Sözün bittiği belde


5.12.2018 - Bu Yazı 134 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sözün bittiği yer, o çorak belde. Sözün bittiği yerde, tek kişinin biteviye bağırışı, azarları çınlıyor. Bitmeyen bir uğultu bu. Sözün bittiği yerde, eylem de başlamıyor. Bir apati, biraz daha lügat parçalarsak bir “anhedonia” hali. Boynuz boynuza duruşuyoruz işte öyle arada gözlerimizi kırpıştırarak.

Cumhurbaşkanlığına aday olunca Muharrem İnce, pek çoklarınca “öyle aman aman bir numarası yok” diye eleştirildiydi. Gerçekten ne dediydi, ne kaldı aklınızda? Meclis kürsüsünden hangi milletvekiline söylediği belli olmayan (önemli de değil zaten) “bir sus be Allah’ın belası adam, bir sus be!” isyanı. Bir de ilkinden, sonuncusuna, her mitingde defalarca dinletilen manzum konuşması: “Yuvasını bozduğun kuşun ahı var…” -filan, hatırladınız eminim. “Burada ne var, program mı var, vizyon mu var” diye sorulabilir. Ama şu da sorulabilir: “Bu kadarı dahi yetmediydi mi?” Bence yettiydi, gayet iyi geldiydi. O plasebo etkisi bile artık kalmadı.

Ya Demirtaş deyince akla gelen ilk cümle hangisi? Herhalde yanıt basit ve ortak: “Seni başkan yaptırmayacağız.” Hatta sonunda ünlem işareti dahi yok. Zira, Demirtaş bunu yine meclis kürsüsünden ama bağırmadan söylediydi. Hani şu mevcut tek adam-tek parti rejiminde mahalle kahvesine döndürülen mecliste. Geçen gün sorduydum, “önceki dönemin çakmak bakışlı, çatık kaşlı elemanları Efgan Ala, Yalçın Akdoğan ve sair saz arkadaşları nerededirler acep?” diye. Bir arkadaşımdan yanıt gecikmedi: Meğer Sayın Ala milletvekiliymiş, TBMM heyetiyle başkanlık rejimlerini yerinde incelemek üzere Latin Amerika turnesine çıkıyorlarmış. Kongre eğleniyor tevekkeli.

Bu girizgahı neden yaptım? Epeydir, dillere pelesenk “sözün bittiği yerdeyiz” de ondan. Yoksa konu var, mebzul miktarda hem: G-20, Kaşıkçı, Suriye, Irak, Irak Kürdistanı (IKB), İran yaptırımları, Rusya ile ilişkiler, AB ve AİHM, Kıbrıs, Sarı Yelekler, Brexit… Al kalemi eline, yaz babam yaz. Yahut “at kadehi elinden, bin parçaya bölünsün.” Nesini, nasıl yorumlamalı, açıklamalı? Musa Özuğurlu yazdıişte, Erdoğan G-20’ye gitti, Muhammet Bin Selman’a cihan pehlivanlarının huzurunda “van minut” demedi, onun yerine dönüş yolunda gazetecilere dert yanmakla yetindi. Bitmedi, “Gezi’nin dış ayağı Soros, iç ayağı Kavala” dedi. Münbiç’e, Fırat’ın Doğusu’na “ha girdik, ha giriyoruz” diyor. FSEN teorisi vardı, şimdi faizler yüzde 25’e yakınladı.

