Örümcek ağı adaletine de hayır


8.11.2017 - Bu Yazı 281 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Küçük sineklerin takıldığı, büyük sineklerin delip geçtiği, örümcek ağına benzeyen hukuk, adalet dağıtamayan hukuk şüphesiz. Bir de bu büyük sinekleri “akıllı” tabir ederek üstünlerin hukuku sistemi adeta “kutsanmış” oluyor. Vah ki ne vah… Peki ya güçsüzlerini sesini kim duyacak, duyuracak?

“Akıllı olanlar Türkiye’yi terk etti gitti.” Bu hafta Ak Parti grubundan akılda kalan cümle. Akılda kalan demek az aslında zihnime mıh gibi çakılı kalacak bu söz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait. Türkiye’yi terk edip gitme akıllılığını sergileyenler konuşma bağlamında FETÖ ele başları. Gerçek suçluları yakalayamadığını itiraf ediyor, devlet. Öyle ya Ak Parti grubu da olsa –henüz Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi başlamadığı halde- parti başkanı sıfatıyla konuşan Cumhurbaşkanı yani devlet. Ve kaçan suç örgütü mensupları akıllı görülüyor. Ya geride kalanlar demeden önce bu talihsiz sözle yapılan itirafın yaşadığımız dönemin tarihine damga vuracak kadar önemli olduğunu yazalım bir kenara.

Yüz bini aşkın ihraç ve on binlerle tutuklama ve süren davaların hukuki meşruiyetine halel getirecek, 15 Temmuz şehitlerinin kemiklerini, gazilerin yüreklerini sızlatacak vahim yanlışlık bu söz. “Akıllı olanlar Türkiye’yi terk etti gitti” sözüyle karşımıza çıkan bir başka yanılgı da hukukun üstünlüğünün değil üstünlerin hukukunun icra edildiğini itiraf niteliği taşıması. Zira Sn. Cumhurbaşkanı ‘akıllı’ şeklinde tanımlasa da onlar güçlü olanlar. Örümcek ağını büyük sineklerin delip geçmesine karşın küçük sineklerin ağa takılması, mecaz yoluyla hukuk sistemini anlatan bir söz. Hukuk ilkesi değil bu söz. Hukuk ilkelerinin çoğu zaman işleyemediğinin, hukuk ehlince ve mecaz yoluyla ifşası. Kaçan FETÖ ele başlarının ‘akıllı’ tabir edilmesi ise vecizeyi bi hakkın yaşamakta olduğumuzun apaçık göstergesi. Küçük sineklerin takıldığı, büyük sineklerin delip geçtiği, örümcek ağına benzeyen hukuk, adalet dağıtamayan hukuk şüphesiz. Bir de bu büyük sinekleri “akıllı” tabir ederek üstünlerin hukuku sistemi adeta “kutsanmış” oluyor. Vah ki ne vah…

Peki ya güçsüzlerini sesini kim duyacak, duyuracak? Geride bu ülkeyi terk edip gidemeyenlerden oluşan geniş bir kesim kaldı. Kamudan ihraç edilen ama hakkında soruşturma bile açılmamış olanlar gibi cezaevlerinde iddianame bekleyen de var. Devam eden dava süreçlerindeki zanlılar arasında suçlular kadar masumlar da vardır tabii ki. Takıyye ehli bu cemaatin, olaylarda kendi ayak izini silikleştirmek için paravan niyetine suçlu görülmesini sağladığı çok geniş bir kesimin varlığı malum. Nitekim, 15 Temmuz davalarında temel delil kabul edilen Bylock listelerindeki hatalara ilişkin bulgular hükümete yakın sitelerde bile haberleştirildi. Kamu kurumlarına ve mahkemeler sunuldu.

FETÖ/PDY yıllarca sınav haksızlıkları, atama, tayin, terfilerde kendi mensuplarına öncelik tanırken ‘ötekinin’ ayağını kaydırdı. Kaset vs ile şantaj çetesine dönüşerek kişilik suikastlarıyla yaptığı pek çok hak ihlali de yaşanan toplumsal travmanın bir diğer önemli katmanı. Şimdi mücadele sürecinde yapılan hatalar da sosyal travmaya dahil. Tek tedavi ise insan hakları hukukunun güçlenmesi. Bu nedenle Hak ve Adalet Platformu, süreçte yaşanan hak ihlallerini raporlaştırmak amacıyla anket çalışması başlattı.

Hak ve Adalet Platformu kamuoyunda 16 Nisan anayasa değişiklik paketi referandumunda hayır kampanyası yürüten inisiyatif olarak tanınır. Yoğun faaliyet gösterdiği Üsküdar, Fatih, Eyüp gibi ilçelerde hayır oyunun yüksek çıkmasındaki etkisiyle de bilinir. Çıkışı ise dindar camianın hak savunuculuğu ile tanınmış isimlerinden bir grubun 28 Şubat yıl dönümü vesilesiyle yükselttiği itiraza dayanmakta. 28 Şubat mazlumu OHAL zalimi olmaya itiraz etmişti. Kurulduğu günden bu yana zulüm karşısında hukuk yoluyla mücadeleyi önceleyerek ve mağdurlara destek vererek çalışmalarını sürdürmekteydi.

Hak ve Adalet Platformu bugünlerde, OHAL sürecinde yapılan hak ihlallerini raporlaştırmak için sosyal araştırma gerçekleştiriyor. Siteyi ziyaret ederek katılabileceğiniz anketin başlığında sizleri karşılayacak ilk cümlelerde araştırmanın kapsam ve amacı açıklanıyor, devamında ise yöntemi: “Bu çalışma 15 TEMMUZ 2016 menfur darbe girişimi ve OHAL ilanı sonrasında ortaya çıkan toplumsal ve bireysel mağduriyetler ve yaşanan HAK İHLALLERİ’nin sosyal boyutlarını araştırmak üzere “HAK ve ADALET PLATFORMU” tarafından tasarlanmış sosyal bir araştırmadır.”

Kasım sonuna kadar girişlere açık olması planlanan anket, üç kategori şeklinde düzenlenmiş. Mağdurlar, mağdur yakınları ve dolaylı etkilenimler. Üç kategoride çok sayıda soru yer alması sorunların yaygınlığı ve derinliğinden kaynaklanıyor kuşkusuz. Daha çok da kimlik siyasetini değil hukuku önceleyen yapısıyla kapsayıcı olmayı hedeflediğinden. Haksızlık yaşayanlar, yakınları veya ülkedeki gidişe dair sözü olanların katılımıyla sorunu gerçek boyutlarında konuşmaya başlamanın ilk adımı bu anket. Güçsüzlerin sesine kendi sesini katarak yükseltmek niyetiyle.

.

Facebook Yorumları

reklam
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı