Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Muteber iş adamı ve durmaksızın patlayan fabrikası


16.07.2020 - Bu Yazı 159 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan havai fişek fabrikasında meydana gelen patlama 7 ailenin ocağına ateş düşürdü, 126 işçi de ölümün kıyısından döndü.

Daha ilkinin acıları dinmeden, bu kez fabrikadaki patlama ve yangının enkazı altında kalan 1,5 ton havai fişeğin, kontrollü imha için taşocağına götürülürken patlaması sonucu patlayıcı madde imha timinden 3 jandarma personeli yaşamını yitirdi. Ayrıca 11 jandarma personeli ve kamyon şoförü yaralandı.

Yürekleri yakan bu patlamalar inanılmaz ciddiyetsizlik, sorumsuzluk, insan hayatını hiçe sayma,  ihmal ve denetimsizliği ortaya döküyor.

Taşocağında yaşanan patlamaya dair eksiklik, dikkatsizlik ve ihmallerin de çok kısa zamanda bütün boyutlarıyla ortaya çıkacağını düşünüyorum.

Ölüm göz göre göre geldi

İş güvenliği sicili olağanüstü bozuk olan bu işverenin fabrikasında yaşanan son patlamadan hareketle bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

İşverenin ve yönetim kadrosunun işçilere dayatılan üretim kotasını doldurmak üzere baskı yaptığına ve tedbirler konusunda uyarıları dikkate almadığına işaret ediliyor.

Tehlikeli bir maddeyle yapılan üretimin gerektirdiği disiplin, iş güvenliği ve dikkatten uzak tutumlar, ne yazık ki asgari ücretle çalışmaya mecbur ve mahkûm olan işçileri göz göre göre korkunç bir ölüme götürdü.

Patlama sonrasında gazetecilerin idari kadroyla, yaralanan işçilerle, orada çalışmış olup ayrılanlarla yaptığı konuşmalar ve gözaltına alınıp tutuklananların kamuoyuna yansıyan ifadeleri son derece ibret verici. Böyle tehlikeli bir sektörde üretim yapan fabrika için her biri başlı başına soruşturma konusu olacak sayısız denetimsizlik, ihmal ve ihlal söz konusu.

Üstelik bu durumun son günlere mahsus olmadığı, siparişleri yetiştirmek ve maliyetleri düşürmek uğruna sürekli böyle yapıldığı anlaşılıyor. Meğer işçilerin hayatı pamuk ipliğine bağlıymış. 

Denetimden fabrika kaçırma

Yine, çıkan haberlere göre Sakarya İl Emniyet görevlileri tarafından yapılan resmi denetimlerin günü, önceden işverene ve fabrika yönetimine muntazaman sızdırılıyor. Bu nedenle,  yapılan denetimler usulü yerine getirmekten öteye gitmiyor. Fabrikayı, durumdan şikâyetçi olanın kendini kapının önünde bulacağı korkusu sarmış.

Haftada üç gün fabrikada denetleme görevi yapan personel işçilere çok fazla malzeme verildiğini ve üretimi artırmaları için zorlandıklarını açık açık söylüyor. “Burası patlayacak, bir şeyler yapın” diye yalvaran işçiler, ne yazık ki hayatları pahasına haklı çıktılar.

Denetleme görevlisi denetlenecek yerleri kendisinin seçemediğini, fabrika yönetiminin gösterdiğini ifade ediyor. Örneğin, üretim atölyelerinin hemen yanındaki barut deposunu asla göstermediklerine işaret ediyor.

İşçilerin kişisel koruyucu ve donanımları yok, ciddi bir güvenlik eğitimi almamışlar. Bütün bunların tutanaklara geçirilmesine asla izin verilmemiş.

Fabrikanın yönetmeliklere uygun denetimden kaçırıldığı, bu nedenle de işçilerin göz göre göre felakete sürüklendiği yönünde iddialar var.  

“Milli ve yerli” ve camia mensubu… daha ne olsun!

MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı Yaşar Coşkun ve ailesine ait olan fabrika son 14 yılda 7 kere patlama ve yangın geçirmiş. Ölümler ve yaralanmalar olmuş. Anlaşıldığı kadarıyla, her seferinde işveren, bir yolunu bulup fabrikanın adını ve yerini değiştirerek aynı düzenle yoluna devam etmiş.

Hatta, bu patlamalardan birinde ölen işçinin geride kalan karısı, kardeşi ve biri ölümden sonra doğan olmak üzere çocuklarından tazminat almak üzere dava açmayı da ihmal etmemişler.

İçişleri Bakanı’nın fabrikadaki patlamaların ve yangınların alevi göklere yükselirken “Biz o fabrikayı Mart ayında denetlemiştik” gibi, ima yoluyla sanki sorunu başka yerlerde aramaya davet eden bir bilgilendirme yapması, o gün hemen herkesin dikkatini çekmişti.

Gelişmeler alışkın oldukları minvalde gitseydi, belki de olan biten her şey kayıtlara “iş kazası” diye geçecek ve konunun üstü bir biçimde örtülecekti. Fakat, gidişatı taşocağındaki ikinci patlama değiştirdi. Bu kez de ciddi can kayıpları ve yaralanmalar yaşanınca, Süleyman Soylu “Fabrika kapanacak” dedi.

Yanlış anlaşılmasın…

Bu açıklama, iktidar çevrelerinde hayli itibar sahibi olduğu anlaşılan işveren Yaşar Coşkun ve fabrikasının kollanmasına son verildiği gibi yorumlanmaya çok müsaitti.

Camiadan muteber bir sermayedar için geliştirilen, “Bizi havai fişek alanında Çin’e muhtaç olmaktan kurtaran yerli ve milli bir kuruluştur” hikâyesi, belli ki epey zamandır iş yapıyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha patlamalar olurken ve yangınlar sürerken, fabrikanın sahibini bizzat telefonla araması da tam bu bağlama oturdu, haklı sorulara ve eleştirilere yol açtı.

Hele MÜSİAD’ın genel başkanı ile çok sayıda şube başkanının, makam araçlarıyla yıldırım hızıyla bölgeye gelmeleri inanılmazdı. Fabrikanın sahibine apar topar moral ve dayanışma yemeği düzenlemeleri, olağan insani değerlerin ve ahlak ölçülerinin çok ötesine varan bir girişimdi.

Ders alınır mı, bilmem ama…

Bu vahim olayın işaret ettiği çok şey var aslında.

Örneğin, işçilerin sendikasız oluşu ve kurulması için çaba gösterenlerin barındırılmaması işlerin bu noktaya gelmesinde önemli bir etken. Sendika gibi kurumsal yapıların, güvenlik denetimi, güvenlik eğitimi, donanımların temini, kapasiteyi aşan üretim zorlamasına meydan vermeme, sahte denetimlerin önüne geçme gibi hususlarda çok etkili olacağı aşikâr. Burada işçiler, işveren ve fabrika yöneticileri karşısında, o işe muhtaç çaresiz kişiler durumunda kaldılar.

Diğer önemli nokta, denetleme sorunu. Devlet kurumlarının denetleme işlevi, kayırma, kollama ve menfaat temini gibi nedenlerle yürümüyor. Soma, Davutpaşa ve en son Hendek olayları devlet eliyle bunu yeterince gösterdi. Ya da en azından yeterli olmadığını ortaya koydu. Bunun önüne geçilmesi için meslek odaları gibi bağımsız kurumların bu alanda rol sahibi olmaları bir çözüm yolu olabilir.

Son nokta olarak, Coşkun havai fişek fabrikalarında daha önce yaşanan patlamaların, ölüm ve yaralanma olaylarının yeniden yargı konusu haline getirilmesi birçok ilişki ve haksızlığı açığa çıkarabilir. Herkese ders olması için bu yönde adım atılmalıdır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
24.07.2020
AK Parti’yle nereye kadar?
16.07.2020
Muteber iş adamı ve durmaksızın patlayan fabrikası
2.07.2020
AK Parti’nin ‘ince’ hesapları
22.06.2020
Türkiye Kürt sorununu kiminle çözecek?
16.06.2020
HDP’yi kapattırma sevdası
7.06.2020
Yine neler oluyor?
2.06.2020
Siyasette iki tıkanma
16.05.2020
Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil!
8.05.2020
Kullanım süresi geçmiş suçlama
17.04.2020
Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu?
4.04.2020
Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge
19.03.2020
Korona ve siyaset
4.03.2020
Ömer Faruk’tan Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı
21.02.2020
Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı?
3.01.2020
Kanal İstanbul (1) Hakiki bir ihtiyaç mı? (*)
28.12.2019
Okuyucuya not: Kanal İstanbul ısrarı ve gerçekler
13.12.2019
Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti
4.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
23.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive