Barış Soydan

T24



Bookmark and Share

Buraya nasıl geldik: AKP’nin ekonomideki 20 hatası


21.05.2019 - Bu Yazı 3425 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Neler yaşanacağını hep birlikte göreceğiz ama “birinci perdeden” çıkarılacak ders açık: Bu kriz yaşanmayabilirdi

1. Bugünkü krizin tohumları, 2017’deki Başkanlık referandumu sırasında atılmıştı. Referandumda AKP’nin karşısında geniş bir blok vardı. AKP seçmenlerinin bir bölümünün dahi parlamenter demokrasiden memnun olduğu, referandumda hayır oyu vereceği görülüyordu. Referandumun bıçak sırtı geçeceği belliydi. İşte o günlerde normal şartlarda kredi alamayacak KOBİ’lere ve esnafa yönelik Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığıyla 250 milyar liralık dev bir kredi paketi açıldı.

2. Henüz ortada kriz yoktu. Ekonomi zaman zaman istim kaybetse de büyümeye devam ediyordu. Ama bir mesele vardı: Lokomotif inşaat sektörüydü. İnşaatla Türkiye’nin zenginleşemeyeceği, “orta gelir tuzağına” takılıp kalacağı belliydi. Yüksek katmadeğerli üretime geçmek gerekiyordu. Bunun için de yüksek teknoloji ve katmadeğer odaklı bir destekleme politikası izlemek şarttı. Ama politik şartlar elvermiyordu. Çünkü yakında referandum vardı.

KGF kredilerine ek olarak referandumdan kısa süre önce inşaat, mobilya gibi sektörlere bol kepçe vergi indirimleri verildi. Destekler ve KGF kredileri işe yaradı, Türkiye 2017’yi yüzde 7.4 büyümeyle kapattı. Bu çok yüksek bir orandı. Referandumdan kılpayı da olsa başkanlık sistemine evet çıktı.

3. 2017 yılının sonuna gelindiğinde yüksek oranlı büyüme nedeniyle ekonomi aşırı ısınmıştı. Zira daha çok üretim, daha çok ithalat demekti. Büyüme artınca ithalat, ithalat artınca da cari açık patlıyordu...

Bunun üstüne çift haneli enflasyon eklendi. Ciddi ekonomistler, ekonominin soğutulması için Merkez Bankası’nın faizleri artırmasının şart olduğunu söylüyordu. Fakat heyhat, 2018 yılının 24 Haziranında bir seçim daha vardı! Ekonomiye fren yaptırmak göze alınamadı. Beklenen faiz artırımı bir türlü yapılmadı. Türkiye, 2018’in ilk 3 ayında yine yüzde 7.4 büyüdü. 24 Haziran seçimleri de kazanıldı.

4. 24 Haziran seçimleri olmuş bitmişti ama beklenen faiz artırımı bir türlü gelmiyordu. Çünkü heyhat, 9 ay sonra bu kez 31 Mart yerel seçimleri vardı. Merkez Bankası’nın 2018 Temmuzundaki toplantısından da faiz artırımı kararı çıkmadı.

5. Aynı ay, yani 2018 Temmuzunda açıklanan başkanlık kabinesinde piyasaların iyi kötü güvendiği Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yoktu. Ekonominin dümeni artık Berat Albayrak’taydı.

6.O esnada Rahip Brunson krizi patladı. Brunson’ın salıverilmemesi, Trump’ın Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırımları uygulamaya koymasına neden oldu. Yaptırımlar, krizin tetiğini çekti. Ağustos’ta kur depremi yaşandı, dolar 7 TL’ye kadar çıktı.

7. Merkez Bankası, aylardır beklenen faiz artırımını nihayet Eylül’de yaptı: Faizler tam 6.25 puan artırıldı. Aynı günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, devletin çok sert kemer sıkma tedbirleri alacağını açıkladı. Bunların etkisiyle para piyasalarındaki çalkantı yatışır gibi oldu. TL verdiklerinin bir kısmını geri aldı. Ama bu arada inşaat ve mobilya sektörüne verilen bol kepçe vergi indirimlerinin uzatıldığı açıklandı. Bu karar, kemer sıkma sözünün lafta kalacağının ilk işareti oldu.

8. Devlet kemer sıkmak bir yana harcamalarını daha da artırıyordu. Ne de olsa 31 Mart seçimleri yaklaşmıştı. Bütçe verileri, 2019’un ilk 3 ayında kamu harcamalarının yaklaşık yüzde 30 arttığını gösteriyordu. Enflasyon yüzde 20 civarında olduğuna göre bu, kamu harcamalarının reel olarak arttığı anlamına geliyordu. Alenen seçim ekonomisi uygulanıyordu.

9. Ankara bütçe dengesini sağlamanın yolunu kimsenin aklına gelmeyen bir yerde buldu: Merkez Bankası’nın normal şartlarda Nisan ayında Hazine’ye devredilmesi beklenen 33.7 milyar TL’lik kâr payı yılbaşında devletin hazinesine aktarıldı. Bu adım, bozulan bütçe dengesinin biraz toparlanmasını sağladı ama yılların teamülü bozulduğu için ekonomi yönetimine olan güven daha da erozyona uğradı.

10. Komadaki inşaat sektörünü canlandırabilmek için kamu bankaları aracılığıyla enflasyonun altında, yani zararına konut kredileri verilmeye başlandı.

11. Ekonomiyi suni teneffüsle canlandırabilmek için izlenen bir başka politika, özel bankaların kredi faizlerini artırmasının engellenmesiydi. Özel bankalar kağıt üzerinde bağımsızdı ama gerçekte izledikleri faiz politikasının Ankara tarafından dikte ettirildiği söyleniyordu. Uğur Gürses’in bu konudaki yazıları yankı yarattı.

12. Sadece kredi faizlerine değil, mevduat faizlerine de müdahale edildi. “Devlet büyüklerinin” özel bankaları arayıp, mevduat faizlerini düşük tutmalarını “tavsiye ettiği” söyleniyordu. Bu politikanın öngörülemeyen bir yan etkisi oldu: Mevduat faizleri enflasyonun altında kalınca halk parasını dolar-Euro’ya çevirdi. Döviz mevduatlarında patlama yaşandı. Dolarizasyon geri dönmüştü.

13.T L, dolar karşısında yeniden değer kaybetmeye başladı. Ankara TL’nin değer kaybına kendi politikalarının değil, uluslararası güçlerin (Buna “faiz lobisi” diyen de vardı, “İngiliz derin devleti” diyen de…) neden olduğunu savunuyordu. Dolardaki artışı dizginlemek için Türk bankalarının Londra’da TL-dolar alışverişinin yaşandığı SWAP piyasasına para vermesi engellendi. Pozisyonlarını kapatmak için TL’ye ihtiyaç duyan yabancı yatırımcılar bir anda ayazda kaldı. SWAP faizleri yüzde 1000’lere fırladı. Bunun sonucunda dolar gerçekten de düştü. Ama ne pahasına? Yabancı yatırımcının ağzı fena halde yanmış, Türkiye’ye güven kaybolmuştu. Yabancılar TL cinsinden varlıkları satarak Türkiye’den çıkmaya başladılar.

14. Mart ayında uluslararası haber ajansları (Mesela Reuters) kamu bankalarının doları düşürebilmek için piyasaya müdahale ettiğini yazmaya başladı. Denilene göre özellikle geceleri Asya piyasalarında dolar satılarak TL’nin değerinin yüksek tutulması sağlanıyordu.

15. Bombayı Financial Times gazetesi patlattı: FT’nin haberine göre Merkez Bankası, SWAP işlemleri aracılığıyla bankalardan borçlandığı dövizi, kendi rezerviymiş gibi gösteriyordu. Gerçek rezerv, gösterilenin çok altındaydı. Financial Times’a göre Merkez Bankası’nın net rezervi, açıklandığı gibi 28.1 milyar dolar değil 16 milyar dolardı.

16. Daha vahim iddiayı Bloomberg Haber Ajansı ortaya attı: Bloomberg’den Onur Ant’ın haberine göre Merkez Bankası’nın SWAP yoluyla aldığı dolar ve euro’nun bir kısmı bankanın bilançosunda gözükmüyordu. Bloomberg’e göre sözkonusu rakam 9 milyar dolara yakındı. Peki bu 9 milyar dolar neredeydi? Bloomberg’e göre piyasalar bu tutarın, 31 Mart seçimleri öncesinde TL’nin değerini suni olarak yüksek tutabilmek için kullanıldığını düşünüyordu.

17. Financial Times ve Bloomberg’in haberleri Türkiye’nin zaten diplerde gezinen itibarını tuzla buz etmişti. Merkez Bankası’nın bir açıklama yapması, "Bu haberler yalandır" demesi bekleniyordu. Merkez beklenen açıklamayı Enflasyon Görünümü Raporuna eklenen birkaç paragrafla yaptı. Açıklamada genel geçer iktisat bilgilerinden başka bir şey yoktu. Merkez Bankası, Financial Times ve Bloomberg’i yalanlamıyordu...

18. İstanbul seçiminin yenilenmesi kararı her şeyin üzerine tüy dikti. Türkiye’nin siyasal istikrarsızlığa sürüklendiği algısı hızla yayıldı. Yeniden seçim, seçim ekonomisinin kaldığı yerden devam etmesi demekti. Dolar uzun bir aradan sonra yeniden 6 liranın üzerine çıktı.

19. Yeni seçim tarihi olarak 23 Haziran belirlendi. Kamu bankalarının ekonomiyi canlandırmak için yeni bir paket açıklayacağı duyuruldu. Tas aynı tas, hamam aynı hamamdı.

20. Reuters, kamu bankalarının Asya piyasalarında 4.5 milyar dolar daha sattığını, Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş ise Merkez Bankası’nın rezervlerinin eksiye indiğini yazdı... Türkiye’nin iflas riskini gösteren CDS (Kredi temerrüt Swap’ı) 500’ün eşiğindeydi….

Hikâye bitmedi, sürüyor. Bundan sonra neler yaşanacağını hep birlikte göreceğiz. Ama “birinci perdeden” çıkarılacak ders açık: Bu kriz yaşanmayabilirdi.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
19.11.2019
Muhalefet, şehir hastaneleri ve Telekom’u kamulaştırmaya hazırlanmalı
15.11.2019
Bütçe açığındaki önlenemeyen artış ve bürokratların kutsal mabadı
12.11.2019
Türkiye’den neden Samsung çıkmadı, çıkmayacak?
7.11.2019
KHK’yla üniversiteden kovulan rüzgâr santrali bekçisinin hikâyesi
4.11.2019
Türkiye ekonomisini batıran 100 günahın ilk 10 tanesi
1.11.2019
Şili’de 1 milyon kişiyi sokağa döken şey: Vahşi özelleştirme
29.10.2019
Son veriler ışığında: İnşaat ve emlak komadan çıktı mı?
24.10.2019
Lübnan nasıl battı?
22.10.2019
5 grafikte Türkiye ekonomisinin 5 zayıf noktası
17.10.2019
Olmayacak duaya amin: Güvenli bölgeye 1 milyon Suriyeli yerleştirmek
14.10.2019
Türkiye’nin silah ithalatı: Ambargolar ne kadar etkili olur?
7.10.2019
Resmi enflasyona inanmamak için 10 neden
3.10.2019
Güvenli bölgeye harcanacak 26.4 milyar dolardan önemli olan konu
30.09.2019
Hafta başlarken ekonomiyle ilgili bilmeniz gereken 5 şey
25.09.2019
IMF ne dedi, ne diyemedi, Erdoğan’ı nasıl eleştirdi?
16.09.2019
Devlet hayvan hastaneleri kurulmalı!
12.09.2019
Herkesin küfrettiği kızın öyküsü (veya yeni işçi sınıfı üzerine)
9.09.2019
TL, dolar ve Euro'nun kaderini belirleyecek 3 toplantı
6.09.2019
Kriz biterse öfkeli seçmen AKP'ye geri döner mi?
2.09.2019
Konut fiyatlarında dibi gördük mü? Yoksa düşüş sürer mi?
31.08.2019
İşlem ücretlerine fahiş zam yapan bankalar hangileri?
29.08.2019
Hayrola savaş mı çıktı, altın fiyatları neden yükseliyor?
26.08.2019
E hani düşecekti, dolar yine neden yükseliyor?
20.08.2019
Fikri takip: OYAK’ın İngiltere’deki 1 milyar dolarlık yatırımının kaynağı ne?
13.08.2019
Kriz raporu: Bankalar hasarlı, Koç idare ediyor, BİM mutlu
8.08.2019
Sayın Erdoğan, şehir hastaneleri ve otoyollarda yanıldınız, gelin vazgeçin
5.08.2019
Bir banka genel müdürünün sırları
30.07.2019
Doğu Avrupa ülkeleri Türkiye’yi sollayıp nasıl geçti?
26.07.2019
Erdoğan’ın planı: Faiz inerse enflasyon iner, AKP seçmeni eve döner
15.07.2019
Ali Babacan’ın krizdeki payı ne?
11.07.2019
Doların kaderini belirleyecek 3 tarih: Bugün, 25 Temmuz, 31 Temmuz
2.07.2019
AKP’nin ekonomideki son günahı: Bütçe açığı
28.06.2019
Erdoğan, İstanbul’a aktarılan parayı kesebilir mi?
24.06.2019
Türkiye'nin ve ekonominin gündemi artık erken seçim
20.06.2019
Minare kılıfa girmiyor: Sebze-meyvede zararlı kimyasal gerçeği
17.06.2019
Rusya’nın zararlı diye reddettiği ürünleri kim yiyor?
14.06.2019
AKP-burjuvazi ilişkisi: Yoksa Marx yanıldı mı?
10.06.2019
Türkiye'nin batacağı, Güney Afrika'nın çıkacağı iddiası nasıl para kazandırdı?
8.06.2019
Türkiye’den umudu kesmemek için 10 neden
3.06.2019
Asıl meseleye gelelim: 5 yıl sonra mesleğiniz para edecek mi? (2)
27.05.2019
TOBB, İSO, İTO üyelerinin işleri tıkırında! (Olmasa söylemezler miydi?)
24.05.2019
Herkes sermaye kontrollerinden söz ediyor, yoksa?..
21.05.2019
Buraya nasıl geldik: AKP’nin ekonomideki 20 hatası
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive