Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Kandil, düalizm, devletçilik


12.11.2019 - Bu Yazı 62 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Din alanında düalizm, Tanrı-insan karşıtlığıdır. Öte dünya Tanrısal alan yeryüzü insana ait alan olarak birbirine indirgenemez iki karşıt varlık kabul edilir. Düalizm/ikicilik anlayışına mukabil bircilik/vahdet ekolleri arasındaki kadim çatışmanın, hicretin ilk yüzyıllarındaki temel tartışmalara yansıması ve iki görüşten galebe edenin bugüne kadar Müslüman toplumların düşünce dünyasını şekillendirmiş olması, günümüz çatışmalarının da beşiği. En dar haliyle Kuran’ın yaratılmış mı ezeli mi olduğu yolundaki görüş ayrılıklarında karşımıza çıkar ikicilik ve bircilik ekollerinin İslam düşüncesine yansıyış biçimi. Bu tartışmalarda Kuran’ın mahluk/yaratılmış olduğunu söyleyen düşünürler, genel kabulden ayrılanlar manasına gelen Mutezile adıyla anılıp, katı Sünni mezhepçileri düşünceyi sapmış, ihanet etmiş veya gaflet içinde sayma eğilimi. Etiketleyerek öteleme, ötekileştirerek yadsıma kolaycılığıyla bugün de rivayet nakillerini değil aklı önceleyenlere neo-mutezile diyenler çıkıyor.

İslam tarihinin gün yüzüne çıkamamış nice karmaşasından birisi de Mihne süreci ve Maveraünnehir Katliamı isimleriyle bilinen devlet/hilafet terörü sonrası Kuran ezeli varlık anlayışı egemen oldu Sünni akideye. Mutezile alimlerinin öngördüğü gibi ikicilik galebe edince Kuran ve ayetlerin yeniden yorumlanması hep sorunlu bir alan olageldi. Kuran insan için yaratılmış bir rehber değil de öte dünyaya Allah katına ait bir ezeli varlık kabul edilince Mushaf tertibini sorgulamanın bile dinden çıkmak sayıldığı günlere geldik işte.

Mihne ve Maveraünnehir katliamlarından yüz yıl kadar sonra mevlit kandilinin icadıyla yeni bir boyuta evrildi Müslümanın düşünce dünyası. Vahdet prensibini zedeleyen, inanç sorunu yaratan bu evrilmenin kaçınılmaz sonucu olarak din adına sorgulanamaz, tartışılamaz olanların sayısı artıverdi. Peygamber, insana ait alanda, yeryüzünde ve öte dünyadaki yaratıcı Allah ile iki karşıt varlık olarak algılanmaya müsait kılındı. Ne Kuran için ne Peygamber için kimse açıkça karşıt varlık ifadelerini kullanmadı şüphesiz. Ancak dindarın zihniyetinde billurlaşmadan varlığını sürdüren karşıtlıklar halinde kaldığı için karmaşıklaştı inanç düzlemi.

Düalizmin eseri diyebileceğimiz bu karmaşaya örnek niyetine sadece Allah demek yeterli olur. Allah ismini celle celalühü (cc) gibi bir kutsama sözü kullanmadan çok rahatlıkla ve yaygın şekilde telaffuz edebiliyoruz. Ancak, peygamberi, efendimiz (Hz) takısını kullanmadan salt ismiyle Muhammed olarak anmaktan çekiniriz genellikle biz dindarlar. Sadece Muhammed ismiyle peygamberimizden söz etmek saldırılara hedef kılar bizi. Ama tek sorun saldırılara hedef olmak endişesi değil. Peygambere saygısızlık endişesi Allah’a saygı gayretinin önüne geçiyor, günümüz Müslümanlarında. Ve işte bence bunda da kandil kutlamalarının payı var. Mevlit kandilleriyle kutsamada ifrata varılınca peygamber yeryüzünde karşıt varlık gibi bir konuma sürüklenebiliyor. Sapkın olan Mutezile mi yoksa peygamberi beşer konumundan, Kuran’ı yaratılmış konumundan çıkaran katı Sünni-selefi yorumlar mı, işte bunu çokça düşünmek gerekiyor.

Din-devlet ilişkisi çerçevesinde siyasetin bundan faydası ise malum hilafet düğümünde aranmalı. Yönetici, otoritesini tartışılmaz kılmanın aracı olarak kullanıyor, resmi mevlit kandil kutlamalarını. Çünkü beşer konumu flulaştırılmış peygambere halife olan yönetici, mutlak otoritesini kolayca kabul ettirebilir. Nitekim Fatımiler, Abbasilerle rekabet ederken çok yararlanmışlardı, peygamber soyu ve sevgisinden. Selçukluların dağılma döneminde Atabeg Muzaffereddin Gökböri, Fatımiler dışında mevlit kandili için resmi kutlama yapan ilk yönetici olup memuriyetini beylik statüsüne dönüştürmüştü. Daha sonra Eyyubilerin halka açık resmi kutlamalara dönüştürmesi de otoritesini yerel halka kabul ettirmekle ilişkiliydi.

Osmanlı dönemi biraz daha farklı görünüyor. Süleyman Çelebi’nin on beşinci yüz yıl başlarına ait olan peygambere övgü şiiri/naatı mevlit adıyla yüzlerce yıl boyunca en çok bilinen şiir olma ünvanını korumuştu. Bu ilk yüz yıllarda halkın okuduğu, okuttuğu Itrî’nin bestesiyle tekke müziği haline gelen Mevlid, sivil alanda kalabilmişti. Sarı Selim zamanında minarelere asılan kandillerle toplumsallaştığı görülür, dine ait özel kutlama gecelerine kandil ismi verilişi de böyle açıklanır. Fakat son yüzyıla gelindiğinde artık Osmanlı, “kandil alayı” gibi ayrıntılı, incelikli protokol kurallarına bağlanmış resmi kutlamalar gerçekleştiren bir devlet çoktan olmuştu.

Cumhuriyet tarihimiz de farklı değil. Hilafet kaldırılıp tekke ve zaviyeler kapatılmış, laiklik ilkesi kabul edilmiş ama halkın kandil gecelerine hürmette kusur edilmemişti. Hürmette kusur etmeyişin de ötesinde Kemalist rejimin camiye, cumaya gitmeyen memurları, kandil gecelerini halk arasında geçirmeyi vazife bilirdi. Sonraki tarihlerde TRT tarafından yapılan kandil programlarının, otoritesini gölgesinden nasiplenerek sürdüren devlet geleneğiyle ilgili kuşkusuz. Halkın din bilinci ve peygamber sevgisi kandil geceleriyle kısıtlanırken devlete itaat kandil programları aracılığıyla pekiştirildi. Devlet dine karşı değildi öyleyse devletin yaptıkları din buyrukları dışında sayılmazdı, halk nezdinde. Bugün bile “Piyango kumar” diyen olsa sokakta halktan “Kumar olsa devlet yaptırmaz” diyecek çok kişi çıkar. Ordusuna peygamber ocağı adını boşuna takmadı II. Mahmut ve bu ismi halk nezdinde kullanmayı aynı bilinçle sürdürdü Cumhuriyet. Geçmişten günümüze Müslümanların devletçi yapısını açıklıyor sanırım bu tarihçe.

Farklı ülkelerde ve aralıklarla da olsa İslam tarihinde bin yılı aşkın geçmişe sahip mevlit kandili kutlamalarının ve Kuran’a ezeli varlık niteliği tanımanın devletler dışında mikro iktidarlar yarattığını da söylemek gerekir. Seyyidler, gavslar, şeyhler gibi din adına kurulan mikro iktidarlara yol açışı da böyle bir sapmanın kaçınılmaz sonucu tabii…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.11.2019
Kandil, düalizm, devletçilik
11.11.2019
Vahdetten düalizme giden yol: Kandil
5.11.2019
Önleyici tedbir kararlarına itiraz kadınları öldürüyor
29.10.2019
Pekin+25 ve Cumhuriyet değerleri ışığında kadının konumu
27.10.2019
Yargı reformuyla cinsel istismar yasallaştırılıyor
22.10.2019
İstanbul Sözleşmesi ve Emine Bulut kararı
21.10.2019
Boşama ve boşanma, düşen 'n' ile açılan gedik
15.10.2019
Savaş çığırtkanlığıyla nafaka karşıtlığı iç içe
13.10.2019
Savaşın emrinde din, soykırıma Nobel
8.10.2019
Nafakada restorasyonla geçmişi canlandırma isteği
6.10.2019
Biraderlik dayanışmasını pekiştiren ‘Kız Kardeşler’
1.10.2019
Şüpheden mağdur yararlanmalı
22.09.2019
Yargı reformu paketinden kötü sürpriz çıkar mı?
23.08.2019
Terör bahanesiyle kolektif ceza
13.08.2019
Kutsadığınız aile hangisi?
11.07.2019
Ümmet kim? Parçalanan ne?
2.07.2019
Neden kavram ataerki cinayeti olarak değişmeli?
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive