Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Gerçek seçim, fason demokrasi


18.6.2018 - Bu Yazı 162 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Erdoğan dönemi bir marka yaratamadı. Fason üretimle yetindi. Özgürlük olmadan, çok seslilik olmadan, dayanışma olmadan, toplumsal örgütlülük olmadan, hukuk olmadan, meclis olmadan, saydamlık olmadan, hesap verebilirlik olmadan, erkler arasında denge olmadan, yönetenle yönetilen arasındaki uzaklık kısalmadan gelip gelebileceğimiz yer belliydi.

Hani büyük Metin Oktay’ın öldüğü gece Ziya Bar’da gitarist Tarık Öcal’a Nazım Hikmet’ten ezbere bir şiir okuyup “işte bu şiiri bilmeyen ne top oynar, ne gitar çalar, işin özü bu kardeşim” demesi* vardır. Şimdi seçime ya da “tamam mı, devam mı” referandumuna demeli, tam bir hafta kala işin (t)özünü düşünelim. Söylenecek ne varsa söylendi, tahminler yapıldı zaten. Kendi aramızda soyunma odası konuşmaları yapmanın pek anlamı yok.

On altı yıl önceden başlarsak “taç giyen baş akıllanır” durağından çıktığımız yolculukta, “bal tutan parmağını yalar” durağında indik. Geçen gün katıldığım Medyascope TV açık oturumunda değerli katılımcılardan Ayşe Çavdar “o AKP yok”, Kemal Can “merkez sağ yok” deyince, ben de AKP iktidara geldiğinde doğan çocukların neredeyse oy verme çağına geldiklerini anımsatmış “ne kaldı ki” demeye getirmiştim.

Saygıdeğer Bekir Ağırdır’ın kendininkiler dahil artık bu aşamada, hiçbir kamuoyu yoklamasına güvenmeme uyarısına kulak verelim. Gündemi bu denli yoğun, değişken ve çok boyutlu bir ülkede, seçmen kitlesi bu denli geniş ve o denli hızla genişlerken seçime bir hafta kala ne, nasıl doğru ölçülebilir? Bir yandan bakarsanız, yüzde kırk ne, yüzde otuzla bile seçim kazanan lider/parti oturmuş demokrasilerde başı dik yürür. Buradaysa çoğunlukçuluğun, çoğulculuğu boğazlamasına yüzde elli bir de yetmiyor. Derdimiz başka çünkü.

Bahadır Boysal – LeMan Dergisi’nin izniyle kullanılmıştır.

Bu öykü ne 1923’te, ne 1950’de, ne 1980’de, haşa ne 2002’de başlamadı. İster işi Kayzer-i Rum II. Mehmet’e götürün. İster daha yakına Fuat ve Ali paşalar ve benzerlerine getirin. İster Abdülhamit kimdi ve ardından ne geldi bakın. İster o kısacık 1908-13 beş yıllık yediveren dönemi okuyun. Cumhuriyeti kuranlar kimdi inceleyin. Ve tabii Atatürk’ün kurtarıcı ve kurucu vizyonunu yeniden öğrenin. Ha “öğrenmem, niyetim yok” derseniz usta çizer Bahadır Boysal’ın yukarıdaki tablosu sizi anlatır. En hafifinden, gülünç olursunuz.

ArtıTV’de her çarşamba yaptığımız “Dünya Ve Biz” programında, bizim, bize anlatılageldiği gibi bize özgü olmadığı önermesinden yola çıkmıştık. Rusya’daki 1917 devriminden sonra 1920’ler Avrupa’sına şöyle bir göz gezdirin. İspanya’da Primo di Rivera, İtalya’da Mussolini, Almanya’da önce Kapp sonra Hitler, Polonya’da Pilsudzki’nin toplumsal fokurdanmaları nasıl hükümet darbelerine çevirdiklerine denk geleceksiniz**. Sonra yaklaşın, 15 Temmuz’a ardından 20 Temmuz’a bir daha bakın. Yirminci yüzyıl tarihimizdeki siyasi kişilikleri, şimdiki yöneticilerle yan yana koyun. Sırıtıyor değil mi?

Farkındaysanız, çoğulculuğu biz aramadan, o geldi bizi buldu. Laikçi İnce, Kürt siyasi hareketinden Demirtaş, mukaddesatçı Karamollaoğlu, milliyetçi Akşener iyi-kötü ortak bir demokrasi, gelecek hayalinde buluşabildi. Erdoğan, temsil ettiği çizginin damıtılmış halinin seçmen karşılığı taş çatlasa yüzde beş olacakken, onu brüt halde yüzde kırk hallere getirebilmişti. Ancak toplum mühendisliği dün de işlemedi, bugünün dünyasında işleme olasılığı ise sıfır. Son kullanma tarihi çoktan geçmiş.

Zira Erdoğan dönemi bir marka yaratamadı. Fason üretimle yetindi. Özgürlük olmadan, çok seslilik olmadan, dayanışma olmadan, toplumsal örgütlülük olmadan, hukuk olmadan, meclis olmadan, saydamlık olmadan, hesap verebilirlik olmadan, erkler arasında denge olmadan, yönetenle yönetilen arasındaki uzaklık kısalmadan gelip gelebileceğimiz yer belliydi. Buradan öteye yol yok. Hikaye bitti. Hikayenin son bölümünde de beklenmedik dönemeçler, zikzaklar olabilir ama bitti.

Sözün özü bu ülkenin, bizim ülkemizin iki sınıflı bir toplumu yok. “Payitaht Abdülhamit” izleyerek öğrenilecek, anlaşılacak banallikte bir tarihi de. Kaleidoskop gibi elinizde çevirin, tarihinin de toplumunun da her yerinden ayrı renkte sayısız renkte ışık huzmeleri çıkar. Kim kazanırsa kazansın, ya aklın yolu izlenir, epey düşer kalkar ama düze çıkarız. Ya hep birlikte batarız. Hep birlikte batmanın da belki insancıllaşarak hayrını görürüz***. Yoksa hepimizin bir kalıba dökülemeyeceği artık anlaşılmıştır sanırım.

Ne laik cumhuriyetimizden vazgeçeriz. Ne karma okullarımızdan. Ne bilimden. Ne hayat tarzımızdan. Ne yüzü Batı’ya dönük tarihimizden. Ne yan yana değil, iç içe yaşamaktan. Ne anayasal yurttaşlık, eşitlik, temel hak ve hürriyetler, ifade özgürlüğü, hukuk ve adalet taleplerimizden. Ne yazmaktan vazgeçeriz, ne söylemekten. Biz burada konuk değil, ev sahibiyiz. Bizi dikkate almadan bu ülke yönetilemez.

Koltuklarımızı dikleştirelim, emniyet kemerlerimizi bağlayalım. Sonuç ne olursa olsun, gelecek pazar günü oy kullanıp, ayrılmayacağımız okul bahçelerinden başlayarak yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Pruvamız neta, rüzgarımız kolayına olsun.

*Tarık Öcal, Cumhuriyet, 14.12.1991, “Hani arayacaktın Metin Abi?”

**Curzio Malaparte, “Darbe-i Hükümet Sanatı”, (ilk baskı Fransa 1931), http://www.muharrembalci.com/kitaplika/7.pdf

*** https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/05/27/biraz-da-kalkinmasak/

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8