Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

AK Parti’nin ‘ince’ hesapları


2.07.2020 - Bu Yazı 266 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  İster iktidara yakın, ister uzak olsun, uluslararası kriterlere uygun araştırma yaptığı bilinen çok sayıda kuruluşun kamuoyuna yansıyan anket sonuçları Cumhur İttifakı için alarm zillerinin çalmaya başladığını söylüyor.

Belli ki, son yerel ve genel seçimlerden beri, AK Parti ve ittifak ortağı MHP, seçmen desteklerindeki erimeyi bir türlü durduramıyorlar.

Bağımsız ve hakkaniyetli değerlendirme yapan analistler de aşağı yukarı bu tabloyu teyit ediyorlar.

2023’te, Cumhuriyet’in 100. yılında AK Parti’nin bir kez daha iktidar olma rüyasının giderek kaybetme kâbusuna dönme ihtimali güç kazanıyor. Bu gidişatı tersine çevirmek için iktidarın canhıraş arayışlara yöneldiğini, hesaplı ve hesapsız hamleler yaptığını görüyoruz.

Çok sayıda baro başkanı ve avukatın tepkisine ve Ankara’ya yürümesine yol açan, iktidarın TBMM’de grubu olan muhalefet partilerine sözlü olarak anlattığı “çoklu baro” için yasa teklifi de bunlardan biri.  

2023 yolundaki pürüzleri temizlemek

AK Parti ve küçük ortağının söylemlerinden ve attıkları adımlardan, seçim sürecine giderken iki önemli hesaplarının ve hazırlıklarının olduğu anlaşılıyor.

Bunlardan biri, yönetimlerini bir türlü kontrolleri altına alamadıkları meslek oda ve birliklerinin yasalarını değiştirip parçalama yoluna gitmek. Böylece hem bu kuruluşların genel toplumsal muhalefet içindeki etkin rollerini kırmak, hem de başta CHP olmak üzere muhalefetin bu alandaki etki ve gücünü dağıtmak istiyorlar. Esas olarak bu kuruluşlara CHP’nin arka bahçesi gözüyle bakıyorlar.

Diğer konu ise, Seçim Yasası ile Siyasi Partiler Yasası’nın bazı kritik maddelerinde değişikliğe giderek, muhalefetin önümüzdeki seçimde kendisini iktidardan indirecek güçlü ve etkili bir ittifak oluşturmasını engellemek. Bu isteğin sahibi ise iktidarın küçük ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli.

İki partinin uzmanları kafa kafaya vermiş üzerinde halen çalışıyorlar. Dar veya daraltılmış seçim bölgesi uygulamasını getirmek ve güya “barajı aşağı çekiyoruz” diyerek,  yüzde 5’lik bir baraj uygulamasıyla, özellikle Gelecek, Deva ve Saadet partilerinin etkisiz kalacağı sonuçları elde etmek gibi bir niyetleri olduğu medyaya sızdı.

Dar ya da daraltılmış seçim bölgelerinin de doğrudan iktidar tarafından belirleneceği dikkate alınırsa, bu değişikliklerin kime hizmet edeceği iyice açığa çıkıyor.     

Cumhur İttifakı, bu iki kanalda sürdürmeyi hesapladığı operasyonlarda başarılı olabilirse, meslek birlikleri alanında ve genişletilmiş Millet İttifakı projesinde muhalefetin elini zayıflatarak durumu bir nebze kendi lehine çevirmeyi ya da en azından denge sağlamayı hesaplıyor.

Madem yönetemiyoruz, bari bölelim! 

İktidar sözcülerinin kimi zaman barolardan, odalardan ve birliklerden rahatsızlıklarını dile getirip yasalarını değiştirme niyetlerini açık ettiklerini hatırlıyoruz.  Anlaşılan kongreleri önümüzdeki aylarda yapılacağı için, işe evvela barolardan başladılar.  

Geniş çaplı bir toplumsal tepkiye yol açmasın diye, değişiklik önerilerini Meclis’e parça parça getirme stratejisi de elbette anlaşılır bir taktik. O alanın mensuplarını ve kamuoyunu niyeti şüpheli böyle değişikliklere ikna etmek kolay olmaz.

Barolara gelince: Şüphesiz bu kurumların işleyiş, temsiliyet, iç demokrasi, çoğulculuk ve güç odaklarına mesafeli durma, vb. konularda eleştirilmesi ve düzeltilmesi gereken birçok yönü bulunabilir. Hatta bazı dönemlerde demokrasi dışı odaklara angaje oldukları da söylenebilir.

Ama parlamentonun kenara itildiği, güçler ayrılığının tarihe karıştığı, bütün yetkilerin tek kişide toplandığı, yargının Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkacak söze baktığı bir ülkede, barolar ve meslek birliklerinden şikâyet etmek artık fantezi bile sayılmaz.

Zaten AK Parti de, TBMM’de grubu bulunan muhalefet partilerine sözlü olarak sunduğu değişiklik teklifinde, bu kuruluşlarda temsiliyeti güçlendirme, seçim sisteminde çoğulculuğu sağlama, demokrasi ve katılım yönünde yenilikler getirme, vb. herhangi bir olumlu öneriden bahsetmedi.

Hangi baroya üye olduğunu söyle, sana…

Önerdikleri sonuç itibariyle sadece “Müslüman Avukatlar Barosu, Milliyetçi Avukatlar Barosu, Liberal Avukatlar Barosu, Demokrat Avukatlar Barosu, Sosyalist Avukatlar Barosu” gibi bariz bölünmeler getirecek bir değişiklik paketi.

