Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Berat ÖZİPEK



Bookmark and Share

Raporları beklerken adalet gidiyor


6.2.2018 - Bu Yazı 4108 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Mor Beyin”in ortaya çıkarılmasıyla anlaşıldı ki, FETÖ Operasyonları çerçevesinde bylock kullandığı iddiasıyla hapiste olan binlerce kişiye, internet kullanımından IP çakışmasına kadar pek çok şekilde bylock bulaşmış.

Öte yandan bu programını geliştirenlerin, bugünleri hesap ederek, mağduriyet havuzunu genişletmek için, “Kıble Pusulası” veya “Namaz Saati” türünden birçok programın içine, o programları indirenlerin “bylock kullanıcısı” oldukları imajını verecek bir şeyler yükledikleri de yine ortaya çıkan bilgiler arasında.

Adil olan, kişinin bu programla konusu suç teşkil eden bir yazışma yapıp yapmadığına bakmak (bylock kullanıcıları silmiş olsalar bile, bu yazışmaları noktasına virgülüne kadar tespit etmenin mümkün olduğu söyleniyor) ve suç tespit edilinceye kadar da tutuklamayı hukuken anlamlı kılacak durumlar dışında, tutuksuz yargılama yapmak. Böylece binlerce insanı haksız yere hapiste tutmamak. Yurtdışı yasağı, denetimli serbestlik gibi önlemlerle, yargılama devam ederken mağdur olmasını önlemek.

Aslında bylock ile bir şekilde ilişkili oldukları tespitinden hareketle insanların peşinen suçlu ilan edilmesinin, işinden atılmasının veya hapsedilmesinin yanlış olduğu “Mor Beyin” çıkmadan önce de dile getirilmişti. Ama bylockun tek başına yeterli olmadığı yönünde karar veren bazı hakimlerin görevden alındığı ortamda bunun gereği yapılmamıştı.

Şimdi artık 11.000 insanın haksız yere hapiste olduğu anlaşıldı. Ama bu konudaki mağduriyet hala herkes için sona ermiş değil.

Taner Kılıç da adalet bekliyor

Geçen yılın Haziran ayında Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Taner Kılıç, telefonunda bylock olduğu gerekçesiyle tutuklandı ve hala hapiste.

“Telefonuma kurmadım, kullanmadım. Ben baylok programını hayatımda hiç görmedim bile” diyor Kılıç.

Emniyet’ten rapor isteniyor. Ama haftalar, aylar geçtiği halde ondan ses seda çıkmayınca, ailesi Emniyet’in imajını alıp teslim ettiği telefonu yeminli bir adli bilirkişi olan bilişim uzmanı Koray Peksayar’a inceletiyor. Onun raporu “bylock yok, telefona hiç yüklenmemiş” diyor.

Af Örgütü de telefonu İngiltere’den uzman bir kuruluşa (İnsan hakları mahkemesinin de ciddiye alarak uzman görüşüne başvurduğu söylenen SecureWorks adlı kuruluş) inceletiyor ve o da “bylock izine rastlanmamıştır” diyor.

“Normalde savcılık tarafından toplanması gereken kendi hakkımızdaki, delilleri sanık olarak biz topladık masum olduğumuza dair” diyor Taner Kılıç mahkemede.

Ama mahkeme yine de Emniyet’ten rapor bekliyor ve o gelmediği için de talep edilen tahliye kararını vermiyor.

Aylar geçiyor, 31 Ocak’ta yeni bir duruşma yapılıyor. Artık “mor beyin”in de ortaya çıktığı bir ortam var ve tahliye bekleniyor.

Beklendiği gibi de tahliye çıkıyor. Ama sonra, savcının itirazı üzerine bir kez daha “tutukluluğun devamına” hükmediliyor. 

Ve yine 8 aydır gelmeyen raporun beklenmesine devam ediliyor.

Telafi edici adalet ihtiyaç var

Ben Taner Kılıç’ı 2000’lerin başından bu yana tanıyorum. Temiz, mütevazı ve dürüst bir insan olarak tanıyorum ve suçlama konusu bana hiç makul gelmiyor.

Ama bunun için değil. Onu tanıdığım için değil.

Onun durumundan hareketle, tanıdığım tanımadığım herkes için geçerli olması gereken adil bir kurala duyduğumuz ihtiyaçtan söz ediyorum.

Elbette kendisini gizlemekte uzmanlaşmış bir örgüt var; çok alakasız görünen insanlar onun üyesi çıkabiliyor. “At izinin it izine karıştığı” doğru. Ama hukuk tam da bunun için var ve adaletin temel ilkeleri tam da böyle durumlar için tesis edilmiş.

Masumiyet karinesi, ispat yükümlülüğünün suçlayana düşmesi, geciken adaletin hak ihlali anlamına gelmesi ve tutuklamanın genel kural değil istisna olması, suç ve cezanın bireyselliği, kurunun yanında yaşın yakılmaması…

Hem doğal hukukun hem de “bir gemide 99 suçlu ve 1 masum olsa o gemiyi batıramazsınız” diyen fıkhın gereği.

Bunlar doğal hukuktan veya ilahi hukuktan süzülüp gelen ve adil davranış kuralları olarak somutlaşan zamanlar ve kuşaklar üstü doğrular.

Onların rehberliğine ihtiyacımız var. OHAL’de de var.

Çünkü bir topluluğa kızıp kantarın topuzunu kaçırırsanız, örneğin tutuklama tedbirini ceza gibi uygularsanız hakka girmiş olursunuz. 

Kim olursa olsun, önleminizi alın, kaçma ve delilleri karartma ihtimalini ortadan kaldırın, sonra geniş geniş yargılayın.

Sonuçta suçu ispatlanırsa cezasını tastamam verirsiniz; masum olduğu anlaşılırsa da vicdan azabı çekmezsiniz. Ama gereksiz yere tutuklayıp, dışarıda olması mümkünken hapiste tutarsanız, yarın masum olduğu ortaya çıkarsa, o vebalin altında ezilirsiniz.

Bugüne kadar pek çok kişinin haksız yere tutuklandığı anlaşıldı ve tahliye edildi. Ama “pardon” deyip bırakmak o kişilerin kaybettiklerini geri getirmedi. Bunu tekrar tekrar yaşatmak, tekrar tekrar hakka girmek gerekmiyor.

Bir an için adaleti bir yana bıraktık diyelim, “FETÖ’yle mücadele” böyle mi başarılı olur, yoksa böyle mi baltalanır, bir düşünün. Bunu yaptığınızda, adil olan ile faydalı olanın çelişmediğini göreceksiniz.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
6.2.2018
Raporları beklerken adalet gidiyor
9.12.2017
“Tek başına suç unsuru olduğu belirlenememekle birlikte”
4.12.2017
Amerika’daki mahkeme neyi yargılıyor?
20.10.2017
TEOG sonrası adil bir sınav sistemi nasıl olmalı?
24.9.2017
Kürdistan referandumu ve siyasi basiret
20.9.2017
TEOG olmadığında…
2.9.2017
Hükümet bilgilendirme sorumluluğunun farkında mı?
25.7.2017
Travmaya teslim olmamak
21.6.2017
Referandum kararının siyasi ve stratejik boyutu
20.6.2017
Geçmişin hayaletlerinden kurtulmanın zamanı
17.6.2017
Kırmızı bir çizginin kerametini sorgulamak
21.5.2017
Sığınmacıyı caninin önüne atmak
19.5.2017
Asker Suriye’de Suriyeliler için savaşmıyor
18.5.2017
Neden vatanlarında kalıp da savaşmamışlarmış!
17.5.2017
Sınırlar ve sığınmacılar
2.3.2017
Söz rahatsızlıktan açılmışken
4.10.2016
Gelecek ay darbe olur mu?
18.8.2015
İllüzyon ve gerçek
11.8.2015
Sonra ne olur?
4.8.2015
“Yeni yaşam”dan geçtik sadece “yaşam”ı savunsaydınız
27.7.2015
Savaşı gerçekten durdurmak için
22.7.2015
Üslup sorunundan ötesi
21.7.2015
HDP alkışlanırken…
14.7.2015
Tüm dershaneler sizin olsa ne olur?
12.7.2015
İllüzyona kapılanlar ve kapılmayanlar
5.7.2015
Hakan Albayrak ne yapmaya çalışıyor?
29.6.2015
Koalisyon ile erken seçim arasında
12.6.2015
Bu kez fidanı budatmamak için
2.6.2015
Aynanın parçalarını birleştirmek
28.5.2015
HDP’yi neden şimdi seviyorlar?
24.5.2015
Bir tercihin siyasi rasyonalitesi
12.5.2015
Şeyho Dayı hala siyah giyiyor
8.5.2015
Hayal tacirlerine karşı iktisada giriş
3.5.2015
Dildar Nine kime oy verecek?
22.4.2015
Yeni anayasayı kimler yapacak?
17.4.2015
'Alkışlarla yaşıyorum'
10.4.2015
Bu kötülük 'merkez' değil
26.03.2015
Erdoğan, Davutoğlu ve iki liderin hikâyesi
24.03.2015
21 Mart 2015: Tarihin şahidi olmak
15.03.2015
Kabataş engizitörleri ve demokrasi
12.03.2015
‘Mülteciler hoş gelir’
09.03.2015
Kabataş, 8 Mart ve şeytanın avukatları
05.03.2015
Devletin gizli belgesi ifşa edilir mi?
07.08.2014
Kimler tıpış tıpış sandığa gider?
29.07.2014
İhsanoğlu neyi temsil ediyor?
26.07.2014
Hangi adaylar huzuru bozar?
08.06.2014
‘Mutsuzsun, çünkü savaş bitti’
27.05.2014
Diktatörlüğe gittiğimize sahiden inanıyorlar mı?
20.05.2014
Soma: Bir facianın ön muhasebesi
03.03.2014
Kasetler iktidarı neden devirmez?
24.01.2014
Hoşgörü efsanesi sona erdi
23.01.2014
Yolsuzluğun Ötesinde Başka Bir Kavga Var!
15.01.2014
“Süreç ilerledikçe paralel devletten hesap sorulabilir”
06.01.2014
Bir cemaatin intiharına şahitlik etmek
01.1.2014
Kuşatma
30.12.2013
Bu kavgada ne yapmalı?
26.12.2013
Peki sonra ne olur?
13.12.2013
Velev ki “Türk yok” dedi!
12.12.2013
Devlet musallat olunca
05.12.2013
‘Mağlup sayılır bu yolda galip’
28.11.2013
Atatürk olmasaydı
21.11.2013
‘İdeal’i ararken ‘mümkün’ü kaybetmek
14.11.2013
TUSHAD’ı duymuş muydunuz?
07.11.2013
Devlet evliya alma avluya
31.10.2013
Cumhuriyet neden coşkuyla kutlanmıyor?
24.10.2013
Bu sözü beraber çoğaltalım
17.10.2013
Biraz da barışa sabredin!
10.10.2013
Bari siz yapmayın bunu!
03.10.2013
Paketin amacına ulaşması için…
26.09.2013
Bir de paketin içine bakın!
19.09.2013
Bir geçiş anayasasına doğru
12.09.2013
Sırayla delirelim
05.09.2013
Dedelere maaş verilmeli mi?
29.08.2013
Siz olsaydınız ne isterdiniz?
22.08.2013
Amerika’da neden darbe olmaz?
15.08.2013
Müslüman demokratların zor sınavı
08.08.2013
Kuruma değil halka karşı sorumlusunuz
01.08.2013
Komşunun bütünlüğü kırmızı çizgimiz olur!
25.07.2013
Gamlı baykuş olmanın alemi yok!
19.07.2013
Komplolara karşı korunma rehberi
16.07.2013
…. BİR CAN DÜNDAR ANALİZİ !
11.07.2013
Demokrasiye ve sandığa dair
04.07.2013
O maddeyi değiştirmek yetmez
27.06.2013
Dışarıdan görülen içeriden görülemeyen
20.06.2013
Şimdi Çözüm Sürecine yönelmeli
13.06.2013
Gelin çözün şu sorunu
06.06.2013
Gezi dersleri
31.05.2013
Saçmalamak da ifade hürriyetine girer
24.05.2013
Türkiye’nin Suriye politikası doğrudur
16.05.2013
Bu kötülüğe gözünüzü kapatmayın
09.05.2013
Demokrasi için de barıştan geçemezlermiş!
02.05.2013
Geçmişin hayaletleri huzur içinde çekilsin
25.04.2013
Anti-Müslümanlık da onların anti-semitizmi
18.04.2013
İfade özgürlüğü incinmeye değer
12.04.2013
Kayıp kuşakların kanaat önderleri
28.03.2013
Türklüğü değil adaletsizliği terk ediyoruz
21.03.2013
Kürt Memet nöbete gitmiyor
14.03.2013
Mesai Cumaya göre ayarlanabilir mi?
07.03.2013
Üniversiteleri zorbalığa teslim etmeyin
28.02.2013
Milliyetçiliğin iyisi olur mu
21.02.2013
Yüz yıllık kâbustan uyanmak
14.02.2013
Taviz kapısı bir aralanırsa
07.02.2013
‘Kim var imiş biz burada yok iken’
31.01.2013
Keşke tek derdimiz ırkçılık olsa!
24.01.2013
‘İlk Günah’ın yüzüncü yıldönümü
17.01.2013
“Biz hâlâ buradayız Ahparig”
10.01.2013
Üç çağrı
03.01.2013
‘Hürriyet, adalet ve barış’ için...
27.12.2012
Bizimkilerin zorbalığı ve akademik özgürlük
20.12.2012
‘Hem sana mailim hem de devlete’
13.12.2012
Hilal’e neden saldırıyorlar?
06.12.2012
Komşularla sıfır sorun ne demektir?
29.11.2012
Enkazı kaldıracağız veya altında kalacağız
22.11.2012
Müfredatı değiştirmek çözüm mü?
15.11.2012
‘Bir tutarlılık masalı’
08.11.2012
Dershaneye değil ‘ders’e bak!
01.11.2012
Haydi çözün şu sorunu!
25.10.2012
Şimdi ‘çocuğun anası’ olmanın vakti
18.10.2012
iyi ki dağdaki çoban var!
11.10.2012
“Ama”yı nereye koymalı?
04.10.2012
Simyacı'yı okumadan karar vermeyin
27.09.2012
Balyoz’a neden inanmıyorlar?
20.09.2012
Sahiden de ortada konuşulmayan bir şey var
13.09.2012
Sorun çözülürse PKK biter mi?
06.09.2012
Günaha davet ediyorlar, gitmeyin!
30.08.2012
Artık ağız tadıyla ayrımcılık zor!
23.08.2012
Kötülüğü farklı terazide tartmak
16.08.2012
Havasına suyuna sağcısına solcusuna
09.08.2012
Sadece anlayış kıtlığından değil
02.08.2012
Kürt devleti kurulsa ne olur?
26.07.2012
Asker demokrat olmalı mı?
19.07.2012
Bir sözü söylemek gerek
14.07.2012
Kemalistleri anlıyorum da...
05.07.2012
Uzun bir hikaye bu ve henüz bitmedi
28.06.2012
28 Şubat’ta üniversitede ne oldu?
22.06.2012
Şimdi sağlam durma zamanı
14.06.2012
‘Beyler şoför haklı’
07.06.2012
Savaşta böyle şeyler olur mu?
31.05.2012
Reformcu AK Parti’yi geri istiyorum
24.05.2012
Üniter devletin kitaptaki yeri
17.05.2012
Futbolda yalan ve mutabakat
10.05.2012
Bunlar da dil sürçmesi olsun
03.05.2012
Devlet Tiyatroları kapatılmalı
26.04.2012
24 Nisan, ‘Türk Tezi’ ve aymazlık
19.04.2012
Kamu kurumu niteliğindeki cendere
12.04.2012
İttihatçılar Kürtleri nasıl sever?
07.04.2012
Gençler siz takmayın onları!
05.04.2012
Hey özgürlük, sen ne şeker şeysin!
29.03.2012
Avrupa'daki laik ordu aşkı
22.03.2012
Hrant ticareti tiksindiriyor
15.03.2012
Hem suçlu hem güçsüz; hem haksız hem aciz
08.03.2012
‘Adalet talebimiz var’
01.03.2012
‘Türk yalanına sessiz kalma!’
23.02.2012
Cemaatlere ve hükümetlere dair
16.02.2012
Medyanın Ergenekon sessizliği
09.02.2012
Devletin dine en büyük iyiliği
02.02.2012
‘Devlet vatandaşını öldürür mü?’
26.01.2012
‘Zirve’de telafi sınavı
19.01.2012
Bu davada kaybeden kim?
12.01.2012
Bu dava böyle bitmez!
05.01.2012
Yarayı sarmanın zamanı şimdi
29.12.2011
Hatırla muhalefet o mesut geceyi
22.12.2011
İşaretlerin dilini doğru okumak
15.12.2011
12 Eylül, 28 Şubat ve Derin Devlet: Ceza arındırır
08.12.2011
Erdoğan’ın misyonu
01.12.2011
Futbolda şike yasası Gül'ün önünde
24.11.2011
Bedelli askerlik, vicdani ret ve mesleği kutsamak
17.11.2011
‘Mahallenin kadınları böyle söylüyor’
10.11.2011
PKK’nın ulvi amaçları
27.10.2011
Siyasette kelebek etkisi
21.10.2011
PKK neden korkuyor?
13.10.2011
İhlalciler Cezalandırılmalı
06.10.2011
Sorunun üç köşesi
29.09.2011
‘Benim için öldürme’
22.09.2011
‘Gel susalım beraberce’
15.09.2011
Görüşüyor, ne var bunda?
08.09.2011
Bizim çocuk şike yapmaz!
01.09.2011
Bayram budur işte!
25.08.2011
Bu kez haksız sizsiniz
16.08.2011
Asker fotoğrafları neyi anlatmaz?
09.08.2011
Yolun en dar yeri
02.08.2011
Askeri bürokraside reform ihtiyacı
26.07.2011
İspanya bize benzer mi?
19.07.2011
Garnizon Gazeteciliği Sorunu Örtmüyor
07.07.2011
Yanlış hesabın faturası er geç çıkar
28.06.2011
AK Parti Sırat’tan geçebilecek mi?
21.06.2011
Bu maddelerle sivil anayasa olur mu?
14.06.2011
Şimdi tevazu zamanı
07.06.2011
Galiba biri feci şekilde yanılıyor
24.05.2011
‘Şerrin öğretmeni’ hala görevde
17.05.2011
Twitter’a frakla girilmez
10.05.2011
‘Kürt Kemalizmi’ olmasın!
26.04.2011
Kürt sorununu çözmezsek ne mi olur?
26.04.2011
Yine Nisan yağmurunda...
19.04.2011
İnanmadığından değildir belki de
12.04.2011
Başıbozuk kadınlar haddinizi bilmeyin!
05.04.2011
Anayasada laiklik olmalı mı?
03.04.2011
‘Kürt Kemalizmi’ olmasın!
29.03.2011
Ergenekon ve ölüm öpücüğü
22.03.2011
Halüsinasyon görüyorlar
15.03.2011
Olmayasın üç mesleğin birinden
08.03.2011
Hata yapma lüksünüz yok!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8