Lâkin bacakları, kalçaları ve karınları gibi vücutlarının birkaç yerinden yaralananların, polis şefleriyle görüşme yürüten milletvekilleri olması tuhaf değil mi?

Kullanılan silâhlar arasında plastik mermi olsun veya olmasın, bu vahim hadisede polisin yakın mesafeden hedef seçme ve isabet kaydetme yeteneğinin hayli ilerlemiş olduğunu görüp göğsümüzün kabarması mı bekleniyor?

“Oh ne güzel, Kadıköy’de asayiş sağlandı” diye sevineceğimiz mi umuluyor?

IŞİD terör örgütüyse daha neyi bekliyorsunuz!

Katliamı IŞİD’in yaptığını elde ettiği istihbarata dayanarak zamanında iktidar açıklamıştı.

Kobane’nin IŞİD tarafından ele geçirilmesine müsaade etmeyenler arasında Türkiye de bulunduğu için bu kanlı örgütün (diğer adıyla DEAŞ veya DAEŞ’in) bu katliamla “AK Parti iktidarına cevap verdiği ve Türkiye’ye ceza kestiği,” o zamanlar yapılan analizlerdendi. Çok da gerçeğe uzak değildi.

Gelinen nokta itibariyle, ölenlerin aileleri ve arkadaşları bu dâvânın iyi yürümediğini, adaletin hâlâ çok uzakta olduğunu düşünüyorlar. Asıl suçluların, onları yönlendirenlerin ve koruyanların dâvâya dahil edilmediğini, ihmali olan devlet yetkilisi ve görevlilerinin soruşturmadan ve dâvâdan uzak tutulduğunu ileri sürüyorlar.  

Özellikle Ana Dâvâ duruşmalarının Hilvan Cezaevi Kampüsünde görülmesinin ve önlem adına orada yapılan uygulamaların, mağdur yakınlarına baskı halini aldığını düşünüyorlar.

Şu ana kadar dâvânın yargı önüne çıkmış yegâne sanığının Yakup Şahin olduğuna ve onun da duruşmalara SEGBİS diye bilinen uzaktan görüntülü sistemle katılması kararı alındığına dikkat çekiyorlar.

Katliamda ölen ve yaralananların yakınları ve avukatları, dört yıldır yaşananlardan hareketle, devletin dâvâyı savsakladığı, adaletin tecelli etmesini engelleyecek tavırlar içinde olduğu fikri ve hissiyatı içinde.

Adalet talebini anlamak çok mu zor?

Kayıplarını anmak, dâvânın seyrine dair itiraz ve protestolarını dile getirmek neden en doğal insan hakları arasında görülmez; izahı çok zor. Mağdurların anayasal hakkı olan adalet arayışı, sokakları hıncahınç insan dolu Kadıköy gibi bir ilçede, niçin bir polis ordusuyla ve göz yaşartıcı gazla dağıtılmak istenir; anlamak mümkün değil.

Yurttaşlar karşısında güvenlik güçlerinin çifte standartlı bir tavır içerisinde olduğu yolunda güçlü bir kanaat var. Böyle olaylar bu kanaati daha da güçlendiriyor. Adalet, güvenlik ve yargı kurumlarının uygulamaları yıllardır yerlerde süründüğü halde, iktidardan ve ilgili kurumlardan bu kanaati değiştirecek herhangi bir adım görünmüyor.

Nihayetinde, bu olayda vatandaş anayasanın kendisine tanıdığı hakkı kullanıp, alt tarafı bir düşünce açıklama ve protesto eylemi yapmak istedi. O tarafa bu tarafa çekmenin anlamı yoktu. Müdahale edilmese bir iki saat içinde bitecek bir mesele ülke çapında olay haline getirildi. Mağdur insanlar bir kez daha mağdur edildi.

Anlamsız gerekçeler ileri sürmeden, gözaltına alınan siyasi parti temsilcileri ve diğer mağdur yakınları hemen serbest bırakılmalı ve bu rezaleti yaratanlara işten el çektirilmelidir.

Artık anlaşılması lâzım, böyle sahneleri hiç kimse görmek istemiyor!

.

Facebook Yorumları

Emlak8
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive