Ayşe Böhürler

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!


17.12.2017 - Bu Yazı 643 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hristiyanlardan sonra yeryüzündeki ikinci büyük dinin mensuplarını Müslümanlar oluşturuyor. Dünya nüfusunun 4’te biri yani % 23’ü Müslüman.

Bunların % 61’i Asya Pasifikte, % 21’I Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da, % 15’i Sahraaltı’nda, % 2.4 Avrupa’da, % 0.3’ü Amerika’da yaşıyor.  Ve ne yazık ki Müslümanları en tanımayan (bilmek anlamında) ülke olan Amerika’nın kararları da onlar üzerindeki en çok etkiyi oluşturuyor.

Bir delinin kuyuya attığı bir taşı çıkarmak bir tarafa Filistin ve Kudüs meselesi Osmanlı’nın dağılmasıyla başlayan, 1947’den beri de  akut olarak  iyileşmeyecek birçok yarayla sürekli güncellenen bir sorun olarak yaşanıyor.

Doğal olarak da dünyada en çok paylaşılan, zulüm resimleri onlarınki! Paylaşılan ama hiçbir şey yapılamayan.

Diğer taraftan bu resimlerin paylaşılması ve yayılması İsrail’i asla rencide etmediği gibi, tam tersi iletişim stratejilerinin temel parçasını oluşturuyor. Onların dünyaya dönüp, “Karşımızda devleti konuşacağımız kimse yok, bir avuç çapulcu halk var” söylemini perçinliyor. Bu nedenle Filistin meselesi konuşulurken gözyaşlarıyla değil akılla konuşmanın çok daha faydalı olacağı kanaatini taşıyanlardanım.

Her şeyden önce Filistin davası dünya tarihi içinde kendine özgü şartları ve koşulları olan bir dava. Bu nedenle iletişim stratejisi de farklı olmalı.

1947’den beri iki tarafta da olumlu veya olumsuz değişmeler oldu. Bunları masaya objektif koyup konuşmakta fayda var. 

Trump’ın kararı konuyu sözde çözmek adına şimdiye kadar gelinen mesafeyi de bir manada sıfırladı? Bunlardan birisiİsrail artık nehirden denize kadar toprak sahibi olmayı, Batı Şeria ve Gazze’nin sürekli işgali ve mülkiyetinin olamayacağını kabullenmiş durumdaydı.

Kudüs içinse temelde Arap mahalleleri Filistin Otoritesinin bir parçası olacak, Yahudi mahalleleri de İsrail devletinin olacağına dair bir fikir birliği oluşmuş durumdaydı.

Kutsal mekanlarda ise bir tür uluslararası güvenlik mekanizmasının olmasına her iki taraf da ikna olmuştu.

Şimdi bunca yıl alınan yol bir anlamda heba oldu.

Ama diğer taraftan Türkiye’nin başkanlığında İstanbul’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısı Filistin’i yardıma muhtaç bir halk olarak tanımlamanın ötesine taşıdı.

1969’da Mescid-i Aksa’nın yakılmasından sonra kurulan Teşkilat, Kudüs özgür olana kadar merkezini Cidde olarak tayin etmişti. Teşkilat, tarihinde en hızlı kararı Türkiye başkanlığında yapılan bu toplantıda çıkarttı.

Toplantını düzenlenme süresi 6 gündü.

...

Toplantı sonrasında Doğu Kudüs vurgusu üzerine yapılan itirazlar yanlışlarla dolu. Her şeyden önce kutsal mekanların olduğu eski şehir ile Doğu Kudüs aynı şeydir. Bizim için tarihi ve dini olarak  önemi taşıyan da orasıdır.

Batı Kudüs sonradan oluşturulmuştur, Yahudi mahallelerinden oluşur.

Batı Kudüs’ün tamamında Yahudi nüfus oturur. Batı Kudüs’te bir Müslümanı görünce tüküren Yahudilerin olduğuna bizzat tanık olmuş birisiyim.

Bu nedenle toplantı akabinde ortaya çıkan Kudüs’ün bölünmesi tartışmaları manasızdır ve bölgeyi tanımadan yapılan yorumlardır.

Surların içinde kalan tarihi şehir Doğu Kudüs’tür. Nüfusu ağırlıkla Araptır. Diğer tarftan hiçbir Arap ülkesinde bu tartışmanın yapılmadığının da altını çizelim.

Tabii bu arada Doğu Kudüs’ün de Batı Kudüs’ün de fiili olarak İsrail tarafından yönetildiğini ve uzun süredir Doğu Kudüs’ü Yahudileştirme (tabelaları-mekanları bayraklarıyla) çalışmalarının da devam ettiğini söyleyelim.

Toplantıya Mahmut Abbas ve Ürdün kralının katılımı önemliydi. Abbas ve Ürdün Kralı uluslararası anlaşmalar gereği kutsal mekanların resmi sorumlularıydı. 1967 savaşından önce de burası da Ürdün yönetimindeydi.

Burada dikkat çeken ikinci önemli nokta Mahmut Abbas’ın tavrıydı.

Abbas net bir tavır aldı. “Bundan sonra ABD barış için arabulucu olmaktan çıkmıştır…” diyerek  Amerika’ya olan tepkisini dile getirdi.

Filistinlilerin kendi aralarında ulusal bir uzlaşıyı devam ettirdikleri bir dönemde söylenmiş bir cümle bundan sonraki süreç için oldukça önemliydi.

Toplantını sonrasında Filistin’in devlet statüsüne geçebilmesi için bir yol haritası çıkartılması bekleniyor.

Öncelikle Filistin devletinin BM’de gözlemci ülke statüsünden çıkıp üye ülke olması gerekiyor. Filistin Devleti’nin BM’ye tam üye olabilmesi için daha çok çaba sarfedilmesi gerekir.

Filistin devletini birçok Avrupa ülkesi tanımıyor. Bu gelişmeler üzerine Filistin’i devlet olarak tanıyan Avrupa ülkelerinin sayısını artması da bekleniyor. Bunun için İslam ülkelerinin sıkı bir lobi çalışması yapmasına ihtiyaç olduğunu söyleyelim. Bu iş burada bitmemeli.

Filistin ekonomisini güçlendirmek ikinci adım olarak önem taşıyor. ABD ve Suud ekonomik yardımların kesilmesine sebep olabilir. Burada ekonomik yaptırımların önüne İslam ülkeleri set çekebilmeyi başarabilmeli. Toplamda 57 ülkeden söz ediyoruz.

Türkiye büyük bir tarihi sorumlulukla bir adım attı ve attırdı.

Bundan sonrasında bu adımın arkasında durulması gerekir. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kuruluş amacına uygun aktif bir siyaset geliştirme şansı da bu vesileyle güçlenir diye umut edenlerdenim.

Zirve önemliydi ama asıl önemlisi bundan sonra bu kararların altını doldurmak olmalı.

.

Facebook Yorumları

Kod8
14.7.2018
Yeni dönem: Bürokrasi ve fuzzy mantığı
7.7.2018
Yeni yüzyıl yeni sistem
30.6.2018
Seçmen nezdinde
23.6.2018
Seçmene kızgın “seçilmişler”
16.6.2018
Kültürel iktidar
9.6.2018
Sahalardan seçim gözlemleri
26.5.2018
Kriz başlıkları
19.5.2018
Akıl dışı efsaneler insanlığın önüne geçiyor
12.5.2018
Çözüm yasaları…
5.5.2018
CHP’nin hesabı ve umudu?
28.4.2018
Alacakaranlık siyaseti
21.4.2018
Seçim davranışını ne etkiler?
14.4.2018
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
7.4.2018
Kurum ve kuruluşlar için farkındalık
18.3.2018
Rusya’nın büyük gaspı ve İngiltere gerilimi
10.3.2018
Kime itibar edelim?
3.3.2018
Kutsal at
2.3.2018
Dragut Reis ya da Turgut Reis’ten bugüne Cezayir
25.2.2018
Mağduru koruyarak tacizciyi cezalandırmak…
17.2.2018
Sahadan
10.2.2018
İran, tesettür ve biz
3.2.2018
CHP’nin Kürtlerle imtihanı ve yeni rotası
27.1.2018
Afrin harekâtına destek ve Anadolu irfanı…
6.1.2018
İyiliğe davetin formatı yok mu?
17.12.2017
Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!
2.12.2017
İnanç kültürü, hızlı moda ve işçiler…
18.11.2017
Kendinden nefret edenler
5.11.2017
Bakü’den ve Türkiye’den notlar…
21.10.2017
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
14.10.2017
Serhat boylarından…
7.10.2017
Kral ve Ayetullah
30.9.2017
Din yorgunu gençler!
24.9.2017
Öküz altında buzağı aramadan "TEOG
17.9.2017
Eğitimden siyasete vasatlaşma
9.9.2017
Siyaseti tarihe yaslamak…
26.8.2017
Asker ocağında eğitim…
19.8.2017
Yenilikçiler-Tayyipçiler-AK Parti
12.8.2017
Milli kültür meseleleri ve maarif davamız…
5.8.2017
Kadın aleyhine işler
29.7.2017
Kudüs kapısı
22.7.2017
Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir…
15.7.2017
Maskeler düşerken…
8.7.2017
Kötülüğü yalnızlaştırmak!!!
1.7.2017
Kriz istikrarlaştı/ Kabile ve küresel iktidar
ç24.6.2017
Körfezde Mesihi ruh!
17.6.2017
Her şeye hazır kitle…
10.6.2017
Düzeltme/ Bizim kuşak
3.6.2017
Kalanlara da gidenlere de selam olsun!
27.5.2017
Dindar, Cumhuriyet değerleri ile barışık ama cahil
20.5.2017
Meşkin/Mis kokulu kalemler Doha’da...
13.5.2017
Kadın Cumhurbaşkanı
7.5.2017
Eski ya da yeni, mesele organik olmak!
30.4.2017
Babil kompleksi
22.4.2017
Analizatörlere analiz… “Sen neymişsin be abi!”
15.4.2017
Yol hikayelerimiz ortak
8.4.2017
ABD Suriye konusunda son üç günde neden fikir değiştirdi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8