Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı


18.4.2018 - Bu Yazı 134 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Öğrenim hayatından koparılıp erken yaşta evliliğe zorlanan kız çocukları bir vakit gelip boşanmak isterlerse de “güçlenmesinler” diyerek nafaka hakları kısıtlanacak. Neden? Aileleri güçlendirmek için mi?

Çehov’un silahı misali nafaka konusu. BoşanMA Komisyonu nafakanın erkek tarafını dinleyerek, ele aldığı hemen her konu gibi kadın karşıtı söylemle raporlaştırmıştı. Patlaması kaçınılmazdı, bekleniyordu ama bu başlıkla değil. Yandaş medya haberi, “müebbet nafakaya çözüm” başlığıyla sununca bir kere daha vuruldu kadınlar. Komisyon çalışmalarını yürütürken kadınlara fazla yer vermedi. Nafakanın kadın tarafına itibar edilmedi. Ve şimdi bir de nafaka üzerine komisyonun bakanlığa sunduğu görüşler doğrultusunda yeni bir düzenlemenin Adalet Bakanlığı’nca hazırlanmakta oluşunu kamuouyu “müebbet nafaka” başlığıyla duydu. Tam da komisyona görüş bildiren nafaka karşıtı erkeklerin ağzıyla kurulmuş başlık ve elbette haber metni de. Sadece gazetecilik merakıyla bile olsa – etik demeye dilimiz varmaz oldu- kendilerine nafaka verilmesine hükmedilmiş kadınların sözüne yer verilmemiş. Tıpkı komisyon gibi. Komisyon da nafaka almakta olan kadınları dinlememişti. Nafakanın “ömür boyu cezalandırılıyoruz” diyen erkek tarafının ağzıyla müebbete hükmetmiş haber dili de.

Nafaka hakkının kadın hayatındaki yeri gerçeği yansıtmayan ezber yorumla yer aldı komisyonun, iktidarın ve yandaş medyanın dilinde. Onlara göre “kadınlar nafakadan güç alıp boşanabiliyor”muş. Hiç alakası yok ama gerçekten böyle olsa bile kadının güçlenmesi için düzenlemeler yapma görevi var iktidarın. Oysa şimdi bakanlık kendi yorumlarıyla güçlendiren uygulamayı yok etmeye, kadını gene kendi yorumlarıyla güçsüz bırakmaya yöneliyor. Yönetim kadını güçlendirmekle yükümlü. Anayasanın verdiği görev bu ve kadınların güçlenmesi için yapılacak düzenlemelerin, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı amir hükmüyle birlikte. Kadın gerçekten nafakadan güç alıyorsa bu güçlenme yolunu ortadan kaldırmayı hedefleyen düzenleme düpedüz anayasa ihlali. Saymadık bu kaçıncı anayasa ihlali, geçelim.

Gelelim işin aslına. Haberde, Ayşe Keşir başkanlığındaki BoşanMA Komisyonu raporunda ve şu an Adalet Bakanlığı’nca yürütülmekte olan yeni düzenleme hazırlığında baş rolü yoksulluk nafakasıoynuyor. Yüz binlerce nafaka mağduru “eski koca” yakınmalarıyla habire vurgulanan yoksulluk nafakası. 2015’de 187 bin küsur nafaka hükmü varmış. Takip eden yılda da benzer yüksek rakamlar yansıdı rapora, habere ve muhtemelen bakanlıkta yürütüldüğü duyulan çalışmaya da. Kamuoyuna öyle sunuluyor ki sanki bu yüz binlerle ifade edilen nafaka hükmünün tümü ömür boyu sürecek yoksulluk nafakası. Hayır işin aslı böyle değil. Tüm nafaka hükümlerinin içinde ömür boyu yoksulluk nafakası yüzde onu bile bulmayan düşük oranlarda kalıyor. Ama boşanma komisyonu erken evliliklerle ilgili hapis cezalarına af getirilmesini isteyen gece yarısı önergesine zemin hazırlamak için yaptığı gibi sorunun küçük bir parçasına mercek tutarak devasa boyutlarda göstermekle soruna ilişkin gerçekliği çarpıtıyor.

Muhalefet bir önerge verse de bakanlık kamuoyuna gerçek rakamı açıklamak zorunda kalsa keşke. Ömür boyu yoksulluk nafakasının tüm nafaka ödemeleri içindeki yerinin ne kadar düşük olduğu anlaşılır. Gerçekte düşük olan ömür boyu nafaka oranı devasa sorunmuş gibi sunularak yapılmak istenen şeyin kadınların kendi hayatlarına dair karar verme hakkını yok etmek olduğu çıkar ortaya. Erken evliliklere cezasızlık getirmek için topluma devasa sorun olarak sunulan üç bin aile gibi yoksulluk nafakası da bahane edilerek kadınların boşanma hakkı elinden alınmak isteniyor. Yoksulluk nafakası bahane edilerek nafaka hakkına getirilecek kısıtlamayla kadınlar çaresizce mevcut evliliği sürdürmeye, kendi hayatlarını yeniden kurma çabasından caydırılmaya çalışılacak.

Pazartesi günü KEFEK, salı günü Sağlık Komisyonu’nda görüşülen çocuğun cinsel istismarını önlemeye yönelik yasa tasarısı cezaya 12 yaş kademesi teklif ediyor malum. Önümüzdeki günlerde de Meclis Adalet Komisyonu ele alacak yasa teklifini. Biz de istismar ve nafaka konularına birlikte bakalım. Zamanlama ve kadınların kazanılmış haklarını aşındırma bakımından örtüştükleri için.

Kanunla suç olarak tanımlanmış olan fiili, mağdurun yaşına göre farklı şekillerde cezalandırma absürtlüğü ile nafakanın sınırlandırılmasını bir arada düşündüğümüz zaman karşımıza çıkan tek şey kadın düşmanlığı. Fiil aynı fiil yani kim kime karşı işlemiş olursa olsun suç aynı suç. Ama suçun mağduru beş yaşındaysa farklı on iki yaşındaysa farklı on beş yaşındaysa daha farklı ceza verilecek, suçun failine. Cebir, şiddet ve silah faktörü de eklendi teklife. Ve böylece çocuklara yönelik aynı fiil 12 ve 15 yaş üstü için ille de suç olarak tanımlanmayabilecek ve dolayısıyla erken evlilikler kolaylaştırılacak.

Öğrenim hayatından koparılıp erken yaşta evliliğe zorlanan kız çocukları bir vakit gelip boşanmak isterlerse de “güçlenmesinler” diyerek nafaka hakları kısıtlanacak. Neden? Aileleri güçlendirmek için mi?

Tabii ki hayır. Aile değil mesele. Eğer mesele aile olsaydı erkeklere SMS yoluyla boşanma ayrıcalığı tanınmazdı. Kadının boşanma kararı verecek yetkinlikte olması, sorun saydıkları şey. Evlilik birliği içinde aileye sunduğu görünmez emeğin karşılığı olan nafaka hakkı sayesinde kendisine yeni bir düzen kurma becerisi geliştirmesi de sorun bu hesapça. Mesele aile kavramını ve aile kurumunu, kız çocuklarını diri diri gömecek olguya dönüştürme gayreti. Okumasını, meslek edinmesini engellediği kadının boşanma kararı vermesini güçleştirip her engele rağmen boşanırsa nafaka hakkını kısıtlamanın başka izahı olamaz. Ülkedeki işsizlik oranını, işsizler içinde genç işsizliğin yüksekliğini ve genç işsizlik oranları içinde kadınların neredeyse yüzde 30’u aşan oranını bilmez gibi Aile Bakanı da “nafaka bekleyeceklerine çalışsınlar” diyebiliyor bu ülkenin kadınlarıyla alay eder gibi. Ancak 250-300 TL dolayındaki yoksulluk nafakasıyla kadınlar bolluk içinde yaşıyormuş gibi.

 
.

Facebook Yorumları

reklam
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı