İnsanın primat yanı


12.9.2018 - Bu Yazı 197 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Çözüm süreci bana göre ülkemizde primat özellikleri baskın insanlar olmaktan çıkışın yoluydu. İnsaniyet bilincine doğru atılan bir adımdı. Çünkü alan belirlemekten tutun sürü liderliğine, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamaya, neslin devamı için bile çatışmaya canlı türlerinin her birinin yaşamsal davranışları olarak bakabiliriz. İnsan hariç...

Uzun çatışmalı yılların arasında yaşanmış kısacık çözüm süreci, tüm eksik ve kusurlu yanlarıyla birlikte ülkenin en esaslı çabasıydı. Esaslı yani aslolandı. Gerçekte yaşanıyor olması gereken, toplumsal yaşamı şekillendiriyor olması gereken şeydi, çözüm sürecinde barışı sağlama çabalarının sergilendiği duygu ve düşünce iklimi.
 
İnsan soyunun özünde var olduğuna inandığım “iyilik”, siyasal sisteme ve toplumsal yaşama egemen kılınabilecekti. Çünkü arızî olan savaş ve çatışma. Arızî yani geçici, eğreti, sonradan olan ve dıştan gelen şey çatışma. İnsanın özünde olan değil. İnsanlık tarihinde ve ülkemizde çatışmaların, barış dönemlerinden çok daha uzun sürelerle yaşanmış olması gerçeği, şüphesiz insaniyetin özündeki “iyilik” yolculuğu gerçeğini değiştirmiyor.
 
Sıfat olarak iyi kelimesi göreceli bir durumu ifade eder ama kavram olarak iyilik öyle değil. İyilik kavramı, kişiden kişiye değişmeyecek şekilde mutlak hakikati ifade eder. İnsaniyeti şekillendiren, insanın medeniyet kuran yanının ifadesidir zira iyilik kavramı. İnsanın primat yanını aşabilmesini sağlayan temel itici güç iyiliktir. Ve iyilik yaşamın kutsanmasıyla başlar, ölümün değil. Ölümü yücelten çatışmalı süreler, insanın primat özelliklerini belirginleştirir.
 
 
Birey olarak ömür dediğimiz hayatlarımızda yaptığımız şey insaniyete yolculuk. Primat özellikleri belirgin bireyler olarak doğduğumuz bu dünyadan gidinceye kadar süren iyilik yolculuğunda başarılıysak insan olarak ölebilme şansına sahibiz. Toplum hayatında ise iyilik kavramının yaşanabilir kılınması medeniyetler geliştirmemizi sağlamış çağlar boyunca. Siyasal ve sosyal düzenine iyilik gerçekliğini yansıtan toplumlar medeniyet dediğimiz aşamaya geçip yüzyıllarca sürecek etki gücüne sahip kılmışlar iyi özelliklerini.
 
Kuşkusuz söz ettiğim iyilik hali, olmayana vermekten ibaret değil. Yoksulu doyurmak, giydirmek bizde iyilik hareketi olarak adlandırılsa da gerçek iyilik kavramının sonuçlarından sadece bir tanesidir. İnsaniyet bilincinin yüksek aşaması olan iyilik, adaleti sağlama çabasında erişilen başarı halini gösterir. Adaleti sağlamanın temeli de eşitlik olduğundan her bireyin adalet arayışında eşit haklara sahip kılınıp aradığı adalete erişebilmesiyle anılır medeniyetler. Ancak o zaman yükselir çünkü tüm diğer insani kabiliyetler. Estetikten bilime, ikili ilişkilerden toplumsal yaşamın tüm süreçlerine uzanan ve bizi diğer canlılardan belirgin şekilde ayıran davranış kalıplarına insan olma bilinciyle ulaşılır.
 
Burada ölçü adalet arayışı değil medeniyeti oluşturan aranan adalete ulaşılması hatta aranan adalete ulaşmanın gerektirdiği çabanın ve sürenin azlığı. Yoksa adalet arayışı diğer canlılarda ve bebeklerde de var. 0-3 yaş bebeklerin genel özelliklerini hepimiz biliriz. Akranıyla bir aradayken illaki diğerinin oyuncağını almak ister. Maymunlarla yapılan bir deney* bize diğer canlılarda gördüğümüz adalet arayışını çok güzel anlatır. Deney sayesinde, aynı zamanda bebeklerin diğerinin elindeki oyuncağa sahip olma çabasının nedenlerini de kavrarız. Maymunlarda aynı yiyeceğe sahip olması gerektiği inancı yani adalet arayışı var. Yiyecek yerine taş verilmesi saldırganlığa yol açıyor deneyde. Birine yiyecek verildiğini ama kendisine taş verildiğini gören taşı kaldırıp verene fırlatma yolunu seçiyor. Yukarıda biz insanların primat özelliklerimiz belirgin bireyler olarak doğduğumuzu söylemiştim. Bebeklerde eşit haklara sahip olma bilincini, farklı oyuncağı ele geçirme biçiminde sergiliyor. Eşitlik duygusu hayatın temeli ve geneline de yansıdığından bebekler kendi adaletini gerçekleştirmek için hırçınlaşarak diğerinin oyuncağını ele geçirmeye yöneliyor. 0-3 yaş grubundaki çocukların birlikte oynayabilmesini sağlamak isterseniz onlara aynı oyuncakları vermelisiniz. Eşit olduklarını ellerindeki imkanın eşitliğiyle gördükleri zaman hırçınlık azalacak giderek başarılı sosyalleşme davranışları sergileyecekler.
 
Ve biz insanlar hayattaki yolculuğumuz ilerledikçe bize adaletli davranıldığı ölçüde adaletli davranmayı öğreniyoruz ilerleyen yaşlarımızda. Göremediğimizde ise kendi adaletimizi kendimiz gerçekleştirmeye yönelip çatışmalar yaşıyor, yaşatıyoruz.
 
 
Çözüm süreci bana göre ülkemizde primat özellikleri baskın insanlar olmaktan çıkışın yoluydu. İnsaniyet bilincine doğru atılan bir adımdı. Çünkü alan belirlemekten tutun sürü liderliğine, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamaya, neslin devamı için bile çatışmaya canlı türlerinin her birinin yaşamsal davranışları olarak bakabiliriz. İnsan hariç. İnsan tüm bu yaşamsal ihtiyaçları çatışmadan da gerçekleştirme becerisi sergileyebilen tek canlı. Onun için insanlık medeniyetleri görülmüş tarih boyunca. Bu dünyanın bizden çok daha önceki ev sahipleri olan canlılarda mesela bizden kat kat daha zeki olan yunuslarda medeniyetten söz edemiyoruz. Çünkü iyiliğe yönelme yani bireysel ve toplumsal düzlemde adaleti gerçekleştirme becerisi sadece insanlarda gelişmiş veya insanın özüne yaratılırken yerleştirilmiş bir cevher. Ve biz uzun yılların biriktirdiği sorunlardan birini insana yakışır biçimde sonlandırabilecektin çözüm süreciyle. Özde var olan iyilik yüzeye çıkabilecek, yaşanılabilir hale gelecekti süreç başarıya ulaşıp kalıcı barış sağlanabilse.
 
Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder çözüm sürecine ait sözleri nedeniyle ceza aldığından bu yana aklımdan çıkmayanlar böyle. Zira ceza aldıkları o sözleri şahsen ben de birçok vesileyle defalarca söylemiştim. Hadi ben kim oluyorum, sözlerimi kim bile, kim duya diyelim. Ama iktidar mensupları da defalarca söyledi o sözleri. Aynı sözler birine siyasi ikbal birine ceza getirdiğinde, insanın özündeki iyilik yönü yani adaleti tesis etme becerisi değil insanın primat yanı güçlenmiş oluyor.
 
*Deneye ilişkin video:

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8