Tut kelin perçeminden. Adalet Bakanı Gül çıktı, “kum saati” uygulaması başlayacakmış mahkemelerde, onun müjdesini verdi. E, Kavala’nın bir yılı geçti, daha iddianamesi yok. Fransa’da Sarı Yelekler hareketi tüm ülkeyi sardı, Paris’in ana caddesi Şanzelize’ye, Zafer Takı’na dek vardı, Macron kafasına yumurta yedi, yine hükümet “kapımız açık” diyor, düzenli yinelenen gösterilerin sürmesine izin veriliyor, 42 maddelik talepler listesini alıyor, devlet televizyonları olaylar hakkında özel yayınlar yapıyor. Bizimkilere sorsanız, işin gırgırındalar. Hani derler ya havsalaları almıyor, zira çapları kifayet etmiyor. Suriye’de dörtlü İstanbul Zirvesi diplomatik başarılı denildi, ben de dedim, şimdi Erdoğan öneri kabilinden Buenos Aires’te görüştüğü Putin’e “çok kısa da olsa” yineleyelim demiş. Nasıl olacak?

İşler böyle olunca benim aklıma filmlerde gördüğümüz, kahramanımızın bayılıp, gözünü açtığı bembeyaz ışıklı, duvarları yastıklı tecrit odası geliyor. Kahramanımız dizlerini karnına çekip, boş bakışlar ve kızarık gözlerle, devlet tiyatrolarından öğrendiği metodla akıl yitirme rolü keser ya, o sahne. Ama tam aksine bu günlerde, şairin “ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde” dizesindeki pastoral mutluluk tablosu gibi düşüyor aklıma o bembeyaz tecrit hücresi. Biliyorum, oturulan koltuktan ahkam kesmek kolay. Hapishane deneyimi olanlar, insan hakları avukatları da, mümkünse yalnız kalmamayı öğütlerler hep içeride. Benimki bir huzur metaforu. İnsan ılık popolu liboş olmayagörsün…

Sözün bittiği yer, o çorak belde. Sözün bittiği yerde, tek kişinin biteviye bağırışı, azarları çınlıyor. Bitmeyen bir uğultu bu. Sözün bittiği yerde, eylem de başlamıyor. Bir apati, biraz daha lügat parçalarsak bir “anhedonia” hali. Boynuz boynuza duruşuyoruz işte öyle arada gözlerimizi kırpıştırarak. “Biz de burada durup sizi rahatsız etmeye devam edeceğiz” tek tesellimiz. Mümtaz anamuhalefet ne eyliyor? Behşuş çehreli güngörmüş sözcüleri aracılığıyla teskin ediyor bizi: “Güzel şeyler olacak…” Ve, bakın burası çok önemli: “Kılıçdaroğlu, Karamollaoğlu ile görüştü.” Dahası, “Almanya ve Avusturya’daki temaslarının ardından yurda döndü.” Bu yüreklere su serpen, özgüvenli duruş aciz bendenizde koşarak gidip, en yakındaki duvara frensiz kafa atmak isteği yaratıyor. Demek arıza bende.

Belki en doğrusu, fazla “şey etmeden”, insanın kendi en iyi bilebildiği konuda, yapabildiği en akılcı analizi, edinebildiği en doğru verilere dayandırarak paylaşmaya çalışmayı sürdürmesidir. “Karanlıkta bir kibrit de sen çak” hesabı. O hangi zamandı, o slogan? Geçmiş zaman, aklımdan çıkmış. “Faşizme inat, kardeşimsin Hrant”, o da vardı. Ne oldu Hrant’ın davası? Tahir Elçi’ninki? “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacak” buyurduydu Davutoğlu Ahmet Hoca, sonra kendi ortadan kayboldu. AİHM Demirtaş Kararı? İddianame bekleyen Kavala. Enflasyon yüksek çıkınca TÜİK’e yapılan atama. İçki ruhsatı vermemesiyle tanınan eski Denizli Belediye Başkanı’nın İzmir’e aday olunca yaptığı rakı açıklaması. İçişleri Bakanı’nın “HDP bu milleti kıskanıyor” demesi. Neyse, geçelim biz bunları, konumuz Ortadoğu olsun yine: “Yaz evladım, IKB’de Neçirvan’ın başkan virgül Mesrur’un başbakan adaylığı virgül…”

.

Facebook Yorumları

Kod8
10.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8