Buradan da anlıyoruz ki, iktidarın asıl niyeti aksamaları gidermek filan değil. Bu kurumları bölerek, kendine yandaş meslek birlikleri yaratmak istiyor. Seçime giderken bu alandan yükselecek muhalif sesleri kontrol altına almak niyetinde. Geniş bir kesimin ortak kanaati de bu yönde.

Doğal olarak, bu adımın sonucunda, adalet sistemimizin üç temel ayağından biri olan savunma ideolojilere ve politik tercihlere göre bölünecek. Bu da baroların ve avukatların kutuplaşmasına ve politik olarak etiketlenmesine neden olacak.

Özellikle üç büyük şehirde, iktidarın baro yönetimlerini ele geçirmek için çok çaba gösterse de kongrelerde başarılı olamadığını biliyoruz. Ama kongrelerde başarılı olamamak gibi basit sebeplerle, bu denli önemli ve geleneği olan bir meslek grubunun bölünmesini öneren zihniyet sorgulanmaya muhtaçtır. Kutuplaşma geleneğinin çok güçlü olduğu bir ülkede bunu önermek resmen düşmanlaştırma politikasının değirmenine su taşımaktır.

Sırada mühendis odaları ve diğer birlikler var                            

Malum, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği, Türk Tabipler Birliği, Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türk Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler  Birliği’nin de barolara benzer statüleri bulunuyor.

Yüz bin avukatın üye olduğu barolar dahil bütün bu oda ve birliklerin bünyesinde toplam 920 bin civarında meslek sahibi var. Ülke nüfusuna oranı fazla olmamakla beraber, herkesin hayatına dokunan meslekleri, iyi eğitimli ve organize olmaları ve sistem içindeki yerleri onları etkili ve çok önemli bir konuma taşıyor.

Eğer iktidar barolarla ilgili değişiklikte başarılı olursa, sıranın muhalif konumları bakımından daha radikal görünen oda ve birliklere gelmesi kuvvetli bir ihtimal. Hele Gezi Olayları’ndaki rolleri hakkında iktidarda oluşan algı dikkate alınırsa, böyle bir gelişmenin olması kimseyi şaşırtmayacaktır.

Bu kurumların ülkenin ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunları hakkında görüş açıklamaları, ülkenin en etkili baskı grupları arasında görülmelerine yol açıyor. Aslında bu durum onların meslek etiğine, demokrasiye ve bütün yurttaşların hak ve hukukuna sahip çıkmalarıyla ilgilidir. Böyle bir pozisyon herhangi bir güç odağının zorlamasıyla elde edilemez ve bu kuruluşların ülke sorunlarına kayıtsız kalmaları beklenemez.

Devletten ve güç odaklarından bağımsız olmaları, düşünce ve görüşlerini her şart altında açıklamaları, onların halk indinde saygı görmelerini sağlar. Deneyleri, gözlemleri ve ürettikleri bilgiler toplum için daima başvurulan güvenilir kaynaklardır. Yöneticilerinin şu ya da bu siyasal eğilimde olması, toplumun bu kurumlar hakkındaki temel kanaatini değiştirmez.

Bu siyasi mühendislik değilse, ne?

İktidarın “madem ele geçiremiyoruz, o halde bölelim” yaklaşımı, özü itibariyle siyasal mühendisliktir. Muhalefetin önünü kesmek için, onlarca yıllık saygın kurumların yapılarını altüst edip, bölük pörçük hale getirmek akla seza bir durum.

Sonuç olarak, AK Parti ve MHP’nin Meclis’teki çoğunluğu nedeniyle barolarla ilgili değişikliğin geçmesi, sürpriz bir gelişme olmazsa, kesin gibi bir şey. Meclis’in yeni döneminin açılmasını takiben, uygun zamanlamayla Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası ile diğer oda ve birliklere ilişkin değişiklikler de teker teker gündeme getirilebilir.

Eğer yeniden iktidara gelmek uğruna yapılan bu gözükara hamleler sonuç vermezse, AK Parti milliyetçi ortaklarının homurdanmasına rağmen, beklenmedik başka hamleler peşinde koşabilir. Zeminini yaratıp, muhalif toplumsal dinamiklerden dengeleri kendi lehine değiştirebileceğini hesap ettiği birine yönelmeyi deneyebilir. Ancak, bunun nasıl ve ne ölçüde gerçekleşebilir olduğunu irdelemek ve kurcalamak için daha vaktimiz var.   

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.08.2020
Bugün CHP’den ayrılma ne anlama gelir?
24.07.2020
AK Parti’yle nereye kadar?
16.07.2020
Muteber iş adamı ve durmaksızın patlayan fabrikası
2.07.2020
AK Parti’nin ‘ince’ hesapları
22.06.2020
Türkiye Kürt sorununu kiminle çözecek?
16.06.2020
HDP’yi kapattırma sevdası
7.06.2020
Yine neler oluyor?
2.06.2020
Siyasette iki tıkanma
16.05.2020
Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil!
8.05.2020
Kullanım süresi geçmiş suçlama
17.04.2020
Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu?
4.04.2020
Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge
19.03.2020
Korona ve siyaset
4.03.2020
Ömer Faruk’tan Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı
21.02.2020
Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı?
3.01.2020
Kanal İstanbul (1) Hakiki bir ihtiyaç mı? (*)
28.12.2019
Okuyucuya not: Kanal İstanbul ısrarı ve gerçekler
13.12.2019
Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti
4.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
23.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive