Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran


3.1.2018 - Bu Yazı 297 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kadınlara olduğu kadar tüm topluma ve yönetimlere de taşınması zor yüklerden birisi başörtüsü dayatması. Sadece Tahran sokaklarında 7 bin gizli ahlak polisinin çalışması ve devrimden bu yana tahminen 40 binden fazla kadın hakkında uygunsuz hijap işlemi yapılması, kadınların hayatını cehenneme çevirmekle kalmayıp devlete de topluma da külfet yüklüyor.

Gelen yılın giden yılı aratmayacağı Aralık’ın son günlerinde başlayan İran olaylarıyla belli oldu. Öncelikle 28 Aralık Perşembe günü Kadın Koalisyonu’nu da heyecanlandırıp “Günaydın, güne güzel bir haberle başlayalım” dedirten bilgi geldi İran’dan:

“AP’nin haberine göre İran’da yayın yapan Daily Sharq gazetesi, Tahran polis şefi Hossein Rahimi’nin yaptığı açıklamada ‘İslami kıyafet kurallarına uymayan kadınların artık gözaltı merkezlerine götürülmeyeceği ve yargı davaları açılmayacağını’ söylediğini iddia etti.”

Başkent Kadın Platformu olarak kendi ülkemizde başörtüsü yasaklarına karşı mücadele ederken aynı zamanda İran’ın devrimden bu yana kadınlara getirdiği başörtüsü mecburiyetini de her fırsatta eleştirdik. Çünkü meselemiz başörtülü ya da örtüsüz olmak değil kadın özgürlüğü idi. Biz kendimiz için başörtülü özgürlük isterken İranlı kız kardeşlerimize yönelik baskıyı görmezden gelmedik hiçbir zaman. Hatta İran’a turistik gezi düzenlerken Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın kadın sekretaryasıyla da görüşme yoluna gitmiştik. Bir çeşit kadın bakanlığı işlevi gören sekretarya ile görüşmemizde, devletlerin kadın kıyafeti üzerinden baskı kurarak politika üretmesi açısından İran ve Türkiye arasında hiçbir fark olmadığını açıkça ifade etmiştik, İran yönetimine. Dolayısıyla İran’dan gelen başörtüsü serbestliğini işaret eden bu haber hepimizi sevindirdi. Ancak kamu görevlileri ve diğer çalışanları değil sadece halka açık alanlardaki sivillerin kıyafetine dönük uygulamanın devrim olmadığını anlamak biraz hayal kırıklığı yarattı.

Haber sitesinin “devrim niteliğinde adım” olarak sunduğu düzenleme gerçekte minik bir adım. Yine de yok sayamayacağımız değişim esasen İran emniyetinin “ikna odaları” kurduğunu müjdeliyor(!) Farklı haber kaynaklarına bakınca ise yeni bir gelişme olmayıp bir süredir devam eden uygulamadaki değişikliğin kim bilir hangi sebepten AP tarafından yeni haberleştirilmiş olduğu anlaşılıyor. Ve öğreniyoruz ki kamusal alanda, İranlıların söyleyişiyle hijap dayatması bir süredir yargı konusu değil. Nizamın öngördüğü biçimde başını örtmeyen, uzun ve kapalı giyinmeyen kadınlar ve muhtemelen şort giyen erkekler de artık gözaltına alınmıyor. Haber kaynağı da yine AP’nin dayandığı Daily Sharq. Ancak emniyet birimlerinde kadınlara hijap/tesettür konusunda eğitim(?) verileceği bilgisi, doktriner uygulamanın kalkmadığını da ilan ediyor. “Tahran Polis Müdürü Rahimi: ‘Biz eğitimler sunuyoruz ve şu ana kadar bu sınıflarda 7913 kişi eğitim aldı’ dedi. Rahimi Tahran bölgesinde 100’den fazla eğitim merkezinin bulunduğunu da kaydetti.” ifadeleri yer alıyor Sputnik Türkiye’de. Bilgi kirliliği ve acele yorumlardan kaçınma ihtiyacı çok açık.

Fakat bilinenler ve beklenenler de var elbette. 2013 seçimlerinde Ruhani’yi cumhurbaşkanlığına taşıyan reform yanlısı genç seçmenin istediği değişimin habercisi olduğu söylenebilir. Kadınlara olduğu kadar tüm topluma ve yönetimlere de taşınması zor yüklerden birisi başörtüsü dayatması. Sadece Tahran sokaklarında 7 bin gizli ahlak polisinin çalışması ve devrimden bu yana tahminen 40 binden fazla kadın hakkında uygunsuz hijap işlemi yapılması, kadınların hayatını cehenneme çevirmekle kalmayıp devlete de topluma da külfet yüklüyor.

Genel olarak dünyanın ve tabi Türkiye’deki aydınların ön yargıları aksine başörtüsü baskısı bir yana bırakılırsa İran, kadınların en güçlü olduğu İslam ülkesidir. Eğitim ve çalışma hayatında neredeyse eşitlik sağlanmış gibidir İran’da. Her meslekte, her eğitim dalında kadınlar aktif yer alır. Hatta lisans ve lisansüstü eğitimde kadın sayısının erkek sayısından çok daha yüksek olması nedeniyle yönetimin tedbirler almaya yöneldiği de bilinir. Ancak bilindiği gibi siyaset ve yönetim kadrolarında pek görülmez kadınlar. Eğitimli, donanımlı, meslek sahibi kadınların karar mekanizmalarından dışlanışı ciddi sosyal problemlerden birisi.

Hal böyle olunca Cuma gününden itibaren 40’dan fazla ile yayılarak ölüm, yaralanma ve gözaltılara yol açan eylemler, hijap baskısının hafifletilmesine karşı duruş ihtimalini akla getirdi. Hele de Meşhed’de, İran İslam devriminin ve Şiî akidenin kalbinde başladığı için ilk anda kadın karşıtı bir hareket ihtimali zihnime saplanıverdi. Ancak kısa sürede anlaşıldı işin renginin öyle olmadığı. Protestoların ekonomik, siyasi, ideolojik ve şüphesiz tüm dünyada yükselen milliyetçilikle ilişkili olduğu çıktı ortaya. Fakat her ne olursa olsun kadınların da talepleriyle sokakta yer aldığı bu eylemler, sistem sorununu açıkça bir kere daha ortaya koyuyor.

Duvar okuyucularının, her biri çok kıymetli yorum ve haberle gayet yakından takip edebildiği gibi protesto eylemleri karşısında Cumhurbaşkanı demokratik ve serinkanlı politika izledi ilk anda. Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in temsilcisi İlmul Huda ise Meşhed’deki ilk olaylar üzerine Cuma vaazında, gerekirse zor kullanılarak eylemlerin bastırılmasını istemişti, Ruhani ve Hamaney arasındaki görüş farklılığını işaret eden bu talebin dayanağı ise “İslam cumhuriyeti sistemi Meşhed’deki inkılab karargahını kaybedebilir” endişesi de yer alıyor Muhammed Çelik’in yorumunda.

Köklü devlet geleneği ve bir o kadar karmaşık yönetim sistemi gibi girift ilişkiler ağıyla örülmüş sosyal yapısıyla İran hakkında kolay hüküm verilemeyen ülkelerden. Ancak hangi sebeplerle olursa olsun kendi topraklarında çatışmayı önlemek için her türlü tedbiri almayı iyi bilir. Kendisine yönelen tehdit ister halk hareketleri ister dış saldırılardan kaynaklansın mutlaka hinterlandında karşılamanın yolunu bulur İran yönetimi. Dileyelim ki bu olaylar, yönetimin halk taleplerini bastırmak için dışarıda açık çatışma yaratacak adımlarına dönüşmesin.

.

Facebook Yorumları

reklam
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı