Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!


14.08.2019 - Bu Yazı 173 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Günlerdir Kaz Dağları’nda bir itiraz ve protesto var.

Bir avuç altın uğruna devlet eliyle yapılan doğa kıyımına itiraz ediliyor; canlı yaşamı ve bitki örtüsüyle bir cennet köşesinin mahvedilmesine engel olmak isteniyor.

Kanadalı Alamos Gold ve taşeronu Doğu Biga Madencilik, Çanakkale’nin Kirazlı Köyü, Balaban mevkii için aldığı arama iznine dayanarak on binlerce ağaç kesti.

Altın şirketine, taşeron firmaya ve iktidara karşı büyük bir tepki oluşmuş durumda. Ormanın tahrip edildiği; maden ayrıştırma teknolojisinde kullanılacak siyanür nedeniyle suyun, toprağın ve havanın zehirleneceği; bölgede canlı yaşamının olumsuz etkileneceği belirtiliyor.

Ayrıca, söz konusu şirketlerle yapılan sözleşmelerin, verilen raporların ve tanınan imkânların hukuksuz olduğu ileri sürülüyor.

Bunun için kadın-erkek, genç-yaşlı, sağcı-solcu, dindar-laik, öğrenci-memur, işçi-girişimci-sendikacı, çiftçi, çevreci, her kesimden duyarlı yurttaş bugünlerde Kaz Dağları’nı mesken tuttu.

26 Temmuz’dan beri maden alanından ayrılmayan protestocular, şirketlere verilen iznin iptalini, faaliyetin durdurulmasını ve dümdüz edilen bölgenin rehabilite edilmesini istiyor.

Artık kimse inanmıyor!

Maden şirketinden, taşeron firmadan, AK Parti yönetiminden ve hükümet sözcülerinden gelen aksi yöndeki açıklamalar ise ne eylemcileri, ne de kamuoyunu ikna ediyor.

Yolsuzluk, hukuksuzluk, eş dost kayırma gibi olaylarda yaşanan güven kaybı nedeniyle, artık bir devlet yetkilisinin ve/ya iktidar partisi yöneticisinin ağzından çıkan sözlere kimse kolayca inanmıyor.

Çevre, doğa ve ekoloji duyarlılığı toplumda gün geçtikçe gelişiyor; siyasetçilerin konuya ilgisi de büyüyor. Özel olarak bu meseleyi yakından takip eden ve araştıran sivil girişimlerin ve uzmanların sayısı hızla çoğalıyor. O nedenle, iktidarın ve şirket sözcülerinin karşısında şimdi farklı gerçeklerden söz eden geniş bir kesim var.

Bölge halkı, kent konseyleri ve sivil girişimler, yapılan sözleşmenin, ÇED raporlarının, bölge riskleri hakkındaki bilgilerin, şirketlerin sicilinin, ruhsatların vb yasalara uygun olup olmadığı hususlarında, en az devlet görevlileri kadar donanımlılar.

Görülen o ki, zamane çocukları “Memleketin yer altı zenginliğini ortaya çıkarıyoruz. Altın ithalâtına para vermektense kendi altınımıza sahip çıkıyoruz” masalına pek inanmıyor.

Nitekim, maden bölgesindeki protestoları organize eden Su ve Vicdan Nöbeti Koordinasyon Komitesi, yaptığı açıklamada “Tüm kentlilerimizi, kalbi burada bizlerle atan herkesi ve sesimizi dünyaya duyurmamıza aracılık eden tüm basın camiasını, dünya mirası Kaz Dağlarımızın geleceğine sahip çıkmaya, mücadelemize ses olmaya dâvet ediyoruz” diyor.

Üç paralık altın için doğa, tarih ve kültür mirası harcanır mı?

Kaz Dağları aslında bu olaydan önce de dünyaca ünlüydü. Antik Yunan mitolojisinde ve meselâ Homeros’a atfedilen İlyada’da, İda Dağı olarak geçer. Çoktanrıcı Yunan panteonunun baş tanrısı ve tanrıçası Zeus ile Hera’nın görkemli bir törenle bu dağda evlendiğine inanılır. Dünyanın ilk güzellik yarışması da bu dağda yapılmış. Homeros, tanrıların ünlü Troya savaşlarını kâh (Ege’nin öbür kıyısındaki) Olympos’tan, kâh İda’nın tepesinden, tıpkı maç seyreder gibi seyrettiklerini anlatır.  

Kaz Dağları şöhretini şüphesiz sadece mitolojik anlatılardan almıyor. Oksijen üretme gücü ve üretilen oksijenin kalitesi bakımından dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen bir bölgesi. Astım, nefes darlığı ve diğer solunum hastalıkları olanlar için bölge bir nevi doğal hastane. Birçok insan hayatının belli bir döneminde tedavi amacıyla bölgenin köy, kasaba ve ilçelerinde yaşıyor.

Çevresinde ise son derece zengin ve verimli tarım arazilerinin bulunduğunu söylememe bilmem gerek var mı?

Yerli ve yabancı şirketlere verilen maden ruhsatlarının olağanüstü sayısına bakılacak olursa, altın şirketleri ve iktidar da bölgeyle çok yakından “ilgileniyor.”  

İktidar halen Gezi’nin etkisi altında

Protestoya neden olan maden işletme sahası, Çanakkale’nin yegâne içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na kuş uçumu 14 kilometre mesafede ve su toplama havzasının sırtlarında bulunuyor.

Şu anda fidanlar dahil 200,000 ağaç kesilmiş ve işletme çalışmaya başlamış durumda. Dikilen ağaç sayısı ise 14,000 civarında. Ülke ve dünya örnekleri, bu tür maden arama işlemlerinde su, hava ve toprağın kirlenmesinin kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor.

Protestolarda genişleme temayülü gören iktidar sözcülerinden ardarda açıklamalar geliyor. Yedi konuyu öne çıkarıyorlar:

1- Her şey hukuka uygun ve ruhsat CHP belediyesi tarafından verildi.

2- Çevreye zararı yok.

3- Ekonomiye katkı sunuyor.

4- Bölgede ağaçlandırma ve rehabilitasyon yapılıyor.

5- Çevre ve ekolojiye duyarlı samimi yurttaşlarla sorunumuz yok, ama içlerinde onları kullanmak isteyen terör yandaşları ve dış güçlerin işbirlikçileri var.

6-Niyetleri iktidarı hırpalamak.

7- Şirket yetkililerinin yeterli aydınlatmayı yapmadığı anlaşılıyor.

Bu anlatı bana iktidarın, bazı vatandaşların ölümüne dahi yol açan Gezi günlerindeki tavrını hatırlattı.

“Sorun bütün Türkiye’yi ilgilendiriyor”

Bu olayın başından itibaren içinde olan ve maden aramaya tepki gösteren Yeşil Sol Parti’nin (YSP) Eş Genel Sözcüsü Sinan Tutal’la konuyu telefonda görüştüm.

Sinan Tutal şöyle dedi: “Kaz Dağları bölge insanının, bitkilerin, hayvanların, meraların, tarım alanlarının ve en önemlisi su kaynaklarının sigortasıdır. Bölgeden çıkacak olan cevheri siyanür havuzlarında işleyecekler. Kirlenme kaçınılmazdır…

“Bu durum insan ve doğal çevre için büyük bir tehdittir. ÇED raporu, ruhsatlar, verilen krediler vb konularda hukuk ihlalleri olduğunu düşünüyoruz. Konunun TBMM’de görüşülme önerisinin AK Parti ve MHP oylarıyla reddedilmesi doğru olmadı. Biz YSP olarak, bölgedeki Çanakkale, Balıkesir, İzmir gibi örgütlerimiz ve üyelerimizle baştan itibaren bu konunun yerinde takipçisi olduk ve bunu sürdüreceğiz…

“Ama sorun bütün Türkiye’yi ilgilendiriyor. Hükümet bu projeden vazgeçmeli, ruhsatı iptal edip çalışmaları durdurmalı ve süratle bölgeyi yeniden ağaçlandırmalıdır. İklim krizi ve doğal afetler kapımızı çalarken böyle projelerde ısrar etmek kabul edilemez…”

Sağlıklı ve huzurlu bayramlar.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive