Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Baskın ORAN



Bookmark and Share

131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!


21.7.2018 - Bu Yazı 416 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sorgusuz-sualsiz işlerinden atılıp aileleriyle birlikte açlığa mahkum edilen ve sayıları şu anda net 131.182 olan kardeşlerime yazıyorum bu yazıyı.  

Tek Adam Rejimi 3 aşamadan geçerek oluştu:

1) Anayasa’yı, daha da kötüsü, hukuk’u hiçe sayan idari kararlar ve OHAL KHK’leri yoluyla kendi kendine fiilî yetkiler verdi ve sizleri attı;

2) Sonra bu fiilî yetkileri, Anayasa’ya ve hukuk’a tamamen aykırı biçimde yasalaştırarak hukukî görünüme büründürdü.

3) Şimdi de, bu aşamaları çeşitli yandaş ağızlardan tekrarlatarak kabul ettirmeye çalışmakta:

Nasıl olmuş olursa olsun hiç önemli değildir. İster fiilî ister hukuki, hiç fark etmez, Sayın Cumhurbaşkanımız artık ülkenin tek ama tek hakimidir. Her şeyi Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkararak halleder. Bu kararnamelerle kanun bile değiştirir.

Karşısında durmaya kalkışacakları hüsran beklemektedir!

Daha da veciz bir özet lazımsa, “Solcu olmam Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilişkimizi etkilemiyor”   demiş  olan Başdanışman Mehmet Uçum şöyle söyledi (“çatışma” ve “uyumsuzluk” kelimeleri yerine “muhalefet” koyarak okuyunuz):

“Sistem, çatışmaya elverişli değil. Bireysel tercihlerle çatışma olursa da onu tasfiye etme imkanlarına sahip. Çünkü tek irade var. Bir gecede bu uyumsuzlukları yaratanlar gider, yerlerine işi doğru yapacak kişiler gelir”.

Şimdiiii, bütün bunların da tümünü özetlemek isterseniz, Türkçede ironik olarak kullanılan bir özdeyişimiz mevcut:

“Deşilmiş Gözün Davası Olmaz”.

***

Oysa, öyle bi olur ki. Değil sivil OHAL, 12 Eylül askerî darbesinin sıkıyönetim döneminde bile mis gibi oldu:

1) Dünya çapında tartışmasız kabul edilen bir genel hukuk kuralıdır: Sıkıyönetim ve OHAL gibi rejimler, adı üstünde, geçicidir. Bitince, “Bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemek üzere…” türünden yasaklar da biter ve hakkını arama evresi başlar.

2) Üstelik, Türkiye’de bu olanağı sağlayan bir Danıştay kararı mevcut: Yüksek Mahkeme’nin 07.12.1989 tarihinde aldığı E. 1988/6, K. 198904 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.

“Sıkıyönetim geçici bir rejimdir, aldığı kararlar sıkıyönetim süresiyle bağlıdır. Sıkıyönetim kalkınca bu kararlar da otomatikman yürürlükten kalkar, herkes görevine iade edilir” diyen bu karara göre, OHAL kalktığı tarihten (şu durumda, 18 Temmuz 2018) itibaren dava açılabilir. Çünkü “İlanihaye, ölene kadar haklardan mahrumiyet, mağduriyet olmaz.”

***

Ne diyorlar, Tek Adam bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarırmış, engellermiş…

Biraz zor engeller. Çünkü yukarıda sözünü ettiğim Danıştay kararı değil kararnameyle, kanunla biledeğiştirilemez ve herkesi bağlayıcıdır. Tabii, TC hukuk dinlemez bir diktatörlükse, onu bilemem!

Ne diyorlar, “Zor, oyunu bozar”mış.

Bozar ama, bunun fiyatı çok ağırdır. Tek Adam Rejimi buna niyetleniyorsa, bu sefer artık çıkamamacasına gayri meşruluk çukuruna düşecektir. Çukurun sonu meçhuldür.

Tek Adam Rejimi’nin Aşil topuğu, çürük halkası da buradadır zaten.

***

Askerî sıkıyönetim sırasında bu sürecin nasıl geliştiğini ve eğer aynı Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyorsakyine nasıl gelişeceğini, sizlerle ilgili olduğu kadarıyla anlatayım.

İki sebeple anlatayım:

1) Tek Adam Rejimi’nin kulağına küpe olsun ki sonra “Aldatıldım, bilmiyordum,” demesin yine;

2) Hem siz masum ve mazlum insanların yüreği soğusun, hem de hak aramanın parmak şaklatır gibi kolay olamadığını, sabır ve metanetten sonra şimdi de önünüzde bir mücadele dönemi olduğunu görerek kendinizi hazırlayın.

***

12 Eylül askerî darbesi, 1402’likler diye meşhur olan bi halt etmişti: 1402 s. Sıkıyönetim Kanunu Md. 2’yi kullanarak, yaklaşık 5.000 kamu görevlisini “bir daha kamu görevlerinde çalıştırılmamak üzere” deyip görevlerinden sorgusuz-sualsiz attı.

Aynen şu anda sizlerin, net 131.182 kişinin atıldığı gibi.   

Dava bile açamıyorduk.

Aynen şu anda sizlerin açamadığı gibi.

Şahsıma gelince, beni daha önce 06 Kasım 1982’de de YÖK marifetiyle atmış olan SBF’nin atanmış Dekanı Necdet Serin, ki şu anda her biriniz için bir veya birkaç Necdet Serin vardır sanırım, idare mahkemesi kararıyla geri dönme hakkını kazandığımı bildiren telgraftan 10 dakika sonra çektiği görülen telgrafla, bir de 1402’yle attı!

Tazminat davası açmayayım diye önce göreve iade telgrafını çekmiş, 10 dakika sonra tekrar atmıştı… 

Burnumu suyun üstünde tutmaya çalışıyordum: Evimi bölüp yarısını pansiyon vererek; köpeğim Efe’nin yavrularını satarak; dil öğretmenliği, inşaatçılık, ansiklopedi editörlüğü yaparak…

***

O sırada, komşu Hukuk Fakültesinden asistan arkadaşım, şu anda o da emekli profesör, Dr. Metin Günday şöyle dedi: “Olağanüstü yasalar ve hükümler, sadece olağanüstü dönemlerde geçerlidir. Ankara’dan sıkıyönetim kalkar kalkmaz üniversiteye başvuracaksınız. Rektörlük reddedecek. O ret yazısına dava açacaksınız.”

1969’dan beri çalıştığım Mülkiye’me dönmek için A.Ü. Rektörlüğüne Ankara’dan sıkıyönetimin kalktığı 20.07.1985’te başvurdum.

Nasıl ki Mehmet Altan davasında AYM kararını uygulamayan ve 12 Cumhuriyet çalışanını mahkum eden yargıç, Erdoğan tarafından şimdi Yargıtay’a atandıysa; Necdet Serin de mükafaten rektör yapılmıştı ve bu başvurumu 10 gün sonra, 30.07.1985 tarih ve 1301 sayılı imzasıyla reddetti.

Bunun üzerine Metin Günday gönüllü avukatım olarak Ankara 6. İdare Mahkemesinde dava açtı. Mahkeme, 12.11.1986 tarih ve 1986/931 sayılı kararıyla beni görevime iade etti.

Fakat Rektörlük Danıştay’a başvurdu ve 5. Daire 17.03.1987 tarihinde 2’ye 3 aldığı 1987/318 sayılı kararla, göreve iademin yürütmesini durdurdu.

Bunun üzerine 02.04.1987’de tekrar görevden atılmış oldum. 1971 darbesinden beri dördüncü atılışım.

İstedikleri kadar atsınlar; zırnık kadar şüpheniz olmasın arkadaşlar, haksızla kararlı mücadele eden sonunda kazanır. Danıştay 5. Daire’ye tekrar başvurduk ve Daire bu sefer 28.03.1990 gün ve 1990/651 sayılı kararıyla, Ankara 6. İdare Mahkemesinin hakkımdaki olumlu kararını oybirliğiyle onadı.

Kimse bugün hukuk o kadar bile yok demesin; unutmayın, bizim zamanımızda ne AYM olanağı vardı, ne de AİHM.

***

Biliyor musunuz, işimiz bitmemişti. Başka 1402’lik arkadaşlar için de farklı farklı yargı kararları çıktığı için olay Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna gitti. Nihayet, buradan 07.12.1989 tarih ve E. 1988/6, K. 198904 sayılı tarihî karar çıktı:

Sıkıyönetimin kalktığı tarihten başlamak üzere, mali ve sosyal hakları da (maaş, emeklilik, vb.) vererek, bütün 1402’likleri görevlerine iade etti. Ben de Ağustos 1990’da yuvama, Mülkiye’me döndüm.

Davayı açışımdan tam 5 yıl sonra, yani.

***

Sevgili kardeşlerim:

Şimdi önünüzde belki de yıllarca sürecek bir hukuk mücadelesi var. Ama herhalde ki bugüne dek ailecek gösterdiğiniz sabır ve metanet, bu mücadeleyi mecbur kılıyor.

Zaman alacaktır. Ama unutmayın:

1) Şu andaki halinizden memnun olduğunuzu sanmıyorum; tek çareniz hukuksuzlukla mücadeleyi ulusal ve uluslararası hukuk yoluyla yapmak;

2) Şu anda önünüzde olan bu olumlu örnek bizlerin elinde yoktu ama mücadeleye tereddütsüz giriştik;

3) Sadece kendiniz için mücadele etmiyorsunuz; çocuklarınızın özgürlüğü yani istikbali için ediyorsunuz. Bunu onlara da borçlusunuz.

Gazanız şimdiden mübarek olsun! 

Not: Bu yazının başlığını merak ettiyseniz: Kasım 1982’de atılışımı bana bildiren sarı zarfı kapıdan girerken elime tutuşturdukları anda Mülkiye’nin Sütunlu Salon’unu bangır bangır inleten bir cümleden alınmadır:

“Herkes dinlesin: Bu fakülteye söke söke döneceğim!”

Hakeeem, anlarsın ya!

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8