Bir daha ‘can’ımız yanmasın


2.12.2017 - Bu Yazı 249 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçmişten günümüze korku ikliminde yaşayan/yaşatılan Alevilere, kendi kimlikleriyle eşit ve özgür vatandaşlar olarak hakları iade edilmediği sürece arkası kesilmez bu oyunların. Bugün Alevi evlerine çarpı işaretleri konulan Malatya’da, 1978 olaylarının yaşandığını hatırlamak zorundayız. Ölenler, yaralananlar ve yağmalanan dükkanların ardından şehri terk edip büyükşehirlere göçen Alevilerin acısı bitmiş değil.

Kardeşlik nutuklarıyla geçiştirilemez Malatya. Malum Habil ile Kabil de kardeşti. Akrabanın akrabaya ettiğini akrep etmez derler ya o hesap. Vicdan, merhamet, şefkat gibi erdemleri yaşanabilir kılacak olan şey toplumsal düzlemde din değil ille adalet. Ve adaletsizlik boyu aştığında karanlık güçler cesaret ve kullanışlı ahmak bulur. Halkımız bu oyuna gelmez demek çare değil. Ne çabuk unutuyoruz yakın ve uzak geçmişte defalarca aynı oyunla pek çok can alındığını?

Kirli ellerin işi, amenna. Mesele o kirli ellere uygun ortam yaratan siyasal ve toplumsal zemin. Kimlik siyasetiyle demokrasi gelmiyor evet ama kimliklere, özgürce kendilerini geliştirecekleri özel alanlarını yaratacak fırsat tanımadan da demokrasi olmaz. Başka bir deyişle kimlikçi siyaset yapmadan kimliklere özgürlük tanımakla mümkün demokrasi. Mevcut onca sorunun yanında, bir çoklarına demokrasi söylemi lüks gibi gelse de, eşit ve özgür bireylerin kimliksel aidiyetlerini de inkar etmeden birlikte yaşamasının demokrasiden başka yolu yok. Demokrasi ülkemizin tek yönlü, geri dönüşü olmayan yolu. Dönemsel geri dönüşlerin yol açtığı kazaları ve şimdilerde olduğu gibi ciddi toplumsal travmalarla boğuştumuzu bildiğimizden daima demokrasiyi güçlendirmeyi hedeflemekten başka çare yok. Hele de çevremiz mezhep çatışmalarına gebeyken ülkemizi bu yangına sürüklemekten koruyacak tek çare demokratik toplumsal ve siyasal düzen.

Geçmişten günümüze korku ikliminde yaşayan/yaşatılan Alevilere, kendi kimlikleriyle eşit ve özgür vatandaşlar olarak hakları iade edilmediği sürece arkası kesilmez bu oyunların. Bugün Alevi evlerine çarpı işaretleri konulan Malatya’da, 1978 olaylarının yaşandığını hatırlamak zorundayız. Ölenler, yaralananlar ve yağmalanan dükkanların ardından şehri terk edip büyükşehirlere göçen Alevilerin acısı bitmiş değil. Büyükşehirlerin kalabalığında kimliklerini daha kolay saklayabilmeleri, sorunu çözmedi. Tam tersine ciddi toplumsal fay hatları oluştu. Kırılgan yarıklarla yaşarken toplum her an bir yerlerden bir fitille ateşlenebiliyor. Çorum, Maraş olayları sonra Sivas Madımak Oteli. Hatırlamak bile istemediğimiz ama hiç hatırdan çıkarmamak gereken acılar. Halkımızın defalarca düştüğü oyun bu. Bir daha düşmez sanılması, en hafif deyimiyle basiretsizlik.

Ayrımcılık ve eşitlik kurulu oluşturulması gerekirken topluma idari çalım atılarak kurulun insan hakları kuruluyla birleştirilmesi, demokrasi ve insan hakları açısından ‘mış gibi’ yapmanın yoluydu. Nitekim halen insan hakları ve ayrımcılık kurulumuz varmış gibi görülüyor. Neredeyse kağıt üzerinde varlığını sürdüren İnsan Hakları ve Ayrımcılık Kurumu üye ve görevlilerine -şüphesiz maaşları ödenirken- kuruluş kanunu uyarınca neden Malatya’da resen inceleme başlatmadıkları da sorulsa keşke. Zira kimliklerin özgürce bir arada yaşaması, vicdanla, inançla değil hukukla kurulabilecek bir düzenin sonucunda gerçekleşir. Nefret suçlarına göz açtırmayacak keskin kurallarla adalet tesis edilirse özgürce yaşar kimlikler. İnsan Hakları Kurumu, Ayrımcılık ve Eşitlik Kurumu, Kamu Denetçiliği gibi mutlak özerk olması gereken yapıların işlerini layıkıyla yerine getirmesiyle kurulabilecek demokratik toplum düzeni. Hamasi söylemle yüklü siyasi demeçler değil insan hakları hukuku önler Alevi evlerinin mimlenmesini.

Göstermelik soruşturmalarla, kamuoyunu yatıştırmak için bir iki gözaltıyla geçiştirilemeyecek kadar önemli, insani bir sorunla karşı karşıyayız. Zirve Yayınevi ve Hrant Dink davalarından çıkarılacak derslerle o aynı karanlık güçlerin izi sürülmeli. Tahir Elçi davasında milim gelişme yokken pek nahif sözler elbette ama gerekeni bıkıp usanmadan tekrar etmek de insan hakları savunusunun olmazsa olmazı. Az ümitli, çok kararlı savunuculuk gerektiriyor, demokrasi ve insan hakları.

.

Facebook Yorumları

reklam
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı