Ayşe Böhürler

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Mehmet Genç’e saygının da ötesinde…


9.2.2019 - Bu Yazı 361 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Oğuz Atay’ın Prof. Mustafa İnan’ın hayatını anlatan “Bir Bilim Adamı’nın Romanı” kitabını lise yılarımda okumuştum. Oğuz Atay’dan okuduğum ilk kitaptı ve Mustafa İnan’ı bir bilim adamı portresi olarak zihnime kazımıştı.

Mustafa İnan’ı gelecek nesillere taşıyan ve bu kitabı bugün de hala okunur kılan unsurlardan birisi de elbette yazarıydı. Oğuz Atay Mustafa İnan’ın talebesi olmuştu. Hocayı yakından tanıyordu ve O’nun bilim tutkusunu romanın merkezinde okuyucuya geçiriyordu. Bu kitap Erdal İnönü’nün önerisiyle hayata geçen bir TÜBİTAK projesiydi. Gelecek nesillere; Türk bilim adamlarının yaşam öykülerini, anılarını, arayışlarını, iç çelişkilerini, bilimin evreninde kalma mücadelelerini anlatmayı hedefleyen bu proje ne yazık ki tek kitapla sınırlı kalmıştı. Oğuz Atay gibi başka bir yazar daha ortaya çıkıp böyle bir işi üstlenmeyince proje devam edememişti. Keşke bugün bu projeyi devam ettirebilsek.

Geçen hafta Türk Kahvesi’nde konuk ettiğim Mehmet Genç de bilim tutkusu ve ortaya koyduğu tezi, metodolojisi, bilimsel disiplini ve tanınırlığa muteber etmeyen yapısıyla romanını yazılması gereken bilim adamlarımızın başında geliyor. Hocanın kitabının 15 baskı yapmasından memnun olmak yerine bunu sorgulaması bile itibar ettiği şeyleri ortaya koyuyordu.

Mehmet Genç Türkiye’nin hakiki bir değeri. Bu değerin, bunun da ötesinde çalışma biçiminin gelecek nesillere örnek olarak aktarılması gerekiyor. Hakkında ortaya konan tezler var, yapılan çalışmalar var. Bu çalışmalar bir bilim adamı portresi olarak özgün ve şahsına münhasır yapısını da ortaya koyuyor.

Mehmet Genç’in programda söylediği “Kitabımın girişindeki 15 sayfayı yazmak için 10 yıl çalıştım ve bir milyon sayfa okudum“ sözleri beynimize kazındı. Bilimsel düşüncenin nasıl büyük bir emekle ortaya çıktığının da özetiydi.

Mehmet Genç zor ve az yazan bir bilim adamı. Bunun sebeplerinin başında mutmain olmadan yazmaması geliyor. Nitekim bu sebeple de tezini 5 yılda teslim edemiyor ve akademik unvan sahibi olmuyor. Fransızca, İngilizce ve Osmanlıcayı hakim düzeyde bilen Mehmet Genç tezi kadar yazı diliyle de bir bilim adamı olarak farklılaşıyor. Devrik cümlesi yoktur, ağdalı terminolojiden uzaktır. Her kelime ve kavramı tam da ifade etmek istediği yerde kullanır. Yazılarının kısaltılması ve adapte edilmesi ve hatta çevrilmesi de zordur.

Yazı dili de onunla ilgili araştırmalarda konu oluyor. Bu dilin muhkemliği nedeniyle aynı zamanda başka dillere çevrilmesi de çok zor. Hatta bu sebeple bir Hollandalı tarihçinin Türkçe öğrendiği de aktarılanlar arasında yer alıyor. Yazılarında “her cümlenin arkası demirden bilgi bloklarıyla takviyelenmiş bir duvarın görünen yüzü gibidir…”

İdealist, mükemmeliyetçi, çalışmalarında matematiksel keskinlik ve zarafeti bir arada barındıran, hazır ideolojik kalıplar üzerinden analiz yürütmeyen bir çalışma anlayışı benimsiyor. İktisat tarihi konusunda sentezci bir yaklaşım getiriyor, tarih, sosyoloji ve iktisat bilimine ait faktörleri bir arada değerlendiriyor.

Kaotik bir bilgiden, Osmanlı arşivlerindeki mesaisinden son derece düzenli sistematik bir bilgi çıkartıyor. Etnik unsurları ve sınırlarıyla çok geniş, tarihin gördüğü en büyük değişimi görmüş, emperyalizm çağını yaşamış ve ayakta kalmış bir imparatorluğun neden ekonomik sıçrama yapamadığını araştırıyor. Osmanlı’nın paradoksal yapısına bakıyor, zekaya verdiği öneme rağmen sanayi devrimini ıskalamasının sebeplerini araştırıyor. Osmanlı’nın kapitalizmin yörüngesine girerek inhitata uğradığı fikrini sorguluyor… Üçlü teorik kurgusuyla Osmanlı üzerine çalışanların tezlerine karşı çıkıyor.

50 yıldır yaptığı çalışmalar ve tek kitabı sahasına adanmış bir çalışmanın ve tefekkürün ürünü.

Ona göre Osmanlılar ihtiyaç ekonomisini insanların yaşaması için bir hizmetçi olarak düşünüyorlardı. Tapılması gereken bir put olarak değil. Kapitalizm ekonomik tapınmayı merkeze alır. Osmanlı bunu yapmadı. Bu doğrultuda ortaya koyduğu tezinde batının kadim çöküş paradigmasını temelden sarsan bulgular ortaya koyuyor.

Osmanlı çöküşünün 16. yüzyılda başladığı tezine karşı çıkıyor. O yıllarda devlet kurumları ve ekonominin farklı kardiyografik seyirler izlediğini gösteriyor. Çalışmasında teorik makro bakış olduğu gibi özel sahaya inen mikro nitelikte çalışmalar arasında gidip gelebilecek bir esneklik ortaya koyuyor.

Mehmet Genç Türkiye’de akademik çalışma çıtasını yükseltmiştir.

“Kitaplardan ve makalelerden yola çıkarak bilim yapmak mümkün değildir. Mutfaklara girmek gerekir” düşüncesindedir. “Makale ve kitaplar buzdağının üstüdür onun altında karmaşık bir dünya vardır. Bu dünyanın büyük bölümü mutfaktır.”

Ona göre bilimin usta-çırak ilişkisini gerektirmesi de bundandır. “Yabancı dil bilmek, okumak, literatüre hakim olmak bir bilimi öğrenmeye, onu yapabilir olmaya imkan vermez.” Mehmet Genç için bu mutfak arşiv olmuştur. Osmanlı arşivinin İslam medeniyet dünyasının yegane sistematik arşivi olduğunu söyler. Bunun yanında teorik bilgiyi de önemsiyor.

“Tarihi bir olgu belli bir hipotez ve kavrama göre inşa edilebilir. Teorik bir tasavvur olamadan bir hipotez ve modele dayanmadan sadece arşiv hammaddesiyle tarihi bir olgu inşa edilemez…” Mehmet Genç’in ismini taşıyan ve onun yapılandırdığı bir iktisat tarihi enstitüsü kurulmasının çok önemli olduğuna inanıyorum.

Programın sonunda hocanın üniversiteler için söylediği “Üniversitelerde bilim öğretiliyor, bilim yapılmıyor” yorumuna ise katılmamak mümkün değil.

Not: Programı Tvnet Türk Kahvesi Youtube hesabından izleyebilirsiniz.

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.2.2019
Mehmet Genç’e saygının da ötesinde…
26.1.2019
Toplumsal cinsiyeti konuşmak...
19.1.2019
Hala başörtüsü mü?
13.1.2019
Türk düşünce tarihimiz içinde ‘İslam’
5.1.2019
Öğrenciyi müşteri gibi görmekten vazgeçmeli…
29.12.2018
Kim var imiş biz burada yoğ iken…
17.11.2018
İyiler Tayfası
4.11.2018
Gündelik hayat politikaları…
27.10.2018
Dip tartışmalar
13.10.2018
Toplumsal bozulmanın kötü kişisi kim?
30.9.2018
Tehlikeyi anlatırken…
15.9.2018
İşte geldik gidiyoruz
8.9.2018
Dar alanda kırk boğum…
1.9.2018
Hayatı yüzeyde yaşa-sanal dünyada dip yap!
25.8.2018
Arka sokaklardan Batı’ya bakınca…
18.8.2018
Bu kriz hapşırık bile değil!…
11.8.2018
Nasıl bir gelecek?
4.8.2018
Hayatı simülasyon olarak yaşatmak…
28.7.2018
Eğitimde düalizm ve Kapadokya örneği
21.7.2018
Din eğitiminde orta yol mümkün mü?
14.7.2018
Yeni dönem: Bürokrasi ve fuzzy mantığı
7.7.2018
Yeni yüzyıl yeni sistem
30.6.2018
Seçmen nezdinde
23.6.2018
Seçmene kızgın “seçilmişler”
16.6.2018
Kültürel iktidar
9.6.2018
Sahalardan seçim gözlemleri
26.5.2018
Kriz başlıkları
19.5.2018
Akıl dışı efsaneler insanlığın önüne geçiyor
12.5.2018
Çözüm yasaları…
5.5.2018
CHP’nin hesabı ve umudu?
28.4.2018
Alacakaranlık siyaseti
21.4.2018
Seçim davranışını ne etkiler?
14.4.2018
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
7.4.2018
Kurum ve kuruluşlar için farkındalık
18.3.2018
Rusya’nın büyük gaspı ve İngiltere gerilimi
10.3.2018
Kime itibar edelim?
3.3.2018
Kutsal at
2.3.2018
Dragut Reis ya da Turgut Reis’ten bugüne Cezayir
25.2.2018
Mağduru koruyarak tacizciyi cezalandırmak…
17.2.2018
Sahadan
10.2.2018
İran, tesettür ve biz
3.2.2018
CHP’nin Kürtlerle imtihanı ve yeni rotası
27.1.2018
Afrin harekâtına destek ve Anadolu irfanı…
6.1.2018
İyiliğe davetin formatı yok mu?
17.12.2017
Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!
2.12.2017
İnanç kültürü, hızlı moda ve işçiler…
18.11.2017
Kendinden nefret edenler
5.11.2017
Bakü’den ve Türkiye’den notlar…
21.10.2017
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
14.10.2017
Serhat boylarından…
7.10.2017
Kral ve Ayetullah
30.9.2017
Din yorgunu gençler!
24.9.2017
Öküz altında buzağı aramadan "TEOG
17.9.2017
Eğitimden siyasete vasatlaşma
9.9.2017
Siyaseti tarihe yaslamak…
26.8.2017
Asker ocağında eğitim…
19.8.2017
Yenilikçiler-Tayyipçiler-AK Parti
12.8.2017
Milli kültür meseleleri ve maarif davamız…
5.8.2017
Kadın aleyhine işler
29.7.2017
Kudüs kapısı
22.7.2017
Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir…
15.7.2017
Maskeler düşerken…
8.7.2017
Kötülüğü yalnızlaştırmak!!!
1.7.2017
Kriz istikrarlaştı/ Kabile ve küresel iktidar
ç24.6.2017
Körfezde Mesihi ruh!
17.6.2017
Her şeye hazır kitle…
10.6.2017
Düzeltme/ Bizim kuşak
3.6.2017
Kalanlara da gidenlere de selam olsun!
27.5.2017
Dindar, Cumhuriyet değerleri ile barışık ama cahil
20.5.2017
Meşkin/Mis kokulu kalemler Doha’da...
13.5.2017
Kadın Cumhurbaşkanı
7.5.2017
Eski ya da yeni, mesele organik olmak!
30.4.2017
Babil kompleksi
22.4.2017
Analizatörlere analiz… “Sen neymişsin be abi!”
15.4.2017
Yol hikayelerimiz ortak
8.4.2017
ABD Suriye konusunda son üç günde neden fikir değiştirdi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8