Baskın ORAN



Bookmark and Share

Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar


1.12.2017 - Bu Yazı 202 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu hafta, uzmanlık alanıma giren çok önemli bir konuyu yazacaktım: B. Trakya’da Hatice Molla Salih adlı olgun yaşta bir kadının, miras ve mülkiyet gibi konularda Lozan Md. 42/1 icabı azınlığa mecburen şeriat hukuku uygulayan Yunan devleti aleyhine AİHM’ye başvurması.

Bunun üzerine Yunanistan Başbakanı Çipras’ın yeni yasa haberi vermesi: Artık B. Trakya azınlığı bu konularda şeriat ile medeni kanun arasında seçim yapabilecek

                                                                              ***

Ama 27 Pazartesi günü Sincan’da, açlık grevlerinin 264. gününde bulunan Nuriye-Semih’in beşinci duruşmasını izleyince çok kötü oldum. Çok kötü oldum. Onu yazacağım.

Türkiye’de Yargı’nın vaziyetini AKP’liler bile biliyor. Ama duruşma sırasında yeşeren büyük umudu anlattığım zaman anlayacaksınız, bilmemkaçıncı kattan beyin üstü düşmeye benzedi. Çok kötü oldum.

Bu, orada bulunan herkesin ortak hissidir…

                                                                            ***

Semih sonunda adli kontrol şartıyla ev hapsine çıkarılmıştı. Ama Nuriye hâlâ içerideydi.

Ankara Numune Hastanesinin mahkum koğuşunda, gün ışığının girmediği, tepesinde 24 saat lamba yanan, tuvaletini bir perdenin arkasında poşet geçirilmiş bir sandalyede yapması istenen, günde sadece 1 avukatıyla gardiyan ve diğer mahkumların yanında 15 dakika görüşebilen  Nuriye.

Bütün taleplerine rağmen yine duruşmaya getirilmeyen, karşılıklı olarak “Sesimiz geliyor mu?” “Bizi duyuyor musunuz?” çığrışları arasında SEGBİS’ten katılan Nuriye... 

                                                                           ***

Bu iki arkadaş, hiçbir şey için değil, sadece ve sadece, nadir rastlanan radikallikte barışçı bir eylemle Tek Adam iktidarını sarstıkları için tutuklanmışlardı. Bu tutuklama onların o cezaevi koşullarında ancak ölmesine yardımcı olurdu.

İktidarın, sadece kendi prestiji açısından bile böylesine korkunç bir sonuca izin vermemesi mantığın gereğiydi ve bu sefer tahliye bekliyorduk.

                                                                         ***

Nitekim, duruşma savcısı, “delilleri karartma ve kaçma ihtimalleri yoktur” diyerek hem hukuku, hem vicdanı, hem de mantığı konuşturdu. Tahliye istedi.

Bitti bu iş, dedik hepimiz.

İçimiz nasıl ferahladı, anlatamam size…

Mahkeme heyeti de fevkalade olumluydu. Savunmanın talep ettiği (ve salon dışında bekleyen) tanıkları çağırıp dinledi. Türkiye’de Yargı öyle bi durumda ki, yasaları öyle bi gözardı ediyor ki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 178’nin zorunlu kıldığı bu hukukî durumun uygulanması bile içimize ferahlık verdi.

Evet duruşma, Nuriye ve Semih açısından, aslında buna Hukuk Devleti açısından demek lazım, doğru yolda gidiyordu.  

Zaten öğle arasında, Basın Odası’nda (tekerlekli sandalyeyle getirilen Semih de uzanmıştı orada,) Özgürüz sitesinden İrfan Uçar’ın benimle yaptığı video röportajda çok umutlu konuşuşum da bundandı…

                                                                     ***

Nihayet, mahkeme başkanı “Müzakere için ara veriyoruz” dedi. Karar için çekildi heyet.

Bekle, bekle, yaklaşık 2 saat sonra döndüklerinde, mahkeme başkanı, son derece kırık ve kısık bir sesle, Nuriye’nin tutukluluğunun devamını bildirdi.

Heyet hemen cüppeleri çıkarıp sahne arkasına geçti.

O kadar dinleyici de yerlerde sürünür gibi salondan çıktı.

Birbirine baka baka…

Ve bu karara varmak için heyetin o kadar saat ne konuştuğu ve kimlerle konuştuğu konusunda mırıldanarak yorum yapa yapa…

                                                                          ***

Sokakta, bizi başka bir hazin durum bekliyordu. Beş veya altı genç asfalta oturmuş, kol kola girmiş, “Nuriye ve Semih Onurumuzdur” diye bağırıyorlardı.

Hayır, yanlış söyledim. Bağırmıyorlardı. İnliyorlardı…

TOMA’ların önünde hazır bekletilen kalabalık polis ekibi bu kadarına bile izin vermedi. O çocukları karga tulumba arabalara tıktı, bağırta bağırta alıp götürdü.

Otobüs bekleyen, neler oluyor yapmayın diyen bizlere ise, amirinin bir işareti üzerine tüfekli bir genç polis, pat pat pat, altı veya yedi el gaz mermisi sıktı…

Ortalığı gaz bulutu kapladı…

                                                                            ***

Siz bu yazıyı 1 Aralık Cuma günü okurken altıncı duruşmada olacağız.

Bakalım yine neler yaşayacağız Tek Adam rejiminde. Yargı adına.

.

Facebook Yorumları

reklam
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı