Baskın ORAN



Bookmark and Share

Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız


25.08.2019 - Bu Yazı 164 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çok berbat bir musibet karşısında bulunduğumuz hususu izahat gerektirmiyor. Çünkü seçilmiş üç belediye başkanını “ haklarında terör soruşturmaları olduğu” gibi bir idari gerekçeyle görevden alıp yerlerine valileri kayyım atayarak en büyük bölücülüğü yaptılar. Zaten 1930’lardan beri tümüyle dışlanan Kürtlerimizi, 21. Yüzyıl ortasında vatanları Türkiye’ye bi de böyle yabancılaştırdılar.

Mehmet Ağar’ın bile “Dağda silah tutacağına düz ovada siyaset yapsın” dediği bu vatandaşların, tamamen yasal davrandıkları durumda da mis gibi tarumar edildiğini kanıtladılar.

Bu yeter de artar.

                                                                                                                          ***

Çok hayırlı derken:

İktidardan düşmemek için dozu gittikçe artan bir hukuksuzluğu ve şiddeti artık prensip belleyen AKP-MHP’nin sonunu getirecek dev bir adım attılar. Sandıktan çıkmayı ağızlarına persenk yapmış olanlar, kendilerini topuktan vurdular.

"Biz sandıktan çıktık! Halkın oyuyla seçildik!" teranesi bundan sonra bitmiştir artık. Korkudan çaktırmaz ama, kendi tabanları bile yemez. Bu bir.

Bugünkü Tek Adam Rejimi sayesinde despotizme karşı aşılanan Türkiye’nin, bir daha böyle bir Rejim’i yaşamayı kesinlikle reddedeceği günlerin yastığını bilmeden takviye etmiş oldular. Bu iki.

Kürt fobisiyle malul oldukları halde “demokrasiperest” gözükmeye özen gösterenlerin ortalığa dökülmesine ve eğer utanmaları varsa, meşhuuur Prof. Metin Feyzioğlu’nun bile “Sandığa güvenmeliyiz” dediği şu günlerde bir nebze utanmasına zemin hazırladılar. Bu üç.

Şu da lazımsa, dört: Alay konusu olmuş vaziyetteler. Zaytung yazıyor: “Son Dakika – AK Parti, büyükşehirlerin kaybedilmesinden sorumlu tuttuğu 6 milyon Kürt seçmeni görevden aldı!”

                                                                                                                     ***

Demokrasinin önemli unsurlarından biri olan “sandıktan çıkmak”ı bâşının tek tâcı eylemiş bir Erdoğan niye yaptı bunu?

Çünkü yaptığı büyü kendisini de büyülemişti. İBB seçimlerinin de tescillediği üzre o büyü bozuluverince panikledi ve bu panik içinde kurtuluşunu şimdi gittikçe sertleşmekte arıyor.

Genel çerçeve böyle. Ama Şark Kurnazlığı’nın dikte ettiği özel bir çerçeve de mevcut. 2 noktada özetlersek:

                                                                                                                    ***

1) Bugünkü iktidar, MHP’den ayrılmış İYİP’ten ve AKP’den ayrılacak olanlardan fena ürküyor. Bunları ve ayrıca bu rezalet karşısında suskun kalacakları çuvallatmayı amaçlamış vaziyette.

Çünkü hesaba göre, bunlar da AKP+MHP gibi Kürt fobisiyle malul oldukları için susacaklar, susunca da iktidarın hukuksuzluğunu desteklemiş olacaklar. Nitekim İYİP’ten ödü kopan Bahçeli ne iltifatlar yolladı İçişleri Bakanı Soylu'ya.

Bu Şark Kurnazlığı istenen sonucu verdi mi?

Hayır. Bunların verdikleri demeçler, gitgide hukuktan ayrılan Tek Adam Rejimi’nin sağ cenahta gitgide yalnız kaldığını gösterdi. Büyülü değnek Kürt meselesini kullandığı zaman bile.

a) İYİP’li Meral Akşener’den ben bu yazıyı yazarken tık yoktu. Ama bu çok hayırlı bir gelişme, çünkü şimdiye kadar ağzını her açtığında Kürtlerin aleyhinde ne varsa onu destekler idi. (Baskıya girerken de parti sözcüsünden şu “açıklama” geldi: “İzah etmek mesuliyeti iktidarındır.”

b) Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’ndan tık var. Gerçi tvitlerinin içeriğine ve ürkekliğine söylenecek dünya kadar şey var ama, ikisi de durumdan çok tedirgin. Gül “Demokrasimiz için doğru olmamıştır”, Davutoğlu da “Yapılan, demokratik sistemin ruhuna aykırıdır” diyor.

                                                                                                                    ***

CHP burada nereye oturuyor?

Parti-olarak, sümsüklüğe devam. SP Gn. Bşk. T. Karamollaoğlu’nun derhal “Millet iradesine ipotek koymak kimseye bir şey kazandırmaz" diye konuştuğu bir sırada CHP MYK karar aldı:

Kayyım darbesini açıklamalarla eleştirmeye devam edecek, ama bunun yaşandığı üç ildeki protestolara katılmayacak

Yani, Türkçeye tercümesi: Anayasa Md. 34’ün “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” hükmü umurumuzda değildir ve “Bugün bana yarın sana” ilkesi bizi hiç ırgalamaz.

Oysa Kılıçdaroğlu hemen atlayıp bu üç belediye başkanını ziyarete gitmeliydi.

Fakat Tek Adam Rejimi’nin yapıverdikleri CHP’yi bile değiştirmeye başladı. Sezgin Tanrıkulu derhal ses yükseltti. Grup Başkanvekili Özgür Özel, "AKP iktidarı yine demokrasiyi değil faşizmi seçti" yorumunu yaptı. İmamoğlu, “‘Terör örgütü üyeliği’ gibi kuru laflarla bu hamleler yapılmaz, herkes haddini bilecek” dedi. Gençlik Kolları en başta açık konuşmuştu: “Van, Diyarbakır ve Mardin halkının ve iradesinin daima yanında olacağız.” Bu çıkışlar olmasaydı, Allah her RTE’ye CHP gibi rakip versin demek gerekecekti.

                                                                                                                ***

2) Şark Kurnazlığı’nın yukarıda bahsettiğim hedefi “yıkmak” idi. Bu ikinci hedefi ise, “sürdürmek”.

Daha önce de çok konuştuk. Tek Adam Rejimi, “Mahşerin Dört Atlısı” sayesinde ayakta duruyor. Çok kısaca: Ahd-i Cedid’in yani İncil’in “Kıyamet” (apokalips) bölümünde geçen bu dört atlı Savaş–Kıtlık–Salgın-Ölüm olarak bilinir.

Orada öyle bilinedursun, bizim malum Dört Atlı: Dinci AKP + Irkçı MHP + Ehlileştirilmiş Ergenekoncular + Aydınlıkçı Ulusolcular.

Tek Adam Rejimi’nin sürebilmesi için, işte bu acayip koalisyonun biricik ortak paydasını oluşturan Kürt Düşmanlığı’nın yapıştırıcı olarak kullanılması lazım.

Son olarak, seçilmiş belediye başkanlarını görevden alarak. Yüzlerce kişiyi tutuklayarak. Oturma eylemi yapanlara biber gazı ve plastik mermi sıkarak. Avukatların açıklamasına polis saldırtarak. HDP’li vekilleri bile darp ederek. Dışarıda da, kuzeydoğu Suriye’yi işgal edip hem Suriye Devleti’ni, hem Rusya’yı, hem ABD’yi karşısına alarak. İşgal uğruna verilen şehitler konusuna hiç girmeyelim.

Kürtleri tahrik edip, hata yaptırıp, faşo kamuoyunu arkasına almayı amaçlayan bu şiddet politikası Kürtlerle sınırlı değil. “Yeterince korkutulan insanlar otoriteye sığınır” ilkesi gereği, sürekli kutuplaştırma/düşmanlaştırma politikasının bir parçası.

                                                                                                               ***

Şimdi de Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’i “ifade vermeye” çağırdılar ama, CHP’li İstanbul, Ankara ve İzmir'e de kayyım atanır mı?

Hani ya, ah bi atasalar, bi atasalar! Ah la, bi atasalar!

Sadece, CHP’nin ebesini görmesi açısından değil. Kazanamadığı seçimleri iptal ettiren bir şahsın bizzat seçim kaybetmesi halinde nelere tevessül edebileceğini tahmin ettirmek açısından.

Bi de, tek satırını okumadıkları Marx Baba’nın bir cümlesini olsun duymaları açısından:

“Bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. İlkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak.”

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive