İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek


10.2.2018 - Bu Yazı 194 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İnsanlık Anıtı'nın parçalanmasıyla bu toplumun Ermenileri ile Türkleri arasındaki yarılmanın telafisi de bir kere daha engellendi. Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin iyileşmesinin engellendiği gibi… Telafisiz zararlar. Akhisar’da piyese hazırlanan miniklerin heyecanı da öyle.

“Ucube” kararlardan bir yenisi Manisa’dan geldi. Akhisar Milli Eğitim Müdürlüğü, okullarda tanıtımını ve oynanmasını yasakladı bir çocuk oyununun. Gerekçe savaş karşıtlığı. Yasaklanan tiyatro eseriyse çocuk oyunu. Sanatın barış yanlısı ve savaş karşıtı olmasından doğal ne var dersek çocuklar gelir ilkin aklımıza. Çocuk algısına barışı, dostluğu, merhameti, insani, vicdani değerleri yerleştirmenin aracıysa sanat.

Değerler eğitimi kavramını dilinden düşürmeyen iktidarın bürokratlarıysa insani değerlere savaş açmış gibi. Savaş karşıtlığını suç saymışlar “ülkenin içinden geçtiği hassas dönem…” gerekçesiyle. Barışı savunmak erdemdir, desek anlamazlar. O halde şöyle söyleyelim çelişkilerini:

Hassas dönemden kast edilen Afrin operasyonu. Operasyonun adıysa Zeytin Dalı. Barış sembolü yani. Harekatı, barış sembolüyle isimlendirmenin gerekçesini iktidar sahipleri, mealen “biz oraya halklarla ve devletle savaşmaya değil o toprakları, teröristlerden temizleyip halka, gerçek sahiplerine iade etmeye gidiyoruz” demişlerdi. Kraldan çok kralcı bürokratlarsa iktidar sahiplerini tekzip edercesine yapılanın savaş olduğu imasıyla oyunu yasakladı:

“Tiyatro metninde yer alan Bilgican isimli karakterin savaş karşıtı sözlerinin konuyla alakasız olduğu ve yine tiyatro metninde yer alan yaşlı ağacın şiddet karşıtı sözlerinin de çevre kirliliği ile bir ilgisi olmadığı” gerekçe olarak gösterildi. Barış, dostluk, kardeşlik duygularıyla beslemeden çocuklarımıza ne verebilir okullar? Empati duygusunu geliştirecek en önemli faaliyet olan tiyatroyu, sanat eğitimini temel dersler arasına almak gerekirken sudan sebeplerle yasaklamanın iler tutar yanı yok.

Garip ama yabancımız olmayan bu bürokratik refleks, sanat karşıtlığı iliklerine işlemiş devlet aklının ürünü. Geçmişten günümüze sayılamayacak kadar çok örnek var. Yasaklanan, engellenen, yakılan ve yıkılan eserlere ait.

Gözümün önünden hiç gitmeyen görüntülerden biriyse İnsanlık Anıtı’nın yıkımı. İnsanlığın yok edilişi gibiydi, hınçla parça parça edilişi.

Önce “ucube” dendi. Beğenilmedi. Kişisel zevk denilerek geçilmedi ama. Yıkılması, kaldırılması direktifi verildi. Emir, demiri kesti ve türlü sebepler bulunarak hukuk kılıfına sokuldu, yıkım işlemi. Heykeltıraş Mehmet Aksoy kendisine gösterilen arazi üzerine kurmuştu eserini ama hazine arazisi dendi önce. Sonra sit alanı olduğu keşfedildi.

Ucube yakıştırması yapılırken, daha ilk görüşte “hazretin türbesinde ne işi var?” denilerek itiraz edilmişti heykele. O hazret, tarihin Kürt evliyalarından Ahmed-i Hanî idi. Uzun yıllar yanlışlıkla Mevlana’ya atfedilip sonradan Ahmed-i Hanî’ye ait olduğu anlaşılan ünlü davete icabet etmiş meğer İnsanlık Anıtı. “Kim olursan ol gel! Bu kapı ümitsizlik kapısı değil / Bin kere tövbeni bozmış olsan da yine gel!” demiş hazret.

Yüz yıl önce insanî değerlerin yok edilişiyle yaşanmış büyük acıyı, toplumsal yarılmayı sembolize ederek, insanlığın yeniden inşası için tevafuk olmuş aslında yer seçimi. Ama öyle ince şeyleri durup anlamaya siyasetin, siyasetçinin vakti yok ki. O nedenle ayrı kulvarlar sanat ve siyaset. Keşke bilinseydi. Keşke…

Yüzyıl önce insanların katledildiği o yerde İnsanlık Anıtı da parçalandı işte. Bu toplumun Ermenileri ile Türkleri arasındaki yarılmanın telafisi de bir kere daha engellendi. Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin iyileşmesinin engellendiği gibi… Telafisiz zararlar. Akhisar’da piyese hazırlanan miniklerin heyecanı da öyle. İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek.

.

Facebook Yorumları

reklam
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı