Baskın ORAN



Bookmark and Share

Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri


12.4.2019 - Bu Yazı 454 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Her toplum, zaman içinde atılımlar yaparak daha olumluya (uygarlaşmaya, demokratlaşmaya, vb.) doğru gelişir. Ama bunu söylerken en az üç şerh koymak lazım:

a) Her olumlu şey, en azından bir süre olumsuzluk da getirebilir.

Ne gibi, uygarlaşmanın doğaya zarar verebilmesi, gibi.

b) Olumluya yöneliş, yukarıya fırlayan düz bir çizgi halinde olmaz. Zikzaklıdır. Her toplumda zaman zaman geriye gidişler yaşanır, sonra olumluya yöneliş yeniden başlar. Ve bu yöneliş, bir önce yaşanan geriye gidişten çıkarılan tecrübeler sayesinde gerçekleşir.

Ne gibi, Nazilerden sonra Almanya’nın bugünkü demokrasisi, gibi.

c) Olumluya yönelişin bir trend oluşturması zaman alır. Biz her şeyi genellikle insanın yaşam süresi üzerinden düşünürüz ve bunda, “ölmeden görebilmeliyim” bencilliğinin de büyük rolü vardır. Oysa ulusların yaşam süresi çok daha geniş zamana yayılır. Bunu hesaba katmadığımızdan, arada karamsarlıklar yaşayabiliriz.

Ne gibi, şu andaki baskılardan bunalmış halimiz, gibi. Ayrıca, bize çektirilenlerin önümüzdeki dönemde muhtemelen daha da artacak olması, gibi.

***

Şimdi gelelim, insanın aklını (veya başka tarafını) tavana vurduracak olumsuzluklar içinde debelenen 2019 seçimi meselesine. Yakın tarihten alıp, hızla bugüne.

1) 1923 devrimi olumluya doğru büyük bir atılımdı; buna siyaset biliminde “yukarıdan devrim” diyoruz. 1923 zorlaması olmasaydı bugün hâlâ, örneğin kadınlara oy hakkı diye inliyor olabilirdik.

Tabii, köhne bir Ortaçağ imparatorluğunun bir anda uygarlaşması, demokratikleşmesi mümkün değildi. Yeni bir devlet ve ulus kuruluyordu. Tek Parti ve Tek Adam dönemi yaşandı ve özellikle Gayrimüslimlere ve Kürtlere ciddi acılar verdi.

***

2) İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra önemli bir atılım oldu ve çok partili döneme geçtik. Demokrasinin ilk seçimini 1946’da yaptık. Bu seçimi, aynı yıl kurulmuş Demokrat Parti (DP) karşısında dönemin iktidarı CHP kazandı.

Büyük seçim yolsuzlukları yaparak kazandı. Nereden biliyorum, o tarihte çok sert bir Menderes aleyhtarı ve Demokrat Parti (DP) karşıtı olan CHP milletvekili babam evde söylemişti bir gün de, oradan biliyorum. Daha sağlam kaynak lazım mı?

***

3) Bir sonraki seçimlerle yani 1950’yle demokrasiye doğru çok önemli bir atılım yaptık. DP kazandı. İnsanlara nefes aldırdı.

Ama sonra Tek Parti dönemini aratacak şeyler yapmaya başladı. 1957 seçimleri aynen 46’daki gibi bir rezaletti. Hatırlıyorum, daha seçim sürerken, “DP’nin Borazanı” diye maruf olan radyodan seçim sonuçları ilan edilmeye başlanmıştı. Düşünün, İstanbul Beyoğlu’ndan sandıklar kaçırıldıktan sonra, doğuda neler yapılmadı.

***

4) DP’nin bu ikinci dönemindeki geri gidişin sağladığı tecrübeyle, 1961 Anayasası çok büyük bir atılım getirdi. YSK anayasal kuruluş yapıldı ve yargıç güvencesine alındı. Radyolar (o tarihte TV yoktu) özerkleştirilen TRT çatısında toplandı ve tarafsız yayın yapmaya başladı.

Fakat 27 Mayıs 1960’tan pek hoşlanan askerler, yukarıdan devrimin tek atımlık silah olduğunu hesaba katmadılar. Darbe silahını 12 Mart 1971’de, 12 Eylül 1980’de ve de 28 Şubat 1997’de “Kemalizm” adına tekrar tekrar ateşleyerek namlunun suratımıza patlamasına sebep oldular. R. T. Erdoğan nasıl iktidar oldu sanıyorsunuz?

***

5) DP gibi, AKP’nin iktidara geçmesi de bir atılım idi. Hem o âna kadar aşağılanmış insanların rehabilitasyon olanağını yakalaması, hem de “Ah İslam bi gelse, bi gelse, her şey güllük gülistanlık oluvercek”in herkes nezdinde test edilmesi açısından.

AKP’nin ilk dönemi de DP’nin ilk dönemi gibi genellikle çok olumlu oldu. İkinci dönemi ise aynen DP’ye benzedi. AKP, DP tecrübesinden ders almadığı için, özellikle 2016’dan sonra Türkiye en sıradan bir muhalif için bile cehenneme döndü.

Bu ders almama durumu şimdi 2019 seçimlerinde bütünüyle somutlaşmış bulunuyor. Gerçekten inanılmaz şeyler yaşamaktayız. Şöyle özetlenebilir: “Biz kazanana kadar oy sayımı, kazanamazsak son kerteye kadar itiraz, o da işe yaramazsa seçimin tekrarı, o da işe yaramazsa…”

Üç nokta koydum, çünkü sonrasını AKP’liler ve partili cumhurbaşkanı da bilmiyor.

***

İşte bu bilmeyiş, bu tükenmişliktir ki, Türkiye toplumunun yukarı gidiş çizgisini tekrar ve çok güçlü biçimde başlatacak. Çünkü bu seferki geri gidişin çünküleri biraz fazla birikti artık:

Çünkü, partili cumhurbaşkanının “ABD’de %1 gibi sıkıntılı oy olsa seçim yenileniyor” türünden aldatmacalarını bizzat AKP’ye yakın olanlar ortaya çıkarıp yazıyor. “İstanbul'da 13-14 bin farkla seçimi kazandım havasına kimsenin girmesine gerek yok” türünden inanılmaz lafları insanlar “Kaç oy fark lazımdı mesela?” diye istihzayla karşılıyor.

Çünkü, her ülkede ancak muhalefet partilerinin yapacağı şikâyetleri, her şeye kesin hâkim vaziyetteki iktidar partisi AKP yapıyor. Her an el yükselten ve “Sandık başlarında FETÖ vardı”dan başlayıp şimdi de tek kanıt göstermeden “Organize suç var” diyebilen bir Partili CB var.

Çünkü, YSK başkanı “Sahte seçmen de yok, hayalî seçmen de” demişken ve listeler kesinleşip seçim de yapılmışken, şu anda polis İstanbul’da evleri basıp “hayalî seçmen” arıyor. Onlar ararken, YSK Başkanı KHK’yle (yani, yargı kararı dışı) atılanların mazbatalarının verilmeyeceğini ilan ediyor.

Çünkü, seçimden sonra ekonominin tamamen elden avuçtan çıkacağını herkes görüp titriyor.

Çünkü oy torbalarına sarılmış uyuyanların fotoları bir daha akıllardan çıkmayacak.

Çünkü, mesela, HDP’yi geçerek Dersim belediye başkanı olmuş TKP’li Maçoğlu’na mazbatası “açıklanamayacak güvenlik gerekçesi”yle verilmiyor. Maçoğlu nihayet alabildiği zaman da kayyım vali, yönetimi kendisine 68 milyon TL borçla devrediyor. Ve, ‘Biz bu borçları vatandaşlarımıza hizmet için harcadık’ demeyi bile akıl edemeyerek, savunmasını “Kendisini tehdit eden Kandil’le uzlaşma çabasını kayyım dönemine çamur atarak sağlamaya çalışmaktadır" diye yapıyor. HDP’den kazananlara ise, gerekçe filan yok, mazbataları hiç verilmiyor.

Çünkü CHP şok tedavisi gördü ve Kürtlersiz demokrasi olamayacağını o bile idrak etti.

Çünkü işin şeyinin çıkması sonucu AKP’de acayip bir panik başladı. Bunu görmek için, İBB koltuğunu Ekrem İmamoğlu'na bırakacak AKP'li Mevlüt Uysal’ın şu i-na-nıl-maz sözlerini dinlemek kafi: “Kaydı düşürülen seçmenlerin soy ismi tarandığı zaman AK Parti'ye oy veren kişiler olduğunu görebiliyoruz”. Lâ Havle ve Lâ Kuvvete!

Çünkü, videosunu izlemişsinizdir, 15 Temmuz gazisi ve eski AKP İBB Meclis üyesi Muharrem Kaşıtoğlu şöyle diyor: "15 Temmuz'da nasıl demokrasi tehlikede diye FSM köprüsüne koştuysam, seçimler iptal edilirse demokrasiye sahip çıkma adına İmamoğlu'nun seçim kampanyasında tereddütsüz ve beklentisiz yer alırım".

Ve çünkü, büyü artık bozuldu. Düzelmez. Geçmiş olsun.

***

Buraya kadar özetlediklerimin teorik modeline geri dönerek bitirelim:

Toplumlar hep ileriye doğru gelişirler, zaman zaman geriye giderler, ama bu bir “kısır döngü” (fasit daire) değildir. “Yükselen sarmal”dır. Her çember ekleyişte toplum biraz daha gelişir, biraz daha bilinçlenir.

Bu bilinçlenme sürecinin şu anda ulaştığı noktadayız.

İkide bir “Baba Diyalektik” dediğim de bu, zaten. Partili CB Erdoğan ve partisi AKP bunları yapacaktı ki, Türkiye toplumu yükselen sarmalın bir üst çemberine sıçrayabilsin. Bir daha böyle rezalet yaşanmasın.

“Milli irade” diye takdim edilegelen Sandık Fetişizmi bir daha dönmemek üzere başımızdan ırılsın.

Çok Önemli Not: Böylesi bir iktidar varken, ben açlık grevlerinin ve hele de cezaevinde kendi canına kıymaların kesinlikle karşısındayım. İktidarın umurunda olmayan bu eylemler durmalıdır. İnsan hayatının üstünde hiçbir değer olamaz.

Şu andaki düzen öyle bir düzen ki, cezaevi yönetimine dilekçe verme hakkı bile kalmadı. Bir hükümlü, altı tutuklu arkadaşıyla birlikte cezaevi koşulları hakkında cezaevi yönetimine 12 Eylül 2018 tarihinde bir dilekçe yazıyor ve mevzuat gereği Adalet Bakanlığı’na iletilmesini istiyor. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu hükümlüyü “örgüt propagandası” suçlamasıyla yeniden cezalandırmak için harekete geçmiş vaziyette!

Bu korkunç durum 12 Mart ve 12 Eylül askerî darbeleri zamanında bile görülmemiştir. Cezaevindeki gençlerimizin ölümlerinden kimlerin sorumlu olduğunu yakın tarih yazacaktır. Fakat bu arada gençler ölüp gidecek, aileleri perişan olacaktır.

Açlık grevlerinin ve özellikle de intiharların derhal durması lazımdır! İnsan hayatının üstünde hiçbir zaman hiçbir değer olamaz!

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive